Belirtisi olmayan hipertansiyon çok tehlikeli!

Kalp hastalıkları, inme ve böbrek yetersizliğine kadar gidebilen yüksek tansiyonun belirtileri; sabahları ense bölgesinde ağrı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi, baş ağrısı ve sık idrara çıkma olarak açıklanıyor. Uzmanlar, belirtisi olmayan yüksek tansiyonun çok tehlikeli olduğunu kaydediyor.

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erol Sağatlı, hipertansiyon ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Sağatlı, “Hipertansiyon; iki ya da daha fazla sayıda, uygun şartlarda yapılmış kan basıncı ölçümünün 140/90 mm Hg veya daha yüksek olması ile seyreden bir hastalıktır. Hipertansiyon hastalarının yüzde 95’inde başlıca bir neden gösterilememektedir. Bu durum ‘primer’ ya da ‘esansiyel hipertansiyon’ olarak adlandırılır. Hastaların yaklaşık yüzde 5’inde ise tanımlanabilir bir neden gösterilebilmektedir ve bu durum ‘sekonder hipertansiyon’ olarak tanımlanmaktadır.” dedi.

Yüksek tansiyon hastalığının belirtilerini sıralayan Sağatlı, “Bu belirtiler; sabahları ense bölgesinde ağrı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi, baş ağrısı, sık idrara çıkma şeklinde ortaya çıkabilir. Tansiyon çok yüksek olduğu halde bazı hastalarda hiç bir şikayet olmayabilir. Bu durum tehlike sinyalidir. Hipertansiyon gelişiminde, genetik faktörler, yaş ve cinsiyet değiştirilemeyen risk faktörlerindendir. 50 yaşın altında erkeklerde, 50 yaş üstünde ise kadınlarda hipertansiyon görülme oranının arttığı bilinmektedir. Hipertansiyondan korunmak için aşırı kilo almamaya dikkat edilmeli, sigara ve alkol kullanımı ile aşırı tuz tüketiminden kaçınılmalı, stresten uzak durulmaya çalışılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

CİDDİ HASTALIKLAR KAPINIZI ÇALMASIN!

“Yüksek tansiyon günümüzde hala beyin damarlarındaki tıkanıklık ve kanamalar açısından başlıca risk faktörleri arasındadır.” diyen Sağatlı, “Ayrıca, kolesterol ve sigara alışkanlığının yanı sıra;miyokard enfarktüsünün başlıca nedenleri arasında yer alır. Kalp ve dolaşım yetmezliği olan kişilerin yüzde 75′inde bu hastalıkların nedeninin hipertansiyon olduğu bildirilmiştir. Tansiyon yükselmesinin damar duvarında kalınlaşma gibi belirgin değişikliklere yol açarak; tıkayıcı damar hastalıkları, anevrizmalar ve böbrek yetmezliği gibi bir dizi doku bozukluklarına neden olduğu bilinmektedir.” şeklinde konuştu.

Yüksek tansiyonun tedavi ile kontrol altına alınabileceğini ifade eden Sağatlı, sözlerini şöyle noktaladı: “Tedaviye başlama kararı, kan basıncı ve toplam kardiyovasküler riske bağlıdır. Kilo kontrolü, fiziksel aktivitenin artırılması, alkol alımının azaltılması, tuz kısıtlaması ve meyve-sebze tüketimi, düşük yağlı süt ürünlerinin kullanılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri tüm hipertansiyon hastalarına önerilmektedir. Uygun hastalarda ise ilaç tedavisi ile hipertansiyon kontrol altına alınabilmektedir. Son yıllarda bu tedaviler sonucunda kan basıncının düşürülmesiyle kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetme oranının belirgin ölçüde azaldığı kanıtlanmıştır. Yüksek tansiyonlu hastaların tedaviden sonraki tablolarına bakıldığında özellikle felç, kalp hastalığı, dolaşım bozuklukları ile böbrek yetmezliğinin ortaya çıkma sıklığının azaldığı görülmektedir.”

İşte çok konuşulacak Uludere raporu

1.5 yıl önce Uludere’de 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili hazırlanan raporda “Olayın kasten yapıldığına yönelik olarak herhangi bir delil elde edilemediği görüş ve kanaatine varılmıştır” denildi.

84 sayfalık raporda, “Tüm Türkiye’yi derinden üzen ve sarsan bu olayla ilgili yapılan araştırma ve incelemelerde; olayın kasten yapıldığına yönelik olarak herhangi bir delil elde edilemediği görüş ve kanaatine varılmıştır” denildi.

Raporda, şu ifadelere yer verildi:

-Kaçakçı grubun içerisinde teröristlerin olduğu bilgisi var.

-İlk bomba 21.39’da atıldı son bomba 22.24’te atıldı.

-Olayın kasten yapıldığına dair bir delil elde edilemedi.

-Yeni sınır kapısı açılmalı…

– Türkiye’nin yeni sınır kapısını önersine Irak Hükümeti sıcak bakmamıştır. 

-Kaçakçılık yasal zemine oturtulmalı…

Valiye yapılacak operasyon için bilgi verilmedi.

-Operasyon sonuç raporu valiliğe gönderilmedi…

-İnsansız hava aracı (İHA) TSK’nın envanterine kayıtlı… 

-Operasyon sırasında ABD’ye ait insansız hava aracı Kuzey Irak’taydı. 

15 AYDA TAMAMLANDI

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki Uludere Alt Komisyonu, yaklaşık 15 aydır sürdürdüğü çalışmalarını tamamlayarak raporunu hazırladı. 

Şırnak’ın Uludere ilçesi yakınlarındaki Irak topraklarında 28 Aralık 2011 günü düzenlenen hava operasyonu sonucunda 34 vatandaşın hayatını kaybettiği olayla ilgili kurulan 84 sayfalık alt komisyon raporunda, olayın; ırkı, dini, meşrebi ve siyasi görüşü ne olursa olsun tüm vatandaşları derinden üzdüğü belirtildi. 

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İnsan Hakları Komisyonu Heyetinin Gülyazı ve Ortasu köylerini ziyaret ettiği, mağdurları yalnız bırakmayarak acılarını paylaştığı vurgulandı. 

Vefat edenlerin yakınlarına, Başbakanlık’ça 3,4 milyon TL ödeme yapıldığı, eşi vefat eden 28 kadına da maaş bağlandığı ifade edildi. 

IRAK, SINIR KAPISI AÇILMASINA SICAK BAKMADI 

Bölgede yeni bir sınır kapısının açılması için ilgili kurumların her türlü çabayı gösterdiği, ancak sınır kapısının açılması için Irak’ın Türkiye’nin gösterdiği iyi niyet çabalarını karşılayacak gayreti sergilememesi nedeniyle sınır kapısı açılamadığı kaydedilen raporda, Genelkurmay Başkanlığı’nın olay hakkında soruşturma başlattığı, İçişleri Bakanlığı’nın 3 müfettiş görevlendirdiği bildirildi. 

Alt komisyonun olay yerine giderek incelemeler yaptığı ifade edilen raporda, 28 Aralık 2011’deki sınır ötesi hava harekatının, TSK tarafından TBMM’nin, 2011 tarihli “Irak’ın kuzeyinden ülkemize yönelik terör tehdidinin ve saldırıların bertaraf edilmesi amacıyla Hükümete Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunması için verilen izin” kararına dayanılarak gerçekleştirildiği kaydedildi. 

ALIŞILMIŞIN DIŞINDA TERÖRİST HAREKETLİLİK 

Raporda, harekat öncesindeki bir aylık süreçte Haftanin bölgesindeki terörist hareketliliğinin alışılmışın dışında olduğu, bu yargıyı destekleyecek çok sayıda duyum, telsiz kestirmesi, görülme ve diğer istihbari bilgi ve belge akışının olduğu anlatılarak şunlar kaydedildi: “İstihbari bilgilerin genel değerlendirilmesi yapıldığında; 2010 yılının Aralık ayında bölgedeki terörist grup sayısı 16 iken, 2011 yılı Aralık ayında terörist grup sayısının 37’ye çıktığı, olaydan önceki bir ay içinde 30 adet duyum alındığı, terörist grupların bölgede farklı günlerde olmak üzere 10 ile 134 kişilik gruplarla hareket halinde olduğu, terör örgütü elebaşlarının da içinde bulunduğu grupların intikam ve misilleme amaçlı büyük saldırılar gerçekleştireceği ve bu grupların Türkiye sınırına yakın dağlık alanlara intikal ettikleri şeklindeki bilgilerin askeri birimlere iletildiği ve askeri yetkililerin de bu hareketlilik karşısında teyakkuz halinde bulunduğu, olayda, olaya ve gruba ilişkin özel bir istihbarat olmamasına rağmen, bu genel istihbari bilgilerin tüm birliklere iletildiği, en üst birlikten en alt birliğe kadar giderek artan aşırı duyarlılık oluştuğu, her an bir saldırı olacakmış gibi beklenti içerisine girildiği, güvenlik güçlerinin adeta elleri tetikte bekler bir pozisyon içerisinde oldukları anlaşılmaktadır.” 

Olayın olduğu gün gözetleme yapan insansız hava aracının (İHA), Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 2. Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi, 2. Ordu Komutanlığı, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı, Batman İHA Üssü, 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı ve bağlı Tugay Komutanlığı tarafından izlendiği belirtilen raporda, olaydaki İHA’nın sınır hattında uçarak Irak’ın iç bölgelerine kadar gözetleme yapabildiği, Irak hava sahasında uçuş yapma yetkisinin ABD’ye ait İHA’larda olduğu ve gözetleme safhasında ABD İHA’larının yetki bölgelerinin farklılığı yüzünden bölgeye sevk edildiği, ancak grubun Türkiye’ye ait İHA’ların yetki bölgesine doğru ilerlemeye başlamasıyla ABD’ye ait İHA’nın bölgeyi terk ettiği vurgulandı. 

İHA 7 SAAT 40 DAKİKA GÖZETLEME YAPTI 

Raporda, “Hava harekatında keşif/gözetleme görevinin TSK’nın Gözcü isimli insansız hava aracı (İHA) tarafından yerine getirildiği, İHA’nın 15:59:38’de Batman’dan kalkış yaparak bölgedeki terör hareketliliği nedeniyle olayın gerçekleştiği yerin batısında bulunan Düğün Dağı’ndan itibaren Çukurca bölgesine doğru sınır hattını tarama görevindeyken, 17.20’de ilk hareketli cisim görüntüsünü Irak’ın iç kesimlerinden aldığı ve Türkiye’ye doğru ilerlemekte olan araçları gözetlemeye başladığı, saat 00:50’ye kadar 7 saat 40 dakika gözetleme yaptığı, ABD’ye ait İHA’nın, Kandil Dağı üzerinde keşif yapmakta iken Haftanin bölgesine ilave keşif amacıyla sevk edildiği ve 20.24’te bölgeye ulaştığı, bu saat itibariyle gözcü İHA’nın zaten 3 saattir gözetlemekte olduğu ve bir süre sonra Predator İHA’nın, grubun Türkiye’ye doğru ilerlemesi ve gözcü İHA’nın gözetleme kapsama alanında olması nedeniyle bölgeden ayrıldığı anlaşılmıştır” görüşüne yer verildi.

İLK BOMBA 21.39’DA ATILDI 

Raporda, şöyle denildi:

“İHA Irak’ın kuzeyinden gelen ilk aracı 17.20’de, insan ve hayvanlardan oluşan grubu da ilk kez 18.23’te Irak’ın kuzeyinde yaklaşık 4,5 km içeride tespit etmiştir. İlk bombanın atıldığı 21.39’a kadar grup, 3 saat boyunca Türkiye’ye doğru hareket ederken gözetlenmiştir. İHA görüntüleri; Komisyon üyeleri ve görüntüleri analiz eden uzmanlar tarafından dikkatlice izlenmiştir. İHA görüntülerinde yalnızca insan, hayvan ve araç ayrımı yapılabildiği, dolayısıyla sadece İHA görüntülerine dayanarak terörist ya da sivil ayrımı yapmanın mümkün olmadığı, önceden yaşanan tecrübelerden hareketle grubun izlenen davranışlarından bazı çıkarımlar yapılabileceği değerlendirilmiştir. 

GRUPLAR GÜVENLİK ÖNLEMİ ALMADAN BEKLEME YAPTI 

Olay günü saat 21.06’da ilk grup Türkiye sınırına 50 ile 80 metre mesafede olduğu tahmin edilen açık alana ulaştığında, bu alanın en yüksek noktasında kümelenmiştir. Bu saat itibariyle ikinci grup da yaklaşık 1100 metre geride açık alanda beklemektedir. Gruplar yaklaşık 35 dakika açık alanda hiçbir güvenlik tedbiri almadan hayvanlarını bırakarak bekleme yapmışlardır. Sağ kurtulanların ifadelerine göre ilk grup sadece açık alandaki en yüksek noktada telefon çektiği için telefon görüşmesi yapma maksadıyla toplanmıştır. Grubun hal ve hareketlerinden mevzilenme veya herhangi bir saldırıya karşı tedbir almadıkları aksine oldukça rahat tavırlar sergiledikleri görülmüştür. Grup bu noktaya kadar İHA gözetiminde açık alanlardan, Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye doğru giden toprak yoldan sınır noktasına ulaşmıştır. Ayrıca, grubun açık alanda beklediği nokta Gülyazı Tugayı’na yaklaşık 5 km mesafede olup top menzili içerisindedir. İHA tarafından ilk aracın 17.20’de, insan ve hayvanlardan oluşan grubun 18.23’te tespit edildiği ve ilk bombanın 21.39’da atıldığı bilinmektedir. Bu süre zarfında tüm kurum ve birimlerin eşgüdüm içerisinde çalışmasıyla görüntülenen grubun tanımlamasının yapılabilmesi için yeterli sürenin bulunduğu, bölgenin coğrafi koşulları ile birlikte grubun bombalandığı alan olan bekleme noktasının en yakın askeri üs bölgesine ve yerleşim yerine yaklaşık 4-5 km uzakta olduğu hesaba katıldığında, grubun terörist grup olup olmadığı hususunu teyit etmek için yeterli zaman olduğu halde bu imkanın iyi değerlendirilemediği kanaatine ulaşılmıştır.” 

GRUP TERÖRİST GRUP OLSAYDI GİZLENİRDİ 

Raporda, tereddüt oluşturması gereken bir başka verinin de öndeki ilk gruba atılan 3 bombadan sonra, yaylanın sonunda 1100 metre geride beklemekte olan ikinci grubun hiç dağılmadan açık alanda beklemeye devam etmesi olduğu belirtildi. Grubun terörist grup olması durumunda harekatı gerçekleştiren uçakların seslerini duyduktan ve ilk gruba atılan bombalardan sonra son derece dağlık ve sarp olan arazide gizlenecekleri sonucuna ulaşılabileceği ifade edilen raporda, askeri yetkililerin; topçu atışına rağmen grubun dağılmaması yürüyüşüne devam etmesi, ilk bombalamadan sonra arkadaki grubun dağılmamış olması, grubun 40 civarında büyük bir grup olması, gruptaki insan sayısı ile katır sayısının yakın olması gibi verilerin, bu grubun terörist grup olduğu yönündeki kanaatlerini pekiştirdiğini beyan ettikleri vurgulandı. 

ASKERİ YETKİLİLERİN GRUBUN KAÇAKÇI OLDUĞUNA İLİŞKİN BİLGİSİ YOKTU 

İHA görüntülerinin komisyonda izlendiği kaydedilen raporda, insan ve hayvanlardan oluşan grubun iddia edildiği gibi köylerinden çıkarken değil, 18.23’te Irak’ın kuzeyinde, Türkiye sınırına göre yaklaşık 4,5 km uzaklıkta tespit edildiği vurgulandı. Raporda, askeri yetkililerin grubun kaçakçı olduğuna ilişkin bilgileri olmadığı ifade edildi.

 69 SANİYEDE SON BOMBANIN ATILMASINI ENGELLEYEMEZDİ 

Gülyazı Muhtar vekilinin ikinci bombanın atılmasından sonra Gülyazı Jandarma Karakol Komutanı’nı telefonla arayarak, bombaladıkları grubun çocukları olduğunu ve harekatın durdurulmasını istediğine işaret edilen raporda, astsubay olan karakol komutanının hava harekatına ilişkin herhangi bir yetkisinin olmadığı ve 69 saniye içinde son bombanın atılmasını engelleyemeyeceğinin anlaşıldığı bildirildi. 

HAREKATTAN SONRA IRAK’IN KUZEYİNDEN BAZI ŞAHISLAR GELDİ 

Raporda, İHA görüntülerden insan ve hayvan ayrımının net olarak yapılabildiği, ancak sadece görüntülerden bir insanın silahlı bir terörist ya da bir sivil olduğu tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı belirtildi. 

2. Ordu Komutanlığı’nın raporunda, kaçakçı grubun içerisinde 6 teröristin bulunduğu, hava harekatı sonrasında öldükleri ve olay yerine gelen bölücü terör örgütü mensupları tarafından götürüldüklerinin ileri sürüldüğü belirtilen raporda, “Olaydan sonra bölücü terör örgütü mensupları arasında yapılan telsiz görüşmelerinde, Fehman Hüseyin isimli teröristin başka bir teröristle yaptığı konuşmadan ‘iki teröristin olay yerine gittiği, olay yerinde 48 cenaze olduğu, 2 kişinin olaydan sağ çıktığı’ bilgisi edinilmiş olup, başka teröristler arasındaki telsiz görüşmelerinde ise olay yerine giden teröristlerin kaçakçılara ait bazı yükleri sakladıklarını konuştukları belirtilmiştir” denildi. 

Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı’nın da komisyona yaptığı açıklamada, Silopi’de teslim olan bir terör örgütü mensubunun, kaçakçı grubunun içinde iki terörist olduğuna dair ifade verdiğini belirttiği kaydedildi.

Raporda, İHA görüntülerinde, harekattan sonra bombalanan alana Irak’ın kuzeyinden bazı şahısların geldiğinin görüldüğü , “K.A.’nın verdiği ifadeye göre, olayın gerçekleştiği alana Irak’taki en yakın yerleşim yeri olan Keşan Köyü ile Türkiye arasındaki bölge bölücü terör örgütünün kontrolündedir ve bölücü terör örgütü köyde sözde gümrük noktası oluşturarak kaçakçılardan haraç almaktadır. İfadeye göre, bölücü terör örgütü Keşan Köyü’nden günlük 20.000 TL civarında gelir elde etmektedir. Komisyon’da izlenen İHA görüntülerine ve kaçakçıların ifadelerine göre de kaçakçılara mal getiren araçlar Keşan Köyü’nden mal alışverişinin yapıldığı noktaya gelmiştir ve kaçakçılar genellikle Keşan Köyü’nden alışveriş yapmaktadır” görüşüne yer verildi. 

Raporda, olaya ilişkin haritaya da yer verildi.

“Çok zor bir maç oldu”

Beşiktaş’ın Portekizli futbolcusu Manuel Fernandes, Spor Toto Süper Lig’de 3-1 kaybettikleri Kasımpaşa maçının kendileri için çok zor geçtiğini söyledi.

Fernandes, karşılaşma sonrası katıldığı basın toplantısında, Kasımpaşa’nın hücum hattında kaliteli oyuncuları bulunduğunu ifade ederek, “Yakaladıkları ani atakları iyi değerlendirdiler. İkinci golü yedikten sonra ikinci yarıya maça ortak olmak için çıktık ancak üçüncü golü yedik. Bundan sonra maç bizim için daha da zor oldu. Kazanmamız gerekiyordu ama bunu başaramadık” diye konuştu.

Daha önce sakatlığı nedeniyle 2-3 hafta oynamayacağının açıklandığının hatırlatılması üzerine Fernandes, “Kendimi iyi hissettiğim için oynadım. Hafta içinde belirli testlerden geçtim. İyileşme süreci beklediğimizden daha hızlıydı ve bugün sahaya çıktım” şeklinde konuştu.

Olcay: İyi başladık ama olmadı
Beşiktaşlı futbolcu Olcay Şahan ise maça her zamanki gibi iyi başladıklarını belirterek, “Sonra kontra atak golüyle geri düştük. Beraberliği bulduk, sonra yine ani ataklarla gol yedik. İlk yarıda iyi oynadık ancak aynısını ikinci yarıda gerçekleştiremedik” ifadelerini kullandı.

Milli takıma seçildiği için mutlu olduğunu dile getiren Olcay, “Bugün 3 puanı alsaydık daha da çok mutlu olurdum” diyerek sözlerini tamamladı.

Şubat’ın en çok kazandıranı belli oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın Şubat ayına ilişkin ”Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, geçen ay en yüksek reel getiri, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 1,19, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 0,76 oranıyla avroda gerçekleşti.

ÜFE ile indirgendiğinde, yatırım araçlarından ABD doları yüzde 0,65, ve mevduat faizi yüzde 0,59 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, İMKB 100 Endeksi yüzde 4,73, külçe altın yüzde 2 oranında yatırımcısına kaybettirdi. 

TÜFE ile indirgendiğinde ise ABD doları yüzde 0,22 ve mevduat faizi yüzde 0,16 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, İMKB 100 Endeksi yüzde 5,13, külçe altın yüzde 2,42 oranında yatırımcısına kaybettiren finansal yatırım araçları oldu.

ÜFE ve TÜFE ile indirgendiğinde İMKB 100 Endeksi 3 aylık, 6 aylık ve yıllık değerlendirmelerde en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

İMKB 100 Endeksi, 3 aylık değerlendirmede, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 9,79, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 6,82 oranında yatırımcısına reel getiri sağladı. Külçe altın ise ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 5,71, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 8,27 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

6 aylık değerlendirmeye göre de İMKB 100 Endeksi, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 17,11, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 13,38 oranında yatırımcısına kazandırdı. Aynı dönemde Amerikan Doları, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,21, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 6,29 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Yıllık olarak değerlendirildiğinde İMKB 100 Endeksi, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 27,74, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 21,55 oranında yatırımcısına en fazla reel getiriyi sağladı.

Öte yandan külçe altın yıllık bazda ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 7,01, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 11,52 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

Behzat Ç.’den çok anlamlı bağış!

Televizyon dünyasında Behzat Ç. karakteriyle ünlenen Erdal Beşikçioğlu, Çankaya Belediyesi Kadın Sığınma Evi’ne 5 bin TL’lik bağış yaptı.

Geçen hafta 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Çankaya Belediyesi’nin Kadın Sığınma Evi’ni ziyaret eden Beşikçioğlu, aynı gün avukatından “Manevi tazminat kazandınız” haberini aldı. İstemediği halde fotoğrafı çekildiğini ve o dönem gazetelerde “Zorba Behzat” şeklinde başlıkların atıldığını hatırlatan Beşikçioğlu, “Tuhaf tabi ki, o gazeteci benim fotoğrafımı çekerken gösterdiğim tepki için ‘Zorba Behzat’ diye bir başlık atmıştı, şimdi o ‘Zorba Behzat’ kadın sığınma evine kazandığı bu tazminatı vermek ister” dedi.

Yerel Mahkemece onanan kararın ardından Erdal Beşikçioğlu avukatından gelen bu haberi Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık ile de paylaştı. Başkan Tanık, Beşikçioğlu’na kadın sığınma evine gösterdiği hassasiyetten ötürü teşekkür etti.

Duygusallık kadının kalbini daha çok yoruyor

Kadınların hayatın her alanında sevdiği herkes için koşuşturmasının, daha çok enerji harcamasına ve yorulmasına sebep olduğu belirtiliyor.

Acıbadem Hastanesi’nden yapılan açıklamada, “Yalnızca yorgunluk değil, yapısal bazı özellikler de erkeklere göre daha narin bir yapısı olan kadın kalbinin yorulmasına yol açabiliyor.

Bu durum kadınların aşk da dahil olmak üzere birçok etkenden çok daha çabuk etkilenmesine neden olabiliyor.” denildi. Kadın kalbinin erkeğe göre çok daha narin olduğunun vurgulandığı açıklamada, erkeklerde vücut yüzeyine göre kalbin ortalama ağırlığı 134gr/m2 iken kadınlarda bu ortalamanın 110gr/m2 olduğu belirtildi.

Açıklamaya göre, 60 kilogram ağırlığındaki bir kadının kalbi 176 gramken, aynı kiloya sahip bir erkeğinki 227 gram. Kadınların kalp damarlarının çapı erkeklere oranla daha küçük, kalp duvar kalınlıkları da daha dar. Bu nedenle kalp krizi geçiren kadınların kalp yetmezliğine girme ihtimalleri erkeklere oranla çok daha fazla. Ayrıca damar çaplarının küçük olması kadınların kılcal damar hastalıklarına yatkın olmasına neden oluyor. Kardiyoloji kliniklerine göğüs ağrısı şikayetiyle birçok kadın hastaneye başvuruyor.

Bazılarının efor testleri bozuk olması nedeniyle koroner anjiyografi yapılıyor. Ancak zaman zaman gözle görülebilir olan kalp damarlarının tamamen açık olduğu ortaya çıkıyor. Bunun nedeni ise çoğu zaman gözle görülemeyecek incelikteki kalp damarlarının hasta olmasından kaynaklanıyor. Kadınlarda bu durum sıklıkla yaşanıyor.”

Kadınların damar fonksiyonları hormonal nedenlerle de farklılık gösterebiliyor. Bu farklılık kalp damar hastalıklarının tanısının doğru koyulmasında sorun oluşturuyor. Öyle ki efor testinin güvenirlilik oranı bile kadınlarda daha düşük. Erkeklerde bu oran yaklaşık yüzde 80 iken, kadınlarda yüzde 65 civarında. Kadınların kalp damarlarının daha narin olması, bypass cerrahisinde de zorluk çıkarıyor. Özellikle vücut yüzeyi daha küçük olan kadınların bypass ameliyatlarında, kanama ve kalp yetmezliğine bağlı şok gibi komplikasyon oluşma ihtimalleri artabiliyor.

Aşk acısının kalp sağlığını olumsuz yönde etkileyebildiğine dikkat çekilen açıklamada, aşk acısı ve sevilenin ölümü gibi yoğun strese neden olan olayların nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin oluşmasına zemin hazırladığına vurgu yapılıyor. Ani korku, depresyon ve doğal afetler de kadınlarda kalp hastalığı riskini artırıyor. Kasık bölgesindeki kanamalar kadınlarda daha sık yaşanıyor. Bu durumun en önemli nedeni ise kadınlarda yağ dokusunun daha fazla olması ve anjiyografi kılıfının çıkartıldığı atardamara anjiyografi sonunda yeterince bası uygulamasının daha zor olması gösteriliyor.

En çok erkekler saç ektiriyor

Türkiye’nin estetik operasyonlar konusunda çok geliştiğini belirten FBM Estetik Kliniği sahibi Doç. Dr. Hayati Akbaş, “Türkiye’de saç ekimi ve estetik cerrahi konusunda özellikle çevre ülkeleri, Avrupa ülkeleri, Orta Doğu ülkelerine göre kıyaslandığında merkez ülkedir. Ancak saç ekimi konusunda deneyim, tecrübe, teknolojinin gelişmişliği ve yapılan işlemlerin hastanelerin girişimleri açısından örnek bir ülkeyiz. Ayrıca Türkiye’de estetik operasyonlar Avrupa’ya göre ekonomik olarak kıyaslandığında da çok uygundur” dedi. 

Erkeklerde en önemli estetik problemin saç dökülmesi ve kellik sorunu olduğunu ifade eden Akbaş, “Erkeklerde en sık yaptığımız estetik operasyon saç ekimidir. Erkeklerin yaklaşık olarak normal orta yaş erkeklerin yüzde 50’sinde kellik ve saç dökülmesi sorunu var. Saç ekimi ihtiyacını bunların çok büyük bir kısmı hissederler. Saç ekimi, kişinin saçı dökülen insanın arka kısmından veya dökülmeyen kısımlardaki saçları tek tek alarak kel olan bölgelere transfer edilmesi işlemidir. Dolayısıyla ekilen saçlar kişinin kendi saçları olduğu için doku bunu çok iyi kabul eder ve ekilen saçlar ömür boyu dökülmez.

Normal saçlar hangi özelliklere sahipse ektiğimiz saçlarda aynı özelliklere sahiptir. Saç ekiminde bugün en sıklıkla kullandığımız teknik FUE tekniğidir. Bu teknik dünyada en çok sıklıkla kullanılan tekniktir. FUE teknikte ameliyat yoktur. Tek tek özel mikro motorlarla alınan saç kökleri başın ön kısmında veya eksik olan bölgelere kök halinde transfer edilmesidir. Saç ekiminin sonuçları çok iyidir.

Yüzde 95 ve 98’lere kadar varan bir memnuniyet oranı vardır. Saç ekiminden sonra memnuniyetsizlik olma oranı yok denecek kadar azdır. Yeter ki uygun koşullarda, uygun teknikle ve uygun insanlara bu ekim yapılsın. O zaman memnun olma oranı da yüzde 100’lere ulaşır. Saç ekimi ağrılı bir işlem değildir. Artık günümüzde uygulanan anestezi yardımı, anestezi desteğinin sayesinde lokal anestezi altında sedasyonlu ve hiçbir ağrı hissetmeden sıfır ağrı ile saç ekimi yapmak mümkündür” diye konuştu. 

Ekilen saçların ilk 2 ay içersinde yeni bir dönüşüm geçireceğinin altını çizen Akbaş, “2 aydan sonra bir daha dökülmemek üzere kalıcı bir şekilde saçlar çıkar. 6 ay içersinde ekilen saçların yüzde 80’i, bir yıl içerisinde de tamamı çıkmış olur. Ekim yapıldıktan sonra genellikle bir haftalık süre, çalışanların normal işe başlamaları için yeterli bir süredir.

Eğer bir insan kendi işinde çalışıyorsa, ekimden sonraki gün işinde çalışabilir. Ancak saç ekimi yapılan başımızı birkaç gün enfeksiyonlardan korumak için kapalı tuttuğumuzdan dolayı genellikle 5 ile 7 gün istirahat edilmesi ve ondan sonra da normal hayata adapte olması söz konusudur” şeklinde konuştu.   Cinsel organ estetiği de yaptıklarını belirten Akbaş, “Cinsel organ estetiği son yıllarda önceki yıllara oranla özellikle kadınlar arasında çok yaygınlaştı. Bu operasyonlar bizim açımızdan ve hastalar açısından zor bir operasyon değil. Hastalar günübirlik gelip, işlemlerini yaptırıp evlerine dönebiliyorlar” ifadelerini kullandı.

 

Çocuk çok sık hastalanıyorsa

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşen Bingöl, ”Çok sık hasta olan çocuklarda en fazla kreş enfeksiyonları görülüyor. Çocuk hayatının ilk 3 yaşında kreşe gittiyse çok sık hasta olacaktır” dedi.

Bingöl, ailelerin çocuklarının hastalandığı gerekçesiyle sıkça doktora başvurduklarını, ancak ”çok sık hastalanıyor” diye gelen bazı çocukların aslında hasta olmayabildiğine dikkati çekti.

Çocukların normal olarak geçirdiği rahatsızlıkların çok sık hastalandıkları düşüncesine yol açtığını dile getiren Bingöl, ”Çocuğun kendi kendine bir takım hastalıkları geçirmesi gerekir. Kendi enfeksiyon kütüphanesi ve kendi repertuvarını oluşturması gerekiyor” dedi.

Çocuk çok sık hastalanıyorsa

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşen Bingöl, ”Çok sık hasta olan çocuklarda en fazla kreş enfeksiyonları görülüyor. Çocuk hayatının ilk 3 yaşında kreşe gittiyse çok sık hasta olacaktır” dedi.

Bingöl, ailelerin çocuklarının hastalandığı gerekçesiyle sıkça doktora başvurduklarını, ancak ”çok sık hastalanıyor” diye gelen bazı çocukların aslında hasta olmayabildiğine dikkati çekti.

Çocukların normal olarak geçirdiği rahatsızlıkların çok sık hastalandıkları düşüncesine yol açtığını dile getiren Bingöl, ”Çocuğun kendi kendine bir takım hastalıkları geçirmesi gerekir. Kendi enfeksiyon kütüphanesi ve kendi repertuvarını oluşturması gerekiyor” dedi.