CERN’deki Türk bilim insanı Higgs bozonunu anlattı

Demirköz, ”Herkes, her şey bu alanda kaldığı, onun içinde olduğu için kütle kazanıyormuş, bunu öğrenmiş oluyoruz” dedi.

Demirköz, kendisinin de görev yaptığı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nden (CERN) yapılan ”Higgs parçacığının varlığından emin olunduğu” yönündeki açıklamayı, Anadolu Ajansı’na (AA) değerlendirdi.

Higgs’in maddeye kütlesini veren parçacık olduğunu bildiren Demirköz, kütlenin de yıllardır merak konusu olduğunu söyledi.

Yaklaşık 35 yıl önce Profesör Higgs’in, ”Bütün evreni dolduran bir Higgs alanı var ve parçacıklar Higgs alanıyla etkileşerek kütle kazanıyorlar” şeklinde bir teori ortaya attığını anlatan Demirköz, ”Bunu açıklarken teoride şunu da görüyor: Ortada aslında bir Higgs parçacığı da olması lazım.

CERN yaklaşık 2 yıldan beri bu parçacığı arıyordu. Eylülde bir parçacık bulduğumuzu açıkladık. Milyonda birden daha az yanılma payıyla yeni bir parçacık ortaya çıktı diyebildik. Fizikte her şey ihtimal hesaplarına dayanıyor. Bugün ise bu parçacık Higgs’in teoride öngörülen özelliklerine sahip bir parçacıkmış bunu öğrendik. Başka bir parçacık da olabilirdi.”

”Higgs’in varlığının insan hayatına bir etkisi yok”

Bu parçacığının bulunmasının, bütün evrenin içinde bir Higgs alanı olduğunu gösterdiğini ifade eden Demirköz, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu alanda herkes, etrafta görülen her şey, onun içinde kaldığımız, onun içinde olduğumuz için kütle kazanıyormuşuz bunu öğrenmiş oluyoruz. Ama derseniz bunun insan hayatına ne faydası var? Direkt olarak yok. Ancak dolaylı çok faydası var. CERN’de 27 kilometrelik büyük Hadron çarptırıcısının içerisinde çok büyük mıknatıslar var. O mıknatısların teknolojisine bakarsak CERN, Hadron çarptırıcısını kurmadan önce MR makineleri de MR çektirmek de pahalıydı. CERN’den dolayı makine fiyatları ve çektirme ücretleri düştü.

CERN, süper iletken teknolojisini emekleme aşamasından koşma aşamasına getirdi. Çarpıştırıcının yapımı aşamasında gelişen teknolojiyle hali hazırdaki sanayinin kullanabileceği malzemeler ucuzladı.”

”Tanrı parçacığı, sevdiğimiz bir tabir değil”

CERN’deki deneylerde evrenin yaratılışında etkili olan bir alan hakkında bilgi edindiklerini anlatan Demirköz, ”Evrenin en başında da Higgs varmış, büyük patlama esnasında bütün parçacıklara da kütlesini vermiş ama daha birçok soru var. Büyük Patlama ile ilgili tüm soruları çözmüş olsak bile ki böyle bir şey olabileceğini düşünmüyorum, yeni sorular ortaya çıkacak. Bilgimiz arttıkça evreni de daha iyi anlama şansına kavuşuyoruz” görüşünü dile getirdi.

Fizikçilerin ”tanrı parçacığı” yerine ”Higgs parçacığı” ifadesini kullandığını kaydeden Demirköz, ”Tanrı parçacığı tabiri hiç sevdiğimiz bir tabir değil” dedi.

Dermirköz, bu ifadenin 1993 yılında Nobel ödüllü fizikçi Leon Lederman tarafından bir fizik kitabında kullanıldığını belirterek, ”CERN’de Tanrı’ya inananların sayısı inanmayanlara göre çok daha yüksek” diye konuştu.

Higgs’in en önemli özellikleri kütlesi ve dönüş hızı

Higgs’in en önemli özelliğinin kütlesi olduğuna işaret eden Demirköz, ikinci özelliğinin ise dönüş katsayısı olduğunu söyledi. Şimdiye kadar bulunan bütün parçacıkların kendi etraflarında döndüğünü anlatan Demirköz, ”Higgs ise evrende bildiğimiz ilk dönüş katsayısı olmayan, dönüşü sıfır olan parçacık. Maddeye kütlesini veren parçacığın dönmemesi ilginçti” dedi.

Higgs’in varlığını doğrulamak için dönüşünün ölçülmesi gerektiğini kaydeden Demirköz, ”Ölçüldü. Hata payı bizi tatmin edecek kadar küçük olduğu için sıfır olduğunu söyleyebiliyoruz. Higgs bütün parçacıklara kütlesini veren parçacık olduğu için bu parçacıkların hepsiyle Higgs’in etkileşiminin ölçülmesi lazım. Hangileriyle ne kadar etkileştiğini ölçmemiz lazım ki onun Higgs olduğunu bilelim. Bazı parçalarla etkileşme katsayıları ölçüldüğü için artık Higgs gibi diyoruz ama hepsini bitirmedik, hepsi bittikten sonra Higgs diyebileceğiz” ifadelerini kullandı.

CERN, çalışmalarına 1,5-2 yıl ara verecek

CERN’in yeni deneyler için çalışmalarına 1,5-2 yıl kadar ara vereceğini bildiren Demirköz, ”Çarpıştırıcının 2 kat enerjiye çıkması için bazı noktalarının tamir edilmesi gerekiyor. Tamir, zor bir süreç, çünkü içerisindeki mıknatıslar -271 derecede, onların tamir edilmesi için ilk başta oda sıcaklığına çıkması lazım. Bu 4 ay alıyor, sonra tamirin bitmesi, sonra tekrar -271 dereceye indirilmesi lazım. Ondan sonra alacağımız verilerden yeni bir şeyler göreceğiz” diye konuştu.

Bir cevap yazın