İsrail’den alınacak tazminatı Gazze’ye verecekler

İsrail’in, Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara Gemisi’ne düzenlenen saldırıya ilişkin Türkiye’den özür dilemesinin yankıları sürüyor. Konuya ilişkin Mavi Marmara baskının mağdurlarından da açıklama geldi. Özür dilenmesinin Türk diplomasisi açısından büyük bir başarı olduğunu ifade eden mağdurlar, İsrail’den alınacak tazminatı Gazze’deki mağdurlara verme kararı aldı.

“İSRAİL İNSANLIK SUÇU İŞLEDİĞİNİ KABUL ETTİ”

Mavi Marmara Gemisi’ne düzenlenen saldırıda oğlu Furkan Doğan’ı kaybeden baba Ahmet Doğan, İHH Kayseri Şubesi’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail’in geç de olsa ”insanlık suçu işlediğini kabul ettiğini” söyledi.

“ŞEHİTLERİMİZ AMAÇLARINA ULAŞTI”

Mavi Marmara Gemisi’nde yola çıkanların Gazze’deki ambargoyu kırmayı amaçladıklarını belirten Doğan, şunları kaydetti:

”Şayet İsrail, bizim baştan beri söylediğimiz üç şartı kabul etmişse, Mavi Marmara, o gemide yolculuk yapanlar ve şehit olanlar amacına ulaşmış demektir. Furkan da o geminin parçası olarak Gazze’ye uygulanan insanlık dışı ambargoyu kırmak, yıkmak, ortadan kaldırmak için uğraşıyordu. O yolda da şehit olmuşlardı.Furkan ve diğer şehitlerimiz de esas itibari ile ‘ambargoyu kırma konusunda amaçlarına ulaşmıştır’ diyebiliriz.”

Mavi Marmara’daki baskınında kurşunla yaralanan Dost, Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin (DOSTDER) başkanlığını yapan Hüseyin Mutlu ise şunları ifade etti:

”Bu gelişme İsrail ile bugüne kadar yapılan anlaşmazlıkların olumlu bir değişimi olarak görülebilir. Neticede o geminin aslına uygun olarak görevini yerine getirebilmiş olması, Filistin, Gazze halkının İsrail hegemonyasından, onların egemenliğinden kurtulup kendi bağımsızlığına kavuşmasıyla mümkün olacaktır.”

“TÜRK DİPLOMASİSİ AÇISINDAN BÜYÜK BAŞARI”

Saldırıda Dünya Tekvando Şampiyonu eşi Çetin Topçuoğlu’nu kollarında kaybeden milli tekvandocu Çiğdem Topçuoğlu, gelişmeyi Türk bürokrasisi, hükümet açısından olumlu bulduğunu belirterek, ”Türk diplomasisi açısından, bizim için gerçekten büyük başarı oldu. Burada emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

TAZMİNATI GAZZE’DEKİ MAĞDURLARA VERECEKLER

Mavi Marmara Gemisi’neİsrail askerlerinin saldırısında yaralanan Osman Çalık, ”İsrail’den tazminat alabilirsek alacağım paranın tek kuruşuna dokunmadan Filistin devletine kendim götürüp vereceğim” dedi.

Saldırıda yaralanan Mehmet Ali Zeybek de İsrail’in Türkiye’den özür dilemesine ilişkin, ”Tazminatı alırsam Gazze’deki mağdur insanlara kendi elimle vermeyi düşünüyorum” diye konuştu.

BAŞBAKAN ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR

Saldırıda yaralananlardan merkez Sur ilçesinde esnaflık yapan Ayetullah Tekin ise İsrail’in özür dilemeye zaten mahkum olduğunu belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bu konudaki hassasiyeti nedeniyle teşekkür etti.

Saldırıda hayatını kaybeden Ali Haydar Bengi’nin eşi Saniye Bengi de Başbakan Erdoğan’a teşekkür etti.

Saldırısında yaralananlardan Hüseyin Mutlu, ”İsrail’in özür dilemesi güzel bir başlangıç olabilir ama oradaki Filistin’in kendi başına, kendi hürriyetine kavuşmuş bir sıfatta var olmasıyla ancak bu iş neticelenmiş olacaktır” deRKEN Cevdet Ökenek de ”Bizim için önemli olan Filistin’de yaşayan kardeşlerimizin özgür olmasıdır” dedi.

Mehmet Tunç da yaklaşık 3 yıl geçtiğini belirten Tunç, ”Aslında bu özür daha önceden olmalıydı. Çok gecikmiş bir özür” diye konuştu.

“BU TÜRKİYE’NİN GÜCÜNÜ GÖSTERİYOR”

Saldırıdan yara almadan kurtulan İHH Şanlıurfa Şube Başkanı Behçet Atila, İsrail’in şu ana kadar herhangi bir konuda özür dilediğini hatırlamadığını aktararak, ”İsrail’e özür diletmek bile başlı başına bir olay. Bu tavırları Türkiye’nin gücünü gösteriyor. İsrail’in geri adım attığını gösteriyor” diye konuştu.

Saldırısından yara almadan kurtulan İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) gönüllüsü Salih Merdivan de (48) İsrail’in yenilgiyi kabul ettiğini ifade etti. Merdivan, ”İsrail yaptığı zulmü gördü ve özür diledi. Bu Müslümanların şükretmesi gereken bir manzaradır. Biz Allah’a şükrediyoruz. Bizi böyle bir ikramla karşılaştırdığı için” dedi. (AA)

Tıbbi sülükler, kayıt altına alınacak

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü (AKSAM) Eğirdir Birimi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Mustafa Ceylan, yaptığı açıklamada, kanını emdiği insanın dolaşım sistemine enjekte ettiği enzimler vücutta onarıcı ve uyarıcı etkiye sahip sülüklerin, metabolizmada aksayan sistemleri harekete geçirdiğini anlattı.

Sülüklerin kol, parmak, dudak gibi vücuttan kopan uzuvların başarılı bir şekilde vücuda tutturulmasında, romatizmal, tansiyon, kalp, damar, göz, dermatolojik, sinirsel ve daha birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını ifade eden Ceylan, sülüklerin aynı zamanda plastik cerrahi, kardiyoloji, nöroloji, ortopedi gibi alanlarda destekleyici tedavi aracı olarak kullanıldığını aktardı.

Dünyanın tıbbi sülük ihtiyacının yüzde 80’i Türkiye’den

Dünyanın tıbbi sülük ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’inin Türkiye’den karşılandığını vurgulayan Ceylan, ancak doğa tahribatı ve çeşitli nedenlerle son yıllarda sülük stoklarının azaldığını belirtti.
Türkiye’de tıbbi sülük türü olan Hirudo verbana neslinin tehlikede olduğuna dikkati çeken Ceylan, Türkiye sülük avcılığının büyük kısmının yapıldığı Karadeniz Bölgesi’nde de sülük popülasyonunun düştüğünü, alternatif bölgelere ihtiyaç duyulması üzerine 2011 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na teklif ettikleri ve bakanlığın desteklediği ”Göller Bölgesi Sülük Faunası ve Ekonomik Öneminin Araştırılması” projesini başlattıklarını kaydetti.

Proje ile sorumluluk sahalarında yer alan Burdur, Afyonkarahisar, Denizli, Konya ve Isparta illerindeki sulak alanlarda yaşayan sülük türlerini ve tıpta kullanılan Hirudo verbana türünün ekonomik değerini ortaya koyacaklarını ifade eden Ceylan, şöyle konuştu:

”Sülük türlerinin araştırılmasına yönelik ülkemizdeki en kapsamlı çalışma olan ve 2013’ün sonunda tamamlanacak proje kapsamında şu ana kadar yaklaşık 250 göl, gölet, baraj, akarsu, sazlık ve bataklık alanda sülük taraması gerçekleştirdik. Projemiz ile sülüğün Göller Bölgesi için önemli bir ticaret kaynağı olabileceğini saptadık. Türkiye’de yaklaşık 25 sülük türünün bulunduğu bilinmektedir. Projemiz bittiğinde bildireceğimiz yeni kayıtlar ile sülük faunasına katkı sağlayacağız.”

Proje sülük ihracatına konan kota miktarını belirlemeye katkı sağlayacak

Ceylan, 1996 yılında 10 ton olarak belirlenen tıbbi sülük ihracat kotasının 2013 yılında 3 tona düşürüldüğüne dikkati çekerek, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2010 yılı verilerine göre ihraç edilen tıbbi sülük miktarının 1,6 ton civarında olduğunu bildirdi.

Projenin ülkedeki tıbbi sülük potansiyelinin ulusal bazda araştırılması açısından önemli olduğunu dile getiren Ceylan, şunları kaydetti:

”Sülük toplayıcıları tarafından bizlere aktarılan bilgilere göre, çeşitli ülkelerden geldiği ifade edilen tüccarların resmi kayıtlara girmeyen sülük ticaretleri söz konusu. 1 kilogram tıbbi sülük için sülük toplayıcılarına 400 liraya kadar ücret ödenebilmektedir. Yurt dışında ise 1 adet sülük için 15 dolar ücret talep edilebilmekte. 1 kilogram sülüğün yaklaşık 400-600 adet sülükten oluştuğu düşünülürse sülüğün ekonomik potansiyeli ve tıbbi sülük ticaretinin cazibesi daha net şekilde anlaşılacaktır. Bu anlamda Türkiye’nin sülük potansiyeli göstermesi açısından projemiz önemli. Projemiz bittikten sonra hazırlayacağımız raporu bakanlığa sunacağız. Böylelikle tıbbi sülük ihracatına konan kota miktarının daha gerçekçi bir şekilde belirlenmesine katkı sağlamış olacağız.”