Facebook’un açıklarından 9 bin dolar kazandı

Elazığ’ın Kovancılar ilçesinde yaşayan bilgisayar programcısı 22 yaşındaki İlyas Orak, 4 kez sosyal paylaşım sitesi Facebook’un güvenlik açıklarını bulduğunu ve siteden 9 bin 450 dolar ödül kazandığını söyledi.

Orak, Gümüşhane Üniversitesi Gümüşhane Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Bölümü’nden mezun olduğunu söyledi.

Küçüklüğünden beri bilgisayarlarla uğraştığını dile getiren Orak, diğer kullanıcıların var olan program ve oyunları kullandığını, kendisinin bu sistemlerin nasıl yapıldığını merak ettiğini belirtti.

Merakını gidermek için önceleri adını bile bilmediği programlama dilini öğrenmeye çalıştığını vurgulayan Orak, bununla ilgili internet üzerinden araştırma yaptığını anlattı.

Programlama diliyle uğraşınca ilk etapta ”hackleme” hevesi oluştuğunu aktaran Orak, daha sonra ise ”hata bildirimi” yapmanın daha uygun olduğuna karar verdiğini açıkladı.

İlyas Orak, yaptığı taramalar sonucunda dünyada ve Türkiye’de birçok şirketin ve resmi kurumun internet sitesinde açık bulduğunu, bunların hepsine hatalarla ilgili bildirim yaptığını kaydederek, şöyle konuştu:

”Facebook’ta 4 tane sistem açığı buldum. Hepsini de ‘sıfırlama’ bölümünde bulmuştum. İlk güvenlik açığının programını yazdım. Bu, hesap hackleme programıydı. Bir hesabı almam, şifresini değiştirmem 5 saniyemi alıyordu. Son bulduğum güvenlik açığı da sıfırlama noktasında hesapların yüzde 80-90’ını etkileyen bir açıktı. Facebook, bunlara yönelik ‘Whitehot’ adında güvenlik bildirimi kısmı oluşturdu. Biz de oradan bağlantıya geçiyoruz kendileriyle, onlar da bize dönüş yapıp, teşekkür ediyorlar. Geri dönüşleri 15 gün-1 ay arasında sürüyor. Güvenlik bildirimi yaptıktan sonra bir miktar ödül var. Ben toplamda 4 kere ödül aldım, bunlar açığın derecesine göre değişiyor. Ben sırasıyla 2 bin 950, 5 bin ve en son bin 500 dolar ödül aldım.”

Aldığı 9 bin 450 dolarlık ödülü tahsil etmekte zorlandığını belirten Orak, kendisine gönderilen kartın anlaşmalı bankalarının Türkiye’de bulunmadığını, parasını ya yurt dışındaki akrabalarının yardımıyla ya da havaleyle alabildiğini söyledi.

WHITEHOT LİSTESİNDEKİ 9 TÜRK’TEN BİRİSİ
İlyas Orak, sosyal paylaşım sitesinin, güvenlik açığı bulanların isimlerini Whitehot listesine yazdığını, kendisinin isminin de burada bulunduğunu bildirdi.

Listede yer alan 9 Türk’ten 4’ünün adının listeye yazılmasına vesile olduğunu açıklayan Orak, ”Bildirimde bu kişilerin de bana yardımcı olduğunu belirttim ve ödül almalarına aracı oldum” dedi.

Orak, hiçbir işte çalışmadığını, başvuru yaptığı firmaların ya kendisini umursanmadığını ya da olumlu cevap vermediğini vurgulayarak, iyi bir firmada kariyerine devam etmek istediğini sözlerine ekledi.

Borsa 84 bin barajını aştı

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) 100 endeksi güne analistlerin kritik direnç olarak nitelendirdikleri 84.000 puanın üzerinde başladı.

Güne önceki kapanışa göre 184,88 puanlık yükselişle 84.155,80 puandan başlayan İMKB’de hisse senetleri ortalama yüzde 0,22 oranında değer kazandı. Dünkü yükselişin lokomotifi banka hisseleri güne ortalama yüzde 0,29’luk yükselişle başlarken holding endeksi de yüzde 0,27 değer kazandı.

Analistler endeksin 84.000 üzerinde tutunması durumunda yükseliş isteğinin devam edebileceğini belirterek, sonraki hedefinin 86.500 seviyesi olabileceğini kaydediyor.

Şanslı 8 bin kişi belirlendi

 İnternet devi Google, ABD’de internet bağlantılı yeni gözlükleri deneyecek 8 bin şanslı kullanıcıyı belirledi.

Google, şanslı kişilere, gözlüğün deneme versiyonunu kullanmaya hak kazandıklarını dünden itibaren bildirmeye başladı.

“Google Glass” (Google Gözlük) ürününü deneyecek kullanıcılar, gözlük başına 1500 dolar ödeyecek ve gözlüklerini teslim almak için New York, Los Angeles ya da San Francisco’ya gidecek.

Akıllı telefonlarla benzer özelliklere sahip olan yeni ürünün dokunmatik ekran yerine sesli komutlara yanıt verecek biçimde tasarlandığı belirtiliyor.

Çerçevelerinden birine küçük bir kamera ve ekran yerleştirilen gözlükler sayesinde kullanıcıların, e-postalarını kontrol edebilecekleri, sosyal paylaşım sitelerini ziyaret edebilecekleri ya da ellerini kullanmadan fotoğraf ve video çekimi yapabilecekleri ifade ediliyor.

Google için çalışan mühendisler, deneme kullanımlarının ışığında ürünün eksiklerini gidermeye çalışacak ve beklentilere göre “Google Glass” bu yılın sonunda ya da gelecek yılın başında, 700 ila 1500 dolar arasında bir fiyata piyasaya sunulacak. 

2012’de 1 milyon 228 bin trafik kazası meydana geldi

Kırklareli Polis Evi’nde yapılan bilgilendirme toplantısında konuşan Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürü Yaşar Dağlı, “Türkiye’de 2012 yılında 1 milyon 228 bin trafik kazası meydana gelmiş. Bu kazalarda, kaza yerinde ölen kişi sayısı 3 bin 835. Hastanede ölen vatandaşlarımızla birlikte yılda ortalama 10 bin vatandaşımız trafik kazasında hayatını kaybediyor” dedi.

Dünyada her yıl trafik kazaları sonucu 1 milyon 25 bin kişi yaşamını yitirdiğini ve kazalarda 50 milyon kişi sakat kaldığını belirten Dağlı; 

“Dünyada meydana gelen kazalarda 500 milyar dolardan daha fazla maddi zarar meydana geliyor. Rusya’da 80 kadar Avrupa ülkesinin katıldığı bir çalışma yapıldı. Bu çalışmanın sonucunda her ülke projeler üretilsin, denetimle ilgili çalışmalar yapsın ve bunun sonucunda da her yıl trafik kazaları ile ilgili her ülkenin karnesi oluşturulma kararı alındı. Kırklareli’de en çok kazaların meydana geldiği Edirne Caddesi, İnönü Caddesi ve Eriklice Caddesinde radar uygulamaları yapacağız. Hedefimiz 2020 yılına kadar Türkiye’de meydana gelen ölümlü kazaları yüzde 50 azaltmak. Ülkemizde meydana gelen kazalara baktığımız zaman 2012 yılında 1 milyon 228 bin trafik kazası meydana gelmiş. Bu kazalarda, kaza yerinde ölen kişi sayısı 3 bin 835. Hastanede ölen vatandaşlarımızla birlikte yılda ortalama 10 bin vatandaşımız trafik kazasında hayatını kaybediyor. Kırklareli’de emniyet kemeri takılması konsunda son zamanlarda çok sık teftişler yapıyoruz. Denetimlerimiz vatandaşımızı emniyet kemeri şehir içinde emniyet kemeri takması konusunda ikna edene kadar denetimlerimiz sürecek. Kırklarelililer şehirler arası yollarda yüzde 95 emniyet kemerini takıyor fakat şehir içinde emniyet kemeri takma durumu çok az. Vatandaşımız en yüksek 50 kilometre hız ile gidiyorum emniyet kemeri takmama gerek yok diyor ama ani frende o hız insanın ölümüne bile sebep olabilir” dedi.

Dağlı, fahri trafik müfettişlerine sürücülerin ve araç içinde bulunanların mutlaka emniyet kemeri takması konusunda uyarılması gerektiğinin altını çizdi.

200 bin kişi vergi dairesine çağrılacak

Vergisini ödemeyen vatandaşa göz açtırılmayacak.

Geçen yıl verdiği halde bu yıl kira beyannamesi vermeyen yaklaşık 200 bin mükellef tespit edildi.

Beyanname vermeyenler vergi dairelerine çağrılacak.

Maliye Bakanlığı, kira beyannamelerinin verilme süresini yoğun talep üzerine 29 Marta uzattı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ”Kira Gelir Beyannamesini 29 Mart tarihine kadar vermemiş vatandaşı, 1 Nisan tarihinde vergi dairelerine davet ederek neden beyanname vermediklerine dair bilgi isteyeceğiz ve kendilerinden gerekli belgeleri ibraz etmelerini isteyeceğiz” dedi.

Şimşek, ilginç bir ayrıntıya da dikkat çekerek, geçen yıl beyanname veren yaklaşık 200 bin vatandaşın bu yıl beyanname vermediğini söyledi.

Beyannameler, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın ”www.gib.gov.tr” adresi üzerinden ”Önceden Hazırlanmış Kira Beyanname Sistemi” aracılığıyla da internet ortamından verilebiliyor.
 

Arınç ve Avcı 3 bin öğrenciyi yolcu etti

Projenin ilk etap uğurlama töreni Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın katılımıyla yapıldı. Arınç ve Avcı, Çanakkale’ye giden öğrencileri yolcu etti.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ATO ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öncülüğünde Çanakkale Şehitliği’ne 3 bin öğrencinin ilk etap uğurlama törenine katıldı. Sunuculuğunu Erkan Tan’ın yaptığı Ankara’daki törende Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ATO Başkanı Salih Bezci de hazır bulundu. Tören öncesi asker kıyafetli erkek ve yöresel kıyafetli kız öğrenciler Bakan Avcı’ya çiçek takdim etti. Nabi Avcı öğrencilerle fotoğraf çektirdi ve öğrencilerin elini öptü. Bu sırada kız öğrencinin saçları Bakan Avcı’nın ceketine takıldı. Acı öğrenciye yardımcı oldu. Salondaki tüm öğrenciler ayağa kalktı. Ellerindeki Türk bayraklarını sallayarak ‘Çanakkale Geçilmez’ diye bağırdı. Bülent Arınç ve Nabi Avcı da çocukları ayakta alkışladı.

Törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, son 10 yıl içinde Türkiye genelinde binlerce derslik inşa ettiklerini söyledi. Cumhuriyet tarihi boyunca inşa edilen derslik sayısı kadar derslik inşa ettiklerini belirten Avcı, “bunların içinde bir tanesi var ki hepsi bir kenara o bir kenara. O da Çanakkale’deki Şehitliklerimiz açık hava dersliğimiz. Oraya gittiğiniz zaman siz de bugüne kadar gördüğünüz aldığınız izlediğiniz derslerden daha farklı normal derslerden çok daha farklı bir derse orada şahit olacaksınız.” diye konuştu.

“ÇANAKKALE’YE GİDEN ÖĞRENCİLER ŞEREFLİ, MÜBAREK ŞAHADETNAMELERİNİ ALDILAR”

Öğrencilerin öğretmenlerinden Çanakkale’de tarih, geçmiş, bugün ve gelecek ile ilgili çok anlamlı sözler duyacağını ve çok güzel bir ders yapacağını anlatan Avcı, “Bu dersin kıymetini bileceğinizi ve hiç unutmayacağınızı biliyorum. 1915 yılının ders yılı sonunda birçok lisemizde mezuniyet törenleri yapılmadı. 1915 sonunda birçok lisemiz hiç mezun vermedi. Siz işte o kahramanları ziyarete gidiyorsunuz. Onlar okullarını bıraktılar ve Çanakkale’ye gittiler. Çanakkale’de o günden bugüne hiçbir Milli Eğitim Bakanı’nın imzalamadığı kadar güzel, şerefli, mübarek şahadetnamelerini kendileri aldılar.” şeklinde konuştu.

“BİRLİK VE BÜTÜNLÜK İÇERİSİNDE ÇANAKKALE’DE SAHİP OLDUĞUMUZ GÜCE KAVUŞACAĞIZ”

Çanakkale Harbi’nde yaşanan olayların birkaç nokta ile özetlenebileceğini kaydeden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç şunları söyledi: “Birincisi Türk ordusu Anadolu’nun gerçek evlatları sahipleri büyük bir mücadele verdiler. 1915’in başlarında ve 1916’da Çanakkale Harbi bitti. 100’üncü yılına yaklaşıyoruz. İman, inanç, toprağımıza, vatanımıza, bayrağımıza bağlılık Çanakkale’de adeta elle tutulur hale geldi. İkincisi çok genç nüfusumuzu orada şehit verdik. Üçüncüsü elbette çok önemli bugün Türkiye’de adeta içecek su kadar yiyecek ekmek kadar muhtaç olduğumuz birliğimizin, bütünlüğümüzün en büyük örneğini gördük. Bu şehitlikleri ziyaret edeceksiniz. İsimleri tespit edilen şehitlerimizin isimlerini ve memleketlerini bir daha yakından okuyun. Mesela orada Diyarbakır Lice’den şehit olmuş Mehmet’i göreceksiniz. Bursa’dan Ahmet’i göreceksiniz. Trabzon’dan veya Çaykara’dan, Rize’den Hüseyin’i göreceksiniz. Muğla’dan bir başka ismi göreceksiniz. Lazkiye’den, Kudüs’ten, Yemen’den, Galiçya’dan, Balkanlardan gelmiş askerlerimizi göreceksiniz. Osmanlı coğrafyasının her tarafından koşarak bu harbe şehit olmak için gelen aynı ideal uğruna birbirinin kucağında şehit olmuş gençleri göreceksiniz. Diyarbakırlı, Hanili, Liceli, Kulplu Hasanlar Hüseyinler Manisalı Ahmetlerin Mehmetlerin kucağında şehit oldu. Hiç birbirlerinin ırkına kökenine bakmadılar. Bayrakları birdi devletleri birdi inançları birdi çok şükür vatanseverlikleri birdi. Bu gün Türkiye’de yine aynı ideal etrafında aynı birlik ve bütünlük içerisinde Çanakkale’de sahip olduğu bu güce Allah’ın izni ile yine mutlaka ve en kısa zamanda sahip olacak. Sizin Çanakkale’de göreceğiniz güzelliklerden biride bu olmalı. Bu memlekette bin yıldır aynı bayrak altında aynı idealler için yaşayan insanlar fitne, ırkçılık, fesattan uzak kaldılar ve Çanakkale’ye koştular.”

Konuşmaların ardından Arınç, Avcı ve beraberindeki heyet, çocuklarla birlikte fotoğraf çektirdi. Fotoğraf çekiminin ardından çocuklar otobüslere binerek Çanakkale’ye doğru yola çıktı.

20 bin öğrenciye burs müjdesi

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye tarafından finanse edilen Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü (YURTKUR) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Daire Başkanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen “Burslar Yoluyla Dezavantajlı Yüksek Öğrenim Öğrencilerinin İşgücü Piyasasına Girişinin Kolaylaştırılması Operasyonu” projesi protokolü imzalandı.

Törende konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, AB katılım öncesi fonlarının, insan kaynaklarının geliştirilmesiyle ilgili kısmının Bakanlıkları bünyesinde yürütüldüğünü ifade ederek, son 7 yılda 557 milyon avroluk fon kullanıldığını, bunun yılda ortalama 80 milyon avro yaptığını, 431 projenin desteklendiğini ve 90 bin kişinin de bu projelerden yararlandığını belirtti.

Bakan Çelik, üniversite öğrencilerine verilen burslarla onların, daha iyi yetişmesini, yüksek nitelikli mesleklere sahip olmalarını hedeflediklerini vurguladı.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, bu tür programların gelişmesi, yaygınlaşması ve yararlanan kişilerin artmasını dilediklerini dile getirdi. Projelerin projeksiyonlarının ve gençler için ayrılan kaynakların günden güne gelişmesini temenni eden Bakan Kılıç, Türkiye’nin gerek proje yapımında gerekse projelere ayrılan kaynakların amacına uygun kullanımda büyük deneyimler kazandığını belirtti.

Açılış konuşmaların ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ve AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelci Jean Maurice Ripert, “Burslar Yoluyla Dezavantajlı Yükseköğrenim Öğrencilerinin İşgücü Piyasasına Girişinin Kolaylaştırılması Operasyonu” protokolünü imzaladı.

Proje kapsamında gençlere 20 milyon 700 bin euro burs imkanı sağlanacak. 20 bin öğrenciye, 8 ay boyunca aylık 260 TL burs imkanı sağlayacak projede imzalar atıldı.
 

1 milyon 851 bin öğrencinin YGS heyecanı

2013 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi’nin (ÖSYS) ilk aşaması olan 2013-YGS’ye girmek için 1 milyon 851 bin 326 aday başvurdu.

YGS, yarın tüm yurtta ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki 167 sınav merkezinde, 100 bin 452 sınav salonunda tek oturumda yapılacak. Saat 10.00’da başlayacak sınav, 160 dakika sürecek.

Kimlik ve güvenlik kontrolleriyle salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için adayların sınava girecekleri binanın kapısında en geç saat 09.00’da hazır olmaları ve yanlarında sınav giriş belgesini bulundurmaları gerekiyor.

Sınav giriş belgesinin ön yüzünde ÖSYM tarafından belirlenmiş bilgiler hariç ön ve arka yüzünde herhangi bir yazı, resim, işaret bulunan adayların sınavı geçersiz sayılacak.

Adaylardan, sınava giriş belgesinin yanı sıra nüfus cüzdanı veya pasaport gibi tanıtıcı kimlikleri de sorulacak. Nüfus cüzdanı veya pasaport dışında zorunlu askerlik görevini ifa eden er veya erbaşlar ile askeri öğrenciler için askeri kimlik belgesi (Bu özel durum muvazzaf askerler için geçerli değil), Türk vatandaşlığından izin ile ayrılanlar ve bunların kanuni mirasçılarına ait pembe veya mavi kartlar kabul edilecek.

Bunların dışındaki, sürücü belgesi, meslek kimlik kartları gibi diğer tüm belgeler sınava giriş için geçerli sayılmayacak. Nüfus cüzdanında soğuk damga, adayın güncel bir fotoğrafı ve TC kimlik numarasının bulunması, pasaportun süresinin de geçerli olması gerekiyor. Üzerinde soğuk damga, güncel bir fotoğraf veya TC kimlik numarası bulunmayan nüfus cüzdanları ile geçerlilik süresi bitmiş pasaportlar kabul edilmeyecek. Bu belgeleri eksiksiz olarak yanında bulundurmayan bir aday, mazereti ne olursa olsun, 2013-YGS’ye alınmayacak.

Hiçbir eşya emanete alınmayacağından adayların sınav binalarına bu belgeler dışında herhangi bir eşya, araç-gereç getirmemeleri gerekiyor. Sınavın yapıldığı her bir salona en az bir adet duvar saati, adayların sınavda kullanacakları gereçler (kalem, silgi, kalemtıraş ile şeker ve peçete) ÖSYM tarafından sağlanacak. Adaylar sınava şeffaf pet şişe içinde su getirebilecek.

Sınav binaları ve salonları ÖSYM tarafından kurulacak güvenlik kameraları ile izlenebilecek. Kamera kayıtları, gerektiğinde kanıt olarak kullanılacak.

Sınav başladıktan sonra adayların ilk 120 dakika ve son 15 dakika içinde, tuvalete gitmek için bile salonundan çıkmaları izin verilmeyecek. Sınav süresince adayların konuşmaları, kopya çekmeleri veya kopya vermeleri, salondaki görevlilere soru sormaları, birbirlerine kalem, silgi gibi şeyler alıp vermeleri, sınav düzenini bozacak davranışlarda bulunmaları yasak olacak. Bu yasaklara uymadığı saptanan adayların sınavı geçersiz sayılacak.

Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden de 5 soru yöneltilecek

YGS’de ortak müfredata dayalı Türkçe, sosyal bilimler, temel matematik ve fen bilimleri testleri yer alacak. Adaylar, güncel öğretim programlarından sorumlu olacak. Bu yıl YGS’de Türkçe’den 40, tarihten 15, coğrafyadan 12, felsefeden 8 ve din kültürü ve ahlak bilgisinden 5, temel matematikten 40, fizikten 14, kimyadan 13, biyolojiden ise 13 soru yöneltilecek.

Sosyal bilimler testinde, ortaöğretim kurumlarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersini almak zorunda olmayan veya farklı müfredat ile eğitim gören öğrenciler, din kültürü ve ahlak bilgisi sorularından muaf tutulacak. Bu öğrencilere din kültürü ve ahlak bilgisi soruları yerine YGS’de sosyal bilimler testinde yer alan felsefe alanından 5 soru sorulacak. Sosyal bilimler testinde toplam 45 soru bulunacak.

YGS’de tüm adaylar ilk 35 sorunun tamamından sorumlu olacak. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersini yasal olarak almak zorunda olan adaylar, sosyal bilimler testinin ilk 40 sorusunu cevaplandırmakla yükümlü tutulacak. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersini yasal olarak almak zorunda olmayan veya farklı müfredat ile eğitim gören öğrenciler ise sosyal bilimler testinin ilk 35 sorusunu cevaplandırdıktan sonra aynı testin 41, 42, 43, 44 ve 45. felsefe alanı sorularını cevaplandıracak.

Sınavda 282 bin kişi görev yapacak.

Mezun olan 2 bin 500 TL maaşla işe başlıyor

Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fatih Poyraz, önceki yıllarda jeodezi ve fotogrametri bölümü adı altında eğitim verdiklerini, bölümün adının insanlar tarafından çok fazla algılanamaması nedeniyle 4 üniversitenin geomatik, 10 üniversitenin de harita mühendisliği adıyla isim değişikliğine gittiğini söyledi.

Geomatik ve harita mühendisliğinin benzer eğitimi veren bölümler olduğunu dile getiren Poyraz, yersel ve fotogrametrik yöntemlerle uydu ve bilgisayar teknolojilerinden yararlanarak, yeryüzünün tamamının veya bir bölümünün topografik ya da tematik haritalarını ürettiklerini belirtti. Poyraz, coğrafi bilgi sistemlerinin oluşturulması, kıta hareketlerinin belirlenmesi, kırsal ve kentsel toprak düzenlemeleriyle tarihi eserlerin restorasyonunu da yaptıklarını aktardı.

Tüm yatırım ve mühendislik hizmetlerinin altyapısının oluşturulması, yeryüzünün dört boyutlu olarak ölçülmesi, haritalanması ve modellenerek gösterimi aşamalarında da söz sahibi olan bir mühendislik bilimi olduklarını ifade eden Poyraz, 14 üniversiteden yılda ortalama bin 200 öğrencinin mezun olduğunu bildirdi.

“ASİSTAN MAAŞINI BEĞENMİYORLAR”

Yrd. Doç. Dr. Poyraz, bu bölümlerden mezun olanların iş bulma sıkıntısı çekmediğini, özellikle son yıllarda artan kentsel dönüşüm çalışmalarının mesleğe olan talebi artırdığını vurguladı.

Harita ve geomatik mühendisleri için özel sektör ve kamuda çok sayıda iş imkanı bulunduğunu açıklayan Poyraz, şunları kaydetti: “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Harita Genel Komutanlığı, yeni kurulan ve gelişmekte olan Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri, Karayolları Genel Müdürlüğü, İl Özel İdareleri’nde ve belediyelerde istihdam edilebiliyorlar. Son yıllarda artan kentsel dönüşüm uygulamaları, coğrafi bilgi sistemlerine yönelik çalışmalar, gayrimenkul değerlendirme ile yol ve baraj inşaatları da mezunlarımıza ilgiyi artırdı. Özel sektörün de talebinde ciddi artış var. Yeni mezunlarımız özel sektörde 2 bin 500 lira maaşla işe başlıyor. Devlette maaşlar daha da tatmin edici. Akademisyen bulamıyoruz. Mezunlarımız asistan maaşını beğenmiyor. Birçok üniversitemiz bölüm açma gayretinde ancak öğretim üyesi sıkıntısı var.”

Yrd. Doç. Dr. Fatih Poyraz, yılda bin 200 mezun verildiğini, ihtiyacın ise bu rakamın çok çok üstünde olduğunu belirterek, harita ve geomatik mühendisliği bölümlerden mezun olanların işsizlik gibi bir sıkıntısının olmadığını sözlerine ekledi.

250 bin kişide bir görülen kan grubumuz oldu

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kan Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Birol Güvenç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kişilerde kan gruplarının belirlenmesinde H antijeninin öncül nitelik taşıdığını belirtti.

H antijeniyle bağlantılı olarak A, B, AB ve 0 gruplarının meydana geldiğini anlatan Güvenç, H antijeninin çok nadir de olsa mutasyona uğraması durumunda ”Bombay” adı verilen bir kan grubunun ortaya çıktığını ve bu kan grubunun halk arasında pek bilinmediğini söyledi.

Güvenç, ”Bombay” kan grubu taşıyan bir kişinin yapılan rutin tetkiklerinde kanın 0 gibi gözüktüğünü anlatarak, ”Bombay”ın sadece ileri araştırmalar sonucu anlaşıldığını ifade etti.

Kan grubu 0 olan herkesin hemen ”Ben acaba Bombay mıyım?” şeklinde şüpheye kapılmaması gerektiğinin altını çizen Güvenç, şöyle konuştu:

”Kan grubu 0 olan herkes Bombay değildir. Çok nadir karşılaşılan Bombay’ın 250 bin kişi de bir görüldüğü tahmin edilmektedir. Beklenenden farklı bir kan grubuyla olan doğumda Bombay olabilir şüphesiyle yaklaşılabilir. Yani, çiftlerin her ikisinin kanı 0 grubu olduğu durumda, çocuğun kan grubunun A veya B olması pek beklenmez, ancak bu tarz bir durumda çiftlerden herhangi birisinin Bombay olabileceği ihtimali üzerinde durulabilir.”

Prof. Dr. Birol Güvenç, Bombay kan grubuna sahip olmanın sağlık yönünden bir sakıncasının olmadığına da dikkati çekerek, bu grubunun en önemli sorununun kan ihtiyacı olduğunda ortaya çıktığını söyledi.

Bombay’ın diğer kan gruplarına kan verebildiğini ancak sadece başka bir Bombay kan grubundaki kişiden kan alabildiğini anlatan Güvenç, ”Bu kanı bulma sıklığı çok düşüktür” dedi.

Güvenç, Türkiye’de Bombay kan grubuna sahip kaç kişinin olduğunun kesin olarak bilinmediğini de sözlerine ekledi.

Irak’ta en az 112 bin sivilin öldü

Irak’taki sivil ve askeri kayıpları araştıran ”Iraq Body Count” adlı sivil toplum kuruluşu, 10 yılda düzenlenen 31 bin 500 saldırıda 112 bin 17 ila 122 bin 438 sivilin öldüğünün, 135 bin 89 sivilin yaralandığının tahmin edildiğini belirtti.

Merkezi İngiltere’de bulunan kuruluş, ABD’nin Irak’ı işgal ettiği Mart 2003’ten bu yana askerler ve direnişçilerin de dahil edilmesi halinde ölü sayısının 174 bine çıkabileceğini vurguladı.

Irak’ta mezhep çatışmaları nedeniyle en kanlı dönem 2006-2008 olsa da işgalden 10 yıl sonra bile ülkenin her gün saldırılarla sarsıldığını belirten kuruluş, Irak’ın Samarra kentinde bir Şii türbesinin bombalanmasının ardından mezhep çatışmalarının tırmandığı Şubat 2006’dan sonra 31 bin 418, 2007’de ise 20 bin 930 sivilin yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

Kuruluş, ”savaşın henüz sona ermediğine, başlangıç tarihinin bilindiğine ancak sonunun tahmin edilemediğine” dikkati çekti.

Yeni Papa hızlı çıktı! 43 bin takipçisi var

Yeni Papa Arjantinli kardinal Jorge Mario Bergoglio’nun Facebook hesabında seçimlere girerken dahi paylaşımda bulunduğu görülüyor.

Yeni Papa’nın Facebook sayfasında 43 bin takipçisi bulunurmen bu rakamın hızla artması bekleniyor.

TOKİ, 2 bin 432 konutun sahiplerini belirleyecek

TOKİ’den yapılan yazılı açıklamada, Trabzon, Adıyaman, Ağrı, Bitlis ve Van’daki toplam 2 bin 432 konutun hak sahiplerinin Mart ayında belirleneceğini bildirdi.

Trabzon Yomra’ya bağlı Kaşüstü’de inşa edilen 104 konuta toplam 3 bin 66 başvuru yapıldı.

Kaşüstü’de alt gelir grubu için inşa edilen 92 konuta 639 başvuru yapıldı.

TOKİ’den yapılan açıklamada, Adıyaman, Ağrı, Bitlis ve Van’daki konutların başvurularının ise devam ettiği belirtildi.

15 bin timsah firar etti

Çiftlik sahibinin damadı Zane Langman yaptığı açıklamada, “ Eti ve derisi için timsah besliyorum. Timsahlarımı boğulmaktan kurtarmak için kapıları açtım, sonra hepsi kaçtı” dedi.

Botswana sınırında 15 kilometre uzaklıktaki Rakwena Timsah Çiftliği’ni işleten Langman sizlerini şöyle tamamladı,” Yağışların ardından sel geldi. Çiftliğe ulaştığımda timsahlarımı yüzerken buldum. Tanrıma şükrediyorum hepsi hayatta idi.” Langman ayrıca, timsahlarının çoğunun Limpopo Nehri’ne kaçtığını belirtti.

Öte yandan nehirde önceleri çok az timsaha rastlanırken, selin ardından çoğalan timsahları yakalamak için köylüler seferber oldu. Kaçan timsahlardan bir tanesi de çiftliğe 120 kilometre mesafedeki bir Ragbi bölgesinde bulundu.

Langman, kaçan hayvanların yarısından fazlasını tekrar yakaladıklarını sözlerine ekledi. Güney Afrika’nın Limpopo eyaletinde etkili olan sellerde en az 10 kişinin de hayatını kaybettiği bildirildi. Sel komşu ülke Mozambik’te de yaklaşık 50 bin kişiyi etkiledi.

Bismil’de 4 Bin Yıllık Sokak Yapısı Bulundu

Diyarbakır Müze Müdürlüğü’nce yürütülen Müslümantepe kazısında, 4 bin yıl öncesine ait yan yana dizili evler arasında taş örülü sokak dokusu ortaya çıkarıldı.

”Ilısu Baraj Gölü Altında Kalacak Kültür Varlıklarının Kurtarılması” Projesi kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve DSİ’nin işbirliğiyle, Diyarbakır Müze Müdürlüğü başkanlığında, 2000 yılından bu yana devam eden kurtarma kazılarından Müslümantepe, bu yıl da zengin buluntularıyla tarihe not düşmeye devam etti.

