Arnavutluk’un en büyük camisi için ilk adım

Cami için tören düzenlenirken, Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa, Tiran Belediye Başkanı Lulzim Başa ve Diyanet İşleri Başkanı Selim Muca’nın imzaları ile cami için ilk adım adıldı.

Törende moderatörlük yapan Gent Kruja, açılışta yaptığı konuşmada, “20 yıl önce başlanan bu proje bugün burada sizlerle gerçekleştiriliyor. Ama biz bugün, Allah’ın izniyle, hükümetin ve belediyenin destekleriyle, Müslümanların beklemelerinin sonuna geldik. Burada sadece cami değil, aynı zamanda ibadet ve ilim komplesi, cami, kültür merkezi, İslam’ın ilk müzesi, konferans salonu, kütüphane ile büyük külliye yapılacak.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Selim Muca ise heyecanla şunları söyledi: “Arnavutluk’un Diyanet İşleri Başkanı Selim Muca olarak şahadet ederim ki, yıllarca özlemle beklediğimiz bu projenin ilk adımlarını başbakan Sali Berişa ve Arnavut halkı ile atıyoruz.”

Midenin en büyük düşmanları

Köksal, şeker hastalarını da uyararak: “Mide, beyinden sonra en çok sinire sahip organdır. Şeker hastalığı, sinir yer. Sinirleri tahrip olan mide her hastalığa gebedir.” dedi.

Pendik Belediyesi doktorları vatandaşın ayağına getirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda mahalle fark etmeksizin kentin her noktasında sağlık seminerleri düzenleniyor. Bunlardan biri de Velibaba Mahallesi’nde gerçekleştirildi. “Midem ekşiyor, ne yapmalıyım?” konulu seminerde Uzman Dr. Rabia Köksal tarafından mide hastalıkları ile ilgili vatandaşlara bilgi verildi. Soru-cevap şeklinde gerçekleşen seminerde Pendikliler, mideleri ile ilgili sıkıntılarının çözümlerini alanında uzman doktordan öğrenmiş oldu.

Şeker hastalığı mide sinirlerini tahrip ediyor

Pendik Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Uzman Dr. Rabia Köksal, midenin en büyük iki düşmanının aspirin gibi ağrı kesiciler olduğunu söyledi. Zorunlu olmadıkça bu ilaçların alınmaması gerektiğini belirten Köksal, bir diğer önemli noktanın da şeker hastalığı olduğunu ifade etti. Midenin beyinden sonra en çok sinire sahip organ olduğunu vurgulayan Köksal, şeker hastalarını bir an evvel tedavi olmaları konusunda uyardı. Köksal: “Mide, beyinden sonra en çok sinire sahip organdır. Şeker hastalığı, sinir yer. Sinirleri tahrip olan mide, yaşam konforunuzu direk etkiler.” dedi. Toplumda bir diğer yaygın hastalık olan reflünün de ciddiye alınması gerektiğini belirten Uzman Dr. Rabia Köksal, bu hastaların aşırı yağlı yiyecekler yememesi gerektiğini söyledi.

Reflüsü olanlar için kısa kısa tavsiyeler

-Reflünüz varsa çok sıcak ve soğuk yemek kesinlikle yemeyin.
-Yağlı gıda mide üst kapağın tam kapanmamasına neden olur.
-Kahve, sigara, alkol reflülü mideyi bozacağı gibi sağlıklı mideyi de olumsuz etkiler.
– Reflünüz varsa 3 saatten fazla aç kalmayın.
-Düzenli yiyin, tam doymadan kalkın.
-Stresten uzak durun.

YGS şampiyonunun en büyük korkusu

YGS’de şampiyon olan adaylardan İstanbul Lisesi’nden Hümeyra Çolak, bu başarıyı beklemediğini söyledi.

Okulunda soruları yanıtlayan Çolak, sistemli çalıştığını sonucun da böyle geldiğini belirtti.

Sınavdan korkmadığını ancak sınav önce en büyük korkusunun bayılmak olduğunu da dile getirdi; çünkü o zaman sınava giremiyorsunuz, sizin için her şey bitmiş oluyor.

Sınava girdiğinde heyecanlanmadığını çünkü çok hazırlıklı olduğunu kaydeden Hümeyra Çolak, günlük deneme yapıyormuş gibi hissettiğini de sözlerine ekledi.

Avukat olmak istediğini açıklayan Hümeyra Çolak, okulun yurdunda kaldığı için arkadaşlarıyla hep bir arada olduğunu bunun da kendisine sosyalleşme fırsatı tanıdığını kaydetti.

Anne ve babasına minnettar olduğunu belirten Hümeyra, ablalarına özellikle teşekkür etti. Şampiyonun son teşekkürü ise okuluna oldu.

YGS şampiyonunun en büyük korkusu

YGS’de şampiyon olan adaylardan İstanbul Lisesi’nden Hümeyra Çolak, bu başarıyı beklemediğini söyledi.

Okulunda soruları yanıtlayan Çolak, sistemli çalıştığını sonucun da böyle geldiğini belirtti.

Sınavdan korkmadığını ancak sınav önce en büyük korkusunun bayılmak olduğunu da dile getirdi; çünkü o zaman sınava giremiyorsunuz, sizin için her şey bitmiş oluyor.

Sınava girdiğinde heyecanlanmadığını çünkü çok hazırlıklı olduğunu kaydeden Hümeyra Çolak, günlük deneme yapıyormuş gibi hissettiğini de sözlerine ekledi.

Avukat olmak istediğini açıklayan Hümeyra Çolak, okulun yurdunda kaldığı için arkadaşlarıyla hep bir arada olduğunu bunun da kendisine sosyalleşme fırsatı tanıdığını kaydetti.

Anne ve babasına minnettar olduğunu belirten Hümeyra, ablalarına özellikle teşekkür etti. Şampiyonun son teşekkürü ise okuluna oldu.

Hatay’da eğitime büyük yatırım

2013 Yılı Temel Eğitim Yatırım Programı kapsamında, Hatay’da eğitime yönelik 125 milyon 400 bin TL tahmini proje bedeli ile 86 ayrı yatırım işi kapsamında, toplam 984 derslik yapılması öngörülüyor.

Yatırım programı kapsamında, 64 dersliğin ihalesi gerçekleştirilirken, 920 dersliğin ihale hazırlıkları devam ediyor. 2013 Yılı Ortaöğretim Yapım Programı kapsamında ise 88 dersliğin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Devlet Yatırım Programı’na alındığı öğrenildi.

Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, 2013 Yılı Temel Eğitim Yatırım Programı kapsamında yer alan 984 dersliğin tamamlanması ile beraber, eğitim kalitesinin artacağını ve il genelindeki derslik sorununun büyük oranda çözüleceğini ifade etti. Lekesiz, geçmiş yılda ortalama 160 adet derslik inşa edilirken, 2013 yılında ise bin 48 adet dersliğin yapılacağını ve bunun da derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılmasına ciddi bir katkı yapacağını vurguladı. Vali Lekesiz; eğitime yapılan her bir desteğin, daha güçlü, daha müreffeh ve daha aydınlık bir geleceğe yapılan yatırım olduğunu söyledi.

En büyük tehlike banknotlarda!

MasterCard öncülüğünde, Oxford Üniversitesi bilim adamları tarafından, Avrupa çapında 15 ülkenin para birimine yönelik olarak gerçekleştirilen araştırma, banknotların üzerinde barındırdığı bakterileri ortaya koydu.

Araştırmaya göre, Avrupalıların yüzde 57’si her gün temas ettikleri en kirli nesne olarak banknotları işaret ederken, bilimsel testler de banknotların üzerinde 26 bini aşkın bakteri bulunduğunu kanıtladı. Bu bakteriler arasında, solunum ve idrar yolunda enfeksiyona neden olan bakteri bile bulunuyor.

MasterCard tarafından gerçekleştirilen araştırma, Avrupalıların paranın yıpranmış, kirli ve bakteriler ile dolu olduğuna inandığını ortaya koydu. Katılımcıların W’si her gün temas ettikleri en pis nesne olarak banknot ve bozuk paraları tanımladı. Araştırmanın yapıldığı 15 ülkenin tamamında en az hijyenik nesne olarak görülen para, yürüyen merdiven trabzanlarını, POS cihazlarının tuşlarını ve kütüphanelerdeki kitapları da geride bırakıyor.

EN YENİ PARA BİLE 2.400 BAKTERİ BARINDIRIYOR

Oxford Üniversitesi’nden bilim adamları tarafından gerçekleştirilen bağımsız araştırma, Avrupa’daki banknotların üzerinde ortalama olarak 26.000’i aşkın bakteri bulunduğunu, en temiz ve en yeni paralarda ise 2.400 bakteri olduğunu ortaya koydu. Verilere göre, Danimarka’da kullanılan banknotlar barındırdığı ortalama 40 binin üzerinde bakteri ile kirlikte lider durumda. Danimarka’yı, banknotlarının üzerinde yer alan 32 binin üzerinde bakteri ile İsviçre, 30 bin bakteri ile Rusya izliyor. İtalya, Almanya, Fransa, Avusturya, Belçika, Hollanda, İspanya ve İtalya’da kullanılan paralar ise, barındırdığı 11 binin üzerinde bakteri ile son sıralarda.

Oxford Üniversitesi’nden Mühendislik Bilimi Profesörü Iam Thompson araştırmayla ilgili; “Avrupalıların paranın kirli olduğu yönündeki algısı nedensiz değil. Daha önce gerçekleştirilen çalışmalar, insanlarda hastalığa yol açabilen Klebsiella and Enterobacter gibi zarar verme potansiyeline sahip bakteri türlerinin bulaştığını ortaya koymuştu. Nitekim, İngiltere baş sağlık görevlisi Sally Davies de yakınlarda antibiyotiklere karşı dirençli bakteri türlerinin giderek artan bir tehdit oluşturduğunu belirtmişti. Banknotlara çok sayıda bireyin elinin değdiği düşünüldüğünde, antibiyotiklere karşı dirençli bakteri türlerinin yayılmasının banknotlarla ilişkisini irdeleyen bir çalışma yapılması mantıklı olacaktır” dedi.

KARTLI ÖDEME DAHA HİJYENİK

Araştırma ile ilgili bilgi veren MasterCard Europe Temel Ürünler Başkanı Jennifer Rademaker ise; “15 ülkenin tümünde para, listedeki en kirli nesne olarak seçilirken, Avrupalıların

PKK’lı grubun liderine büyük şok!

PKK’nın çeşitli tarihlerde kaçırıp elinde tuttuğu 8 kamu görevlisi bugün Kuzey Irak’ta örgütün kamplarının bulunduğu Amadiye bölgesinde BDP’li 2 milletvekilinin de bulunduğu heyete teslim edildi.

Serbest kalan kamu görevlileri ayrılırken, kendilerini heyete teslim eden PKK’lıların başında bulunan ve Tokat’ın Reşadiye İlçesi’nde 7 askerin şehit düştüğü saldırı emrini veren ‘Baver Dersim’ kod adlı terörist Süleyman Şahin’in elini sıkmadı.

Mazlum-Der Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ile İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da bir konuşma yaparak, atılan adımların çözüm süreceği için olumlu olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Konuşmaların ardından PKK’lılarla, Türkiye’den giden heyet, Amadiye Kaymakamı ve Emniyet Müdürü, 8 kamu görevlisinin teslim alındığına dair tutanakları imzaladı. İmzaların ardından heyet üyeleri kamu görevlileriyle öpüşüp, tokalaştı.

Teslimden sonra PKK’lı grubun lideri ‘Baver Dersim’ kod adlı Süleyman Şahin, kamu görevlilerinin yanına gidip, “Geçmiş olsun, bitti bu iş” diyerek ellerini sıkmak istedi.

Ancak kamu görevlileri, “Biz daha önce arkadaşlarla konuşmuştuk” diyerek, PKK’lı Süleyman Şahin’in elini sıkmadı. Bunun üzerine PKK’lı Şahin, bir kamu görevlisinin omzuna dokunup “Gözünüz aydın” dedi.

ABD’li yönetmenden Türk filmine büyük övgü

2. Los Angeles Türk Film Festivali’nin ikinci gününe Ali Aydın’ın “Küf” filmi damgasını vurdu. Festivalin jüri üyesi yönetmen Nilsson film için “Oscar’a aday olmalıydı” yorumunu yaptı.

ABD’nin California eyaletinde düzenlenen 2. Los Angeles Türk Filmleri Festivali’ne dün Yılmaz Erdoğan’ın “Kelebeğin Rüyası” filminin ardından, bu kez de Ali Aydın’ın “Küf” adlı filmi damgasını vurdu.

Festivalin ikinci gününde, yönetmen Aydın’ın ilk uzun metrajlı filmi olan ve Uluslararası Venedik Film Festivali’nde “Geleceğin Aslanı” ödülüne layık görülen “Küf” adlı yapım gösterildi.

Film, salonu dolduran Amerikalı sinema çevreleri ve sinemaseverlerden takdir topladı.

“Oscar’a aday olmalıydı, 1. sınıf bir yapıt”

Festivalin Amerikalı jüri üyeleri arasında yer alan, bağımsız film yönetmenlerinin öncü isimlerinden, 1978 yılında ”Northern Lights” filmiyle Cannes Film Festivali’nde Altın Kamera Ödülü’nün sahibi Rob Nilsson, ”Küf filmi, bende çok çok büyük bir etki bıraktı. Bu film Oscar’a aday olmalıydı. Birinci sınıf bir yapıt” dedi.

