İzmir City | İzmir haberleri, İzmir etkinlik, İzmir Şehir Rehberi, Sinema, Konser, Tiyatro
Tarih : 04 Ağustos 2013 19:46
Alsancak
Alsancak ve çevresi, İzmir'in aydınlık ve çağdaş yüzünü yansıtan semtlerin başında gelir. 1922 yangınının bir harabeye dönüştürdüğü Frenk Mahallesi ve çevresinden günümüzün modern kent parçası doğar.
Alsancak
reklam

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkemizdeki en büyük imar hareketlerinden biri işte bu yangın alanında gerçekleştirilir ve güzel Alsancak oluşur. Dönemin parasal olanaksızlığı içinde bu enkazı kaldırmak pek kolay olmaz ve bölge bu imarlaşma içinde, günümüze değin büyük bir gelişme gösterir.

17. Yüzyıl’dan itibaren Doğu Akdeniz’in en önemli ipek pazarlarından biri haline gelen ve bunu izleyen yüz yıl içinde de art bölgesiyle birlikte Anadolu’nun Avrupa ile ticaret bağlantısı olan ilk ve tek noktası ve tek ihracat limanı olan İzmir’e gerekli olan rıhtım yapımı için 1865 yılında üç İngiliz tüccar başvuruda bulunur ve kendilerine 1867 yılında gerekli izin verilir. Bazı sorunlar nedeniyle yapım, ancak 1869 yılında başlar. Rıhtımın, gümrük bölgesi önündeki bölüm dışında kalan dört bölümü bir takım gecikmeler ve aksaklıklardan sonra 1876 yılında tamamlanarak hizmete girer. Beşinci bölümün tamamlanması için 1877 yılında yapılan başvuru sonucu imzalanan anlaşma ile imtiyaz süresi, 1912 yılına kadar uzatılır ve mendirek içindeki gümrük binası, balık hali, karantina binası, posta binası ve fenerler gibi yapıların da şirket tarafından yapımı sağlanır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1933 yılında çıkardığı bir yasa ile; rıhtım, liman, tramvay ve bunlara ait menkul ve gayrimenkullerin tamamını devir ve satın alır.

Şehrin yeniden imarı sürecinde, 1934 yılında Konak’tan Cumhuriyet Meydanı’na kadar olan kısmı Bandırma parke taşı ile döşenen Kordon’da, başından beri çalışan atlı tramvaylar, 1937 yılında kaldırılır. 1960’lardan sonra yüksek yapılaşmaya izin verilmesi nedeniyle tarihsel dokusunu neredeyse tamamen yitiren Kordon, 2000 yılında yapılan düzenleme ile günümüzdeki biçimini alır. Alsancak semtinin hayali sınırı, Kordon’un da başlangıç noktası olan Cumhuriyet Meydanı’nda başlar, oradan Montrö Meydanı’na ulaşan Şehit Nevres Bulvarı ile Kültürpark’ın büyük bölümünü içine alarak 26 Ağustos Kapısı’na ve oradan da Liman’a uzanır. Alsancak ismi, 1925 yılında verilir. İzmir’in kurtuluşundan hemen sonra günümüzdeki Kıbrıs Şehitleri Caddesi civarından, Kadifekale’deki Türk bayrağını görenlerin “Al Sancak” diye bağrışmaları semte bu adın verilmesinde etkili olur.

alsancak-1

Bölgede 18. Yüzyıl ikinci yarısından itibaren İzmir’in en yoğun azınlık yerleşimi görülür. Levanten kültür, doğal olarak bölgeye yepyeni bir mimari biçim getirir. Yangından kurtulmuş olan o günlerin Mesudiye, günümüzün Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne açılan sokaklarda bu evleri görebiliriz. Bu sokakların en ilginçlerinden biri; günümüzde el işlerinin sergilendiği, dapdaracık Dantela Sokak’tır. Öte yandan İrfan Boyuer, Cumbalı, Can Yücel, Gazi Kadınlar ve Muzaffer İzgü sokakları, cumbalı binalarda hizmet veren sayısız kafe-bar ile semtin en hareketli sokakları arasındadır. Sıra sıra dizilmiş cumbalı evler, ilk bakışta öyle görünmese de birbirlerine hiç benzemez. Yapıldığı dönemdeki sahiplerinin zenginlikleri ya da sosyal konumlarının mimari dokuya yansıyan çizgileri, bu evleri birbirlerinden ayıran özelliklerin yaratılma nedenidir.

