Bilim dünyası önemli bir keşfe imza attı

Bilim dünyası keşfedilen yeni memeli türünü konuşuyor.

Olinguito (OLİNGİTO) olarak adlandırılan ve kimi çevrelerce ayıya olan benzerliğiyle dikkat çeken tür bilinen Olingos türünün yeni bir üyesi…

Kolombiya ve Ekvator’un yüksek dağlarında yaşayan memeliler, yüzlerce yıl başka hayvanlara benzerliği nedeniyle yeni bir tür olarak adlandırılmadı. Kimi çevrelerce ayıya bazıları içinse kediye benzetildi.

Ancak Smithsonian (SİMİTSONYAN) Enstitüsü bilim adamları, araştırmaları sonunda diğer hayvanlarla karıştırılan bu hayvanların başka bir tür memeli olduğunu ortaya çıkardı.

Smithsonian Institutions:” Bu hayvanı daha önce görmüşler gibi gelebilir insanlara, kimisi ayıya kimisi kediye benzetiyor. Ama hiçbiri değil.. Bu yeni bir tür memeli”

Olingos olarak bilinen bir türün devamı olarak görülen Olingitolar benzerlerine göre daha küçük bir kafatasına sahip ve hem meyve hem de etle besleniyor.

Smithsonian Institutions: “Olingitolar yüzyıllardır bilinen Olingos olarak ve Nicaraguay’dan başlayarak tüm Amazon’a kadar alanda yağmur ormanlarında yaşayan türün başka bir üyesi”

Tabii rakungiller ailesinden gelen Olingitolar tıpkı ailenin diğer üyeleri gibi gündüzleri uyuyor geceleri ise uyanık. Bilim adamları yeni türe, Panama, Kosta Rica, Venezuela, Brazilya ve Peru’da da rastlanabileceğini açıkladı.

Yeni keşif bilim tarihine geçmekle kalmadı, aslında dünyada henüz keşfedilmeyi bekleyen bir çok memeli türünün olabileceği gerçeğini bir kez daha ortaya çıkardı.

Bilim kurgu gerçek oldu

Bilim kurgu filmleri gerçek oldu.

Artık bilgisayarlar uzaktan el hareketleriyle yönetilebiliyor.

Öte yandan bu yeni nesil bilgisayarların, anlık veri işleme hızları da milyon kata kadar artmış durumda.

Bu durum özellikle tıpta devrim yapacak.

Hastalığın teşhis ve tedavi yönteminin saptanmasında harcanan süre, günlerle değil saatler, hatta dakikalarla ölçülecek.

Kadir Has ödülleri iki bilim adamına

Bu yıl Bilim-Eğitim alanlarında verilen “Üstün Başarı Ödülü” Dünyaca tanınan ünlü Ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na verilirken; “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü” ne Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Koşar layık görüldü. 9. Kadir Has Ödülleri’nin sahiplerini bulduğu törende ayrıca Fener Rum Ortodoks Patriği I. Bartholomeos’a da “Kadir Has Üniversitesi Dostluk ve Komşuluk Şükran plaketi” verildi.

Değerli işadamı Kadir Has’ın vefatının 6. yıl dönümü olan 22 Mart Cuma günü Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen törende 9. Kadir Has Ödülleri de sahiplerini buldu. Törende, Kadir Has Vakfı Başkanı Nuri Has, Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve Fener Rum Ortodoks Patriği I. Bartholomeos ile Kadir Has Üniversitesi öğetim üyeleri, öğrenciler, Has Ailesi ile işdünyasının önemli isimleri hazır bulundu.

Kadir Has Vakfı Başkanı Nuri Has törende yaptığı konuşmada “Kadir Has’ın ‘vatan borcu ödüyorum’ sözü bu Vakfın varoluş ilkesi olarak hep aklımızda. Kadir Has’ın bize vasiyeti, Vakfı’n bugüne kadar tüm Türkiye’de yaptırdığı ilk ve orta dereceli okulların sayısını 30’a çıkarmamızdı. Kadir Has Vakfı olarak bu okulları hızla tamamlıyoruz. Bu okullarda Türkiye’nin aydınlık geleceği yetişecek. Mutluluğumuz bugün daha da arttı. Çünkü bize bu konuda büyük katkı sağlayan, Yeniköy Rum Vakfı’na ait İstanbul’daki araziyi Vakfımızın kullanımına tahsis ederek değerli desteklerini esirgemeyen Fener Rum Patriği I.Bartholomeos ve Azınlık Vakıfları temsilcisi Sayın Laki Vingas aramızdalar. Huzurlarınızda Türk Milli Eğitimine yaptıkları bu destekten dolayı şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.

