Fatih Terim’in İfadesi

Galatasaray-Orduspor maçının devre arasında hakem Serkan Çınar ile sözlü diyaloğa girdiği için disiplin kuruluna sevkedilen Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Disiplin Kurulu’nda 1 saati aşkın bir sürede ifade verdi. Terim ifadesinde hakem ile diyaloğa girmenin yanlış olduğunu kabul ettiğini ancak hiçbir şekilde hakemin küfür ve hakaret sayılabilecek nitelikte sözler sarfetmediğini söyledi. Terim, ifadesinde Serkan Çınar’a yönelik şu sözleri söylediğini kabul etti ve ifadesini şu şekildee verdi:

“BANA RAPORUNDA KÜFÜR ETTİ YAZMA ZEVKİNİ TATTIRMAYACAĞIM DEDİM”

“BU DİYALOGTAN ÖTÜRÜ BENİM CEZA ALMAM HUKUKA VE VİCDANA SIĞMAZ”

“Bana raporunda küfür etti yazma zevkini tattırmayacağım dedim. Hiçbir şekilde şahsına veya değerlerine hakaret sayılabilecek bir söz söylemedim. Her maçta olabilecek türden bir diyalogtu. Türkiye’de çok maçta benim konuşmamın çok üstünde hakeme yönelik itirazlar oluyor. Bu diyalogtan ötürü benim ceza almam hukuka ve vicdana sığmaz. Zaten hakem raporu da benim size verdiğim ifademi doğruluyor. Sözlerimin hiçbir hakaret niteliği yok. Maçın tansiyonu ile aslında olmaması gereken bir tepkim sözkonusu.”

G.Saray Teknik Direktörü Terim’in hakem tarafından tribüne gönderildikten sonra oyuna müdahele ettiği şeklindeki suçlamaya karşılık ise “Oyuncum golü atmış, tribüne bana koşmuş, gelme mi diyeceğim. Maçın yüksek tansiyonu ile bizim bulunduğumuz tribünde hareketlenme oldu. Burak bana doğru koştuğu için ben de onu tebrik ettim” şeklinde ifade verdiği öğrenildi.

Bahçeli’den çok sert tepki

MHP Lideri Devlet Bahçeli Öcalan tarafından hazırlanan mektupların Kandil ve Avrupa’ya götürülmesiyle süren gelişmelere çok sert tepki gösterdi ve Başbakan Erdoğan’ı “vatana ihanet” ile suçladı. Yaşanan gelişmeler karşısında Cumhuriyet Savcılarının suskun kalmasının anlaşılır şey olmadığını belirten Bahçeli, “Türk ordusunun peşine düşen ve adeta PKK’yı memnun etmek ve süreç isimli çöküşü güçlendirmek için gün aşırı tutuklamalar yapan savcılar ve hâkimler Türkiye’nin imhaya doğru gittiğini görmezden gelmektedirler” dedi. Bahçeli, Başbakan ve hükümeti için mutlak sonun yakın olduğunu belirtirken “Türk milleti hainlerin cirit atacağı, barış ve çözüm diyerek bölücülüğü ve terörü meşrulaştıracakları bedevi kabilelerden müteşekkil çöl topluluğu hiç değildir” dedi. Bahçeli, mektup taşıyan milletvekilleri için “çürümüş” ifadesini kullandı.

-“BAŞBAKAN HER ÇİRKEFLİĞİ GÖZE ALDI”-
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli “İmralı canisiyle yapılan pazarlıklar ve yaşanan mektup rezaleti” konulu yazılı açıklama yapı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Türkiye’nin mahvına sebep olacak, Türk milletinin parçalanmasına yol açacak karar ve adımlarının iyice pervasızlaştığını ve tamamen kontrolden çıktığını belirten Bahçeli, “İmralı canisinin desteğiyle, milli varlığımıza, milli kimliğimize ve milli tercihlerimize idam fermanı hazırlamakla meşgul olan Başbakan, ülkemizi bölünme kuyusunun içine atmak için her çirkefliği ve her çirkinliği göze almıştır” dedi.

Bahçeli, hayret ve esef verici bir şekilde, etnik temelli bölücü terör ve İmralı’da yatan elebaşısının, AKP tarafından çözümün ve barışın adresi olarak taltif edildiğini ve böylesi bir mevkie hızla terfi ettirildiğini iddia etti.

-“HÜKÜMET SİYASİ GELECEĞİNİ VE TÜRKİYE’NİN AKIBETİNİ BEBEK KATİLİNE BIRAKTI”-

Hükümetin tüm umut ve beklentisini İmralı canisine bağladığının, siyasi geleceğini ve Türkiye’nin akıbetini bu bebek katilinin kanlı ellerine bıraktığının görüldüğünü iddia eden Bahçeli şöyle dedi.

“Başbakan Erdoğan; en sonunda tüm hatlarıyla bölücü teröre teslim olmuş, boyun eğmiş ve bu şekilde gurursuzluğun dibine batmıştır. Türkiye’nin yakın tarihinde, hiç bu kadar küçülen, milli değerlerine yabancılaşan ve milli kimliğini hor gören bir başbakan ve hükümete rastlanmamıştır. Türk milleti; art niyetli, menfaat düşkünü, kimliğini batı başkentlerinde kaybetmiş, haysiyeti iki paralık olmuş, saygınlığı ve şerefi çoktan İmralı ve Kandil bataklığına gömülmüş bir zihniyet tarafından bölücülük çemberine alınmış, çözüm kapanına hapsedilmiştir. AKP hükümeti sözde barış ve çözüm kandırmacısı altında var olan tüm milli ve moral değerlerimizi linç etmeye, eritmeye, gözden ve çaptan düşürmeye ahlaksızca yönelmiştir. İmralı canisinin suflörlüğü altında, Başbakan milliyetçiliği ırkçılık olarak görüp ayaklar altına almakta, Türklüğü ise etnik bir seviyeye indirmeye cüret etmektedir.”