Bölgedeki en önemli yerlerden biri, hiç kuşku yok ki İzmir’in sembolleşmiş adlarından biri olan ve dünya çapında üne sahip olan Kordon’dur. Şiirlere, şarkılara konu olan İzmir’in ünlü Kordon’u, günün her saatinde cıvıl cıvıl bir mekandır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği rekreasyon düzenlemesi ve yürürlüğe koyduğu “Kordon Yönetmeliği” ile bu ünlü mekan, İzmir’in en önemli prestij alanı haline geldi. Temizlenmeye, rengi maviye dönmeye başlayan Körfez ile birlikte, artık Kordon daha bir yaşanılası oldu. Konak Pier önünden başlayıp, Alsancak Limanı’na kadar uzanan Kordon’un uzunluğu yaklaşık 2.500 metredir. Cumhuriyet Meydanı ile Alsancak Limanı arasında kalan yaklaşık 1700 metrelik bölümde yer alan yaklaşık 767000 metrekare büyüklüğündeki bölüm, ülkemizde bir şehir merkezinde yer alan en büyük alanı oluşturur.

alsancak-2

Semtin hiç kuşkusuz en görkemli yapısı Alsancak Garı’dır. İzmir-Aydın Demiryolu’nun başlangıç noktasıdır. 1856 yılında dört arkadaşı adına da dilekçeyle başvuran işadamı Robert Wilkin’e verilen imtiyaz ile yapımı kararlaştırılan demiryolunun söz konusu imtiyazı, 1857 yılında yine Wilkin’in kurduğu İzmir’den Aydın’a Osmanlı Demiryolu Şirketi’ne devredilir. 22 Eylül 1857 tarihinde düzenlenen törenle, demiryolu yapımı başlar. Hattın yapım aşamasında, 28 Aralık 1860 tarihinde İzmir-Torbalı bölümü devreye girer. 14 Kasım 1861 tarihinde açılan Kozpınar’a kadar olan bölümü, 15 Eylül 1862’de açılan Selçuk’a kadar olan bölüm izler. 133 km. uzunluğundaki demiryolunun Aydın’a varması ise ancak 7 Haziran 1866 tarihinde gerçekleşir. Böylelikle Büyük Menderes havzasının İzmir ile demiryolu bağlantısı sağlanmış olur.

İzmir-Aydın demiryolu, 1935 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin malı olmuştur. Yakın zamana kadar Buca, Ödemiş, Tire, Denizli ve Afyonkarahisar yönüne giden trenlerin kalkış noktası olan Alsancak Garı, özellikle demiryolu nostaljisi yaşamak isteyenler için ideal bir mekandır. Yolcu bekleme salonu, bilet satış gişesi, vitray süslemeleri, peronlarıyla kendisine özgü çizgilere sahip bir gardır. Özenli taş işçiliği dikkat çeken Alsancak Garı’nı gezerken, hareket saatini vurgulayan orijinal çana bakmadan geçmemeniz ve kuzey yönündeki alana yerleştirilmiş olan Atatürk’ün yurt gezilerinde kullandığı özel vagonu da mutlaka gezmenizi öneririz. Garın ön cephesinde de, demiryollarımızda ömür tüketmiş emektar lokomotiflerden biri sergilenmektedir.

