Bayraklı

Batı Anadolu kıyılarını kendilerine insan kaynağı olarak seçen Türk korsanlar döneminde Akdeniz’e hakim olan denizciler, her yıl İzmir’e gelip bayraklar açarak levent toplarlar. “Solumadan can vermek, terlemeden mal kazanmak isteyen bayrağımız altına gelsin” sözleriyle gönüllü çekmeye çalışılır.

Bayraklar, günümüzdeki Bayraklı’nın bulunduğu yerde açılmakta ve gönüllüler orada yazılmakta olduğu için yörenin adı yıllar içinde Bayraklı olarak kalır. Diğer söylenceye göre; 19. Yüzyıl’da yöreden geçen tüccar kervanlarını soyan ama kimsenin canını yakmadan yalnızca işlerine yarayacak malı alan soyguncular, her soygundan sonra Tantalos’un mezarının bulunduğu tepeciğe bayrak asmaktadır. Bu nedenle bu soygunları yapanlara da “Bayraklı Eşkıya” adı verilir. Yörenin adı bu deyimden bozma “Bayraklı” olarak kalır. Üçüncü söylencede ise Türklerin İzmir çevresine yerleştikleri dönemde elleri bayraklı 7 Türk savaşçı, günümüzdeki Laf Deresi yakınında düşman askerleriyle çarpışır ve biri orada şehit olur. Bu nedenle o bölgenin adı “Bayraklı” olarak anılmaya başlar. Bazı kaynaklar buranın adının “Bayraklı” adlı aşiretten geldiğini de öne sürmektedir.
Bayraklı; yol, su, elektrik, kanalizasyon, ulaşım gibi hizmetlerin olmadığı 1920’li yıllarda 475 nüfuslu küçük bir mahalle idi. Bunun 160’ı Türk, geri kalanı İtalyan, Rum ve Ermenilerden oluşmaktaydı. Bayraklı, o dönemlerde birçok insanın piknik yapmaya, gezmeye ve deniz kenarına gelen insanların bolluğu içindeydi. 1927’de, Bayraklı’nın ileri gelenleri, İzmir ve Karşıyaka’ya bağlı olmayan özerk bir idare şekline sahip bir Bayraklı için Ankara’ya giderek girişimlerde bulunmuşlardır. Kısa zaman sonra Bayraklı bir bağımsız muhtariyet olmuştur.

bayrakli-1

Türkiye’de 1969’da başlayan temel eğitim, ilk olarak Bayraklı’da başladı. 1922 yılında 30 öğrenci ile eğitime başlayan Bayraklı İlkokulu, Atatürk’ün harf devrimini uygulayan okulların başında gelir. Halk evleri kaldırılınca, 1965 yılında Zeki Yavaş’ın önderliğinde Kültür Ocağı kurulmuştur. Kültür Ocağı’nda tiyatro, müzik, pandomim ve gezi etkinliklerinin yanısıra kurslar verilmiş ve maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocukları sünnet ettirilmiştir. 1969 yılında, bulundukları binanın yıkım emri verilmiş fakat çeşitli girişimler sonucunda binanın yıkılmasından vazgeçilmiştir. 2008’de ilçe olan Bayraklı; Konak, Bornova ve Karşıyaka ilçeleri arasında yer alır.

Tepekule (Smyrna)
Smyrna, Bayraklı’da üzüm bağlarının çevrelediği, Hacı Mutzo adıyla da bilinen, 370 m. uzunluk ve 220 m. genişlikte küçük bir tepecik üzerindedir. Bu tepecik, başlangıçta üç tarafı denizle çevrili küçük bir yarımadadır. Antik dönemde Meles Irmağı’nın getirdiği alüvyon, denizin dolmasına neden olunca, yarımada da karada kalır. Eski İzmir, M.Ö. 3000 yıllarında körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bu yarımadacık üzerinde kurulur.

Batı Anadolu’da Ege Denizi kıyılarının, Aiolosların eline geçmesi döneminde Aiolis kenti olur. M.Ö. 7. Yüzyıl’da Kolophon’da göç eden İon’lar, bir hileyle kenti ele geçirir ve Smyrna, o tarihten sonra İon kenti olur. Yapılan kazılarda, Smyrna’nın yerleşme katlarının M.Ö. 6. Yüzyıl’dan, M.Ö. 4. Yüzyıl’a kadar kesintisiz sürdüğü anlaşılır. Batı Anadolu’nun planı ve tarihi kesin olarak bilinen en eski evi buradaki Oval Ev’dir. Ören yerinde, M.Ö. 9. ve 8. yüzyıllara ait dörtgen ve oval planlı konut kalıntılarını görebileceğiniz Smyrna’da evler, merkezdeki bir avlu çevresine sıralanmış odalardan oluşur. Smyrna’da 7. Yüzyıl’a ait bir Athena tapınağı da bulunmaktadır. Tapınak, Lidya Kralı Alyattes’in İzmir’i ele geçirmesi sırasında hasar görür ve hemen onarılırsa da M.Ö. 546 yılındaki Pers saldırısında tamamen tahrip olur.

Smyrna’da bazı konutların dış duvarlarına paralel olarak yerleştirilmiş su kanallarını da görebilirsiniz. Ören yerinin en önemli buluntularından biri, Athena Tapınağı önünde başlayıp limanda sona eren ana caddedir. Bu cadde, tarihte bilinen en eski örnektir. M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda, Pers istilasının etkilerinin azalmasının sonucu hızla gelişen ve bir tiran tarafından yönetildiği bilinen Smyrna kenti, 4. Yüzyıl’ın sonunda Pagos’ta (Kadifekale) yeniden kurulur. Smyrna’da 1824-1928 yılları arasında P. Von Osten, 1930 yılında da Prof. Mitner tarafından birçok kazı yapılır. 1948-1951 yılları arasında da Prof. Ekrem Akurgal, R.W.Nichols ve J.M. Cook tarafından yapılan arkeolojik kazılar sonucunda yerleşim yerinin en parlak çağı olan M.Ö. 7. Yüzyıl’a ait kalıntılar bulunur. Smyrna kazıları günümüzde de sürmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın