‘Dünyanın En İyileri’nde 6 Türk üniversitesi

Leiden Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Çalışmaları Merkezi tarafından “Web of Science” veri tabanından 2008-2011 yılları arasında yayınlanan makale ve incelemeler esas alınarak hazırlanan 2013 sıralaması açıklandı.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, “Leiden” sıralama tablolarının, üniversitelerin boyut normalizasyonu, diğer kurumlarla yapılan ortak yayınların kurumlara dağıtımı ve İngilizce olmayan yayınların hesaba katılmasıyla hazırlandığını anlattı.

Leiden sıralamasında yayın kalitesi kriterinin, üniversitelerin yayınlarının yüzde kaçının dünyada en çok atıf alan makalelerin yüzde 10’luk dilimde yer aldığını ölçtüğünü belirten Akbulut, ilk 500’deki Türkiye üniversitelerinin 4 farklı “etki” ile “işbirliği” göstergesine göre değerlendirdiğini, verilerin temel bilimler ve sosyal bilimler alanında yapılan yayınlardan oluştuğunu ifade etti.

Akbulut, “Leiden tarafından geçen yıl yapılan sıralamada ilk 500’de 6 üniversitemiz yer almıştı. Üniversitelerimiz, dünya sıralama sisteminlerinde ilk 500’de yer almaya devam ediyor. Bu yılki sıralamada da dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına 6 Türk üniversitesi girdi. İlk 500’e giren üniversitelerimiz Hacettepe, ODTÜ, Ankara, Ege, İstanbul ve Gazi” dedi.

Akbulut, daha önce listede yer alan İstanbul Teknik Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesinin ise bu yıl ilk 500’e giremediğini söyledi.,

SIRALAMA TESADÜF DEĞİL

Raporun Türk üniversitelerinin dünya sıralamalarında üst sıralarda yer almasının tesadüfi olmadığını gösterdiğini belirten Akbulut, şunları kaydetti:

“6 üniversitemizden ODTÜ kritelerin üçünde ülke birincisi, birinde ülke ikincisi ve birinde de ülke altıncısı oldu. İstanbul Üniversitesi kriterlerin birinde ülke birincisi, birinde ülke dördüncüsü ve üçünde ülke beşincisi, Ankara Üniversitesi kriterlerin birinde ülke birincisi, birinde ülke beşincisi ve üçünde ülke altıncısı olarak yer aldı.

Ege kriterlerin ikisinde ülke ikincisi, ikisinde ülke üçüncüsü ve birinde ülke altıncısı, Hacettepe kriterlerin ikisinde ülke ikincisi ve üçünde ülke dördüncüsü, Gazi ise kriterlerin üçünde ülke üçüncüsü, birinde ülke dördüncüsü ve birinde de ülke beşincisi oldu.”

EGE VE GAZİ “MATEMATİK VE BİLGİSAYAR” İLK 20’DE

Leiden’in, bu yıl ilk kez üniversiteleri 5 farklı bilim alanında da sıraladığını vurgulayan Akbulut, “Bilim alanlarına göre Ege ve Gazi üniversiteleri ‘matematik ve bilgisayar’ alanında çok üst sıralarda yer aldı. Matematik ve bilgisayar alanında, Ege Üniversitesi ülke birincisi, dünya onuncusu Gazi Üniversitesi de ülke ikincisi, dünya yirmincisi olarak dünyada akademik anlamda önemli bir başarı kazandı” diye konuştu.

ODTÜ’nün “Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri” ve “Yaşam ve Yer Bilimleri”, Ege Üniversitesinin ise “Doğal Bilimler ve Mühendislik” alanlarında ülke birincisi olduğunu kaydeden Akbulut, Gazi Üniversitesinin de “Sosyal ve Beşeri Bilimler” alanında birincilik aldığını dile getirdi.

Akbulut, Türk üniversitelerinin, uluslararası yayın sayıları ve terfi kriterlerinde uluslararası yayınların etkisini artırarak, etki değeri yüksek dergilere yönelerek, çok sayıda uluslararası yayın yapanlar ile ulusal ve uluslararası proje alan akademisyenleri ödüllendirerek, dünya sıralamalarında daha üst sıralara çıkabileceğinin altını çizdi.

Arnavutluk’un en büyük camisi için ilk adım

Cami için tören düzenlenirken, Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa, Tiran Belediye Başkanı Lulzim Başa ve Diyanet İşleri Başkanı Selim Muca’nın imzaları ile cami için ilk adım adıldı.

Törende moderatörlük yapan Gent Kruja, açılışta yaptığı konuşmada, “20 yıl önce başlanan bu proje bugün burada sizlerle gerçekleştiriliyor. Ama biz bugün, Allah’ın izniyle, hükümetin ve belediyenin destekleriyle, Müslümanların beklemelerinin sonuna geldik. Burada sadece cami değil, aynı zamanda ibadet ve ilim komplesi, cami, kültür merkezi, İslam’ın ilk müzesi, konferans salonu, kütüphane ile büyük külliye yapılacak.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Selim Muca ise heyecanla şunları söyledi: “Arnavutluk’un Diyanet İşleri Başkanı Selim Muca olarak şahadet ederim ki, yıllarca özlemle beklediğimiz bu projenin ilk adımlarını başbakan Sali Berişa ve Arnavut halkı ile atıyoruz.”

Midenin en büyük düşmanları

Köksal, şeker hastalarını da uyararak: “Mide, beyinden sonra en çok sinire sahip organdır. Şeker hastalığı, sinir yer. Sinirleri tahrip olan mide her hastalığa gebedir.” dedi.

Pendik Belediyesi doktorları vatandaşın ayağına getirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda mahalle fark etmeksizin kentin her noktasında sağlık seminerleri düzenleniyor. Bunlardan biri de Velibaba Mahallesi’nde gerçekleştirildi. “Midem ekşiyor, ne yapmalıyım?” konulu seminerde Uzman Dr. Rabia Köksal tarafından mide hastalıkları ile ilgili vatandaşlara bilgi verildi. Soru-cevap şeklinde gerçekleşen seminerde Pendikliler, mideleri ile ilgili sıkıntılarının çözümlerini alanında uzman doktordan öğrenmiş oldu.

Şeker hastalığı mide sinirlerini tahrip ediyor

Pendik Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Uzman Dr. Rabia Köksal, midenin en büyük iki düşmanının aspirin gibi ağrı kesiciler olduğunu söyledi. Zorunlu olmadıkça bu ilaçların alınmaması gerektiğini belirten Köksal, bir diğer önemli noktanın da şeker hastalığı olduğunu ifade etti. Midenin beyinden sonra en çok sinire sahip organ olduğunu vurgulayan Köksal, şeker hastalarını bir an evvel tedavi olmaları konusunda uyardı. Köksal: “Mide, beyinden sonra en çok sinire sahip organdır. Şeker hastalığı, sinir yer. Sinirleri tahrip olan mide, yaşam konforunuzu direk etkiler.” dedi. Toplumda bir diğer yaygın hastalık olan reflünün de ciddiye alınması gerektiğini belirten Uzman Dr. Rabia Köksal, bu hastaların aşırı yağlı yiyecekler yememesi gerektiğini söyledi.

Reflüsü olanlar için kısa kısa tavsiyeler

-Reflünüz varsa çok sıcak ve soğuk yemek kesinlikle yemeyin.
-Yağlı gıda mide üst kapağın tam kapanmamasına neden olur.
-Kahve, sigara, alkol reflülü mideyi bozacağı gibi sağlıklı mideyi de olumsuz etkiler.
– Reflünüz varsa 3 saatten fazla aç kalmayın.
-Düzenli yiyin, tam doymadan kalkın.
-Stresten uzak durun.

İşte YGS sonuçlarında en başarılı şehirler

YGS sonuçlarına göre, en başarılı il Ankara oldu. Ankara’yı Karabük, Denizli, Aydın ve Isparta takip ederken, başarı sıralamasının en sonunda Hakkari yer aldı.

EN BAŞARILI İLLER SIRALAMASI

Ankara, Karabük, Denizli, Aydın, Isparta, Kırşehir, Eskişehir, Antalya, Burdur ve Karaman.

Adaylar, sonuçları http://www.osym.gov.tr veya http://sonuc.osym.gov.tr internet adreslerinden, TC kimlik numaraları ve şifreleriyle öğrenebilecek.

YGS’de en başarılı okullar hagileri?

YGS sonuçlarına göre, en başarılı il Ankara oldu. Ankara’yı Karabük, Denizli, Aydın ve Isparta takip ederken, başarı sıralamasının en sonunda Hakkari yer aldı.

EN BAŞARILI OKULLAR FEN LİSELERİ

YGS puan ortalamasına göre en başarılı okulların sıralaması; fen liseleri, özel fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, öğretmen liseleri ve askeri liseler şeklinde oldu.

YGS sonuçlarına göre, sınava giren kızların yüzde 89,5’i, erkeklerin ise yüzde 84,21’i 140 ve üzeri puan aldı.Sınava giren kızların yüzde 72,4 ile erkeklerin yüzde 65,3’ü ise 180 ve üzeri puan çıkardı.

YGS şampiyonunun en büyük korkusu

YGS’de şampiyon olan adaylardan İstanbul Lisesi’nden Hümeyra Çolak, bu başarıyı beklemediğini söyledi.

Okulunda soruları yanıtlayan Çolak, sistemli çalıştığını sonucun da böyle geldiğini belirtti.

Sınavdan korkmadığını ancak sınav önce en büyük korkusunun bayılmak olduğunu da dile getirdi; çünkü o zaman sınava giremiyorsunuz, sizin için her şey bitmiş oluyor.

Sınava girdiğinde heyecanlanmadığını çünkü çok hazırlıklı olduğunu kaydeden Hümeyra Çolak, günlük deneme yapıyormuş gibi hissettiğini de sözlerine ekledi.

Avukat olmak istediğini açıklayan Hümeyra Çolak, okulun yurdunda kaldığı için arkadaşlarıyla hep bir arada olduğunu bunun da kendisine sosyalleşme fırsatı tanıdığını kaydetti.

Anne ve babasına minnettar olduğunu belirten Hümeyra, ablalarına özellikle teşekkür etti. Şampiyonun son teşekkürü ise okuluna oldu.

YGS şampiyonunun en büyük korkusu

YGS’de şampiyon olan adaylardan İstanbul Lisesi’nden Hümeyra Çolak, bu başarıyı beklemediğini söyledi.

Okulunda soruları yanıtlayan Çolak, sistemli çalıştığını sonucun da böyle geldiğini belirtti.

Sınavdan korkmadığını ancak sınav önce en büyük korkusunun bayılmak olduğunu da dile getirdi; çünkü o zaman sınava giremiyorsunuz, sizin için her şey bitmiş oluyor.

Sınava girdiğinde heyecanlanmadığını çünkü çok hazırlıklı olduğunu kaydeden Hümeyra Çolak, günlük deneme yapıyormuş gibi hissettiğini de sözlerine ekledi.

Avukat olmak istediğini açıklayan Hümeyra Çolak, okulun yurdunda kaldığı için arkadaşlarıyla hep bir arada olduğunu bunun da kendisine sosyalleşme fırsatı tanıdığını kaydetti.

Anne ve babasına minnettar olduğunu belirten Hümeyra, ablalarına özellikle teşekkür etti. Şampiyonun son teşekkürü ise okuluna oldu.

Muhteşem Yüzyıl’a en bomba transfer!

Uygun 3 yıldır Türkiye’nin en çok izlenen dizisi olan “Muhteşem Yüzyıl”da Osmanlı padişahları I. Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan Mimar Sinan karakterini canlandıracak. Dizide Mimar Sinan’ı oynaması için Şener Şen başta olmak üzere sinema ve tiyatro dünyasının çok ünlü isimlerine teklif gittiği konuşulmuştu. Kimin canlandıracağı merak konusu olan rol, Gürkan Uygun’a kısmet oldu.

Birkaç gün önce görüşmeye giden Uygun ile yapım şirketi Tim’s Productions arasında hemen anlaşma sağlandı. Uygun’un ilk sahnelerinin çekimleri dün Ayazağa’da ormanlık alana kurulan platoda yapıldı.

İlk sahnesinde köprü yaptı

Uygun ilk sahnelerinde köprü yapımı için proje çizdi. Keyfinin oldukça yerinde olduğu konuşulan Uygun, “Kurtlar Vadisi”ndeki 10 yıllık macerasını neden sonlandırdığını da “Tabii ki bu kararı vermek benim için hiç kolay olmadı, geride bırakılmış bir 10 sene var. Ancak olması gereken buydu. Memati karakterinden sıkılmadım ama yoruldum, heyecanımı kaybettim. Zaten diziyi bırakmayı iki yıldır düşünüyordum. Artık farklı roller, yeni projelerin heyecanını yaşamak istedim” sözleriyle açıklamıştı. 

En büyük tehlike banknotlarda!

MasterCard öncülüğünde, Oxford Üniversitesi bilim adamları tarafından, Avrupa çapında 15 ülkenin para birimine yönelik olarak gerçekleştirilen araştırma, banknotların üzerinde barındırdığı bakterileri ortaya koydu.

Araştırmaya göre, Avrupalıların yüzde 57’si her gün temas ettikleri en kirli nesne olarak banknotları işaret ederken, bilimsel testler de banknotların üzerinde 26 bini aşkın bakteri bulunduğunu kanıtladı. Bu bakteriler arasında, solunum ve idrar yolunda enfeksiyona neden olan bakteri bile bulunuyor.

MasterCard tarafından gerçekleştirilen araştırma, Avrupalıların paranın yıpranmış, kirli ve bakteriler ile dolu olduğuna inandığını ortaya koydu. Katılımcıların W’si her gün temas ettikleri en pis nesne olarak banknot ve bozuk paraları tanımladı. Araştırmanın yapıldığı 15 ülkenin tamamında en az hijyenik nesne olarak görülen para, yürüyen merdiven trabzanlarını, POS cihazlarının tuşlarını ve kütüphanelerdeki kitapları da geride bırakıyor.

EN YENİ PARA BİLE 2.400 BAKTERİ BARINDIRIYOR

Oxford Üniversitesi’nden bilim adamları tarafından gerçekleştirilen bağımsız araştırma, Avrupa’daki banknotların üzerinde ortalama olarak 26.000’i aşkın bakteri bulunduğunu, en temiz ve en yeni paralarda ise 2.400 bakteri olduğunu ortaya koydu. Verilere göre, Danimarka’da kullanılan banknotlar barındırdığı ortalama 40 binin üzerinde bakteri ile kirlikte lider durumda. Danimarka’yı, banknotlarının üzerinde yer alan 32 binin üzerinde bakteri ile İsviçre, 30 bin bakteri ile Rusya izliyor. İtalya, Almanya, Fransa, Avusturya, Belçika, Hollanda, İspanya ve İtalya’da kullanılan paralar ise, barındırdığı 11 binin üzerinde bakteri ile son sıralarda.

Oxford Üniversitesi’nden Mühendislik Bilimi Profesörü Iam Thompson araştırmayla ilgili; “Avrupalıların paranın kirli olduğu yönündeki algısı nedensiz değil. Daha önce gerçekleştirilen çalışmalar, insanlarda hastalığa yol açabilen Klebsiella and Enterobacter gibi zarar verme potansiyeline sahip bakteri türlerinin bulaştığını ortaya koymuştu. Nitekim, İngiltere baş sağlık görevlisi Sally Davies de yakınlarda antibiyotiklere karşı dirençli bakteri türlerinin giderek artan bir tehdit oluşturduğunu belirtmişti. Banknotlara çok sayıda bireyin elinin değdiği düşünüldüğünde, antibiyotiklere karşı dirençli bakteri türlerinin yayılmasının banknotlarla ilişkisini irdeleyen bir çalışma yapılması mantıklı olacaktır” dedi.

KARTLI ÖDEME DAHA HİJYENİK

Araştırma ile ilgili bilgi veren MasterCard Europe Temel Ürünler Başkanı Jennifer Rademaker ise; “15 ülkenin tümünde para, listedeki en kirli nesne olarak seçilirken, Avrupalıların

Son 50 yılın en soğuk martı

Soğuk ve yağışlı hava dünyanın birçok yerinde etkisini sürdürüyor. Özellikle İngiltere tam anlamıyla kara teslim oldu. Son 50 yılın en soğuk mart ayını yaşayan ülkede çok sayıda yol kapandı.

İngiltere ve Kuzey İrlanda’da on binlerce ev elektriksiz kaldı. Doğal gaz sıkıntısı da baş gösterdi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde de kar etkisini sürdürüyor. Termometreler kimi yerlerde sıfırın altında 15’i gösterdi.

İşkodra kentindeki 240 yıllık İşkodra cami de su altında kaldı.

Bangladeş’te, hortum felaketi yaşandı. Ülkenin doğusunda etkili olan hortum, 20 kişinin ölümüne 300 kişinin yaralanmasına yol açtı.

Türkiye’nin en yeni ihracat kalemi: fare

Veteriner hekim Begüm Buğdaycı, Deney Hayvanları Üretim Laboratuarı kurma fikriyle katıldığı girişimcilik yarışmasında 1. oldu.

İş fikrini kısa sürede hayata geçiren genç girişimci, ürettiği deney hayvanlarını ihraç ederek Türkiye’nin ihracat kalemlerine bir yenisini ekledi.

Toplamda 10’dan fazla türde deney hayvanı üretten Buğdaycı, şu anda 2 binin üzerinde kobay fareye sahip.

Farelerin fiyatları ise 22 ila 300 lira arasında değişiyor.
 

Sevgi, başarıyı artıran en önemli faktör

Hafta sonu yapılacak Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) öncesinde velilere uyarılarda bulunan Ateşci,  sınavın geleceğe hazırlanan gençler için çok önemli bir konu olduğunu belirtti.

Sınavların öğrencileri kaygıya yönlendirebileceğini, bunun da hayatı olumsuz etkileyeceğini ifade eden Ateşci, şöyle konuştu:

”Kaygı bir anlamda kişiyi motive eden bir duygudur. Çocuklarda sınava hazırlanırken bedensel, fiziksel, duygusal, davranışsal ve düşünsel bir takım değişiklikler meydana gelir. Belirtileri daha çok heyecanlanmayla ortaya çıkan kalpte çarpıntı, terleme, ateş basması, ellerde titreme, avuç içlerinde terleme, vücutta gerginlik, sık sık idrara çıkmalar ve sık sık nefes alıp vermeler şeklinde görürüz. Sınav anında da kişiler bu bedensel yakınmaları ve belirtileri çok şiddetli derecede hissettiklerinden sorulara konsantre olamamakta, bilgiyi çok iyi organize edememektedirler. Sınav kaygısının kişide yarattığı en önemli sorun, öğrenilen bilgilerin sınavda kullanılamamasıdır.”

Ailelere uyarılar

Psikiyatrlar olarak anne ve babalara en çok ”çocuğunuzu daha iyi tanıyın” tavsiyesinde bulunduklarına dikkati çeken Ateşci, ”Aile, çocuğun kapasitesini, performansını bilirse ona göre beklenti içine girecek ve dolayısıyla çok fazla beklentisi olmayacaktır. Kesinlikle beklenti ve hedef çok gerçekçi belirlenmelidir. Böyle olduğunda zaten çok sorun olmuyor. ‘Sen çalış elinden geleni yap bakalım ne olacak, ne gösterecek, ona göre oturup düşünürüz’ demek daha doğru olacaktır” diye konuştu.

Ateşci, şöyle devam etti:

”Ailenin, koşullamadan çok çocuğu motive etmesi önemlidir. Okul çağlarında ve gelişim dönemlerinde biraz onların kapasitelerini, yeteneklerini ve ilgi alanlarını da değerlendirip uygun yolları göstermek doğru olacaktır. Çocuklar düzenli beslenip, duygusal ve değişik hobiler yaparak daha üretken ve daha çok enerjiye sahip olabilir.

Anne ve babaların çocuklarına güvendiklerini, onları sevdiklerini hissettirmeleri başarıda çok önemli. Sevgi ve ilgi eksikliği başarısızlığa neden oluyor. Sevgisiz büyüyen çocuklar sadece sınavda değil hayatın her alanında başarısız oluyorlar. Çocuklara ‘ne olursa olsun annem ve babam beni her durumda sevecek’ mesajının verilmesi gerekiyor. Sevgi ve ilgi eksikliği başarısızlığa neden oluyor. İlgilenilmediğinde ve çocuğun ihtiyaçları giderilmediğinde hem ruhsal gelişimi açısından sıkıntı yaşıyor hem de kendini yeterince ifade edemiyor. Öz güveni yüksek olan çocukların başarılarının da daha yüksek olduğu gözlenmektedir. O yüzden çocukların kendilerine duydukları öz güveni sarsmamak gerekmektedir. Sevgisiz büyüyen çocuklar sadece sınavda değil her anlamda ve hayatta başarısız oluyorlar. Sınav korkusu yoğun olarak da başaramama korkusuna, kendisini yetersiz hissetme duygusuna yol açabiliyor.”

Irak’ta en az 112 bin sivilin öldü

Irak’taki sivil ve askeri kayıpları araştıran ”Iraq Body Count” adlı sivil toplum kuruluşu, 10 yılda düzenlenen 31 bin 500 saldırıda 112 bin 17 ila 122 bin 438 sivilin öldüğünün, 135 bin 89 sivilin yaralandığının tahmin edildiğini belirtti.