Gar’ın hemen karşısında yer alan 1469 Sokak, semtin önemli arterlerinden biridir. Bornova Sokağı olarak da bilinen bu sokak, semtin eski anılarını günümüze ulaştıran dokuları büyük oranda korumayı başarmıştır. Alsancak semtine özellik katan güzelliklerden biri de çeşit çeşit ve oldukça lezzetli damak tadlarını sunan mekanlara sahip olmasıdır. 19. Yüzyıl’da birahaneler cenneti olan o günlerin rıhtımı, günümüzün Kordon’unda, gün batımına kadeh tokuşturmanın keyfi yüz elli yıldır değişmemiştir. Son yıllarda Türk mutfağına has yemeklerin de oldukça sık görüldüğü Alsancak, fast food türü gıda satan yerler açısından da neredeyse rakipsizdir. Semtin önemli yiyecek mekanları arasında, Dönerciler Sokağı ile pastanelerini de unutmamak gerekir. Bunların yanı sıra, İzmir’in en lezzetli boyoz ve gevreklerini de yine Alsancak’ta bulabilirsiniz.

alsancak-3

Alsancak’ta önemli bir nokta da Cumhuriyet Meydanı’dır. Cumhuriyet, Şehit Nevres ve Gaziosmanpaşa bulvarları ile Atatürk ve Şehit Fethi Bey caddelerinin açıldığı, İzmir’in en önemli meydanlarından biridir. İzmir’in önemli günlerde tören ve geçitlerin gerçekleştirildiği ve yapıldığı yıllarda “Gazi Parkı” olarak anılan meydan, 2002 yılında yapılan çalışmalarla denize kadar genişletilmiş ve yeniden düzenlenmiştir.

Bir diğer önemli meydan, Gündoğdu’dur. 19. Yüzyıl sonlarında “Bella Vista” ya da “Güzelyer” adlarıyla da bilinen Gündoğu adının, bulunduğu mahallenin adıymış gibi kullanılmasına 1940’larda son verilmesine karşın, halk arasında o çevrenin bu adla anılması günümüze kadar sürmüştür. Gündoğdu için “Alsancak’ın Kordon’a açılan kapısı” diyebiliriz. Tam bu noktada bulunan Gündoğdu Meydanı, özellikle bahar ve yaz aylarında çeşitli etkinliklerin yapıldığı bir alandır.

Atatürk Müzesi
Atatürk Caddesi üzerinde yer alan Atatürk Müzesi binası, 1880 yılında yapılmıştır. İzmir’e giren Türk ordusu, burasını karargâh olarak kullanmıştır. 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresi toplandığında, Mustafa Kemal Atatürk, şahsi çalışmalarını burada yürütmüştür. Kongre bitiminde karargâh, bu binadan taşınmış ve hazine binayı Naim Bey’e otel olarak kullanmak üzere kiralamıştır. 16 Haziran 1926’da İzmir’e gelen Mustafa Kemal Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte Naim Palas’ta kalmıştır. 13 Ekim 1926’da bina İzmir Belediyesi tarafından satın alınmış ve bazı yeni eşyalar da konularak Atatürk’e hediye edilmiştir. Atatürk, 1930-1934 yılları arasında İzmir’e her gelişinde hep bu evde kalmıştır. 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün vefatı üzerine; ev, kızkardeşi Makbule Baysan’a veraset yoluyla intikal etmiştir. 25 Eylül 1940’ta İzmir Belediyesi, binayı müze yapmak üzere istimlak etmiştir. Atatürk’ün İzmir’e gelişinin 19. yılına rastlayan 11 Eylül 1941 tarihinde müze törenle halka açılmıştır. 5 Ekim 1962 tarihinden itibaren müze “Atatürk İl Halk Kütüphanesi ve İzmir Şehri Atatürk Müzesi” adını almıştır. 28 Aralık 1972’de Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı’nın 12088 sayılı yazıları ile binanın mülkiyeti İzmir Arkeoloji Müzesi’ne verilmiştir. Restore ve tanzim edilerek 29 Ekim 1978’de törenle “Atatürk ve Etnografya Müzesi” olarak ziyarete açılmıştır. Müzedeki etnografik eserler, 13 Mayıs 1988’de açılan yeni Etnografya Müzesi’ne taşındıktan sonra müzenin adı “Atatürk Müzesi” olmuştur.

Bina Osmanlı ve levanten mimarisi karışımından meydana gelen Neoklasik tarzda bir yapıdır. Bodrum, zemin, 1. kat ve çatı katından oluşmaktadır. Dikdörtgen planlı arka cephesi revaklı, avlulu 852 m²lik bir alanı kaplayan kârgir bir yapıdır. Ön cephede 1. katta cumbası vardır. Tüm zemin kat tabanı büyük boy mermer plakalarla döşelidir. Salonda yerde 34,5 m²lik Uşak halısı, sağ ve sol nişlerde mermer heykeller, büyük kristal ayna ve Atatürk büstü vardır. Sağ ve soldaki odada ve küçük salonda, 19. yüzyıl stili nefis şömineler vardır. Birinci kata çıkan merdivenlerin başında aplik görevi yapan 2 adet tunç şövalye heykelciği vardır. Merdiven sahanlığında büyük Atatürk portresi asılıdır. Atatürk’ün kullanım odaları olan toplantı salonu, çalışma odası, yatak odası, misafir odası, berber odası, muhafız odası, bekleme-kabul odası, kütüphane, yemek odası ve banyo, 1 kattadır. Toplantı salonunda ortada yeşil çuhalı rulet masası ve etrafında 12 adet Cosmos marka sandalye yer almaktadır. Salon duvarlarına dayalı 10 adet küçük boy maun sandalyelerin arkalıklarındaki çini plakalar üzerinde Shakespeare’nin eserlerinden kimi sahneler canlandırılmıştır. Yatak odasında maun karyola, 2 komidin, 2 kadife koltuk, 1 kanepe, 1 şezlong, 1 markiz, 3 dolap vardır. Yatak odaları günün modasına göre döşenmiştir. Kütüphanede Fransızca bir ansiklopedi bulunmaktadır. Çalışma odasında meşe kaplama çalışma masası ve onun üzerinde Atatürk’ün kullandığı yazı takımı vardır. Odalar bronz dolama heykeller, vazolar ve yağlıboya tablolarla süslenmiştir. Yerde Isparta ve Uşak halıları serilidir.

Kültürpark
Kültürpark, 1922 yılı yangının kül ettiği alanın önemli bir bölümünde yaratılan park ve kültür alanıdır. Kültürpark ile bu alanda gerçekleştirilen İzmir Enternasyonal Fuarı’nın, İzmir kentinin gelişme süreci ile de çok yakından ilgisi vardır. 17 Şubat 1923’de İzmir’de toplanan 1. Türkiye İktisat Kongresi, “Uluslararası fuar”a giden yeni süreci başlatır. Hemen o yıl düzenlenen Yerli Malları Sergisi, büyük ilgi görür. Aralıklı olarak düzenlenen sergi ve panayırlar, İzmir’de bu işe uygun ve evrensel boyutlarda katılımın içinde özel olarak ayrılan alanda, 1 Ocak 1936 günü molozlar kaldırılıp ağaçlar dikilmeye başlanarak, ülkemizde ilk kez bu boyutta bir park alanı yaratılır. Çevresi 2550 metre ve yüzölçümü 430000 metrekare olan Kültürpark, aynı yılın 1 Eylül günü açılarak, İzmir’e kazandırılmış olur. Böylece, turizm ve ticaret kenti olan İzmir, yangından “Fuarlar Şehri” olarak çıkmasını bilir ve kendini bu alanda dünyaya tanıtıp, dünyayı İzmir’e taşır ve bu ilişki, Uluslararası İzmir Fuarı’na mekan olan Kültürpark’ta gerçekleşir.

Kültürpark, İzmir’in hem romantik hem de en önemli yeşil alanlarından biridir. Hem barındırdığı değerler, hem de doğal yapısı nedeniyle mutlaka yerinden ulaşmak çok kolaydır. Yaya girişi ücretsizdir, ancak içeride gezmek istediğiniz müze, lunapark, fuar vb. için ücret ödemeniz gerekecektir. Kültürpark geziniz sırasında Lunapark’a gidip çeşitli oyuncaklarda eğlenebilir, yapay gölde su bisikletine binebilir ya da uygun kıyafetiniz var ise park alanını çepeçevre dolaşan tartan pistte spor yapabilirsiniz. Hatta paraşüt kulesinden atlayabilirsiniz. Kültürpark, barındırdığı bitkiler açısından da önemli bir botanik alandır. Bazı çok değerli ağaçlar arasında, hemen Lozan Kapısı girişi sağ tarafı ile İsmet İnönü Sanat Merkezi’ne gidişte sol yanda kalan bir çift “Sekoya”dan söz etmek gerekir. Kuzey Amerika kökenli bu ağaçların 140 m. uzunluğa erişebildiklerinden, uzak bir gelecekte İzmir’in sembollerinden biri olma olasılıkları vardır. Kültürpark’ın; 26 Ağustos, 9 Eylül, Cumhuriyet, Lozan ve Montrö kapıları olmak üzere beş giriş kapısı vardır.

Tarihi Havagazı Fabrikası
Tarihi Havagazı Fabrikası, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla, kentin önemli kültür ve sanat merkezlerinden biri haline getirilmiştir. Tarihi Havagazı Fabrikası Restorasyon Projesi gereğince, 23 bin 250 metrekarelik açık alan üzerindeki 2 bin 850 metrekarelik inşaat alanına sahip tescilli yapılar dışındaki tüm yapılar yıkılıp, dev baca güçlendirilmiştir. Günümüzde, birçok etkinlik burada düzenlenmektedir.

19. Yüzyıl’ın ikinci yarısında ticaret hacmindeki hızlı büyümeyle birlikte, İzmir’in sanayi yaşantısında da önemli gelişmeler yaşandı. İplik fabrikası, havagazı fabrikası, su fabrikası gibi büyük sanayi işletmeleri açıldı. İzmir’de ortaya çıkan sanayi kuruluşları, Aydın Garı ve iskeleye yakın olması nedeniyle bu kesimlerde yer aldı. 1857 yılında Andre Morchais adındaki girişimci, Paris Gaz Şirketi adına İzmir’de bir havagazı fabrikası kurmak için Osmanlı Devleti’ne başvurur. Ancak ölümü ile başvuru geçerliliğini kaybeder. İlk girişimden sonra bu kez 1859 yılında İstanbullu gazeteci A.Edwards, İzmir’de havagazı fabrikası kurmak için Osmanlı Devleti’ne başvurur. Başvuru, 40 yıllık imtiyazla onaylanır. Fabrikanın yapımı 1862 yılında başlar. Havagazı üretim tesisi, merkezi Glasgow’da bulunan “Lanloux and Sons” fabrikası tarafından kurulur. Fabrikanın kuruluş çalışmaları sürerken, kent içi nakil şebekesi de hazırlanmıştır.

TCDD Müze ve Sanat Galerisi
Müze binası, 1800’lü yıllarda İngiliz tüccarlar tarafından, ticari emtia deposu olarak yaptırılmıştır. 200 metre kadar güneyinde yer alan İngiliz Konsolosluğu, onun bitişiğindeki Anglikan Kilisesi ve şu anda Buca’da, 9 Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı olarak kullanılan bina ile aynı mimari özelliklerdedir (“Bağdadî” adı veriliyor bu yapı tarzına). Demiryollarının millileştirilmesinden sonra, binanın hemen bitişiğinde yer alan ve aynı mimari özellikleri taşıyan büyüklü küçüklü toplam 5 adet yapıyla birlikte uzun yıllar lojman olarak kullanılmıştır. Nice depreme ve yangına direnen bina, 1990 yılında Müze ve Sanat Galerisi olarak düzenlenmiştir. Müzede, ülkemizde demiryolu serüveni başlangıcından bu yana, çeşitli istasyon ve trenlerde kullanılmış olan araç gereç, çeşitli malzeme ve giysiler sergilenmektedir.

