Aliağa

İzmir’in sanayi ilçesi olan Aliağa; doğusunda Manisa, kuzeyinde Bergama, güneyinde Menemen, güneybatısında Foça’ya komşudur. İzmir-Çanakkale karayolu, kentin içinden geçmekte bu karayolu ile ilçeden İzmir’e kısa sürede ulaşılabilmektedir.

Aliağa, tarih boyunca insanlık tarihinin en önemli uygarlıklarının kurulduğu Aiolis bölgesinde kurulmuştur. Tarih içinde birçok uygarlık, bölgede var olmuştur. Aiolis kentlerinden Kyme ve Myrina, günümüzde Aliağa ilçe sınırları içinde yer almaktadır. Aliağa; Osmanlı döneminde bir çiftlik halindeyken süreç içinde küçük bir köye, Cumhuriyet Dönemi’nde 1937’den itibaren bir balıkçı bucağına dönüşmüştür. Arkeologların yaptığı kazılar ve arkeolojik bulgulardan, Aliağa’nın bulunduğu bölgede ilk yerleşimlerin M.Ö. 3500’lü yıllarda olduğu anlaşılmaktadır. Tarih içinde Aioller bölgeye gelmiştir. Kyme, Myrina, Gryneia, Pitane gibi tarihi kentler Aliağa bölgesindedir. Bizans’ın iç dinamiklerinden kaynaklanan sorunlar, Arap akınları ve doğal afetler bölgenin tarihsel sürecinde önemli değişikliklere neden olmuştur. 1025’de meydana gelen deprem, bölgeye büyük zarar vermiştir.

1313 yılından itibaren Saruhan Beyliği’nin egemenliğine giren Aliağa, bu beyliğe bağlı bir komutan tarafından, Saruhan sancaklarından Güzelhisar topraklarının içinde yönetilmiştir. O dönemde, köy biçiminde bir yerleşme yerine, çiftlik şeklinde işlenen topraklar söz konusudur. 1530 yılına ait tarihi kayıtlarda Güzelhisar kazasına bağlı çiftliklerden biri Ali Ağa Çiftliği’dir. Osmanlı Padişahı III. Murat dönemine ait 1585 tarihli Saruhan Kadılık sicillerinde Ali Ağa Çiftliği’nden söz edilmektedir. Söz konusu belgede, çiftlikte 23 kişinin ikamet ettiği ve bunlardan sadece birinin toprak vergisi verdiği belirtilmektedir. Batılı devletler, Osmanlı egemenliğindeki kıyı köylerdeki tahıl, bakliyat, zeytinyağı, deri ve hayvanları toplayarak bunları küçük teknelerle açık denizdeki büyük gemilere götürüyor, ancak bunun için büyük insan gücüne ihtiyaç duyuyordu. Bu sorunu aşmak için Ege adalarında yaşayanlar, Aliağa ve çevresine göç ettirilerek yerleştirildi. Tarihi kayıtlarda, 19. Yüzyıl’da Ali Ağa Çiftliği’nde 62 hanelik bir Osmanlı-Rum köyünün oluştuğu yazılmaktadır.

AW000811

Yunanlılar, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkardıklarında; Aliağa’da yaşayan Müslümanlar, 300’e yakın haneyi boşaltmıştır. Boşaltılan Aliağa’ya, Midilli Adası’ndan Rumlar gelip yerleşmişlerdir ve 9-10 Haziran 1919’da Yunan işgali başlamıştır. Yunan Ordusu, Menemen’den gelip Bergama yönünde işgal alanını sürdürmüştür. 800 piyade ve 80 süvari, üç makineli tüfek, iki toptan oluşan Yunan Kuvveti, 10 Haziran’da Reşadiye’ye (Zeytindağ) ulaşmış, 12 Haziran’da ise Bergama’yı işgal etmiştir. Ancak işgalin ardından 172. Alay’a bağlı Türk kuvvetleri; 14 Haziran’da Yunan kuvvetlerine hücum ederek, mağlup etmiştir. Düşmanın gönderdiği takviye kuvvetler ise ancak Aliağa Çiftliği’ne kadar gelebilmiş ve orada kalmıştır.

Düşmanın 9 Eylül’de İzmir’de denize dökülmesinin ardından, Türk Ordusu 13 Eylül 1922 günü Aliağa Çiftliği’ne geldi. Aliağa Çiftliği’ndeki Yunan birlikleri ve yerli Rumlar bölgeyi bu sırada boşaltılar. Kurtuluş yılından 1.5 yıl sonra, 1924’te Yunanistan’dan “Mübadele” diye bilinen olayla Türk göçmenler, Aliağa Çiftliği’nde Kazım Dirik Mahallesi’ne yerleştirildi. 1936 yılı sonu ve 1937 yılında gelen Bulgaristan Göçmenleri de Kurtuluş Mahallesi’nde iskan edildi. Göçmenler bu topraklara yerleştikten sonra, Aliağa Çiftliği, Cumhuriyet Dönemi’nin bucak merkezlerinden biri olmuştur. 1951-1952 yıllarında Aliağa’ya Bulgaristan ve Yugoslavya’dan yeni göçmenler geldi. Yeni gelenler, Aliağa’nın değişik mahallelerinde kendilerine yer buldular. Bu tarihlerde nüfus birden artınca, 1952 yılında Aliağa’da belediye teşkilatı kuruldu.

Belirtilen tarihlerde, Aliağa Beldesi’nde isim yine Aliağa Çiftliği’ydi. Cuma günleri haftada bir Nahiye Müdürlüğü binası ile Mehmet Saka’nın Bakkal dükkânı arasında “Hükümet Bahçesi” denilen alanın etrafında pazaryeri kurulmaktaydı. 1952-1960 dönemlerinde Aliağa Çiftliği bucak olmasına rağmen tipik bir kıyı köyü görünümündeydi. Balığı ve deniz ürünleri lezizdi. Ancak denizden geçimini sağlayan insan sayısı çok azdı. Halkın büyük çoğunluğu rençberlik yapmaktaydı. Çevre yollara akşama yakın vakitte tarlalardan dönen dört tekerlekli at arabaları sıralanmaktaydı.

1970’li yıllar, T.P.A.O ve İzmir Rafinerisi’nin kuruluş yıllarıydı. Hızlı bir gelişme vardı. İşleri yürütmek üzere müteahhitlerle birlikte, teknik eleman ve iş arayanlar Aliağa’ya akın etti. Nüfus sürekli artıyor, ekonomik yaşam giderek canlanıyordu. Osmanlılar döneminde nahiye olan Aliağa, 1 Mart 1952 yılında belediyelik olmuştur. 21 Ocak 1982 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2585 sayılı kanun ile de Aliağa, ilçe statüsüne kavuşmuştur. Aliağa beldesi ilçe olmuştu. Kasaba ilçe statüsüne erince, yeni idareci ve memurlar atandı. Yurdun her tarafından ilçeye gelenlerle burada oturan insan sayısı daha da çoğalmıştır.

Gryneion Antik Kenti
Temaşalık olarak adlandırılan bir yarımadacık üzerinde var olduğu bilinen Gryneion, bir birlik oluşturmuş 12 Aiolis kentinden biridir. Buna karşın kentin hem kuruluş hem de son bulması ile ilgili kesin tarih verilememektedir.Gryneion’da günümüze kadar bilimsel bir kazı yapılmamıştır. Yarımadacık’ta toprağa karışmış seramik kırıkları ile bir iki parça taştan başka görünürde bir kalıntı yoktur. Tarih içinde Apollon Tapınağı ile ünlü Gryneion, kendisini gün ışığına çıkaracak kazıyı sabırla beklemektedir.

Kyme Antik Kenti
Ünlü coğrafyacı Strabon’un deyişiyle Aiolis kentlerinin en büyüğüdür. Kuruluş tarihi, M.Ö. 11. Yüzyıl’a kadar gider. Sikke bastıran ilk kentlerden biridir. Bizans Dönemi’nde piskoposluk merkezi olarak kullanıldığı düşünülen kent, sonraki yıllarda terk edilir. Kyme’ye ulaşmak için Aliağa’dan İzmir yönüne giden anayolda, Tüpraş Kavşağı’ndan sağdaki yola girilir ve bu yolda 500 m. sonra sol yöndeki ilk yoldan devam edilir. Yaklaşık 1850 m. sonra göreceğiniz “Kyme” tabelasının işaret ettiği toprak yol doğrudan ören yerinin bulunduğu sahile ulaşır. Kyme’de kazılar oldukça geniş bir alana yayılır. İtalyan arkeologlarca sürdürülen kazılarda farklı dönemlere ait yapılara rastlanmıştır. Sahil kenti olmasına karşın kanalizasyon atıklarını denize vermemiş Kyme’de; özellikle kale, mendirek ve liman, hamam, sütunlu yol gibi kalıntılar dikkati çeker.

Myrina Antik Kenti
Aliağa’daki iki önemli antik kentten kuzeyde olanıdır. Kalıntıları, Aliağa’dan Çanakkale yönüne giderken yaklaşık 4 km. uzaklıktaki Güzelhisar Çayı’nın denize döküldüğü bölgede, Öteki ve Birki adlı iki tepe ve çevresinde yer alır. Kentin tarihçesi M.Ö. 13. Yüzyıl’a kadar uzanır. Helennistik Çağ’da pişmiş topraktan yapılma ve figürin denilen küçük heykellerin üretimiyle ünlenen Myrina, tüm Batı Anadolu kentlerini etkileyen iki depremden sonra fazla toparlanamaz ve Hristiyanlığın yayılmasının etkisiyle de tarihe karışır. Myrina Antik Kent merkezinde günümüze kadar herhangi bir kazı çalışması yapılmamıştır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın