2 asır önce yapılan deneyi tekrarladılar

ODTÜ merkez kampüsünde 20 kişilik bir grubu, güneş ışınlarının ekvatora dik açıyla geldiği 21 Mart’ta öğlen saatinde, çubukları yere dik batırarak ölçtükleri gölgeyle Ankara’nın enlemini hesapladı.

Kıbrıs’taki kampüste de 35-40 kişilik bir grup aynı deneyi yaptı, Skype ile bağlantı kuran öğrenciler ölçtükleri değerleri birbirleriyle paylaştı.

ODTÜ URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, günümüzde birçok Avrupa ülkesinde ve Amerika’da, eskiden yapılan basit deneylerin öğrencilere bilimi sevdirmek için tekrarlandığını belirtti. Türkiye’de derslerde çok fazla deney yapma alışkanlığının bulunmadığına dikkati çeken Akbulut, deneylerin öğrenme sürecindeki önemini vurguladı.

Çocuklara ve gençlere bilimi sevdirmek için üniversite olarak bazı etkinlikler düzenlediklerini dile getiren Akbulut, ”Biz ODTÜ’de Bilim Müzesi kurduk. Bu müzede MÖ 9 binlerden günümüze bilimin ve teknolojinin gelişimi, tarihsel örgü içinde çeşitli eserlerle anlatılıyor. Çocuklar gelsin bu müzeyi gezsin burada deney yapsın, bilimi sevsin istiyoruz” dedi.

Dünyanın çevresinin ilk defa MÖ 240 yılında basit bir yöntemle hesaplandığını anlatan Akbulut, Eratosthenes’in gece gündüz eşit olduğunda öğle vakti güneş tepede iken gölge boylarını ölçerek gerçekleştirdiği bu yöntemi, ODTÜ’yü ziyaret eden 60 ortaokul ve lise öğrencisiyle tekrarladıklarını söyledi.

Akbulut, ”Bu onlar için hem eğitici hem de öğretici oluyor. Maksat çocuğa bilimi sevdirmek ve bilimin korkulacak bir şey olmadığını göstermek. Bir çubuk dikip herhangi bir insan bu ölçümü yapabilir. Bundan daha basit bir deney olabilir mi. Bu tür basit deneylerle öğrenilecek bilgilerde daha kalıcı olur” diye konuştu.

”Anlamadığınız şeyi zaten sevemezsiniz”

”Tüm yapılan anketler Türk halkının bilim ve teknolojiden korktuğunu ve sevmediğini gösteriyor” ifadesini kullanan Akbulut, anlaşılmayan bir şeyi sevmenin mümkün olmadığını vurguladı.

Öğrenme sürecinde deneylerin artırılmasının, çocukların bilim korkusunu yenmesini sağlayacağını belirten Akbulut, ”Dünyanın en büyük müzesi olan Science Müzesi’ne gittiğimde, çocukların müzede deney yaptıklarını gördüm. Müze cıvıl cıvıl. Çocuklar müzeye gelince anne babaları da daha çok müzeye geliyorlar. Onlar da müzeyi geziyorlar. Çocukların burada anahtar olduğunu gördüm” dedi.

Bir cevap yazın