Sahadaki kazıları bir süre önce tamamlanan ancak açığa çıkarılan eserlerin belgelenmesi çalışmasının devam ettiği Müslümantepe’de, İslami Dönem, Demirçağ, Erken Demirçağ, Orta Asur tabakası, Geç, Orta ve Erken Tunç dönemleri buluntularıyla birlikte açığa çıkarıldı. Kazıda ayrıca Orta Tunç dönemine ait günümüzden 4 bin yıl öncesine tarihlenen yan yana dizili evler arasında taşla örülü bir sokak dokusu ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kent mimarisine ait gelişkin yapılar tespit edildi.

Kazı sorumlusu Diyarbakır Müze Müdürlüğü arkeologlarından Şeref Yumruk yaptığı açıklamada, kazının 27 Ekim’de tamamlandığını, ancak açığa çıkan buluntuların belgelenmesi ve müzeye teslimine yönelik çalışmanın devam ettiğini söyledi.

Höyükte, İslami Dönem, Demirçağ, Erken Demir Çağ, Orta Asur tabakası, Geç Tunç Çağı, Orta Tunç ve Erken Tunç dönemlerini tespit ettiklerini belirten Yumruk, ”7 dönemi bir kazıda buluntularıyla birlikte açığa çıkardık” dedi.

Şehirleşme Kültürü

Müslümantepe’de çıkan buluntuların, bölgedeki diğer höyüklerde açığa çıkanlara göre mimari açıdan farklılık gösterdiğini, Erken Demir Çağ mimarisiyle ilgili çok önemli buluntular açığa çıkardıklarını ifade eden Yumruk, şu bilgileri aktardı:

”Çukur evlerin iç kısmının taşlarla örülü olması şimdiye kadar bölgede tespit edilmiş bir mimari özellik değildi. Bölgede yapılan çalışmalarda Erken Demir Çağ mimarisiyle ilgili çukur evler tespit edilmişti, ancak bizim kazımızda ilk kez iç duvarları taşla örülü yaşam mekanı tespit ettik. Bu mekanlar içinde, zeminden yüksekte ağaçtan raflar yapıldığı, rafların da yiyeceğin haşerelerden korunmasına yönelik olarak kullanıldığını düşünüyoruz. Ayrıca evlerin yanında tahılların saklandığı depolama çukurları ki bu depolama çukurları özellikle kırsal kesimde günümüzde de hala kullanılması kültürel sürekliğin devamını gösteren çok net bir kanıttır.

Kazıda, Orta Tunç tabakasını da net bir şekilde mimari olarak açığa çıkardık. Orta Tunç tabakası günümüzden 4 bin yıl öncesine tarihlenen bir yerleşim. Bölgede, Orta Tunç tabakasının bir istila ve yangınla son bulduğu, evlerin tabanlar üzerine yıkıldığı tespit edilmiştir. Bu dönemle ilgili en önemli mimari tespitimiz, yan yana dizilmiş evler arasında 1-1,5 metre genişliğinde bir sokak dokusunun tespit edilmiş olmasıdır. Bu sokak dokusu, Dicle Nehri’nden getirilmiş çakıl taşları ve kırık seramik parçalarının yere serilmesiyle yapılmış. Sokağın sınırlarının taş dizileriyle sıralanmış olması, şehirleşme kültürü açısından ayrıca önem arz ediyor. Günümüzün sokak dokusuyla benzer özellik göstermesi son derece dikkat çekici.”

Karaz Mimarisi

Kazı sorumlusu Diyarbakır Müze Müdürlüğü arkeologlarından Şeref Yumruk, Erken Demir çağ yerleşmelerinden sonra Orta Asur dönemine ait mimariler de tespit ettiklerini ifade ederek, kazıda ”Karaz” mimarisiyle ilgili olabilecek bir ocak ile seramiklerin açığa çıktığını anlattı.

Söz konusu tespitin de son derece önemli olduğunu, bölgenin Karaz yerleşmeleriyle ile bir etkileşim içinde bulunduğunu, bulunan ocağın da bu kültürden etkilenmiş yerli insanlar tarafından yapılmış olabileceğini belirten Yumruk, ”Höyükte çok az da olsa Karaz seramik parçalarının tespit edilmiş olması Doğu Anadolu ile bir ticari ilişkinin varlığını göstermektedir” diye konuştu.

Yumruk, ayrıca 150’si İslami döneme, biri de Roma dönemine tarihlenen mezarlar bulduklarını da sözlerine ekledi.

2 bin yıllık ilaç tabletleri, bilim adamlarını şaşkına çevirdi

“Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, küçük bir kutu içinde bulunan 6 tablet, hayvan ve bitki yağlarının yanı sıra çam sakızı ve çinko içeriyor.

Tabletlerin göz enfeksiyonunun tedavisi için kullanıldığı sanılıyor.

Pizza Üniversitesi Kimya Bölümünden Prof. Maria Perla Colombini, yaklaşık 2 bin yıllık ilaçların yapımında bu kadar fazla madde kullanılmasının son derece şaşırtıcı olduğunu söyledi.

Tabletlerden aldıkları örnekleri kütle spektrometresi ile incelediklerini belirten Colombini, ilaçlarda antibakteriyal özelliğe sahip çam sakızının yanı sıra, nişasta, havuç, turp, maydanoz ve zeytin gibi bitki yağları, hayvan yağı ve çinko bulduklarını söyledi.

Toskana Arkeoloji Enstitüsü’nden Gianni Giachi ise elde edilen bulguları Theophrastus, Yaşlı Plinius ve Dioscorides gibi tarihçilerin yazdıkları ile karşılaştırdıklarını söyledi.

Giachi, tarihçilerin çinkonun özellikle göz hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını yazdığını belirtti.

Tabletlerin içinde bulunduğu geminin, M.Ö 140-130 yıllarına ait olduğu ve Yunanistan’dan Akdeniz’deki diğer ülkelere ticari mal taşıdığı sanılıyor.

Gemi enkazı, 1974’te Toskana kenti açıklarında bulunmuştu.

Siirt’te 8 bin öğrenciye kışlık giysi yardımı

Yardımların 3760’ı kent merkezi, diğerleri ise ilçelerde daha önceden belirlenen öğrencilere yapıldı. Siirt Sancaklar İlkokulu’nda yapılan dağıtıma Vali Ahmet Aydın da katılarak, bazı öğrencileri kendi elleriyle giydirdi.

Vali Aydın, dağıtılan giysilerin hiç kullanılmadığını belirterek, “Ben öncelikle bu birleşik markaların sahiplerine çok teşekkür ediyorum. Hakikaten öğrencilerin hem ayakkabı hem beden numaralarına göre hediyeleri geldi. Biz inşallah çok büyük hediyelerle geleceğiz daha fazla hizmet vereceğiz. İnşallah en güzel günlerde hep beraber buluşacağız. Amacımız eğitim, amacımız Siirtimizin güzelliği, amacımız memleketimizin güzelliğidir. Hatta ileride ‘kardeşlik’ projemiz var, hep beraber kardeş olacağız inşallah” dedi.

30 yılda 30 bin kişiye sigarayı bıraktırdı

Geçirdiği trafik kazası sonrasında felç olan ve Kastamonu’da 6 ay rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Sefer Yanık (62), kendisiyle aynı odada kalan arkadaşının, aynı zamanda babası ile avukatının sigaradan dolayı ameliyat olmasına ve yaşadığı zorluklara tanık oldu.

Tedavi sonrasında iyileşen ve yeniden yaşama sarılan Yanık, babasını ve avukatının sigaradan hayatını kaybetmesi, ayrıca arkadaşının yaşadıklarının da etkisiyle sigarayla mücadele etmeye karar verdi. Tedavi gördüğü hastanedeki odaları tek tek dolaşan ve sigara içenlerle görüşen Yanık, ikna ederek 31 bin kişinin sigarayı bırakmasını sağladı.

Tedavisi sonrasında memleketi Afşin ilçesi Çoğulhan beldesine dönen Sefer Yanık, mücadelesini beldesinde sürdürdü. Beldede ve Elbistan ilçesinde yaşayan toplam 10 bin kişinin sigarayı bırakmasını sağlayan Yanık, sigarayı bıraktırdığı kişilerden de bir daha içmeyeceklerine dair belge alıyor. Yanık, kendisine yemin edip sigarayı bırakanları bir müddet sonra tekrar ziyarete gidip sigara içip içmediğini kontrol ediyor.
Sefer Yanık, sigarayı bırakmaları konusunda ikna ettiği insanların hayır duasını aldığını söyledi. İnsanlara sigarayı bıraktırmak için hiçbir kimyasal ya da bitkisel ilaç kullanmadığını, onları sadece bu konuda ikna ettiğini dile getiren Yanık, “1983 yılında geçirdiğim trafik kazası sonrasında felç oldum. Kastamonu Fizik Tedavi Merkezi’nde yattın. Benimle birlikte odada kalan bir arkadaşımın sigaradan dolayı ameliyatını gördüm. Ayrıca babam ve avukatım da sigara içtiklerinden dolayı kanser olup hayatlarını kaybettiler. Bu beni çok etkiledi. O tarihten sonra sigarayla mücadele etmeye başladım. İlk olarak yattığım hastanede tek tek odaları dolaşarak sigara içenlerle konuştum ve onları ikna etmeye çalıştım. O hastanede 500 kişiye sigara bıraktırdım. Daha sonra memleketime geldim ve burada sigarayla mücadele etmeye başladım.
Çoğulhan’da sigara içen 10 bin kişiyi sigarayı bıraktırdım. Daha sonra Elbistan’a giderek Elbistan’da mücadele etmeye başladım. İlk olarak tek tek kahvehaneleri gezdim ve sigara içenleri sigarayı bırakması için ikna ettim. Şu ana kadar Elbistan’da 15 bin kişinin sigarayı bırakmasını sağladım. Çoğulhan beldesinde bir irtibat bürosu oluşturdum ve burada sigarayla mücadelemi sürdürüyorum” dedi.

Emekli muhtar olan Sefer Yanık, tek derdinin insanların sağlığına kavuşmasına yardımcı olmak olduğunu vurguladı.

İkna ettiği kişilerin hayır duasını aldığını dile getiren Yanık, “Benim tek karım sigarayı bırakan kişinin evine 2 ekmek daha fazla götürmesidir. Yaşamımın sonuna kadar sigarayla mücadele edeceğim” diye konuştu.
Yanık, sigarayı bıraktırdığı kişilerden kendi el yazılarıyla “… tarihinde sigarayı bıraktım, bir daha içmeyeceğim” yazılı bir belge alıyor ve bunları dosyasında tutuyor. Sigarayla mücadelesini sürdürmeye devam edeceğini belirten Yanık, yolda sigara içen kimi görürse zararlarını anlatarak, sigarayı bırakmaları yönünde ikna etmeye çalışıyor.