Milyonlarca kadın bu hastalıkla mücadele ediyor

Fibromiyaljinin özellikle sırt, boyun, omuzlar ve kalçalarda belirgin olmak üzere yaygın kas-eklem ağrısı, yorgunluk, sabah tutukluğuyla kendini belli eden kronik bir kas iskelet sistemi hastalığı olduğunu belirten Özel Medline Konya Hastanesi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Osman Selçuklu, ‘Günlük hayatın koşuşturması arasında tüm sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan kadınları daha fazla etkisi altına alan fibromiyaljiye, kadınlarda erkeklere göre 7 kat daha sık rastlanır.

Toplumun yüzde 5 ile 20’sinde görülen fibromiyalji, yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik, uyku düzensizlikleri ve bazen de spastik kolit dediğimiz tuvalete çıkma problemlerinin eşlik ettiği kronik bir hastalıktır. En sık 30-60 yaş arasında ve daha çok sosyo-ekonomik acıdan üstün düzeyde yaşayan ve stresli bir yaşam temposu olan kişilerde görülür’ dedi.

Dr. Osman Selçuklu, hastalığa yakalanmamak için dikkat edilmesi gerekenleri ise şöyle sıraladı: ‘Stresten uzak durmak, düzenli egzersiz, dengeli ve düzenli beslenmek, sigaradan uzak durmak, sevdiklerine vakit ayırmak, hobi sahibi olmak, hava koşullarına uygun giyinmek, hava akımlarının arasında kalmamak, boyun ve ense bölgesini şal vs. ile korumak önemlidir. Tüm gün bilgisayar başında oturarak çalışma ortamı varsa koltuk, bilgisayar monitörü vs. elverişli hale getirmelidir.’

Hastaya fibromiyalji teşhisi koymak için, üç ay şikayetlerinin devam etmesi gerektiğini ifade eden Dr. Osman Selçuklu, ‘Hastanın en az 12 noktada (ensede baş-boyun geçiş noktası, önde iman tahtasının yanı, omuz başları, dirsek dış yüzü, kürek kemiğinin iç yüzleri, bel kalça geçiş noktası, kalçada dış yan dış, diz iç kısımları vb.) ağrı hissetmesi gerekir. Hastanın şikayetlerinin ve hikayesinin yanı sıra yapılacak tetkiklerle tanı konulur. Fibromiyaljinin tedavisinde, ilaç, fizik tedavi ve egzersizlerden yararlanılır. Tanının ardından doktorun vereceği programla hastalar ağrılarında azalma, uyku problemlerinde düzelme yaşarlar’ şeklinde konuştu.

Aşırı sağcılar İngiltere’yi de tehdit ediyor

Bakan Brokenshire, ‘English Defence League’ (EDL) gibi ırkçı, aşırı sağcı grupların sokaklarda nefret söylemleri ve önyargılı demeçlerinin tansiyonu yükseltiğini söyledi. Brokenshire, bu konuda yapılmış araştırmalara işaret ederek, “İçişleri Bakanlığı’nın gençlerin terörizme bulaşlamalarını engellemek için yürüttüğü projede ilgilendiği 10 kişiden biri aşırı sağcılarla bağlantılı.” dedi. 2011 yılında terörizm suçuyla bağlantılı 17 aşırı sağcının hapisle cezasına mahkum edildiğini hatırlatan Brokenshire, mahkumlardan bazılarının ülke içinde gizli bir silah deposu oluşturduklarını ve iki kişinin saldırıda kullanmak için ev yapımı zehir hazırlığında olduklarını dile getirdi.

Brokenshire, “El Kaide örgütünün yaptığı eylemler ile İngiltere’de oluşturduğu korku mekanizmasını aşırı sağcı gruplar kullanıyor. Sağcı gruplar yaptıkları eylem ve gösterilerle grupların daha da radikalleşmesine fırsat veriyor. Bu iki yaklaşım da insanlarda yabancılaştırma ve kimliğe dayalı sorgulamadan besleniyor.” şeklinde konuştu.

İngiltere’nin ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğunun altını çizen Brokenshire, bu tehditlere karşı tepkinin etkili olması gerektiğini kaydetti. Bu gibi grupların özellikle Müslümanlara yönelik söylemlerinin incitici olduğunu söyleyen bakan, ırkçı söylemleri kınadığını belirtti. Bakan Brokenshire, EDL gibi grupları, “Farklı dinler ile inançların saygı ve hoşgörü değerlerine karşı çalışan bölücü gruplar.” diye tanımladı.

Güvenlik bakanı; okullarda, hapishanelerde, sosyal servislerde ve hastanelerde çalışan binlerce çalışanların böylesi bir eğilimi olan insanları erken fark etmeleri için eğitildiğini sözlerine ekledi.

Su müzikle dans ediyor

24 Hz’lik ses veren hoparlörün önünde akan su adeta dans etti.

Suyun farklı şekillerde akmasını sağlamak için suyun akacağı hortum hoparlöre temas ettiriliyor. Bu sayede hoparlörün titreşimleri suya aktarılmış oluyor.

Bu basit düzenek hazırlandıktan sonra 24 Hz frekansında ses hoparlöre gönderilip suyun akması sağlanıyor.

Yeni açıköğretim sistemi kolay mezun ediyor

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın, ”Sistem, çalışan öğrencimiz lehine oldu. Yıllarca bir dersimizde başarı oranımız yüzde 20’de iken şu anda yüzde 50’lere çıktı” dedi.

Prof. Dr. Aydın,  AÖF’de 3 yıl süren çalışmalar sonrasında 2012-2013 akademik yılında itibaren eğitim-öğretimde dönemlik kredili sistemine geçilerek yaklaşık 2 milyondan fazla öğrencinin intibaklarının yapıldığını söyledi.

Daha önce vize-final ya da vize-final-bütünleme sonuçlarına göre 100 üzerinden 50 ve üzeri puan alan öğrencilerin dersten geçtiğini, alamayanların da kaldığını hatırlatan Prof. Dr. Aydın, yeni sistemde bunun tamamen değiştiğini anlattı.

Prof. Dr. Aydın, bir dersin ortalaması esas alınıp öğrencilerin ortalamalarının hesaplandığını dile getirerek, şöyle konuştu:

”Bağıl değerlendirme sistemine bağlı olarak ‘koşullu geçme’ ya da ‘şartlı geçme’ dediğimiz sistem meydana geldi. Önceki yıllarda tek dersten, mesela Matematik veya İngilizce gibi derslerden kalan öğrencilerimiz, yıllarca mezun olabilmek için bu derslerden geçmeyi bekliyordu. Şu anda öğrencimizin genel ortalaması 2,00’nin ve ders notu FF’in üzerindeyse öğrencimiz mezun olabiliyor. Dolayısıyla yeni sistemle alakalı birçok öğrencimizden olumlu yanıtlar gelmeye başladı. Sistem, çalışan öğrencimiz lehine oldu. Yıllarca bir dersimizde başarı oranımız yüzde 20’de iken şu anda yüzde 50’lere çıktı. Bu oran, öğrencilerimizin başarısıyla oluştu. Tabii ki, bunun içinde şartlı ve koşullu geçen öğrencilerimiz de var. Dahası bu sistemle örgün eğitimle açıköğretim arasındaki geçişler olanaklı hale geldi. Örgün öğrencilerin, açıköğretimden ders alabilmesinin yolu açılırken, açıköğretim öğrencilerinin de örgün eğitime geçiş olanakları artırıldı. Öğrencilerin istihdamının kolaylaştırılması, ulusal ve uluslararası hareketliliği gündeme geldi.”

Bahar dönemi kayıtlarının 11 Mart’ta başladığını anımsatan Prof. Dr. Aydın, kayıt ve ders seçimlerinin internet aracılığıyla 21 Mart’a kadar gerçekleştirileceğini bildirdi.

Sistemin öğrenci merkezli hale geldiği için kayıt yenileme ve ders seçme işlemlerinde sorumluluğun tamamen öğrencilere ait olduğu uyarısında bulunan Prof. Dr. Aydın, şöyle devam etti:

”İntibakları yapılan tüm öğrencilerimizin alttan alması gereken dersleri varsa ve bu dersler öğrencinin üzerine yüklenmemiş dahi olsa bunları kendileri eklemeleri gerekiyor. Ders kaydı işlemi gerçekleştirildikten, sonra mayıs ayında ara sınavlar yapılacak. Ayrıca, nisan ayının başına kadar bütün öğrencilerimizin kitaplarını dağıtmış olacağız. Bu ay başından itibaren internet üzerinden kitaplara ulaşabiliyorlar. TRT Okul ekranlarından farklı formatlarda üretilen TV eğitim programlarımız öğrencilerimizin ders çalışmasına imkan sağlıyor ve bu programlara internet üzerinden her türlü platformdan ulaşılabiliyor. Öğrencimiz hangi dersi alacağını biliyorsa şu andan itibaren kitabını almamış dahi olsa buralardan derslerine çalışabilir. Öte yandan, bahar döneminden itibaren internet üzerinden eş zamanlı ve eş zamansız danışmanlık hizmeti başlayacak. Hocalarımız belli saatlerde danışmanlık hizmetini verecek ve ders anlatımı yapılacak. Dersleri izleyemeyen arkadaşlarımız, daha sonra sistemden izleyebilecek. Bir de çok hızlı bir şekilde bahar dönemi için elimizdeki kitapların e-öğrenme materyallerini hazırlıyoruz, büyük ihtimale nisan ayının ortalarında en azından ihtiyaç duyulan ünitelerin e-öğrenme materyalleri sisteme yüklenmiş olacak.”

”e-öğrenme seferberliği’ başlatıldı”

Prof. Dr. Aydın, dönemlik kredili sistemin gerekliliğinden başlayarak kısa bir süre önce Açıköğretim Sistemi’nde köklü düzenlemelere gidildiğini ve sistemin yeniden yapılandırıldığını vurguladı.

Bu süreçte yenilenen tüm programların yeterlilikleri ve derslerin öğrenme çıktıları belirlendiğini, tüm ders kitaplarının 5 bine yakın öğretim üyesi tarafından yeniden yazıldığını ifade eden Prof. Dr. Aydın, ”Üniversitemizin ve öğretim üyelerimizin donanım ve yazılım ihtiyaçları yenilenerek sistemin alt yapısı tamamlandı. Bu doğrultuda da her öğretim üyesinin öğretim tasarımcısı olması hem örgün sisteme de verdiği ders hem de açıköğretimde sorumlu olduğu ders internete dayalı olarak tasarımı, yapımı ve sunumu için ‘e-öğrenme seferberliği’ başlatıldı” dedi.

Bu kapsamda Açıköğretim Sistemi’nde yer alan her program ve ders için yenilikçi yöntemleri kullanarak etkileşimli öğretim materyalleri üretileceği bilgisini veren Prof. Dr. Aydın, şunları kaydetti:

”Her dersin etkileşimli kitabı ve e-öğrenme bileşenlerinin üretimi, eş zamanlı danışmanlık sisteminin kurulması, farklı öğrenme biçimlerine ve ihtiyaçlarına uygun kişiye göre özelleştirilebilir etkileşimler ve arayüzler geliştirilmesi, özel eğitim ihtiyacı duyan bireylere yönelik eğitim ortamlarının tasarımı, akıllı öğrenci destek hizmetlerinin uygulanabilirliği, 3 boyutlu sanal gerçeklik ve laboratuvar uygulamaları, mobil öğrenme araçlarının kullanımı ve öğrenme imkanlarına erişimin fırsat eşitliği ilkesi ucuz, hızlı, her yerde ve istenilen zamanda ve güvenilir bir şekilde sağlanmasını hedefliyoruz.”

Transkript belgelerindeki ”uyarı” yazısı ne anlama geliyor

Prof. Dr. Aydın, güz dönemi notlarının açıklanmasının ardından bazı öğrencilerin transkript belgelerinde ”uyarı” yazısı gördüğünü ve pek çok öğrencinin bunun ne olduğunu sorduğunu hatırlattı.

Ortalaması 2,00 altında olan öğrencilerin ”uyarı” aldığı bilgisini veren Prof. Dr. Aydın, ”Güz dönemi sonunda not ortalaması 2,00’ın altındaysa bu öğrenci ‘uyarı’ alır. Yani öğrenciye diyoruz ki, ‘bir sonraki dönem daha iyi çalış, ortalamanı 2,00’ın üzerine çıkar’. Mesela notlarından ikisinin FF, 3’ünün de CC’nin altında yani CD, DC, DD ise bu öğrenci çalışacak. Bahar dönemi sonunda genel not ortalamasını 2,00’ın üzerine çıkaracak. Bu olunca yıl sonu not çizelgesinde ‘başarılı’ yazacak. Bahar dönemi sonunda genel not ortalaması 2,00’ın altına düşerse bu sefer ‘tekrar’ durumuna düşecek ve bir sonraki yarıyılda CC’nin altındaki dersleri almak zorunda kalacak” diye konuştu.