PKK ve İmralı canisinin kullandığı üslubu aynısıyla sahiplenen Başbakan’ın, milleti çarpıtmak, içini boşaltmak ve değersizleştirmek için varını, yoğunu ortaya koyduğunu iddia eden Bahçeli, “Teröristbaşıyla münasebetlerin sıklığı, müzakerelerin uzun bir süreden beri devam etmesi Başbakan’ı uyuşturmuş, şuurunun kapanmasına neden olmuştur. Bugün ülkemizin tek gündemi İmralı’da yatan teröristin ne zırvaladığı, neyi tavsiye ettiği ve neleri istediği noktasında toplanmış ve belirginlik kazanmıştır” dedi. Bahçeli şöyle devam etti:
-“ÇÜRÜMÜŞ MİLLETVEKİLLERİNİN MEKTUP TAŞIMASI SÖZÜN BİTTİĞİ YER”-

“Kaldı ki İmralı canisi tarafından yazılan mektuplar her şeyin önüne geçmiş, kuryeler telaş ve heyecanla mesajları muhataplarına taşımaya başlamıştır. Başbakan Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’de, teröristlerin milletvekilleri vasıtasıyla haberleşmeye, görüş alışverişlerinde bulunmaya hiçbir endişe belirtisi göstermeden devam etmişlerdir. İmralı’dan yazılan mektupların Başbakan tarafından paraf edilerek, çürümüş BDP’li milletvekilleri tarafından Irak’ın kuzeyinden Kandil Dağı’na götürülmesi sözün bitişine ve ihanetin artık her yeri kapladığına kanıt sayılmalıdır. İmralı canisi ile örgütü arasındaki diyaloglar, AKP-BDP müttefikliğiyle heyecanla yayılmaya ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Başbakan ve hükümetinin bu hallere düşmesi iflah olmaz ve tedavi edilemez bölücülük özelliğinden ve Türk milleti hasımlığın kaynaklanmaktadır. Bunlar oluyorken, Cumhuriyet savcılarının suskun kalması anlaşılır ve kabul edilir gibi değildir. Türk ordusunun peşine düşen ve adeta PKK’yı memnun etmek ve süreç isimli çöküşü güçlendirmek için gün aşırı tutuklamalar yapan savcılar ve hâkimler Türkiye’nin imhaya doğru gittiğini görmezden gelmektedirler.”

-“BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN POLİTİKALARI AÇIKÇA VATANA İHANET”-

Siyaseti çıkar ve ikbal fırsatı olarak gören ilkesiz AKP zihniyetinin, ahlaktan uzak ve milli değerlerden yoksun yönetim anlayışını hâkim kılmak, Türkiye’yi bölmek için İmralı canisi ve çetesiyle elele verip terör elçiliği yapmakta tam olarak karar kıldığını öne süren Bahçeli, “Artık kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılmıştır ki, vatanımız için başka coğrafyalarda düşman ve işbirlikçi aramaya gerek yoktur. AKP hükümeti yaptıklarıyla, karanlık icraatlarıyla düşmana ihtiyaç bırakmamıştır” dedi. Bahçeli şu konulara değindi:

“-Başbakan Erdoğan’ın Türk milletini bitirmek, Türkiye’yi çökertmek için uyguladığı politikalar, hangi seviyeden ele alınırsa alınsın açık bir şekilde “Vatana İhanet’ suçu oluşturmaktadır.

-İmralı canisinin elinde oyuncağa dönüşen, köle gibi peşinden sürüklenen ve kanlı emellerinden çözüm uman Başbakan ve partisi yaptıklarının, açtıkları derin yaranın bedelini mutlaka ödeyecektir.

-Türkiye sahipsiz, çaresiz ve kadersiz değildir.

-Türk milleti hainlerin cirit atacağı, barış ve çözüm diyerek bölücülüğü ve terörü meşrulaştıracakları bedevi kabilelerden müteşekkil çöl topluluğu hiç değildir.

-Dün katliamları sevk ve idare eden caninin, bugün sözde barış ve çözüm sürecini yönetir hale gelmesi, Başbakan Erdoğan’ın da İmralı’ya iki de bir tekmil veren, durum raporu sunan ve süreçle ilgili arz notu yazan bir bedbahtlığa ve zillete düşmesi Türk milletinin başına gelebilecek en vahim musibetlerden birisidir.

-Başbakan ve hükümeti için mutlak son yakındır.

Bir gecede yüzde 100 zam!

Antalya Eczacı Odası Başkanı Kerem Zabun, hemoroid hastalığının tedavisinde kullanılan ilaca 12 Şubat’ta yüzde 100 oranına yakın zam yapıldığını kaydetti. Muadili bulunmayan, 500 miligram ve içerisinde 60 tablet bulunan ilacın fiyatının 12.96 liradan, bir gecede 24.11 liraya yükseldiğini ifade eden Zabun, ilaç fiyatlarında düşüş yaşanırken ‘Daflon Tablet’ adlı ilaca yapılan zamma vatandaşların da tepki gösterdiğini dile getirdi.

ÖNCE ‘YOK’, SONRA ‘ZAMLI’

Şubat ayının ilk haftasında eczanelerde tükenen ilacı hemoroid hastalarının yaklaşık 10 gün boyunca temin edemediğini belirten Zabun, bu süreçte ilaç depolarının da eczacıların siparişlerini karşılamadığını dile getirdi. Zamlı fiyatın uygulanmasının ardından ilaç depolarından eczanelere ilaç gönderilmeye başlandığına değinen Zabun, “Şubat ayının ilk haftasında tükendiği gerekçesiyle ilaç göndermeyen depolar, zam yapılmasının ardından ilaçları piyasaya çıkardı. İlaç depoları ticari kaygı nedeniyle halk sağlığını hiçe sayan uygulama yaptı” dedi.

FİYATLAR DÜŞERKEN ZAM YAPILDI

Zabun, ilaç fiyatlarının genelinde düşüş yaşanırken, 1 yıldan fazla süredir aynı fiyata satılan ilaca yapılan zammın nedenini hakkında bilgi sahibi olmadıklarını sözlerine ekledi.

‘Türkiye’ye samimi değil’

Bakan Ergün, ziyaretin ilk gününde, Almanya Türk Toplumu (TGD) ve Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD), Bakan Ergün onuruna bir akşam yemeği verdi. Deutsche Bank’ın, Friedrich Salonu’nda verilen akşam yemeğine TGD ve UETD yöneticilerinin yanısıra sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçi ve gazeteciler katıldı. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği Başkanı Sinan Kaplan, UETD’nin kuruluşu hakında bilgi verdi. Kaplan, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde toplam 50 temsilcilikle Avrupa’daki Türk toplumuna hizmet verdiklerini ve yine teşkilatlanma çalışmalarını da hızlı bir şekilde sürdürdüklerini söyledi.

Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Kenan Kolat ise, Türkler’in Almanya’da bilim dünyasına yaptığı katkıya dikkat çekerken Alman üniversitelerinde bilimsel çalışma yapan 72’si profesör, 300 den fazla doktoraı yapan bilim insanı olduğunu; bunun yanı sıra 1200’den fazla asistan ya da öğretim görevlesi akademisyenimizin görev yaptığını vurguladı. TGD Başkanı Kolat, Almanya Türk Toplumu olarak bu sene ilk kez toplam 3 farklı alanda bilim ödülleri vereceklerini ekledi.

Daha sonra kürsüye gelen Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, konuşmasına Türkler’in Almanya’nın ekonomisine, sanatına, sporuna ve sosyal hayatına yaptığı katkıları anımsatarak başladı. Bakan Ergün, şöyle dedi:

“Türk Alman Sanayi ve Ticaret Odası’nın verilerine göre, Almanya’da 72 bin Türk işveren var. Bunlar yaklaşık 350 bin kişiyi isdihtam ediyor ve 33 milyar euro’luk ciroya sahipler, 7.5 milyar euro’luk yatırımları var. Aynı zamanda önemli araştırma labaratuarlarının yöneticiliğini yapan hoca, akademisyenlerimiz mevcut. Mesut Özil gibi Fatih Akın gibi spor ve sanat alanında önemli aktörler var. Siyasetçiler uyum gibi konuları tartışıp zaman kaybederken, biz buradaki Türk toplumunun zaten Almanya’nın asli unsurlarından birisi haline geldiğini görüyoruz. Ama Almanya’da siyaset hala entegrasyon meselelerini konuşuyor. Bunun realiteden ziyade birtakım politik arka planları olduğunu onlara hatırlatmak lazım. Gerçek, siyasi anlanda ifade edilenden çok daha farklı.”

Türkiye’de ve yurt dışında yaşayan vatandaşların kaderlerinin ortak olduğunu kaydeden Bakan Ergün, şöyle devam etti:

“Türkiye ne kadar güçlü ve huzurlu olursa, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da o oranda güçlü ve huzurlu olacaktır. Almanya’da yaşayan vatandaşlarımız Türkiye’nin her gün artan gücünden daha fazla yararlanabilecek. Sizler zaten Türkiye’nin toplam gücüne önemli oranda katkı sağlıyorsunuz.”

MAZERETLER ÖNE SÜRÜLÜYOR

Türkiye AB ilişkilerini de değerlendiren Bakan Ergün, Avrupa Birliğinin Türkiye’ye karşı samimi davranmadığını söyledi. Türkiye’nin AB üyeliği konusunda önlerine yeni engellerin, mazeretlerin çıkarıldığını belirten Ergün, şöyle konuştu:

“Şimdi Türkiye’nin nüfusunun yoğun olduğu, nüfusunun yüzde 99’unun Müslüman olduğu gibi birtakım mazeretler öne sürülüyor. Türkiye’nin nüfusu sonradan radikal biçimde artmadı ki, önceden de AB nin öncüsü diğer büyük devletlerle aynı oranda bir nüfusa sahiptik. Sonradan da Müslüman olmadık, başvurduğumuzda zaten müslümandık. Ayrıca Türkiye’nin ekonomik ve sosyal sorunları olduğuğunu öne sürüyorlar. Evet ama zaten o sorunların bu süreçte giderilmesi amaçlanmıyor mu? Avrupa Birliği kazanım sürecinde ülkeler kendilerini siyasi olarak, ekonomik olarak gözden geçirir, çeki düzen verir ve belli standartları yakalar. Zaten bu süreçte amaçlanan budur. Bunlar da yeni bir şey değil. O zaman bu mazeretlerin hiçbirisi geçerli olamaz.”

Nihat Ergün, Fransa Almanya gibi ülkelerde bir takım tedirginlik ve dirençlerin var olmasına rağmen AB konusunda bugün Türkiye’nin elinin daha güçlü olduğuna vurgu yaptı.

Yemekten sonra TGD başkanı Kenan Kolat ve UETD başkanı Sinan Kaplan, Bakan Ergün’e, Berlin şehrinin sembolü olan Berlin ayısının bir maketini birlikte hediye etti.

İstanbul Üniversitesi karıştı!

İstanbul Üniversitesi Beyazıt yerleşkesinde bugün Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz’un da katılacağı belirtilen “İstanbul Üniversitesi 28 Şubat’la yüzleşiyor” etkinliği öncesi gerginlik yaşandı. Etkinliğin düzenleneceği Güzel Sanatlar Bölüm Başkanlığı önünde toplanan öğrenciler , protesto gösterisinde bulundu. Güvenlik önlemi alan Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ekipleri, basın açıklamasının ardından öğrencilerin dağılmasını istedi.

Açıklamanın ardından dağılmayan öğrenciler içeri gireceklerini söyleyip slogan atmaya başladı. Ancak polis öğrencilerin önünde barikat kurarak içeri girmelerini engellemeye çalıştı. Uyarılara rağmen içeri girmekte direnen öğrencilere polis müdahale etti.

Kalkanlarla öğrencileri uzaklaştırmaya çalışan çevik kuvvet ekipleri ile öğrenciler arasında arbede yaşandı. Bunun üzerine polis öğrencilere biber gazı ve tazyikli su sıkarak müdahale etti. Müdahaleden bir süre sonra tekrar toplanan gruba polis TOMA aracıyla tazyikli su sıkarak müdahale etti. Biber gazından etkilenen eylemciler fenalaşan arkadaşlarına limon ve sularla yadım etti. Bir süre daha çevrede bekleyen öğrenci gurubu daha sonra etkinliğin düzenlendiği bölgeden ayrıldı. Polis ekiplerinin bölgedeki güvenlik önlemleri devam ediyor. (DHA)

28 Şubat’a 2 general daha tutuklandı

Eski Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Aslan Güner ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu 28 Şubat soruşturması kapsamında ifadeye davet usulüyle çağrıldı.

Diğer üç subay ise polis nezaretinde Ankara Adliyesi’ne getirildi.

Aslan Güner, Erdal Ceylanoğlu, emekli Tümgeneraller Mehmet Başpınar ve Yücel Özsır ile muvazzaf Albay Mehmet Cumhur Yatıkkaya’nın savcılık ifadeleri sona erdi.

Cumhuriyet Savcıları Mustafa Bilgili ve Kemal Çetin, zanlıların tamamını tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti.

Mahkeme Erdal Ceylanoğlu ve emekli Tümgeneral Yücel Özsır hakkında tutuklama kararı verirken, 3 sanık ise serbest bırakıldı.

Emekli Orgeneral Erdal Ceylanoğlu 28 Şubat sürecinde Ankara Sincan’da tankları yürüten general olarak tanınıyor.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini de yürüten emekli Org. Erdal Ceylanoğlu Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanı iken 28 Şubat sürecinin simgesi haline gelen tankların yürümesi emrini vermişti.

Genelkurmay ikinci başkanlığı görevini de yürüten emekli orgeneral Arslan Güner ise geçtiğimiz yıl görev süresinin dolması üzerine emekliye ayrılmıştı.

İstanbul’un fethi 2: 1461 şov

Ziraat Türkiye Kupası A Grubu’nu lider bitiren Fenerbahçe, son maçında PTT 1. Lig ekibi 1461 Trabzon’a 3-2 yenildi. Mustafa Reşit Akçay’ın öğrencileri, kupada Galatasaray’dan sonra Fenerbahçe’yi de İstanbul’da yenmeyi başardı. Karadeniz ekibinin gollerini Mustafa Tiryaki, Yusuf ve Jebrin attı. Fenerbahçe’nin sayılarını Caner ve Selçuk kaydetti.

UEFA’dan Fenerbahçe’ye ceza yağdı

UEFA, Avrupa Ligi’nde seyircisiz oynadıkları BATE Borisov maçında, stat dışındaki taraftarlarının saha içine attığı yanıcı madde nedeniyle Disiplin Kurulu’na sevk edilen Fenerbahçe’ye 1 maç seyircisiz oynama cezası verdi.

Diğer bir deyişle Fenerbahçe, seyircisiz oynanan bir maçta yaşananlar nedeniyle seyircisiz oynama cezası aldı. Şükrü Saracoğlu’ndaki Viktoria Plzen maçı seyircisiz oynanacak.

MEİRELES’E 3 MAÇ CEZA
UEFA, ilk BATE Borisov maçında kırmızı kart gören Fenerbahçeli Raul Meireles’e de 3 maç ceza verdi. Portekizli futbolcu, Viktoria Plzen maçlarında forma giyemeyecek.

AVRUPA’DAN 1 YIL MEN CEZASI
UEFA’dan Fenerbahçe’ye gelen kara haberler, bu kadarla sınırlı değil. Fenerbahçe’ye 1 maç seyircisiz oynama cezası verilirken, bir detay sarı-lacivertli kulübü şoke etti. Fenerbahçe’nin 1 yıl içinde 2 kez Disiplin Kurulu’na sevkedilmesi ve 2 kez üst üste ceza alması, camiayı tarihi bir cezayle karşı karşıya bıraktı. UEFA Disiplin Kurulu, Fenerbahçe’ye Avrupa Kupaları’ndan 1 yıl men cezası verirken, bu cezayı 2 yıl ertelemeli olarak kararlaştırdı. Sarı-lacivertliler Avrupa’da mücadelede edecekleri iki sezonda eğer bir kez dahi Disiplin Kurulu’na sevkedilirse bir sonraki yıl Avrupa Kupaları’na katılamayacak.

Köpekbalığı adamı parçaladı

Olay bugün yerel saatle öğle üzeri ülkenin en büyük kentinin batısındaki Muriwai plajında meydana geldi. Olay ardından plaj kapatıldı.

POLİS KÖPEK BALIĞINA ATEŞ AÇTI

Polis yüzücüye saldırıp öldüren köpek balığına, uzaklaşmadan önce ateş açtı.
Yeni Zelanda’da köpek balığı saldırısı çok nadir görülüyor.
Resmi kayıtlara göre 1847’den bu yana ölümle sonuçlanan köpek balığı saldırılarının sayısı yalnızca 11.

EN SON 37 YIL ÖNCE KÖPEKBALIĞI SALDIRISI OLMUŞTU

En son saldırı ise 1976 yılında Auckland’ın güney doğusundaki Plenty körfezinde meydana geldi.
Polis açıklamasında saldırının farkedilmesiyle birlikte polis ve cankurtaran ekiplerinin iki şişme bot ile açıldıkları ve köpek balığına ateş açtıkları kaydediliyor.

BÜYÜK BEYAZ OLABİLİR

Balığın ters dönerek dalıp, uzaklaştığı da belirtiliyor.
Açıklamaya göre köpek balığı tahminen 3,6-4,2 metre uzunluğundaydı.

BİR DAKİKA İÇİNDE SU KIPKIRMIZI OLDU

Olaya tanık olan Pio Mose adında bir balıkçı “Bir anda bir köpek balığı yüzgeci farkettik ve bir dakika içinde adama saldırdı, su kanla kıpkırmızı oldu” dedi.

KÖPEKBALIĞI ADAMI SUYUN ALTINA ÇEKTİ

Balıkçı, bunu ikinci bir saldırının izlediğini,o sırada henüz ölmemiş olan adamın suyun altına çekildiğini anlatıyor.
Yerel medyada, saldırıyı birden fazla köpek balığının yapmış olabileceğine ilişkin haberler de yer aldı.
Saldıran köpek balığının türü saptanabilmiş değil, ama yetkililer bölgede yakınlarda “büyük beyaz” köpek balıklarının görüldüğünü söylüyorlar.

ÖLEN KİŞİNİN CESEDİ ÇIKARILDI

Saldırıda ölen kişinin cesedi bulundu ve Muriwai ile civarındaki plajlar kapatıldı.
Yeni Zelanda Doğa Koruma Dairesi’nden köpek balığı uzmanı Clinton Duffy Yeni Zelanda’da Avustralya’ya nazaran çok daha az köpek balığı saldırısı olduğunu hatırlattı.
Duffy, bunun muhtemelen plajlardaki insan yoğunluğu ile bağlantılı olabileceğini kaydederek, “Aslında köpek balıklarının yüzde 99’u insanlara saldırmadan geçer” diyor.

Önce öldürdü sonra sevişti

Amerika’da nekrofili hastası olduğu iddia edilen 18 yaşındaki genç kız akıl almayacak bir vahşete imza attı.

22 yaşındaki iki arkadaşını evine çağıran Alisa Massaro, gençleri öldürerek cesetleriyle seks yaptı. Massaro’nun 24 yaşındaki erkek arkadaşı da çirkin tuzağa yardımcı olurken, genç kızın yıllar önce ‘ölü biriyle seks yapmak istiyorum’ itirafı yaptığı açıklandı.

SEVİŞTİKTEN SONRA İŞKENCE YAPTI

Ayrıca Massaro ve beraberindekilerin cesetlerle cinsel ilişkiye girdikten sonra çeşitli işkenceler de yaptığı açıklandı.

Yerel medyada yer alan haberlere göre polis müdürünün oğlunun da seks skandalında yer aldığı belirtildi. Bethany McKee isimli başka bir genç kızın ise kurbanları Massaro’nun evine ‘seks ve bilgisayar oyunu’ vaadiyle çektiği belirtildi.

TRABZONSPOR LİDER

Trabzonspor’a galibiyeti getiren golü 35. dakikada Slovak oyuncu Marek Sapara kaydetti.

Bu skorun ardından Trabzonspor grupta 6 maç sonunda puanını 15’e çıkardı ve lider olarak yarı finale yükseldive Sivasspor ile eşleşti. Antalyaspor ise 9 puanda kaldı ve Eskişehirspor’un Mersin İdman Yurdu’nu 3-0 mağlup etmesi sonrası turnuvaya veda etti.

SAPARA’DAN GÜZEL GOL!

Mücadelenin ilk dakilarında iki ekip de aradığı pozisyonları değerlendiremezken, bordo-mavililer daha istekli görünen taraf olarak göze çarptı.

Henrique ve Sapara ile rakip kaleyi yoklamaya başlayan Trabzonspor, aradığı golü 35. dakikada buldu. Isaac’in hatalı pasını kaparak ceza alanına hareketlenen Marek Sapara, güzel bir şut çıkardı ve kaleci Ndjock’un sağından meşin yuvarlak ağlarla buluştu.

İlk yarının kalan dakikalarında tehlikeli olarak adlandırılabilecek başka pozisyon olmazken, soyunma odasına bor-mavililer 1-0’lık üstünlükle gitti.

İKİNCİ YARIDA CILIZ ATAKLAR

Karşılaşmanın ikinci yarısında Antalyaspor ataklarını sıklaştırırken, kaleci Tolga’yı rahatsız edecek pozisyonları ise bulmakta zorlandı.

Karadeniz ekibi Paulo Henrique ile birkaç kontra atak pozisyonundan yararlanamazken, Antalyaspor da beraberliği yakalayacak sayıyı bulamadı.

Trabzonspor karşılaşmayı 1-0 önde tamamladı ve yarı finale yükselerek Sivasspor ile eşleşti.

Uefa Schalke’ye cevabını verdi

Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi ikinci turundaki rakibi Schalke 04’ün Didier Drogba’nın oynayıp oynamaması konusunda yaptığı itiraz karara bağlandı.

UEFA “RET” DEDİ

Schalke 04’ün 1-1 biten ilk maçın ardından Twitter hesabından açıklama yaparak, Drogba konusunda lisans sorunu başlıklı itirazı UEFA’ya taşınmıştı. Galatasaray kulübünün gerekli evrak ve izinleri almış olmasına rağmen UEFA bir kez daha dosyayı gözden geçirdi ve kararını verdi. Yapılan incelemelerde, Didier Drogba’nın Şampiyonlar Ligi’nde oynamasında bir sorun olmadığı belirlendi.

Drogba Beyaz Shaw’da

Sarı kırmızılıların bir diğer yıldızı Sneijder’in eşi Yolanthe Cabau’nun ardından, Didier Drogba da kendini daha yakından tanıtmak adına banttan yayınlanacak olan Beyaz Show’a katılma kararı aldı. Hollandalı Sneijder eşinin katıldığı Beyaz Show’da programa çıkmamış eşini kuliste beklemişti.
1 Mart Cuma akşamı Didier Drogba’nın de yer alacağı program bu kez her zamankinin aksine canlı yayınlanmayacak. Fildişi Sahilli golcünün günler öncesinden çekimlerine katıldığı Beyaz Show, banttan ekranlara gelecek. Drogba’nın programda Galatasaray ve Türkiye günleri hakkında açıklamalar yapıp, sorulara yanıt verediği öğrenildi.

Apo’dan 10 maddelik yol haritası!

Çekilme ve silah bırakma, tam demokrasi, normalleşme.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın üç ayrı adrese gönderdiği mektupların içeriği ortaya çıktı. Mektuplarda; ‘silahlı güçlerin sınır dışına çekilmesi’, ‘yeni anayasa’ ve ‘normalleşme’ şeklinde üç ana başlıkta çözüm sürecinin formülü anlatılıyor. Öcalan, çözüm formülünün merkezine de ‘bölünmez bütünlük ve tam demokrasi’yi oturtuyor. Öcalan’ın yeni anayasada çok tartışılan ‘vatandaşlık tanımı’ ile ilgili önerisi de var: “Özgür iradesiyle kendisini bu ülkeye bağlı hisseden herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.” BDP ’lilerin İmralı görüşmelerinin ardından Öcalan’dan beklenen mektup BDP’ye geldi. Mektup dün Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından milletvekilleri ve PM üyelerinin katıldığı özel toplantıda değerlendirildi.

Öcalan’ın gönderdiği mektup el yazısı ile arkalı önlü 20 sayfadan oluşuyor. Mektup ile birlikte KCK Yürütme Konseyi, KCK Avrupa ve BDP’ye hitaben üç ayrı üst yazı zarftan çıktı.

Barış dili vurgusu

Öcalan’ın mektubunda ‘Barışın Felsefesi’, ‘Eylem Planı’ ve ‘Karşılaşılacak sorunlar ve sonuç’ şeklinde üç ana başlık var. Barışın felsefesi üst başlığındaki bölümde, Kürt sorununun tarihsel süreci ve analizler yer alıyor. İkinci başlık olan Eylem Planı’nda ise 3 alt başlık altında 10 madde sıralanıyor. Eylem Planının ilk maddesi ise “Herkes çatışma dilinden uzak durmalı, her söz barış diline dönüşmeli’ şeklinde. Bu bölümde; ‘geri çekilme’, ‘yeni anayasa’ ile ‘normalleşme’ alt başlıkları dikkat çekiyor.

Ben de devlet de ders çıkardık

Öcalan’ın bu yol haritasının hayata geçirilmesi için bir takvim öngörmüyor ancak bu süreçte herhangi bir sabotojın yaşanmaması için adımların hızlı atılması gerektiğine dikkat çekiyor. Öcalan, “Ben de devlet de ders çıkardık, bu süreçte hızlı davranmazsak sabotaja açık hale gelinir” görüşünü de dile getirdi.

Başkanlık sistemi….

Mektubunda, başkanlık sisteninin tartışılabileceğini ifade eden Öcalan, AK Parti ’nin bu sistemi hegamonik bir yapıya dönüştürmesi noktasında endişesini de dile getiriyor. Başkanlığın senato ve her kesimin temsil edileceği Meclis ayakları üzerinde yapılandırılabileceğini de ifade ediyor. Öcalan, yeni anayasada eşit vatandaşlık ile ‘tam demokratikleşme’nin esas olması gerektiğini, böyle olursa Kürtler’in temel hak ve özgürlüklerle ilgili sorunlarının da Türkiye’nin geneliyle birlikte çözüleceğine dikkat çekiyor. Hükümetin yıl sonuna dek yeni anayasa vaadi Öcalan’ı ikna etmiş görünüyor.

Sakine’nin hesabı…

BDP heyetinin İmralı’da Öcalan ile görüşmesinde yaşanan diyaloglar da ortaya çıkmaya başladı. Edinilen bilgiye göre Öcalan, eşi Savaş Buldan’ı faili meçhul cinayette kaybeden BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan’a, “Acını biliyorum ama senin duruşun Kürt kadının ortak duruşudur. Sakine (Paris’te öldürülen Sakine Cansız) de öyleydi” dedi. Öcalan, Sakine Cansız’a yapılan saldırıyı da ‘kendisine karşı yapılmış’ olarak değerlendirdi ve “Hesabını soracağım” dedi.

1. AŞAMA

Eylem planının birinci alt başlığı olan silahlı güçlerin ülke dışına çekilmesi için Öcalan çağrısını Nevruz’da (21 Mart) yapacak. Süreç, temmuz sonunda tamamlanacak. Ancak, bu süreçte ‘parlamento, devlet ve hükümet tarafından oluşturulan içinde sivil toplum örgütü temsilcilerinin de yer aldığı bir komisyon’ gözlemci olacak. Bir başka şart ise silahlı güçlerin geri çekilmesinin ardından boşalan alana Jitem ve korucu gibi bir başka silahlı gücün yerleşmemesi için güvence verilmesi. PKK’lıların tam çekilmesinin ardından ise ‘silah bırakma’ modaliteleri ve takvimi belirlenecek.

2. AŞAMA

İkinci alt başlık olan yeni anayasa ise çözüm ve barış sürecinin temel anahtarı niteliğinde. Mektupta çözümün adresi olarak da bu bölüm gösteriliyor. Burada özellikle ‘ülkenin psikolojik ve sosyolojik bölünümez bütünlüğüne’ ve ‘tam demokrasiye’ vurgu yapılıyor. Öcalan, anayasaya etnisiteyi çağrıştıracak herhangi bir ifadenin konmasına karşı çıkarak, çok tartışılan vatandaşlık tanımıyla ilgili de, “Özgür iradesiyle kendisini bu ülkeye bağlı hisseden herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır” önerisini getiriyor. Öcalan, Kürt ibaresinin anayasada yer almasının barışı engellemek isteyenler tarafından kullanılabileceğine de dikkat çekiyor. Ayrıca, millet kavramının bir ırkı işaret etmediğini de savunuyor. Öcalan, yeni anayasada ‘AB Yerel Yönetim Şartnamesi’nin yer alması halinde sorunun çözülebileceğine işaret ediyor. Tam demokrasi ve evrensel hukuk ilkelerinin yeni anayasada iç hukuka dönüştürülmesini istiyor.

3.AŞAMA

Öcalan, mektubunun son bölümünde özellikle çözüm sürecindeki üçüncü aşamaya ilişkin görüşlerini aktarıyor. Normalleşme başlığı altındaki bu bölümde ise “Herkesin siyaset yapmasının önünün açılması” önerisi yer alıyor. Türkiye’de tepki çekecek söylemlerden kaçınılmasını isteyen Öcalan, normalleşme süreci sonunda, yaraların sarılması ve ‘birlikte yaşam’ ortamının pekiştirilmesini istiyor ve mektubunda buna dair fikirlerini ortaya koyuyor.

Okul yolunda bitmeyen çile

HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi’ne bağlı Tatlıca Köyü’nde taşımalı eğitim gören 9 öğrenci, servis aracının çamur nedeniyle gelemediği 5 kilometrelik yolu yürüyor.

İlçeye 18 kilometre uzaklıkta bulunan Tatlıca Köyü’nün kar ve yağmur sonrası çamur deryasına dönen yolu, taşımalı eğitim gören 9 öğrenci için çile oldu. Çamur nedeniyle servis gelemediği için 5 kilometrelik yolu yürümek zorunda kalan öğrenciler, çamur içinde kalıyor. Köylerinden Suüstü Köyü İlköğretim Okulu’na zor şartlarda giden 6’ncı sınıf öğrencisi Lavin Polat, kurt ve köpeklerin de kendileri için tehlike oluşturduğunu söyledi.

Lavin Polat, konuyu defalarca yetkililere iletmelerine rağmen sonuç alamadıklarını belirterek, “Ne olur yetkililer bizim sesimiz duysun. Okula varıncaya kadar çamur içinde kalıyoruz. Bizim tek amacımız okulumuzdan geri kalmamak. Her gün kıyafetlerimiz yıkanmak zorunda kalıyor” dedi.

Günün Kuponu

Mersin İdman Yurdu – Eskişehirspor: ms 2

Paris St Germain – Marsilya: kg var

Sevilla – Atl. Madrid: kg var

Bayern Münih – Dortmund: ms 1

Sizin için seçtiklerimiz

Ajax – Alkmaar: ms 1, üst

Anderlecht – Zulte Waregem: üst, ms 1

Rapid Vienna – Sturm Graz: kg var

Trabzonspor – Antalyaspor: kg var

Braga – Benfica: kg var

Hakan Şükür’e Destek Kandil’den!

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, Hakan Şükür’ün “Ben Arnavut’um” sözlerine gösterilen tepkileri eleştirerek, “Halbuki en büyük milli oyuncuydu. Herkes bir zamanlar arkasında şey oluyordu. Şovenizmin derecesini görelim bunu kim yarattı, bu şovenizmle hangi sorun çözülür” dedi.

Kalkan bir Kürt televizyonunda yayınlanan açıklamalarında, eğer Kürtler adına savaş sürüyorsa PKK’nın yürüttüğünü savunarak, “PKK’nin, KCK’nin yönetimi var. Yönetim örgütlüyor, yürütüyor. Savaşa bunlar karar verdi, savaştan bunlar sorumlu. Savaşı durdurmak isteyenler varsa buraya müracaat edecekler, burayla şey olacaklar. Hükümet eğer istiyorsa dedik burayı görmeli. İmralı’ya gidildi, gidilebilir dedik” şeklinde konuştu. Kardeşinin Öcalan’ın, “Ben sorumlu değilim, ben yürütmüyorum, bunu yürütenler oradadırlar. Eğer istiyorsanız bende olumlu görüş belirteyim ama siz da görüş belirtin, siz çaba harcayın” sözlerini aktardığını hatırlatan Kalkan, “Bu bakımdan yani bir defa adresler doğru seçilmeli” dedi.

“ARNAVUT’UM” TEPKİLERİNE ELEŞTİRİ

Duran Kalkan ayrıca, “Hakan Şükür demiş ki, ‘Ben Arnavut’um’, kıyamet kopmuş, halbuki en büyük milli oyuncuydu. Herkes bir zamanlar arkasında şey oluyordu. Şovenizmin derecesini görelim bunu kim yarattı, bu şovenizmle hangi sorun çözülür?” diye sordu.

“ERDOĞAN’IN KASTETTİĞİ KÜRT MİLLİYETÇİLERİ ŞİMDİ KENDİSİNE KOLTUK DEĞNEĞİ”

“PKK dar milliyetçi” diyenlerin yanıldıklarını kaydeden Kalkan, “Tayyip Erdoğan Kürt milliyetçiliği eziyorum derken PKK’nin guruna dokunuyor, hiç alakası yok. PKK başından beri Tayyip Erdoğan sandığı milliyetçilikten Kürtçülükten kendini ayırarak başladı. O Kürtçüler şimdi Tayyip Erdoğan’ın koltuk değneği halindeler. Tayyip Erdoğan’ın kanallarından dolaşıyorlar AKP propagandasını yapıyorlar. PKK’ye karşıdırlar. Kürtçülüğe karşıyım derken, Kürtçülük yapanlarla sarmaş dolaş kol kola yürüyor. Gerillaya merhaba demiş birkaç milletvekilinin neredeyse aforoz edecek duruma geldi. Kimlerle kol kola geziyor, kimle flört ediyor? Kimse görmüyor, anlamıyor öyle değildir” dedi.

Toplumun eskiden böyle olmadığını da ileri süren Duran Kalkan, “Kırk yıl önce Ertuğrul Kürkçü Karadeniz’e gittiğinde Dev-Genç Başkanı olarak kitleler gürül gürül sokaklara çıkıyorlardı. Karadeniz böyle değildi, şoven değildi, milliyetçi değildi, devrimciydi. Mahir Çayanların yurduydu. Fındık mitingleri, devrimci mitingleri unutuldu mu? Değil. Kırk yıl içerisinde durum değişti. Bu kadar devrimciliğe açık toplumu şimdi en şoven en faşist, Kürt düşmanı haline getirdiler” diye konuştu.

BM’ye Kritik Soru

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Viyana’daki tarihi Hofburg Sarayı’nda başlayan BM Medeniyetler İttifakı 5. Küresel Forumu açılış oturumunda dinleyicilere hitap etti.

İşte Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Forumun Viyana’da gerçekleşmesinden memnuniyet duyuyorum. Biz kolay olanı değil zor olanı seçtik. Oturup izlemektense harekete geçtik. Dini ve etnik farklılıları zenginlik olarak gören topluluklar her alanda başarılı oluyor.

Türkiye’de yeniden güç kazanacak kardeşlik düzeni başta Avrupa olmak üzere birçok bölgeye örnek olacaktır. Suriye’de modern dünya başarılı olamadı.

İslamofobi insanlık suçu olarak kabul edilmelidir. Hiçbir semavi din terörü teşvik etmez bunu kabul edemeyiz.

‘Ötekinin kültürünü, inançlarını, hissiyatını anlamak için mücadele verilmesi gerekirken, önyargılardan hareket edilerek, ötekinin dışlandığına ve horlandığına sıkça şahit oluyoruz. Tıpkı siyonizm gibi, tıpkı antisemitizm gibi, tıpkı faşizm gibi, İslamofobinin de bir insanlık suçu olarak görülmesi kaçınılmaz hal almıştır.

BM BARIŞ İÇİN KURULMADI MI?

Burdan sesleniyorum BM dünyadaki tüm inanç gruplarını temsil ediyor mu?

Medeniyetler İttifakı olarak sormak istiyorum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dünyanın tümünü temsil ediyor mu? Burada üç kıtayı görüyoruz. Dini olarak bu üyeler dünyadaki tüm inanç gruplarını temsil ediyor mu? Hayır etmiyor.

Önce Birleşmiş Milletler’in daimi üyeleri arasında ittifakı sağlamamız gerekiyor. İki üye hayır dediği için Suriye meselesi halledilemiyor. Madem dünya barışı için kurulmuştur o halde, Birleşmiş Milletler’in şiddetle reforma ihtiyacı vardır.

Elele vereceğiz, bütün ülkeler bu işi halledeceğiz. Son olarak Filistin’in gözlemci üye sıfatıyla Genel Kurul’da onaylanması tarihi, büyük bir başarıdır. Bu bir kırılma noktasıdır. Destek olanları alkışlıyorum.

Suriye meselesi BM Güvenlik Konseyi’nde iki ülkenin hayır demesi nedeniyle kabul görmüyor.

BM barış için kurulmadı mı? Birleşmiş Milletlerin reforma ihtiyacı var.

Filistin’in BM’de gözlemci ülke olması son derece önemlidir. Bu bir kırılma noktasıdır. Destek olanları alkışlıyorum.

28 şubat’a yeni gözaltı dalgası!

28 Şubat Soruşturması’nda bir muvazzaf albay ve 4 emekli general Ankara Adliyesi’ne getiriliyor. Adliyeye getirilen emekli Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, 28 Şubat sürecinde Sincan’da yürütülen tankların bağlı olduğu birlik olan Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümen Komutanı’ydı. Ceylanoğlu, 28 Şubat sürecinde Sincan’da tankları yürüten komutan olarak tanınıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 28 Şubat soruşturması kapsamında 1’i muvazzaf albay, 2’si emekli general 3 askerin Ankara adliyesinde ifadeleri alınacak.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında muvazzaf Albay Cumhur Yatıkkaya ile emekli Tümgeneral Yücel Özsır ve emekli Tümgeneral Mehmet Başpınar’ın Ankara adliyesinde soruşturmayı yürüten savcı tarafından ifadeleri alınacak. Emekli Tümgeneral Başpınar’ın sabah erken saatlerde adliyeye getirildiği öğrenilirken, emekli Tümgeneral Özsır’ın ise İstanbul’dan geleceği bildirildi.

Öte yandan, soruşturma kapsamında iki emekli askerin daha bugün adliyeye getirilebileceği belirtiliyor.

İKİ SÜRPRİZ İSİM DE ADLİYEDE

Soruşturmada, Eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, emekli Orgeneral Aslan Güner, polis eşliğinde Ankara Adliyesi’ne geldi.

Erdal Ceylanoğlu, 28 Şubat sürecinde Sincan’da yürütülen tankların bağlı olduğu birlik olan Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümen Komutanı’ydı.

TUTUKLU SAYISI 72’YE ULAŞTI

Tarihe post-modern darbe olarak geçen 28 Şubat’ın üzerinden tam 16 yıl geçti. Bin yıl sürecek denilen darbeyle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği tarafından başlatılan soruşturma yürütülüyor. Terörle Mücadele Kanunu (TMK)’nun 10. maddesiyle görevli Ankara cumhuriyet savcıları Mustafa Bilgili ve Kemal Çetin’in sürdürdüğü soruşturma dosyası kapsamında ilk gözaltılar, 12 Nisan 2012’de yapıldı. Daha sonra yapılan operasyonlarda tutuklananların sayısı 72’ye ulaştı.

Tutuklananlar arasında; dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, emekli Orgeneral Çetin Doğan, Fevzi Türkeri, İlhan Kılıç, Hikmet Köksal, Ahmet Çörekçi, korgeneraller Yıldırım Türker, Tevfik Özkılınç, Mustafa Bıyık ile emekli Korgeneral, MHP Milletvekili Engin Alan, emekli Orgeneral Teoman Koman ile eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz bulunuyor. Tutuklanan Albay Mehmet Haşimoğlu, tedavi gördüğü GATA’da hayatını kaybetti.

28 Şubat soruşturması, Avukat Yunus Akyol’un suç duyurusunun ardından başladı. Şikayet dilekçesinde Akyol, 54. hükümetin 28 Şubat 1997’de yapılan darbeyle görevden uzaklaştırıldığını belirterek, “Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırma ve görevlerini engelleme suçunu oluşturduğunu ifade etti.

Fazilet Partisi’nden 1999’da milletvekili seçilen, fakat yemin edemeyen Merve Kavakçı da 28 Şubat’ın sorumluları hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği ise şimdiye kadar eski Başbakan Tansu Çiller, TBMM Başkanvekili Meral Akşener, eski bakanlardan Hasan Celal Güzel, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Deniz Kuvvetleri’nde askerliğini yaparken bazı gizli belgeleri sızdırdığı gerekçesiyle hakkında açılan davadan beraat eden Kadir Sarmusak, feshedilen HAS Parti’nin bazı yöneticileri ile YAŞ kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nden uzaklaştırılanların da bulunduğu çok sayıda kişinin mağdur veya tanık sıfatıyla ifadesine başvurdu. Eski Adalet Bakanı Şevket Kazan, ‘Refah Gerçeği’ adlı kitabını soruşturmaya delil olarak verdi.

Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür-Der) de 28 Şubat soruşturması kapsamında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı hakkında suç duyurusunda bulundu. Soruşturma kapsamında tutuklanan emekli Orgeneral Çevik Bir de Karadayı hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak ifadesine başvurulan Karadayı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

3 şeye dikkat beyler!

Toplam iki binin üzerinde kadınla yapılan araştırma sonucuna göre artık ayakkabılarınıza, ilk sözlerinize ve ellerinize çok daha dikkat etmeniz gerekiyor.

1: Ayakkabı

Kadınlar neden ilk olarak ayakkabıya dikkat ettikleri sorusuna, “bir erkeğin gözleri onun ruhunu yansıtıyorsa, ayakkabıları da onun bütün yaşam tarzını ve karakterini yansıtır “ konusunda hemfikirler.
Ayakkabının değerinden ve markasından daha çok, temizliği on plana çıkıyor. Fakat eskimiş ayakkabıların da son derece temiz gözükmesini sağlamak epey zor bir hal alabilir. Şık olması ve tamamen temiz olması, kadınların çok etkilendiği noktaların başında geliyor.

Bununla birlikte özellikle yurtdışında kültürün bir parçası olarak birçok bar veya klüp kıyafetin geneline bakmıyor ama içeriye aldığı erkek misafirlerin ayakkabılarına ilk olarak bakıyor. Siz siz olun, ayakkabınıza yatırım yapmaktan kaçınmayın, geri dönüşü çok yüksek olabilir.
2: Tanışma sözleri

Bir kadınla tanışırken gülümseme, sıcak ve güven verici bir merhaba sözcüğü, size son model bir arabadan daha fazlasını kazandırabilir. Ankete katılan kadınların büyük çoğunluğu, ayakkabı sonrasında önem verdikleri ilk noktanın tanışırken edilen cümleler ve el sıkışması olduğunu belirtiyor.

Bir ilginç nokta da, kadınlar isimlerini söylediklerinde, erkeklerin o ismi tekrar ederek cevap vermesini çok çekici bulduklarını belirtiyor. Elinizi cebinizde tutmanız çok şık durabilir, ancak sadece fotoğraflarda! O yüzden sıcak bir merhaba ve el sıkışması, her zaman size kazandıracaktır.

3: Eller

Muhakkak temiz olmalı. Bunun dışında, erkeklerin hayatlarında çok küçük bir yer kaplayan, hatta birçok erkeğin hayatına hiç girmeyen nemlendirici kremlerin ne kadar önemli olduğunu tahmin edemezsiniz.

Ankete katılan kadınlar, karşılarındaki tanıştığı erkeğin ellerinin sağlıklı, temiz olmasını ve kesinlikle kuru olmamasını belirtiyor.

Bu ilk etapta çok önemli gibi durmasa da, yapılan araştırmalarda ilk tanışmadaki dikkat edilen noktaların, kadınlar tarafından uzun süre hatırlandıklarını gösteriyor.

Binbaşı Ölü Bulundu

Maltepede, üzerinden emekli Binbaşı Gökhan Aykan’a ait kimlik çıkan şahıs, otomobilinin içerisinde silahla vurulmuş halde bulundu.

Büyükbakkalköy Ferhatpaşa yolu üzerinde 34 HC 6438 plakalı otomobil içerisinde bir kişinin silahla vurulmuş halde olduğunu görenler durumu polise bildirdi.

Olay yerine gelen polis, güvenlik şeridi çekerek sağlık ekiplerine haber verdi. Sağlık ekipleri, elinde silah bulunan şahsın hayatını kaybettiğini belirledi. Şahsın üzerinden 51 yaşındaki emekli Binbaşı Gökhan Aykan’a ait kimlik çıktı. Gerekli incelemelerin ardından ceset, morga kaldırıldı.

Polisin olayla ilgili incelemesi sürüyor.