İzmir’in İlk Saat Kulesi: Alsancak Garı Saat Kulesi
Aydın-İzmir Demiryolu’nun tamamlanmasının ardından, İngilizler tarafından inşa edilip, 1866 yılında, Alsancak Garı yanında hizmete açılmıştır. İzmir’in ilk saat kulesidir.

Aya Fotini Kilisesi
Günümüzde özel günlerde ibadete açılan tek Ortodoks kilisedir. 1793 yılında Hollanda Kilisesi olarak açılan kilise, 1905 yılında geçirdiği yangından sonra onarım görmüştür.

Saint John Evangelist Kilisesi
İzmir’de ilk Anglikan kilisesi, şehirde bulunan İngilizler ve Levant Şirketi çalışanları için 1625 yılında inşa edilir. St. John adına ilk kilise ise, 1843 yılında kurulur. Günümüzdeki kilisenin yeri, İngilitere konsolosluk binası inşa edildiğinde satın alınarak ayrılır. 1898 yılı Kasım ayında temeli atılan kilise, cemaat tarafından toplanan paralarla inşa edilerek, 1899 yılında tamamlanır. Kilise, 7 Nisan 1902 tarihinde açılmıştır.

Saint John Katedrali
Şehit Nevres Bulvarı, numara 29 adresinde Katolik katedralidir. Dönemin başpiskoposu ANthony Mussabini tarafından 1857 yılında satın alınan arsada, yapımına 1862 yılında başlanan kilise, 1874 yılında açılmıştır. Yapımı sırasında Sultan Abdülaziz’in büyük yardımının olduğu bilinen kilise, Katolik ve Protestan cemaati tarafından ortak kullanılmaktadır.

Saint Rosaire Dom Kilisesi
1850 tarihli ilk yapı yıkılarak Domenikan rahipleri tarafından 1904 yılından yeniden inşa edilen Katolik kilisesidir.

DİĞER BİR BAKIŞTA İZMİR HABERLERİ

    • Alaçatı

      Alaçatı

      Çeşme'ye bağlı Alaçatı, İzmir'e 79 km. mesafede olup; Çeşme-İzmir yolu üzerinde yarımadanın darlaşmış yerinde, kuzeyde Ilıca ve güneyde Alaçatı Limanı arasında, doğusunda Koca Dağ'ın batıya uzantısı olan bir...

    • Efes

      Efes

      Efes (Grekçe Ἔφεσος, Ephesos) Anadolu'nun batı kıyısında, bugünkü İzmir ilinin Selçuk ilçesi sınırları içerisinde bulunan, daha sonra önemli bir Roma kenti olan antik bir Yunan kentiydi. Klasik Yunan döneminde...

    • Foça

      Foça

      Eski ve Yenifoça olarak iki bölgeye ayrılmış. Foça, yani Eski Foça, ilk görüşte insanı çarpan bir yer. Denize bakıyorsunuz önde balıkçı tekneleri, arkada mavi ve ötede küçücük adacıklarla güzeller güzeli bir...

    • Şirince

      Şirince

      Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet'in ilk yıllarında, dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla, Şirince şeklinde resmileştirilmiştir. 19....

    • Aliağa

      Aliağa

      İzmir'in sanayi ilçesi olan Aliağa; doğusunda Manisa, kuzeyinde Bergama, güneyinde Menemen, güneybatısında Foça'ya komşudur. İzmir-Çanakkale karayolu, kentin içinden geçmekte bu karayolu ile ilçeden İzmir'e...

    • Balçova

      Balçova

      Şair Homeros'un İlyada Destanı'nın bir bölümünde bahsettiği Agamemnon, Truva seferini yapan Akhai ordusunun başında bulunan komutandır. Askerlerin burada şifa bulması ve de yaralarının iyileşmesi üzerine...

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

KÖŞE YAZARLARI

baslik

EN ÇOK OKUNANLAR

  • Malesef, bu hafta hiç haber girilmedi.
  • Malesef, bu ay hiç haber girilmedi.
  • Malesef, bu yıl hiç haber girilmedi.