Kadir Has’ın sadece arkasında bıraktığı eserlerle değil, ilkeleri, düşünceleri ve felsefesi ile de örnek olan mümtaz bir şahsiyet olduğunu belirten Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, “Onun hiç bitmeyen ülke ve insan sevgisi, eğitime olan inancı, enerjisi, sorumluluk duygusu ve hizmet aşkı bugün bizlere yol göstermeye devam ediyor.” dedi. Aydın sözlerine şöyle devam etti: “Bu çerçevede son yıllarda geliştirdiğimiz önemli bir projemizi kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum. “Komşuluk hakkı” olarak adlandırdığımız bu proje kapsamında Üniversitemizin merkez kampüsünün yerleşik bulunduğu Cibali’den başlayarak, yakın çevremizin tarihi dokusuna sahip çıkmaya, kültürel ve sosyal gelişiminde itici güç olmaya talibiz. Bunun için üzerimize düşen görevleri yapmaya hazırız. Bir taraftan bizi biz yapan değerleri korumaya gayret ederken, diğer taraftan tarihi yarımadanın sosyo-kültürel gelişimin öncüsü ve dünyaya açılan kapısı olmaya kararlıyız. Dünyanın dört bir tarafındaki en üst düzey kurumlarla oluşturduğumuz uluslararası ilişkiler ve birlikte geliştirdiğimiz ulus-ötesi işbirliği projeleri, bu bölgeyi dünyanın önemli bir kültür, sanat ve eğitim merkezi haline getirmeye katkı sağlayacaktır.”

ACEMOĞLU VE KOŞAR’A ÖDÜL

Bu yıl 9.su gerçekleştirilen Kadir Has Ödülleri’nden “Üstün Başarı Ödülü” Dünyaca ünlü ekonomist, Massachusettes Institute of Technogy Ekonomi Bölümünden Prof. Dr. K. Daron Acemoğlu’na verildi. Ekonomi, siyasal ekonomi, ekonomik kalkınma, ekonomik büyüme, gelir ve ücret dengesi eşitsizliği ile kurumların ekonomideki rolü üzerine bugüne kadar yapmış olduğu uluslararası düzeydeki çalışmalar ile dünya çapında tanınan Acemoğlu’nun çalışmaları, gerçekleştirdiği sentezi günümüz dünyasını ve içinde yaşanılan koşulları anlamaya büyük katkılar getiren, yeni ufuklar açan nitelikte.

Acemoğlu’nun çalışmaları özellikle insanın politik tasavvurları bakımından en ileri nokta olan demokrasinin temellendirilmesi, bu siyaset yönteminin ekonomi ve yönetişimsel tutumla olan ilişkisinin saptanması bakımından da tüm Dünya’da tartışma yaratıyor.

“Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü” ise Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Koşar’ın oldu. Akışkanlar mekaniği, iki fazlı akış, kaynama ısı transferi, konvektif ısı transferi, elektronik soğutma, mikrosistemler, mikro/nano ölçekte ısı transferi, nanoakışkanlar, mikroakışkanlar ve kavistasyon alanlarında yaptığı başarılı ulusal ve uluslararası çalışmaları ile tanınan Koşar bu ödüle, kariyerinin erken bir evresinde alanındaki en saygın bilimsel dergilerdeki olağanüstü yayın başarısı ve yükselen bilimsel grafiği sebebiyle layık görüldü.

9. Kadir Has Ödülü Değerlendirme Kurulu

Prof. Dr. Mustafa Aydın / Kadir Has Üniversitesi Rektörü
Prof.Dr. Şükrü Hanioğlu/Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr.Gökhan Hotamışlıgil / Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Cemal Kafadar /Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman / Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı
Prof. Dr. Gülsün Sağlamer / Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi
Prof. Dr. İlhan Tekeli / Orta Doğu Teknik Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi

CERN’deki Türk bilim insanı Higgs bozonunu anlattı

Demirköz, ”Herkes, her şey bu alanda kaldığı, onun içinde olduğu için kütle kazanıyormuş, bunu öğrenmiş oluyoruz” dedi.

Demirköz, kendisinin de görev yaptığı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nden (CERN) yapılan ”Higgs parçacığının varlığından emin olunduğu” yönündeki açıklamayı, Anadolu Ajansı’na (AA) değerlendirdi.

Higgs’in maddeye kütlesini veren parçacık olduğunu bildiren Demirköz, kütlenin de yıllardır merak konusu olduğunu söyledi.

Yaklaşık 35 yıl önce Profesör Higgs’in, ”Bütün evreni dolduran bir Higgs alanı var ve parçacıklar Higgs alanıyla etkileşerek kütle kazanıyorlar” şeklinde bir teori ortaya attığını anlatan Demirköz, ”Bunu açıklarken teoride şunu da görüyor: Ortada aslında bir Higgs parçacığı da olması lazım.

CERN yaklaşık 2 yıldan beri bu parçacığı arıyordu. Eylülde bir parçacık bulduğumuzu açıkladık. Milyonda birden daha az yanılma payıyla yeni bir parçacık ortaya çıktı diyebildik. Fizikte her şey ihtimal hesaplarına dayanıyor. Bugün ise bu parçacık Higgs’in teoride öngörülen özelliklerine sahip bir parçacıkmış bunu öğrendik. Başka bir parçacık da olabilirdi.”

”Higgs’in varlığının insan hayatına bir etkisi yok”

Bu parçacığının bulunmasının, bütün evrenin içinde bir Higgs alanı olduğunu gösterdiğini ifade eden Demirköz, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu alanda herkes, etrafta görülen her şey, onun içinde kaldığımız, onun içinde olduğumuz için kütle kazanıyormuşuz bunu öğrenmiş oluyoruz. Ama derseniz bunun insan hayatına ne faydası var? Direkt olarak yok. Ancak dolaylı çok faydası var. CERN’de 27 kilometrelik büyük Hadron çarptırıcısının içerisinde çok büyük mıknatıslar var. O mıknatısların teknolojisine bakarsak CERN, Hadron çarptırıcısını kurmadan önce MR makineleri de MR çektirmek de pahalıydı. CERN’den dolayı makine fiyatları ve çektirme ücretleri düştü.

CERN, süper iletken teknolojisini emekleme aşamasından koşma aşamasına getirdi. Çarpıştırıcının yapımı aşamasında gelişen teknolojiyle hali hazırdaki sanayinin kullanabileceği malzemeler ucuzladı.”

”Tanrı parçacığı, sevdiğimiz bir tabir değil”

CERN’deki deneylerde evrenin yaratılışında etkili olan bir alan hakkında bilgi edindiklerini anlatan Demirköz, ”Evrenin en başında da Higgs varmış, büyük patlama esnasında bütün parçacıklara da kütlesini vermiş ama daha birçok soru var. Büyük Patlama ile ilgili tüm soruları çözmüş olsak bile ki böyle bir şey olabileceğini düşünmüyorum, yeni sorular ortaya çıkacak. Bilgimiz arttıkça evreni de daha iyi anlama şansına kavuşuyoruz” görüşünü dile getirdi.

Fizikçilerin ”tanrı parçacığı” yerine ”Higgs parçacığı” ifadesini kullandığını kaydeden Demirköz, ”Tanrı parçacığı tabiri hiç sevdiğimiz bir tabir değil” dedi.

Dermirköz, bu ifadenin 1993 yılında Nobel ödüllü fizikçi Leon Lederman tarafından bir fizik kitabında kullanıldığını belirterek, ”CERN’de Tanrı’ya inananların sayısı inanmayanlara göre çok daha yüksek” diye konuştu.

Higgs’in en önemli özellikleri kütlesi ve dönüş hızı

Higgs’in en önemli özelliğinin kütlesi olduğuna işaret eden Demirköz, ikinci özelliğinin ise dönüş katsayısı olduğunu söyledi. Şimdiye kadar bulunan bütün parçacıkların kendi etraflarında döndüğünü anlatan Demirköz, ”Higgs ise evrende bildiğimiz ilk dönüş katsayısı olmayan, dönüşü sıfır olan parçacık. Maddeye kütlesini veren parçacığın dönmemesi ilginçti” dedi.

