Demokratikleşme Paketini eleştirdi

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan tarafından açıklanan Demokratikleşme Paketi’ni eleştirdi. “Bizim önümüze konan paket bizim anladığımız anlamda bir demokrasi paketi değil” diyen Kılıçdaroğlu, ‘Andımız’ın kaldırılmasını da sert sözlerle eleştirdi.

‘Andımız’ın yasaklanmasıyla aslında Türk sözcüğünün yasaklanmak istendiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, ”Neyi yasaklamak istiyorsan çık milletin önüne ben Türk sözcüğünü yasaklıyorum de mesele bitsin” dedi.

Demokratikleşme Paketi ile seçim barajına yönelik getirilen önerileri de eleştiren Kılıçdaroğlu, “Şimdi önümüze 3 seçenek koyuyorlar 3’ünden birini seçeceksin diyorlar. 4. seçenek olmaz. Hani demokrasi vardı?”

ÖSYM CHP’li vekile dava açtı

Dava dilekçesinde, 15-16 Haziran 2013’te yapılan LYS’ye, 22-29 Nisan 2013’te başvuruda bulunan bütün adayların kabul edildiği, adayların, merkezden kaynaklanan herhangi bir mağduriyetinin bulunmadığı kaydedildi.

Kart’ın, “adayların, ÖSYM’nin sistem hatasından mağdur olduğuna” ilişkin ÖSYM Başkanlığına yaptığı başvuruya ve açıklamalarına yer verilen dilekçede, “Merkezimiz kişilik haklarını hedef alan davalının, hukuka aykırı beyanatı, haksız fiil teşkil etmekte, merkezimizin kişilik haklarına halel getirmekte, kamuoyunu yanıltmakta, önemli ve öncelikli kamu hizmeti misyonuna sahip bir kamu kurumu olan ÖSYM Başkanlığının toplum nezdinde güvenilirliği ve saygınlığını zedelemektedir” ifadesi kullanıldı.

Dilekçede, “kişisel haklara basın yolu ile saldırı ve bu yolla kurum itibarının zedelendiği” gerekçesiyle, Kart’tan bin lira manevi tazminat talep edildi.

Davanın reddedilmesi talebi

Atilla Kart, davanın görüldüğü Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesine cevap dilekçesi vererek, davanın reddedilmesi talebinde bulundu.

ÖSYM Başkanı Ali Demir’in, “başarısızlığını ve öngörüsüzlüğünü” kamufle etmek amacıyla, kurumun kimliğini ve nüfuzunu kullanarak söz konusu davayı açtığını iddia eden Kart, Eylül 2010’dan bu yana, ÖSYM tarihinde olmayan yoğunlukta ciddi olayların yaşandığını, bunların hiçbirinde kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapılmadığını ileri sürdü.

ÖSYM’yi, halk ve millet adına denetlemenin asli görev ve sorumlulukları arasında bulunduğunu ifade eden Kart, “haksız ve dayanaksız olan davanın” reddine karar verilmesini talep etti.

Bomba iddiaya Büyükanıt’tan sert yanıt

Büyükanıt avukatı aracılığıyla yazılı açıklama yaptı, eski Genelkurmay Başkanı iddiayı reddetti.

Açıklamada, “CHP Milletvekili Tanju Özcan tarafından ortaya atılan bazı asılsız, açıklanması bile olanaksız, pervasız iddialara yer verilmiştir” denildi; Özcan’ın söylediklerinin kaynağını açıklaması istendi.

Açıklamada “yine kaynak belirtilmeyen, kulağına fısıldanan duyumlar olarak izah edilmeye çalışılan iddialara yer verilmiştir ” ifadesi kullanıldı.

“İspat edemezse müfteridir”

Büyükanıt, iddiayı ortaya atan CHP’li Tanju Özcan’ı nefretle kınadığını belirterek, “İspat edemezse müfteridir” dedi.

Büyükanıt’ın sözlerinde, “milletvekilinin asılsız, kulağına fısıldanan sözler şeklinde nitelendirmeler ile kişileri zan altında bırakacak iddialarda bulunabilmesini asıl dikkat çekici olgudur ” denildi.

Ak Parti’nin ‘yemin’ine CHP ve MHP karşı çıktı

Alınan bilgiye göre, 2 Nolu Yazım Komisyonu’nun bugün yapılan toplantısında, ”milletvekilliğinin düşmesi ve iptali” maddelerinde mutabık kalındı.

Komisyon, ”milletvekili yemini” maddesini ise içeriğine girmeden ele aldı. AK Parti’nin, ”Başkan, başkan yardımcıları, bakanların” yeminine ilişkin ibaresi komisyonda tartışma yarattı.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, maddenin bu şekilde görüşülmesi halinde başkanlık sisteminin de müzakereye açılacağını ifade ederek, AK Parti’nin bu önerisini geri almasını istedi. MHP de CHP’nin bu itirazına katıldı. AK Parti ise bu ibarelerin parantez içerisine alınarak maddenin görüşülebileceğini önerdi.

CHP ve MHP’nin buna sıcak bakmaması üzerine AK Parti konuyu bu akşam yetkili organlarla yapacakları toplantıya götürme kararı aldı.

Kılıçdaroğlu’ndan MHP’ye Sert Tepki

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İmralı’da yapılan görüşmeleri değerlendirdi, çözüm için partisinin önerilerini anlattı.

Kılıçdaroğlu, Zonguldak’ta metan gazı patlamasında hayatını kaybeden 8 maden işçisini hatırlatarak başladı.Türkiye’nin işçi mezarlığına çevrildiğini ifade eden CHP lideri terörden fazla iş kazalarına can verildiğini ileri sürdü.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının satır başları:

ZONGULDAK’TA 8 İŞÇİNİN ÖLÜMÜ

Başbakan demişti: “Eğer bu işi yapıyorsan bu işin risklerini de alman lazım.” Biz bunu kabul etmiyoruz. Sonra bakan gitti ve dedi ki “Çok güzel öldüler”.

Ölen 8 işçinin sorumlusu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’dır. Ve sorumlu hükümettir. Şu anda Zonguldak’ta CHP milletvekilleri var onlara gidiniz. Avukat dahil bütün hukuki noktalarda yanınızda olacağız.

İMRALI GÖRÜŞMELERİ

Adı ne derlerse desinler bunun adı Kürt sorunu. 30 yıldır bu sorun çözülmüyor. Elbetteki sorunları iktidar partisi çözecek. Peki, anamuhalefet partisinin bir görevi yok mu? Biz sorunlardan beslenen bir siyasi parti değiliz.

MHP’YE SERT TEPKİ

Şehitler gelsin, belki bize de bir şey düşer diye düşünmek insanlık dışıdır akıl dışıdır. Başka Türkiyemiz yok hangi inançtan hangi kimlikten olursa olsun bu ülkede barışı ve huzuru egemen kılacağız. Fırat’ın suları ile Sakarya’nın suları arasında fark yok. Diyarbakır’daki Reşo’nun alınteriyle Edirneli Hurşit’in alın teri arasında fark yok. Ben ülkemize sahip çıkmak zorundayım. Birisini ötekileştirdiniz mi siz CHP kimliğini bir tarafa atmış olursunuz. Tasada ve kıvançta beraber olmalıyız. Yurttaş olmanın temel argümanı budur.

Balıkesir’deki şehit anası elimi bırakmıyor. “Bu sorunu niye çözmüyorsunuz?” diyor. El birliğiyle siyasal birikimimizle çözeceğiz. CHP’ye sorunlara teslim olmak değil sorunları çözmek yaraşır. Yol haritasını en sağlıklı kim belirledi? CHP. Bu sorunun çözüm yeri Tbmm’dir.

“ŞEHİT HABERİNDEN SORUMLU O’DUR”

4 siyasal parti bir araya gelsin dedik. Gelmiyorsa her şehit haberinden sonra sorumlu olan o’dur diyeceğiz. Daha ertesi gün BDP’ye de MHP’ye de söylemediğini bırakmadı. Bu anlayış Türkiye’yi çıkmaz sokaklara götürür. Bazıları da diyor ki AKP ve CHP bir araya gelsin sorunu çözsünler. Toplumsal mutabakat makamla ölçülen bir şey değil. Peki yüzde 25’in görüşü ne olacak. Onlar bu ülkede yaşamıyor mu? Toplumsal uzlaşma farklı bir kavram.

Yazarlar var, aydınlar var, STK’lar var. Anayasa yaparken görüş almadık mı? Bunun için ortak aklı ön plana alalım dedik. sorun çözmek akıl işidir, kişisel çıkarlardan arınma işidir yurttaşı düşünme işidir.

Deniyor ki toplumsal uzlaşma yapalım da ee zor. Kolay olsaydı zaten çoktan çözülürdü. Eğer tek başına rakam hesabı yapılsaydı niye bize gidin CHP’yle çözün diyorsunuz AKP’nin tek başına gücü var zaten. Sorun oy çokluğu milletvekili çokluğu değil. Sorun yaşanan sorunlara sağlıklı çözememe sorunudur. Olayların arkasından sürüklenen bir iktidar var. Herhangi bir hesabı da yok. Bir stratejisi yok.

Delilik aynı şeyleri yaparak farklı şeyler beklemektir diyordu ünlü bilim adamı Albert Einstein.. Siyasetçilerin çok sevdiği bir söz var analar ağlamasın. Siyasetçinin görevi anaları ağlatmamaktır. Eğer bunu başarabiliyorsan görevini yapıyorsun demektir.

BAŞBAKAN’A KREDİ İÇİN 4 KOŞUL

Hiç kimse CHP’ye şunu söyleyemez; “Bu temel sorun konusunda CHP’nin yol haritası yok” Hayır var. Biz saydam bir politika izlemek istiyoruz biz halkına yalan söylemeyen bir siyasi gelenekten geliyoruz. Bakınız ne yaptılar, 30 yılda hiç bir şey yapmadılar. Ülkemizin birliği bütünlüğü bayrağı için çalışan bir siyasi partiyiz. Varsak bu ülke için varız. Bizim asla ve asla kişisel menfaatlerimiz olmaz. Seçim öncesinde müzakere deyip seçim sonrası silahla gezmeyiz. Biz önce elimizde iple gezip sonra masaya oturmayız. Tayyip Erdoğan’ın ciddiyetini aşan bir sorundur. Kibir aklın düşmanıdır. Hoşgörülü olmalısın. Mevlana’yı hiç mi okumadın. Toprak gibi olun der.

Parti Meclisi’ne bir konuşma yaptım. Yaptığım konuşma medyada benim tahminimden daha fazla yer aldı. Biz her zaman her ortamda toplumsal barışa destek veriyoruz. Çünkü biz insanımızı sevip yaşamasını istiyoruz.

Sayın Başbakan’ın bu sorunun çözümü için ‘size kredi açacağız ama 4 önemli koşulumuz var:

1- Samimi olacaksınız,
2- Gizli bir ajandanız olmayacak,
3- Millete hesap veremeyeceğin angajmanlara girmeyeceksin,
4- Muhalefete bu konuda bilgi vereceksiniz’

Kabul edersen destek veririz dedim. O destek şahsına verilmiş bir destek değildir, şehit analarına şehit babalarına verilmiş bir destektir.

ERDOĞAN’A GEÇMİŞTE KREDİ VERDİK

Sayın Erdoğan’a geçmişte de bir kredi vermiştik, demokrasi için vermiştik. seçimler yapıldı, 2002 kendisi milletvekili seçilemedi. Ama biz demokrasiyi ülkeye getiren bir siyasi parti olarak, milletvekili seçilememesi içimize sindiremedik. Anayasayı değiştirdik gel ‘milletvekili ol’ dedik. Başbakan oldu. Sonra ne oldu? 10’ncu yıl sonunda kibirden, tek adamlıktan yola çıktı, egosu o kadar çıktı ki yeri geldi 2012’de demokrasiden şikayet eder noktaya geldi.

Demokrasi adına sana açtığımız kredi koşulsuz krediydi. Şimdi güvenmiyoruz sana. Ya adam gibi davranıp sorunu çözersin ya da gelen her şehit cenazesinin sorumlusu sen olursun.