Okula uyum süreci için eğitim önerisi

Ataoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2013-2014 eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla okulla ilk kez tanışacak çocuklar ve ailelerini incelediğini belirterek, çocukların okula başlamada takındıkları tutumun aileleri tarafından kazandırıldığını, davranışlarını ve düşüncelerini ebeveynlerinden etkilenerek sürdürdüklerini anlattı.

”Çocuk, korku ve endişeyi aileden alıyor” diyen Ataoğlu, çocukların okula giderken korku ve endişelerini de beraberinde götürdüklerini, ailelerinden ayrılmaları ve farklı ortama katılmalarının onlar için yeni bir durum olduğunu vurguladı.

Ailelerinin duyduğu heyecanın çocuklarda endişeye yol açabildiğine dikkati çeken Ataoğlu, şöyle konuştu:

”Aile kaygı duyarsa çocukta korku durumu ortaya çıkabilir. Bu yüzden ailelerin okula başlama durumundan olağanüstü anlamlar çıkarmaması gerekir. Bu, bir süreçtir. Çocuklar kendi yaşıtlarıyla bu süreci yaşadığı zaman çok çabuk uyum sağlama yeteneği kazanmaktadır. Öğretmenler okulun ilk haftalarında sosyal etkinlikler ve bu etkinlikler içerisinde de oyunu öne çıkararak çocukların okula uyumlarını artırabilirler.”

Ataoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim dönemi başlamadan okula yeni başlayan çocukların ailelerini davet ederek, uyum sürecinde neler yapacaklarıyla ilgili bilgilendirme eğitimi verebilir. Bu, okul fobisi yaşayacak çocukların sayısını azaltır veya önüne geçilebilir. Bu, Milli Eğitime öneri olarak iletilmesi gereken bir husus. Özellikle eğitim psikolojisi yönünde destekler verilebilir.

Çok fazla uyum sorunu yaşayan öğrencilere psikolojik ve psikiyatrik destek verilebilir.”

Öğrencilere yabancı ülkelerde eğitim fırsatı

Uluslararası Lise Denkliği Projesi, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, Cambridge Ünivesitesi ve Horizon Eğitim Kurumu işbirliğiyle hayata geçirildi.

Beşiktaş’taki Kabataş Erkek Lisesi’nde düzenlenen törende, İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, Cambridge Üniversitesi Uluslararası Eğitimler Avrupa Bölge Müdürü Ann Gibson ve Horizon Eğitim Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Gültekin, projeye ilişkin protokole imza attı.

Protokol kapsamında, Kadıköy Atatürk Fen Lisesi ve Kabataş Erkek Lisesi’nde başlatılacak pilot uygulama, 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren başlayacak. Projeye göre, 11. ve 12. sınıf öğrencileri mevcut müfredata ek olarak matematik ve fen bilimleri ağırlıklı İngilizce eğitim görecek.

Başarılı olan öğrenciler, Uluslararası Lise Denkliği belgesiyle başta İngiltere ve ABD olmak üzere, yüzden fazla ülkedeki seçkin üniversitelerde okuma imkanına sahip olacak.

Törende konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Yıldız, eğitim camiası olarak, bu tür örnek projelere önem verdiklerini söyledi.

Yıldız, projeye katılan öğrencilerin iki yılın sonunda lise diplomasına ek olarak, uluslararası tanınırlığı olan “A Level” diplomayla dünyanın en iyi üniversitelerine doğrudan geçiş kazanacağını, en az 10 öğrenciye de Cambridge Üniversitesinde tam burslu okuma imkanı verileceğini bildirdi.

Projeyle, fırsat eşitliği, aynı koşularda yarışma ve kendini ifade etme imkanının sağlanmış olacağını anlatan Yıldız, projenin hayata geçmesinde emeği olan ilgililere teşekkür etti.

Yıldız, Türkiye’nin eğitim sistemin kendini reforme ettiğini, uluslararası sisteme entegrasyondan da öte ona yeni alternatifler üretecek çapta eğitim kurumlarına sahip olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin eğitim alanında kabuğunu kırdığını ifade eden Yıldız, özgüven içinde hem uluslararası eğitim sisteminden güç aldıklarını hem de buna güç kattıklarını söyledi.

Ann Gibson ise projeyle öğrencilere ulusal müfredata ilave olarak, uluslararası geçerlilik kazandıracak eğitim fırsatları sunulduğunu anlattı. Gibson, “Cambridge AAS” ve “A Level” yeterlilikleri eğitimini alacak öğrencilerin Türkiye ve diğer ülkelerin en iyi üniversitelerinde okuyabileceklerini kaydetti.

Mehmet Gültekin de Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini belirterek, projeyle öğrencilere uluslararası denklik, dünyanın önde gelen üniversitelerine doğrudan geçiş ve burs imkanı ile özgür öğrenme ve yapıcı düşünme becerilerinin kazandırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

Nihat Özdemir’den Siirt’e eğitim desteği

Yapacağı eğitim yatırımlarını görüşmek üzere özel uçakla beraberinde Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve iş adamı Ethem Sancak ile Siirt’e gelen Özdemir, İbrahim Hakkı Kız İmam Hatip Ortaokulu’nu ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Özdemir ile okulda incelemelerde bulunan Erdoğan, okulun şeref defterini de imzaladı.

Bilal Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, imam hatiplerin önemine değinerek, bayanların toplumun bel kemiğini oluşturduğunu, imam hatip okullarının da bu konuda çok önemli bir görev üstlendiğini söyledi.

Heyet, daha sonra Vali Ahmet Aydın’ı makamında ziyaret etti. Ziyaret basına kapalı olarak gerçekleşti. Bilal Erdoğan, ziyaret sonrasında yaptığı açıklamada, “İnşallah hayırseverimizin katkısıyla Siirt’e bir kız imam hatip lisesi ve ortaokulu ile kız yurdu yaptırmayla ilgili olarak buraya geldik. Bizim de İstanbul’da bir vakfımız var. Vakıf olarak bu yurtta inşallah bir görevimiz olacak. Burada sayın valimizin ev sahipliğinde yeri görmek, öğrencilerimize ne düşündüğümüzü anlatmak için ziyarete geldik.” dedi.

Vali Aydın da okulun 80 derslikli ve Güneydoğu’nun en büyük prestijli projelerinden biri olacağını belirterek, Özdemir ve Erdoğan’a teşekkür etti. Vali Aydın, Pervari İmam Hatip Lisesi’nin de iş adamı Sancak tarafından yaptırılacağını bildirdi.

Heyet daha sonra Aydınlar ilçesindeki türbeleri ziyaret etti ve vatandaşlarla görüştü. Sancak’ın köyü Çatılı’ya da giden heyet, daha sonra özel uçakla Siirt’ten ayrıldı.

Yapılacak olan okulun 80 dersliği, 600 öğrenci kapasiteli kız yurdu ile kapalı spor salonu da bulunacak.

Başbakan Erdoğan, 8-9 Martta Siirt’e yaptığı ziyarette Özdemir’den okul yapmasını istemişti

Mİlli Eğitim Bakanlığı sınav rekoru kırdı!

MEB yetkililerinden alınan bilgiye göre, Bakanlık, 19-20 Ocak’ta 4 oturumda 4,5 milyon öğrenci için gerçekleştirdiği “Açık Öğretim Lisesi ve Mesleki Açık Öğretim Lisesi Sınavları” ile “en yüksek sayıdaki adaya” sınav uygulayan kurum oldu.

Bakanlık, 13-14 Nisan’da da 22 ayrı oturumda sınav gerçekleştirdi. MEB, bu sınavlarla bir hafta sonunda gerçekleştirilen en fazla sınav sayısıyla yeni bir rekora imza attı.

Bakanlık, iki günde, 18. Ulusal Ortaokul Matematik Olimpiyatı ve 21. Ulusal Bilim Olimpiyatları Sınavı, Motorlu Taşıtlar Sürücü Adayları Sınavı, Açık Öğretim Ortaokulu Sınavı, Özel Akşam Liseleri Öğrenci Başarısı Değerlendirme Sınavı, Mesleki ve Teknik Açıköğretim Okulu Emlak Danışmanlığı-Mortgage Brokerliği, Bilgisayar İşletmenliği Sertifika Sınavı, Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme Sınavı, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Görevde Yükselme Sınavı olmak üzere 22 sınav yaptı. Bu sınavlara da 431 yurt içi ve 4 yurt dışı sınav merkezinde 475 bin 78 aday katıldı.

AA

Okulöncesi eğitim parasız olsun

Melis Gönenç’in haberi

Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran 4 4 4 eğitim sistemine geçilmesinin ardından okulöncesi eğitime ilişkin ilk veriler ortaya çıktı. Buna göre, Türkiye’de toplumun okulöncesi eğitime ilişkin talepleri artarak devam ediyor. Beş yaş grubundaki çocukların velilerin iznine bağlı olarak ilkokula olan kaydı yüzde 14 civarındayken, yüzde 48’i okulöncesi eğitimi tercih ediyor. Avrupa’da okulöncesi eğitimin tek ücretli olduğu yerin Türkiye olduğuna dikkat çekilen raporda, bu ücretlerin kaldırılması talep ediliyor.

Yeni eğitim sistemine ilişkin Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) tarafından düzenlenen “Erken Çocukluk Eğitimi ve ‘4 4 4’ Düzenlemesi” başlıklı rapor, Türkiye’de okulöncesi eğitime ilişkin son durumu ve çözüm önerilerini ortaya koyuyor.

Kamu yatırım yapmalı

Raporda, “4 4 4” düzenlemesi sonucunda 48-60 ay grubunda 2012-2013 eğitim-öğretim yılındaki okullulaşma oranının bir yıl öncekine göre 13,2 yüzde puanlık bir artışla yüzde 35,6’ya yükseldiği belirtildi. 2012’deki düzenlemenin katkı yaptığı bu kayda değer artışın, toplumda okulöncesi eğitime olan talebi göstermesi açısından da çok önemli olduğu vurgulanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yüzde 100 okullulaşma hedefini tutturmak için kamunun daha fazla irade göstermesine ve yatırım yapmasına ihtiyaç olduğu belirtiliyor.

Rapordaki verilere göre, velilerin isteğine bağlı olarak ilkokula kaydına izin verilen okulöncesi beş yaş çağ nüfusunun sadece yüzde 14’ü ilkokula başlamış. Bu yaş grubunda okulöncesi eğitime kayıt yapan öğrenci oranı ise yüzde 48. Bu da velilerin bu yaş grubunda çocuklarını ilkokul yerine okulöncesi eğitime yönlendirmeyi tercih ettiklerini gösteriyor. Ek olarak, bu veriler ışığında, geriye kalan yüzde 38’lik dilimdeki çocukların eğitim sisteminin dışında olduklarına ve önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde okulöncesi eğitim almadan ilkokul başlayacaklarına dikkat çekiliyor.

Okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve her çocuğa sunulması gerektiğini belirten raporda “Okulöncesi eğitim yaşama başlarken eşit bir fırsat sunuyor, risk grubundaki ya da özel gereksinimi olan çocukların gelişimine büyük katkı sağlıyor ve hükümetler tarafından desteklenmesi önem arz ediyor” ifadeleri kullanılıyor.

Okulöncesi eğitim ücretsiz olsun

Buna karşın, raporda Türkiye’nin Avrupa’da okulöncesi eğitimin hem ücretli olduğu hem de aileye bu alanda herhangi desteğin sağlanmadığı tek ülke konumunda olduğu belirtiliyor. Raporda, okulöncesi eğitim ile ilgili çeşitli önerilere de yer veriliyor. Bunlar arasında en dikkat çekici olan; ilköğretim öncesi (4 ya da 5 yaş) en az bir yıl okulöncesi eğitimin zorunlu olması. Rapor, okulöncesi eğitime erişimle doğrudan ilişkili olan kritik bir sorun alanını ödenebilirlik olarak tanımlıyor. Türkiye’de anaokulu/ anasınıfı ücretlerinin kaldırılması, yoksul ailelere koşullu destek sağlanması ve çalışan annelerin çocuklarının okulöncesi eğitime erişebilmesi için kupon benzeri modellerin tasarlanması, ödenebilirlik kaynaklı sorunların üstesinden gelinmesi için dikkate alınması gereken politika seçenekleri olarak sunuluyor.

Üstün yeteneklilere özel eğitim başladı

Kalkınmanın sadece ekonomiden ibaret olmadığını ve bütün bölgelerin bölgesel olarak kalkınmaya ihtiyacının olduğunu ifade eden Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, “Bütün yörelerimiz kendilerine bir gelecek vizyonu çizmek ve stratejiler geliştirmek zorunda. Dünya ile yarışıyoruz. Tek başımıza değiliz. Biz yürürken, hareket ederken, başkaları da hareket ediyor. Bizim onlardan önce koşmamız lazım” dedi.

Bakan Yılmaz, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın fon desteğini sağladığı ve Bağcılar Belediyesi’nin hazırladığı ‘Yeteneğim Geleceğim Projesi’nin açılış programına katıldı. Programa Bakan Yılmaz’ın yanı sıra İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Üstün Yetenekli Çocuklar Komisyonu Başkanı Halide İncekara, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, AK Parti İlçe Başkanı İsmet Öztürk, Bağcılar Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, vatandaşlar ve çok sayıda öğrenciler katıldı.

Açılışta konuşan Bakan Yılmaz, “Cumartesi günü İstanbul’da hep birlikte çok güzel bir projeye şahitlik etmek için buradayız. Öncelikle değişik projelerinden dolayı Bağcılar Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum. Projeli bir belediyeyle karşı karşıyayız” dedi.

“KALKINMA EKONOMİDEN İBARET DEĞİL”

“Türkiye doğal kaynakları çok zengin olan bir ülke değil” diyen Bakan Yılmaz, “Madenlerimiz, bir takım avantajlarımız var. Ama bizim asıl üstünlüğümüz, dünyayla, dünya ortalamasıyla. Kendimizi bunlarla mukayese ettiğimizde asıl üstünlüğümüz tarihimizin, coğrafyamızın ve insanımızın olduğunu görebiliyoruz. Asıl stratejilerimizi kurgularken en fazla dikkat etmemiz gereken şeyler bunlar. Mideden ibaret değil insan. Midesi, aklı gönlü var. Bunun gibi kalkınma sürecide ekonomiden ibaret değil. Ekonomi, kalkınmanın önemli bir unsurudur. Fakat kalkınma, tek başına ekonomiden de ibaret değildir. Öyle olsaydı biz, kalkınma ajanslarını ekonomi ajansı olarak koyardık. Ekonomi ajansı değil dikkat ederseniz. Bu isimlendirmeyi yaparken dikkatle yaptık. 26 bölgemizde 81 vilayetimizde kalkınma ajansı ofislerimizi kurduk. Kalkınma ekonominin yanı sıra sosyal boyutunu da içeriyor. Sosyal derken de her şeyden önce sosyal adaleti anlıyoruz. Fırsat eşitliğini anlıyoruz. Tek tek bütün bireyleri kalkınma sürecine dahil olabildiği, bu sürecin sonuçlarından da istifade edebildiği bir çerçeveyi anlıyoruz. Sosyal boyutun yanı sıra da çevre boyutunu da unutmamamız gerekiyor. Bugünkü nesillere sadece yatırım yapmakla da kalkınma olmaz diyoruz. Biz neslin kaynaklarını tüketirsek, bu da sürdürülebilir gerçek bir kalkınma olmaz” diye konuştu.

“BÜTÜN BÖLGELERİMİZİN BÖLGESEL OLARAK KALKINMAYA İHTİYACI VAR”

Kalkınma ajansları hakkında bilgiler veren Bakan Yılmaz, şunları söyledi:

“Eskiden olsa kalkınma ajansı niye kurdunuz diye sorulurdu. Fakat, şimdi böyle soruların sorulmaması lazım. Çünkü bütün bölgelerimizin bölgesel olarak kalkınmaya ihtiyacı var. Bütün yörelerimiz kendilerine bir gelecek vizyonu çizmek zorunda, stratejiler geliştirmek zorunda. Dünya ile yarışıyoruz. Tek başımıza değiliz. Biz yürürken, hareket ederken, başkaları da hareket ediyor. Bizim onlardan önce koşmamız lazım. Bunun için iki hedefi eş zamanlı yürütmek zorundayız. Bir taraftan Türkiye’yi 2023 vizyonuna taşımamız lazım. Türkiye’nin dünyada ilk on gelişmiş ülkesi arasına girmesi için bunun için hızlı koşması lazım. Bir taraftan da ülkemiz içerisindeki dengesizlikleri bölgeler arası dengesizlikleri gidermesi lazım. İkisini aynı anda yapmamız lazım. Bu nedenle artık eskisi gibi sadece geri kalmış yörelerle ilgili bir politika değil bölgesel politika. İstanbul’la da ilgili, İzmir’le de ilgili, Hakkari ile de ilgili, Karadeniz’le de ilgili, Akdeniz’le de ilgili bir politika.”

“2014- 2018 dönemi kapsayacak yeni bir 5 yıllık plan hazırlıyoruz”

Bu aralar 10’uncu planın hazırlandığını söyleyen Bakan Cevdet Yılmaz, “2014- 2018 dönemi kapsayacak yeni bir 5 yıllık plan hazırlıyoruz. Bu 5 yıllık plan, bizi 2023 vizyonuna taşıyacak ilk dilimi oluşturacak. Onun da yine insan unsuru, beşeri unsuru var. Çünkü bunun farkındayız. Bunu tarihe baktığımızda da görebiliyoruz. Fiziki varlıklarıyla giden ülkeler, o fiziki varlıklar tükendiğinde veya tahrip edildiğinde ortada kalmak durumundalar. Oysa ki insana yapmış ülkeler, yerle bir etseniz de kısa sürede toparlanıyorlar. Milli gelir dediğimiz bir şey de kalkınmanın bir sonucu aslında” diye konuştu.

“BİR TEK İNSAN BİLE BÜTÜN TOPLUMUN KADERİNİ DEĞİŞTİREBİLİR”

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Yeteneğim Geleceğim Projesi’nin 1 milyon liralık bir proje olduğunu söyledi. Bakan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

“İnsanla ilgili olan hiçbir şey küçük değildir. Mutlaka büyüktür ve önemlidir. Bir tek insan bile bütün bir toplumun kaderini değiştirebilir. İyi yetiştirdiğiniz bir kişi, ekonomide teknolojide, siyasette değişik alanlarda bir toplumun kaderini değiştirebilir. Dolayısıyla bizim bunun üzerinde durmamız lazım. Biz köklü bir tarihe sahibiz. Ciddi bir medeniyetten geliyoruz. 21 yüzyılda Türkiye, kalkınmasını gelişmesini bunun üzerine kurgulamak zorunda. İnsan unsuru üstüne, beşeri sermaye üstüne kurgulamak zorunda ve bizde bunu yapıyoruz. 4 4 4 reformunu yaparken, üniversitelere yatırım yaparken esas aldığımız hadise bu aslında. Nitelikli insan. Bir toplum nitelikli insan yetiştirebiliyorsa bu insanları kendine içinde tutabiliyor koruyabiliyorsa ve dış dünyadan da nitelikli insanları cezbede biliyorsa o toplum gelişmiş bir toplumdur. Bu yüzden Türkiye son 10 yılda büyük bir gelişme kaydetti.”

“BAĞCILAR ADETA PROJE İLE ÖZDEŞLEŞMİŞ BİR İLÇEMİZ”

Projeler kapsamında sürekli Bağcılarda olduğunu söyleyen İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ise, “Bağcılar adeta proje ile özdeşleşmiş bir ilçemiz. Yatıyorlar, kalkıyorlar bir proje üretiyorlar ve bu projeyi de gerçekten çok güzel uyguluyorlar. Bağcılarımızı bu yüzden çok sık ziyaret ediyoruz. Her zamanki olduğu gibi bugün de çok heyecanlıyız. Sevgili yavrularımız için eğitim noktasında ciddi bir projenin açılışını yapacağız. Sizin önderliğinizde ise Türkiye’nin kalkınması noktasında iyi bir uygulamasını idrak edeceğiz” diye konuştu.

“HAYIRA VESİLE OLAN HAYIRI YAPAN GİBİDİR”

Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı da, “Eğitim konusunda yapılan açılışlarda yer aldıklarından dolayı çok mutlu olduğunu söyledi. Bir neslin geleceğini bir sonraki nesiller hazırlandığın ifade eden Çağırıcı, Biz daha iyi gelecek hazırlamak adına bizden sonraki gelecek nesilleri iyi geliştirmek zorundayız. Bunun için burada toplandık. Hayıra vesile olan, hayırı yapan gibidir. Böyle bir hizmet ki, yetiştirdiğimiz çocukları bir sonra ki nesillere hazırlarken yapacakları her şey bir ömür boyu devam edecek. Bunun için onun heyecanını yaşaya bilmek çok güzel bir duygu” dedi.

Merkezin adının “Enderun Yeteneğim Geleceğim Projesi” olduğunu hatırlatan Başkan Çağırıcı, Enderun mektepleri hakkında bilgiler verdi. Çağırıcı; bu mekteplerden örnekler alarak böyle bir projeyi ortaya koyduklarını da söyledi.

AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Üstün Yetenekli Çocuklar Komisyonu Başkanı Halide İncekara ise, “Her yer yöneticisi kadar şekillenir, aslan yattığı yerden belli olur. Bunların hiç biri tesadüfü bir şey değil. Eğer biz Bağcılar’a girdiğimizde Bağcılar’da iyi şeyler görüyorsak, bu kaymakamımızın, başkanımızın ve tabii ki valimizin destekleriyle olur. Siyaset sadece düşünce beyan eder ve kişilerle görevleri paylaşır. Ama kişilerle hizmetleri bütünleştirip orada yaşayan ya da atanan yöneticilerimizdir. Ben eminim ki vaktini ayırıp buraya gelip buradakileri izleyen yöneticilerin okulunda ki çocuklarımız daha şanslı olacaktır. Ama devlet memuru olmak böyle bir şey. Kötü olan iyi olanın sırtından geçinir. Az çalışan çok çalışanın sırtından geçinir. Bu memur olmanın kaderi” dedi.

BAKAN YILMAZ TÜRKÜ SÖYLEDİ

Konuşmalarının ardından “Yeteneğim Geleceğim Projesi”nin temsili açılışı gerçekleştirildi. Açılıştan sonra sınıfları gezen Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, üstün yetenekli öğrencilerin yapmış olduğu çalışmaları büyük bir hassasiyetle izleyip bilgiler aldı. Müzik odasını da ziyaret eden Bakan Yılmaz, öğrencilerle birilikte Aşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım” türküsünü de söylemeyi ihmal etmedi.

Bir yıllık süreyi kapsayacak proje, 1 milyon 29 bin 217 TL’lik bütçeden oluşuyor. Bunun yüzde 90’ını İstanbul Kalkınma Ajansı, geri kalan bölümünü ise Bağcılar Belediyesi’nce karşılanacak.

Eğitim dili Kürtçe olan Türkiye’nin ilk üniversitesi

Vakfın kurulmasının ardından tespit edilecek kurucu rektör ve mütevelli heyetince üniversitenin kurulması için Yükseköğretim Kurulu’na başvuruda bulunulacak. Üniversitede Türkçe ve İngilizce’nin yanı sıra ilerleyen süreçte Ermenice ve Süryanice de eğitim verilmesi planlanıyor.

‘Arınç olumlu buldu’

Mezopotamya Vakfı Başkanı Selim Ölçer, “Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çalışmalarımızı çok olumlu buldu. Ellerinden gelen yardımı yapacaklarını belirtti” dedi.

Birikim Hayat Koleji bölgenin yeni eğitim kampüsü olacak

Pendik, Sancaktepe, Bağcılar’dan sonra farklı bir konseptle hizmet verecek olan Birikim Hayat Koleji, eğitim anlayışı ve çocuklara sunduğu geniş sosyal, kültürel ve sportif imkânlarıyla farklılaşıyor. Birikim Hayat, projesini Özel Birikim Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci anlatıyor…

• Ömer Faruk Bey, Özel Birikim Eğitim Kurumları bu yıl 18. yılını kutluyor. Pendik, Bağcılar ve Sancaktepe’den sonra Güneşli’de yeni bir okul yapıyorsunuz. Bu 18 yılda eğitim dünyasında Birikim neler yaptı?

Birikim Eğitim Kurumları 1996 yılında ülkeye iyi yetişmiş öğrenciler, bireyler katmak amacıyla yola çıktı. Bugün dershaneleri ve 5 okuluyla eğitim sisteminin en köklü kurumlarından biri haline geldi. Birikim okullarında şu anda 1572 öğrencimiz eğitim görüyor. Bizim amacımız hiçbir zaman sadece akademik başarısıyla ön plana çıkan öğrenciler yetiştirmek olmadı. Biz ahlaklı nesiller yetiştirmek istiyoruz. Bu nedenle eğitimimizde ‘kişilik gelişim’ programı önemli bir yer tutar. Çocuklarımızın akademik, sosyal ve manevi yönden gelişmesine ve ülkesine, yaşadığı topluma değer katmasını hedefliyoruz. Birikim Hayat Koleji’nin de sunduğu sosyal imkânlar, etkinlikler ve okul ortamı bu gelişimi destekleyici niteliktedir.

• Güneşli’de bir avm’yi okula dönüştürdünüz. Bunu nasıl gerçekleştirdiniz? Burayı tercih etmenizin nedenleri nelerdir?

Güneşli İstanbul’un en gelişen bölgesi. Havaalanına yakın, bölgede yeni markalı konut projeleri yükseliyor. Merkezi bir konumda. Yoğun nüfuslu Başakşehir, Halkalı bölgesine çok yakın. Burada potansiyel olduğunu düşünüyorduk. Birikim’in hayalimizdeki ‘okul’ konseptini uygulayabileceğimiz bir yer arayışı içindeydik. Eskiden avm olan bu binayı, konseptimize daha çabuk uygulama şansımız olduğu için tercih ettik. İşlevini yitirmiş bir avm’yi eğitim kampüsüne dönüştürdük. Çok yakında da binamız tamamlanmış olacak.

• Birikim Hayat’ın farklılıkları neler?

Birikim Hayat Koleji, Türkiye’de benzeri olmayan bir okul. Burası uzun yıllara dayanan eğitim deneyimimizin çocukların beklentileriyle, gelecek hedefleriyle harmanladığımız bir okul oldu. Buranın ev sahipleri çocuklar… Her şeyi onları düşünerek yaptık. Amacımız; çocuklar için evden okula gelişi keyifli hale getirmekti. O nedenle ismimize ‘Hayat’ı ekledik. Birikim Hayat, ‘Okul hayattır’ teması üzerine inşa edildi. Yeni okulumuzda çocuklarımızın akademik, sosyal ve manevi anlamda gelişmeleri için modern ortamlar tasarladık. Birikim Hayat’ta her şey ders değil, çocukların nefes alabilecekleri, öğrenmeyi keyifli hale getirecek özel tasarlanmış alanlarımız olacak. Çocuklarımız burada kendilerini evlerinde hissedecekler.

• Birikim Hayat’ta çocuklar için okul daha keyifli, öğrenmek daha eğlenceli hale gelecek diyorsunuz. Bunu nasıl sağlayacaksınız?

Biz çocukların elinden oyun hakkının alınmaması gerektiğini düşünüyoruz. Yeni okulumuzda da buna özen gösterdik. Birikim Hayat’ta çocuklar için açık ve gizlenmiş oyun alanları olacak. Çocuklarımızın kültürel ve sportif aktivitelerini yerine getirebilecekleri modern fitness salonları, jimnastik salonları, sinema ve tiyatro salonları olacak. Okulumuzda özgürce tartışma ortamı sağlamak amacıyla; bir Tartışma Platformu tasarladık. Çocuklarımız , doğallığı hissedebilecekleri özel bir bahçe yaptık, bahçede oturma alanlarına yer ayırdık.

• Birikim Hayat’ta veliler için geliştirdiğiniz projeler olacak mı?

Birikim Hayat’ta veliler de kendileri okula daha yakın hissedecekler. Çocuklarını rahatlıkla okulumuza emanet edebilecekler. İş nedeniyle ya da farklı nedenlerden dolayı çocuklarını dilerlerse okulumuzda bırakabilecekler. Hafta içi velilerimize sinema programını göndereceğiz. 7 gün 24 saat çalışan restoranımızda yemek yiyip, sinema izleyip, dilerlerse spor yapabilecekler. Velilerimiz için ücretsiz geleneksel el sanatlarına yönelik kurslar düzenlemeyi düşünüyoruz. Çıkan eserleri de sergi alanlarımızda sergileme imkanımız da olacak. Velilerimize yönelik yıl içinde farklı etkinliklerimiz de olacak. O yüzden ‘Okul hayattır’ diyoruz.

• Birikim Eğitim Kurumları’nda çocuklarımız geleceğe nasıl hazırlıyorsunuz? Eğitim anlayışınızdan kısaca bahsedebilir misiniz?

Birikim Eğitim Kurumları olarak çocuklarımızı geleceğe akademik, sosyal ve manevi gelişimlerine katkıda bulunarak hazırlıyoruz. Çocuklarımızı sınırlamadan, özgür düşünmelerine imkân tanıyan, tekdüzelikten uzak, sadece sınava odaklanmayan bir eğitim anlayışını benimsiyoruz. Geleceğe umutla bakan, değişime inanan, yaşadığı toplumun değerlerine saygılı, manevi değerlere sahip akademik anlamda da başarılı gençler yetiştirmeyi hedefliyoruz.

• Birikimli çocuklarımızla kısa süre önce şu anda çok popüler olan ‘Seksenler’ dizi setini de ziyaret etmişsiniz. Ziyareti kısaca değerlendirir misiniz?

‘Seksenler’ üzerinde düşünülmüş, detaylarıyla; hayatımızı, Türk toplumunun yaşadıklarını çok iyi anlatan bir dizi. Aslında belgesel diyebiliriz. İzlenmesi keyifli bir dizi. Biz de çocuklarımızın dizinin mutfağını ve emek veren insanları yerinde görmesini istedik. Bu nedenle kısa bir set ziyaretinde bulunduk. Keyifli geçti, öğrencilerimiz bir dizinin nasıl çekildiğini yerinde incelemiş oldular.

• Birikim Eğitim Kurumları’nda zengin sosyal ve kültürel etkinlikler düzenleniyor. Matematik Oyunları’da bunlardan biri. Bu cumartesi Matematik Oyunları etkinliğiniz var. Aktivite hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Özel Birikim Okulları’nın her sene düzenlediği “Evrenin Dili Matematik Oyunları”nın 6’ncısı, bu yıl 6 Nisan Cumartesi Günü saat 10.00’da yapılacak. Öğrencilerin hayatın içinde gelişen matematiği anlamaları, sevmeleri ve matematiğe önem vermeleri hedeflenerek düzenlenen”Evrenin Dili Matematik Oyunları”, İstanbul genelindeki resmi ve özel ilkokul ve ortaokulların 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri arasında düzenlenecek. Biz öğrencilerimizin matematiği hayatın içinde düşünmelerini istiyoruz. Bu nedenle yarışmaların dışında eğlenceli matematik aktivitelerimiz de oluyor.

Prof. Yıldırım: Ana dilde eğitim 10 yıl sonra

 Prof.Dr. Yıldırım, “Eğer 10 yıl gibi bir takvim belirlenirse bu 10 yıl için de ana dilde eğitimin hiçbir problemi kalmayacaktır diye inanıyorum” dedi.

Türkiye’de ilk kez öğrencilerine Kürtçe eğitim veren ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okutulan Kürtçe seçmeli dersin materyallerini hazırlayan Mardin Artuklu Üniversitesi, düzenlediği bir panelle anadilde eğitimi masaya yatırdı. Sunumların tamamen Kürtçe yapılıp, Kürtçe dışında hiçbir dilin konuşulmadığı panelde üniversitenin Kürt kademisyenlerinin yanında Hollanda ve Amerika’dan gelen Kürdologlar da birer sunum yaptılar.

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Kadri Yıldırım, Kürtçe’nin günümüzde geldiği önemi anlatarak, anadilde eğitimin en erken 10 yıl sonra verilebileceğini söyledi. Anadilde eğitimin henüz anayasal bir zemini olmadığını belirten Prof.Dr. Yıldırım, şöyle dedi:

“Dolayısı ile Kürtçe daha çok seçmeli ders olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçen yıl açtığı 5’inci sınıflarında yürütülüyor. Önümüzdeki sene de 6’ıncı sınıflarda devreye girecek. Zaten 5’inci sınıfın ders kitabını biz hazırlamıştık. Bunun yanında bizim bütün eğitim birimlerimizde Kürtçe seçmeli ders olarak okutuluyor. Ancak anadilde eğitim kararı alınmadan önce veya birkaç yıl sonra alınacaksa hiç olmazsa alınıncaya kadarki boşluğu süreyi biz ders materyali ders kitabı ve öğretmen eğitimi için o boşluğu dolduracağız. Çünkü şuna kesin olarak inanıyoruz ki, bu yıl bile anadilde eğitim kararı çıkarsa ne ders materyali açısından, ne de yeteri hoca sayısı ve niteliği açısından altyapı henüz müsait değil. Onun için bizim bir önerimiz var bunu biz değişik platformlarda dile getiriyoruz. O da şu, bir takvim belirlensin istiyoruz. 9 yıllık bir takvim olsun. Bunun ilk 3 yılı ilköğretimlerin altyapısı, hem hoca eğitimi, hem materyal hazırlanması açısından, sonraki üç yılı lise bazında ve öbür üç yılı da üniversiteler bazında değerlendirilsin. Ders kitapları olarak değerlendirilsin. Hem sosyal, hem de fen bilimlerin de. Bir de yeteri kadar nitelik ve niceliğe sahip hoca eğitimi açısından bu değerlendirilsin istiyoruz. Eğer 10 yıl gibi bir takvim belirlenirse bu 10 yıl için de ana dilde eğitimin hiçbir problemi kalmayacaktır diye inanıyorum. Bu noktada yeter ki bize imkan tanınsın, fırsat verilsin. Biz buradaki kadroyu hoca sayısı olarak güçlendirelim. Bu güçlendirdiğimiz kadro da yüzlerce hatta binlerce hoca adayı yetiştirsin. Dediğim gibi 10 yıl gibi bir süre için de ana dilde eğitimin altyapısını tamamlanabileceğine bu işin başındaki kişi olarak söz veriyorum.”

“KÜRTÇE YASAKLI OLDUĞU İÇİN KÜRDOLOG OLDUM”

Hollanda’dan gelen Kürdolog Prof.Dr. Michiell Leezenberg ve Amerika Marilant Üniversites’inden Prof.Dr. Zuzan Berwari ile Artuklu Üniversitesi’nden Yrd.Doç.Dr. Hayrullah Acar ve Yrd.Doç.Dr. Abdurrahman Adak’ın birer sunum yaptığı panele geçildi. Panelde konuşan Hollandalı Kürdolog Leezenberg, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Kürtçe medeniyet dili değildir açıklamasına atıfta bulunarak, “Kürtçe bir medeniyet dili olmasaydı bugünlere gelmezdi. Beni Kürtçe’yi öğrenmeme ve üzerinde çalışma yapmama sevk eden bu dilin 4 ülke de yasaklı olması ve anadilinde bir çalışma yapılmasına müsaade edilmemesiydi. Anlayacağınız Kürtçe yasaklı olduğu için Kürdolog oldum. Kürtçe’yi konuştukça öğrendikçe Hollandaca’ya da yakın olduğunu fark ettim. Her iki dilde Hint-Avrupa dil gruba ait. 8 dil biliyorum ama en kolay öğrendiğim yabancı dil Kürtçe oldu” dedi.

Bu yıl öğretmenler için eğitim yılı olacak

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 2013 yılı öğretmenlerin mesleki gelişimi planı kapsamında, 2 ile 96 gün arasında değişen 278 hizmet içi kurs düzenlenecek. Kurslarla toplam 13 bin 716 kişiye hizmet içi eğitim verilecek.

Kurslara arasında hızlı okuma ve hafıza teknikleri, bilgisayar, İngilizce, bilgisayar destekli çizim, network, grafik ve animasyon, FATİH Projesi teknoloji kullanımı, Kur’an-ı Kerim ve Siyer öğretim yöntemleri seminerleri yer alıyor.

Eğitimlerde, FATİH Projesi kapsamında, 2 bin 148 öğretmene teknoloji kullanımı, ağ altyapısı ve branş dersleri uygulama örnekleri seminerleri verilecek. Üstün yeteneklilerin eğitiminde etkinlik geliştirme semineri ile üstün yetenekli bireylerin belirlenmesi yöntem ve teknikleri seminerlerinde ise 81 ilden 2’şer öğretmen olmak üzere 162 kişiye eğitim verilecek.

600 öğretmene de İngilizce eğitiminin verileceği seminerler kapsamında, müstakil imam hatip ortaokulları ile imam hatip liselerinde Siyer ve Kur’an-ı Kerim dersine giren öğretmenlere de hizmet içi eğitim verilecek. Kuran-ı Kerim ve Siyer öğretim yöntemleri için 180’er öğretmen eğitime tabi tutulacak.

Başvurular 75 gün öncesine kadar yapılabilinecek

Öğretmenler almak istedikleri eğitim için ”http://mebbis.meb.gov.tr” adresinden başvuruda bulunabilecek. Herhangi bir faaliyette başvuru o faaliyetin başlama tarihiden 75 gün öncesine kadar yapılabilecek. Bir personel yıl içinde en çok 5 faaliyet alanı için başvuru yapabilecek.