Higgs’in varlığını doğrulamak için dönüşünün ölçülmesi gerektiğini kaydeden Demirköz, ”Ölçüldü. Hata payı bizi tatmin edecek kadar küçük olduğu için sıfır olduğunu söyleyebiliyoruz. Higgs bütün parçacıklara kütlesini veren parçacık olduğu için bu parçacıkların hepsiyle Higgs’in etkileşiminin ölçülmesi lazım. Hangileriyle ne kadar etkileştiğini ölçmemiz lazım ki onun Higgs olduğunu bilelim. Bazı parçalarla etkileşme katsayıları ölçüldüğü için artık Higgs gibi diyoruz ama hepsini bitirmedik, hepsi bittikten sonra Higgs diyebileceğiz” ifadelerini kullandı.

CERN, çalışmalarına 1,5-2 yıl ara verecek

CERN’in yeni deneyler için çalışmalarına 1,5-2 yıl kadar ara vereceğini bildiren Demirköz, ”Çarpıştırıcının 2 kat enerjiye çıkması için bazı noktalarının tamir edilmesi gerekiyor. Tamir, zor bir süreç, çünkü içerisindeki mıknatıslar -271 derecede, onların tamir edilmesi için ilk başta oda sıcaklığına çıkması lazım. Bu 4 ay alıyor, sonra tamirin bitmesi, sonra tekrar -271 dereceye indirilmesi lazım. Ondan sonra alacağımız verilerden yeni bir şeyler göreceğiz” diye konuştu.

Almanya’da görev yapan Türk bilim insanları

2007 yılında Almanya’da araştırmacılara özel bir vize uygulaması getirilmesi ile AB ülkeleri dışından gelen bilim insanlarının sayısı, büyük artış gösterdi. 2011 yılında araştırmacı unvanı ile Almanya’da ikamet izni alanların sayısı, 2006 yılı rakamlarının yaklaşık 10 katına ulaştı.

Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi’nin (BAMF) verilerine göre Almanya’da 808 bin bilim insanı, araştırmacı olarak görev yapıyor. Bu araştırmacıların yüzde 9,5’ini ise göçmenler oluşturuyor. Bunların yüzde 5,5’i diğer AB ülkelerinden, yüzde 4’ü de AB’ye üye olmayan ülkelerden geliyor.

Türk araştrımacılar 6’ncı sırada

AB dışından Almanya’ya gelen yabancı bilim insanlarının yüzde 15,8’ini Çinli, yüzde 14,2’sini Hint ve yüzde 11’ini de ABD’li araştırmacılar oluşturuyor. Listede ABD’yi yüzde 6,3 ile Rus, yüzde 4,3 ile Japon ve yüzde 3,6 ile Türk bilim insanları takip ediyor.

Almanya’da görev yapan göçmen araştırmacıların büyük bir kısmı matematik ve enformatik alanlarında hizmet veriyor.

2010 yılında 31 bin 500 yabancı bilim insanı ve sanatçıya Almanya’da ikamet izni verildi. Bu rakam, 2006 yılından bu yana sürekli artıyor.

 

 

 

DEUTSCHE WELLE

2 bin yıllık ilaç tabletleri, bilim adamlarını şaşkına çevirdi

“Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, küçük bir kutu içinde bulunan 6 tablet, hayvan ve bitki yağlarının yanı sıra çam sakızı ve çinko içeriyor.

Tabletlerin göz enfeksiyonunun tedavisi için kullanıldığı sanılıyor.

Pizza Üniversitesi Kimya Bölümünden Prof. Maria Perla Colombini, yaklaşık 2 bin yıllık ilaçların yapımında bu kadar fazla madde kullanılmasının son derece şaşırtıcı olduğunu söyledi.

Tabletlerden aldıkları örnekleri kütle spektrometresi ile incelediklerini belirten Colombini, ilaçlarda antibakteriyal özelliğe sahip çam sakızının yanı sıra, nişasta, havuç, turp, maydanoz ve zeytin gibi bitki yağları, hayvan yağı ve çinko bulduklarını söyledi.

Toskana Arkeoloji Enstitüsü’nden Gianni Giachi ise elde edilen bulguları Theophrastus, Yaşlı Plinius ve Dioscorides gibi tarihçilerin yazdıkları ile karşılaştırdıklarını söyledi.

Giachi, tarihçilerin çinkonun özellikle göz hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını yazdığını belirtti.

Tabletlerin içinde bulunduğu geminin, M.Ö 140-130 yıllarına ait olduğu ve Yunanistan’dan Akdeniz’deki diğer ülkelere ticari mal taşıdığı sanılıyor.

Gemi enkazı, 1974’te Toskana kenti açıklarında bulunmuştu.