Danıştay’ın başörtüsü kararına ilk yorum

Aytaç Çaman Demircan daha önce Danıştay 2. Dairesi tarafından başörtü kararı ile ilgili olarak ‘Kötü örnek oluyor’ gerekçesi ile Okul Müdürlüğü görevinden alınmıştı. Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen olumlu kararın ardından gözler yeniden Aytaç Çaman Demircan’a çevrildi.

Danıştay 2. Dairesi tarafından ‘Kötü örnek oluyor’ gerekçesi ile müdürlük görevinden alınan Aytaç Çaman Demircan, Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen tarihi başörtüsü kararı ile ilgili yazılarını kaleme aldığı adilcevaz13.com sitesine önemli açıklamalarda bulundu.

AYTAÇ ÇAMAN DEMİRCAN; “KARARI OLUMLU KARŞILIYORUM”

Danıştay’ın verdiği tarihi kararın olumlu ve yerinde olduğuna vurgu yapan Demircan, “Danıştay’ın bu kararıyla, inancında ve mücadelesinde kararlı olanların, tüm baskılara rağmen, hedefine ulaştığını görüyorum. Zulüm ve zorbalık ne kadar güçlü ve merhametsiz olursa olsun, baskı altında tutulan, ezilen ve ötekileştirilen insanların, eninde sonunda inanç ve düşüncelerinde emellerine ulaştığını görüyorum.

İnsan, inandığı şeye tüm yüreğiyle tamamen bağlanmalı bence… Bunu da, ne tanınmış şahsiyetlere, ne gruplara ve ne de siyasi partilerle iktidarlara yaranmak için yapmalı… Geleceğe yönelik kaygılar ya da getiri hesapları hiç olmamalı bunun temelinde…

Ben, asker postallarının her şeyi ezip geçtiği o süngülü dönemde, tek başıma ve genç yaşımın o saf dinamizmiyle, inanarak gerçekleştirdim inancım uğrundaki mücadelemi…

Ben hep şuna inandım: Sorun kimin ne taktığı veya ne takmadığı anlayışından çok; insanlara zorla dayatılan düşünce, insanların inanç ve düşüncelerine saygısızlık ve askeri vesayetin emirlerine itaat edip etmeme sorunuydu. Ben itaatsizlik ettim.

Danıştay’ın bu kararı gösteriyor ki, ülkede, askeri vesayetin hegemonyasını zayıflatma ve demokratikleşme yolunda büyük adımlar atılmıştır; ancak, son yazımda da dile getirdiğim gibi; beni kaygılandıran, korkutan temayüller de vardır. O da, derin ilişkilerin o postallara hala kan verdiği…

Danıştay 8. Dairenin verdiği karar, 2008 yılında vuku bulan bir olaydır, ama benimle başlayan türban davası 2001 yılında yargıya taşındığı halde, hala nihai karar hakkımda verilmemiştir. Bana yapılanlar hala yapanların yanına kar kalmıştır ve onun için, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdım.” dedi.

AVUKAT SALİH EFE; “KARAR ÇOK ÖNEMLİ BİR KARARDIR”

İnsan hakları savunucusu olan ve daha öncede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye bölümünde Hukukçu olarak çalışmış ve aynı zamanda yazarımız Aytaç Çaman Demircan’ın Avukatı olan Salih Efe konu ile ilgili olarak sitemize yaptığı açıklamada; “Yüksek mahkememizin almış olduğu bu karar çok önemli bir karardır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (9. madde düşünce vicdan ve din özgürlüğünü düzenleyen) maddesine uygun bir karardır. Mahkemelerimizden ve yargıdan düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün önünü açacaklarını bekliyoruz. Bu kararlar sadece dindar insanların ve aynı zamanda her dinden olan insanların haklarını özgürlüklerini genişletecek şekilde olmalıdır.” dedi.

www.adilcevaz13.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın