Son SBS’de başörtüsü serbest

2013 yılı Haziran ayı itibarıyla son kez yapılacağı ilan edilen ve yerine getirilecek olan yeni sistem henüz netleşmeyen Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) 2013 yılı kılavuzu cuma günü yayınlandı. Kılavuzda, geçtiğimiz yılki kılavuzdan farklı olarak öğrencilere sınavda serbest kıyafetin önünü açacak bir bölüm de yer aldı.

Habertürk’ten Sultan Uçar’ın haberinde kılavuzda yapılan değişikliğe dikkat çekerken, klavuzun “Sınavın Uygulanması” başlıklı bölümündeki “e” maddesinde “Öğrenciler, fotoğraflı sınav giriş belgesindeki fotoğrafıyla karşılaştırıldığında tanınmasını sağlayacak bir kıyafetle sınava gireceklerdir” denildi.

Sınav gözetmeni öğretmenlerin ise 1982 tarihli Kamu Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne uygun olarak kadınların başı açık ve erkeklerin kravatlı olarak görev yapabilecekleri bildirildi.

GEÇ KALAN GİREBİLECEK

2013 SBS ve Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı’na (PYBS) ilişkin diğer ayrıntılar şöyle: 

Başvurular 4-22 Mart 2013 tarihleri arasında. 

Sınav 8 Haziran 2013’te Lefkoşa, Riyad, Medine, Cidde, Tebük, Kuveyt, Aşkabat, Taşkent, Bakü ve Bişkek ile Türkiye’de eşzamanlı olarak 10.00’da başlayacak. 

Sınav başladıktan sonra ilk 20 dakika geç kalan öğrenciler de sınava alınacak. 

Ruhsal ve duygusal, yani dikkat eksikliği veya hiperaktivite bozukluğu olan öğrenciler de bu yıl görme, işitme ve bedensel engelleri olan öğrenciler gibi tek kişilik salonlarda sınava girecek ve diğerleri gibi fazladan 30 dakika süre verilecek. 

Sınavda 23 Türkçe, 20 matematik, 20 fen ve teknoloji, 20 sosyal bilimler (İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Vatandaşlık ve Demokrasi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi), 17 de yabancı dil sorusu olmak üzere 120 dakikada toplam 100 soru yöneltilecek.

Levent Kırca’dan haddi aşan ‘başörtü’ hakareti

AK Parti’nin yargıyı ele geçirdiğini iddia eden Levent Kırca, “AK Parti’ye güvenen ‘sıkma başlılar’ da mahkeme salonlarına girdi” dedi.

Kırca yazısını şöyle sürdürdü: “Yani hanım avukatlar mahkemede müvekkillerini başları iki kere örtük olduğu halde savunacaklar. Neden iki örtü? Saç tellerini erkeklere göstermemek için. Gösterilirse ne olur? Erkek günaha girer. Bu nedenle önce başlarını bağlıyor, bağladıktan sonra kıyısından köşesinden hala bir saç kılı görünmesin diye birde bandaj takıyorlar. Böylece saçları erkekleri tahrik etmiyor. Peki, vücutlarının bütün kıvrımlarını belli eden o giysilere ne demeli? Yüzlerindeki boyalara, göz makyajlarına, takma kirpiklerine, estetikli ve botokslu yüzlerine ne diyeceğiz? Olduk olmadık yerlerde dansözlere taş çıkarırcasına göbek atmaları erkeklerin başını döndürmüyor mu?”

“KUR’AN’DA BAŞ ÖRTÜLECEK DİYE BİR ŞEY YOK!”

Fetva vermeye de soyunan Kırca, yazısını şöyle tamamladı: “Dinimizin kitabı “Kur’an-ı Kerim’i” kaç kişi okudu acaba? Kur’an’da baş örtülecek, saç görünmeyecek diye bir şey yok! Binbeşyüzyıl önce bütünüyle çıplak gezen, göğüsleri açık bir şekilde dolaşan Arap kadınlarına “Kur’an-ı Kerim” edep yerlerinizi örtün demiş. Hiçbir şeyi okumayanlar bari hiç olmazsa dinimizin kitabı “Kur’an-ı” okuyuverin bir zahmet. Ey uyuyanlar! Uykuda gezenler! Nereye gidiyoruz? Nereye götürülüyoruz? Farkında olmanız için daha neyi bekliyorsunuz?”

Danıştay’ın başörtüsü kararına ilk yorum

Aytaç Çaman Demircan daha önce Danıştay 2. Dairesi tarafından başörtü kararı ile ilgili olarak ‘Kötü örnek oluyor’ gerekçesi ile Okul Müdürlüğü görevinden alınmıştı. Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen olumlu kararın ardından gözler yeniden Aytaç Çaman Demircan’a çevrildi.

Danıştay 2. Dairesi tarafından ‘Kötü örnek oluyor’ gerekçesi ile müdürlük görevinden alınan Aytaç Çaman Demircan, Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen tarihi başörtüsü kararı ile ilgili yazılarını kaleme aldığı adilcevaz13.com sitesine önemli açıklamalarda bulundu.

AYTAÇ ÇAMAN DEMİRCAN; “KARARI OLUMLU KARŞILIYORUM”

Danıştay’ın verdiği tarihi kararın olumlu ve yerinde olduğuna vurgu yapan Demircan, “Danıştay’ın bu kararıyla, inancında ve mücadelesinde kararlı olanların, tüm baskılara rağmen, hedefine ulaştığını görüyorum. Zulüm ve zorbalık ne kadar güçlü ve merhametsiz olursa olsun, baskı altında tutulan, ezilen ve ötekileştirilen insanların, eninde sonunda inanç ve düşüncelerinde emellerine ulaştığını görüyorum.

İnsan, inandığı şeye tüm yüreğiyle tamamen bağlanmalı bence… Bunu da, ne tanınmış şahsiyetlere, ne gruplara ve ne de siyasi partilerle iktidarlara yaranmak için yapmalı… Geleceğe yönelik kaygılar ya da getiri hesapları hiç olmamalı bunun temelinde…

Ben, asker postallarının her şeyi ezip geçtiği o süngülü dönemde, tek başıma ve genç yaşımın o saf dinamizmiyle, inanarak gerçekleştirdim inancım uğrundaki mücadelemi…

Ben hep şuna inandım: Sorun kimin ne taktığı veya ne takmadığı anlayışından çok; insanlara zorla dayatılan düşünce, insanların inanç ve düşüncelerine saygısızlık ve askeri vesayetin emirlerine itaat edip etmeme sorunuydu. Ben itaatsizlik ettim.

Danıştay’ın bu kararı gösteriyor ki, ülkede, askeri vesayetin hegemonyasını zayıflatma ve demokratikleşme yolunda büyük adımlar atılmıştır; ancak, son yazımda da dile getirdiğim gibi; beni kaygılandıran, korkutan temayüller de vardır. O da, derin ilişkilerin o postallara hala kan verdiği…

Danıştay 8. Dairenin verdiği karar, 2008 yılında vuku bulan bir olaydır, ama benimle başlayan türban davası 2001 yılında yargıya taşındığı halde, hala nihai karar hakkımda verilmemiştir. Bana yapılanlar hala yapanların yanına kar kalmıştır ve onun için, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdım.” dedi.

AVUKAT SALİH EFE; “KARAR ÇOK ÖNEMLİ BİR KARARDIR”

İnsan hakları savunucusu olan ve daha öncede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye bölümünde Hukukçu olarak çalışmış ve aynı zamanda yazarımız Aytaç Çaman Demircan’ın Avukatı olan Salih Efe konu ile ilgili olarak sitemize yaptığı açıklamada; “Yüksek mahkememizin almış olduğu bu karar çok önemli bir karardır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (9. madde düşünce vicdan ve din özgürlüğünü düzenleyen) maddesine uygun bir karardır. Mahkemelerimizden ve yargıdan düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün önünü açacaklarını bekliyoruz. Bu kararlar sadece dindar insanların ve aynı zamanda her dinden olan insanların haklarını özgürlüklerini genişletecek şekilde olmalıdır.” dedi.

www.adilcevaz13.com