Filmi sade ve güçlü bir eser olarak niteleyen Nilsson, filmin, ”izleyiciye müdahale etmeme, ikna kaygısı içermeme” gibi özellikleri bakımından, kendisine Dostoyevski ve Tolstoy’un tarzlarını hatırlattığını belirtti.

Kadınlar için büyük tehlike!

ABD’de Arnold Halk Sağlığı Enstitüsü tarafından 19-65 yaş arasındaki 55 bin kadın üzerinde yapılan araştırma, kadınların 1965 ve 2010 yılları arasındaki 45 yılda yaşam alışkanlıklarındaki değişimleri ortaya koydu. Epidemiyolog Dr. Edward Archers liderliğindeki ekip tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre, 45 yıl içinde kadınlar artık yemek, temizlik, çamaşır gibi ev işlerine yüzde 50’den fazla oranda daha az vakit ayırdı, daha çok TV izleyip, bilgisayar başında vakit geçirdi. Enstitü araştırmasında, bu değişimin gelecek nesiller için başta obezite olmak üzere önemli sağlık sorunlarına neden olacağı uyarısında bulunuldu.

İLK KEZ YAPILAN ARAŞTIRMA

Araştırmada 1965-2010 yılları arasında, kadınların ev faaliyetleri yaparken harcadıkları zaman ve enerji miktarı incelendi. Arnold Halk Sağlığı Enstitüsü’nün araştırması, aynı zamanda kadınlarda zaman kullanma eğilimi, ev yönetimi ve enerji harcamasını inceleyen ilk araştırma olma özelliğine sahip. The Public Library of Science’ta da yayınlanan araştırmadaki bulgular, ev faaliyetleri yaparken harcanan zamanın, tüm kadınlar arasında yüzde 50’den fazla düştüğünü ortaya koyuyor. Buna göre kadınlar, 1965’te haftada ortalama 26 saatlerini ev işlerine harcarken, bu süre 2010 yılında yüzde 50 azalarak 13 saate geriledi. Ev işlerine harcanan zamandaki bu hızlı düşüş ile birlikte özellikle çalışmayan kadınların haftada ev işleri için harcadıkları enerjide de 2 bin 500 kaloriden fazla gerileme oldu.

DOĞACAK ÇOCUKLAR İÇİN DE RİSK

Dr. Archers, araştırma sonuçları ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “Kadınlar ev işi yaparken 50 yıl öncesine göre daha az zaman harcıyorlar. Sonuç olarak, fiziksel aktivite oranları düşerken bilgisayar ve televizyon gibi hareketsiz yaşam tarzında harcanan zamanda artış oldu” dedi. Araştırma sonuçlarına göre, ev işlerine harcanan zamandaki gerileme sadece kadınlar için değil, yeni doğacak çocuklar için de sağlık ve obez olma riski getiriyor. Ev kadınlarında ve çalışmayan annelerde hareketsiz davranışların en yüksek düzeyde olduğuna ve ev işlerinde de en yüksek düşüşün gözlendiğine dikkat çeken Dr. Archers, şöyle devam etti:

“Bu önemlidir çünkü ev kadınları ve çalışmayan anneler, çalışanlara göre daha fazla çocuk sahibi olma eğilimindedir ve hareketsiz davranış ya da fiziksel hareketsizlik düzeyi yüksek olan kadınların çocukları da obezite, diyabet ve diğer bulaşıcı olmayan hastalıklara daha yatkın doğar.”

45 YILDA KADIN YAŞAMINDA OBEZİTEYİ TETİKLEYEN DEĞİŞİM

1965 yılında çalışmayan kadınlar haftada 33 saatlerini ev işlerine harcarken, 2010 yılında bu süre 16.5 saate indi. Çalışan kadınlarda ise bu süre haftada 17 saatten 10.4 saate geriledi.

Çalışmayan kadınlar 1960’da ev işi sırasında haftada 6 bin kalori harcarken, 2010’da bu değer 3 bin 486’ya indi. Çalışan kadınlar ise 1960’da ev işi için haftada 3 bin 106 kalori harcarken, 2010’da harcanan kalori 2 bin 182’ye geriledi. Kadınların TV ve bilgisayar başında geçirdikleri ortalama süre de 1965’te haftada 8.3 saat iken, 2010’da 16.5 saate çıktı.