Merkezi İngiltere’de bulunan kuruluş, ABD’nin Irak’ı işgal ettiği Mart 2003’ten bu yana askerler ve direnişçilerin de dahil edilmesi halinde ölü sayısının 174 bine çıkabileceğini vurguladı.

Irak’ta mezhep çatışmaları nedeniyle en kanlı dönem 2006-2008 olsa da işgalden 10 yıl sonra bile ülkenin her gün saldırılarla sarsıldığını belirten kuruluş, Irak’ın Samarra kentinde bir Şii türbesinin bombalanmasının ardından mezhep çatışmalarının tırmandığı Şubat 2006’dan sonra 31 bin 418, 2007’de ise 20 bin 930 sivilin yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

Kuruluş, ”savaşın henüz sona ermediğine, başlangıç tarihinin bilindiğine ancak sonunun tahmin edilemediğine” dikkati çekti.

İşte alkol tüketimiyle ilgili en çarpıcı bilgiler

Ömer SÜT’ün haberi…

Psikolog Prof. Dr. Üstün Dökmen, Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde bir konferans düzenledi. Şehitkamil Belediyesi tarafından Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Küçük Şeyler’ adlı ve ‘Az data bol fikir’ konulu konferansa ilgi çok fazla olunca katılımcıların çoğu sahneye bile oturmak zorunda kaldı. Konferansta Prof. Dr. Üstün Dökmen, toplumda doğru bilinen bazı yanlışları dile getirdi. Dökmen’e göre en çok alkol tüketiminin olduğu şehir Konya değil. Bunun sebebini de Prof. Dr. Dökmen şöyle açıklıyor: 

EN ÇOK İÇKİ KONYA’DA TÜKETİLMİYOR

“İnsanlar Mevlana’yı neden sever? Gel, ne olursan ol yine gel’ dediği için değil mi? Ama Mevlana’nın Mesnevisi’nde böyle bir şey yok. Herkes Türkiye’de en fazla içkinin Konya’da tüketildiğini bilir. Oysa, işin doğrusu, Ankara’da üretilen içkinin Konya’da depolanıp bölgelere sevk edildiğini bilmeyenlerin, kamyon kamyon içkiyi görüp, bunların hepsinin Konya’da tüketildiğini sanarak bunu dillendirmesinden kaynaklanan doğru bilinen bir yanlış bu. “

Prof.Dr. Üstün Dökmen’in bu hatırlatıcı bilgilerinden sonra biz de Türkiye’de en çok ve en az içki tüketilen şehirlerini araştırdık. Buna göre;

ALKOLÜN EN ÇOK TÜKETİLDİĞİ İLLER

Edirne, Muğla, Tekirdağ, Tunceli, Antalya, Aydın ve İzmir…

ALKOLÜN EN AZ TÜKETİLDİĞİ İLLER

Bayburt, Bitlis, Ağrı, Batman, Bitlis, Şırnak, Van, Hakkari, Şanlıurfa ve Muş…

ALKOLÜN YASAKLANDIĞI 9 İL

Isparta, Afyonkarahisar, Kayseri, Şanlıurfa, Konya, Erzurum, Rize, Trabzon, Balıkesir ve Bilecik… (Park, bahçe, piknik yerleri, gar, otogar, meydan, cadde, sokak, tarihi yerler, kültürel mekanlar, inşaatlar, banka ATM’leri, köprü altları ve mezarlıklar gibi yerlerde içki tüketimi yasak)

AVRUPA ÜLKELERİNDE ALKOL TÜKETİMİYLE İLGİLİ NE GİBİ TEDBİRLER VAR? 

Yeşilay’ın “Alkol kontrolünde dünya uygulamaları” adlı raporuna göre, AB üyesi ülkeler arasında İskandinav ülkeleri alkol kontrolde ön sıralarda yer almakta, özellikle Finlandiya alkol kontroldeki daha sıkı tedbirleriyle dikkatleri çekmektedir. Mesela Finlandiya’da bira, şarap ve sert içkilerde açık satışlarda 18 yaş sınırı söz konusudur. Yine Finlandiya’da perakende satışta devlet tekeli, devlet tekeli tarafından yapılan sıkı yaş kontrolleri, gençleri hedefleyen ürünlerde bazı düzenleyici yasakları görmek mümkündür. Sert içki reklamları üzerinde tam bir düzenleyici yasak mevcuttur. Bira ve şarap reklamlarında ise kısmi yasak söz konusudur.

Peki Avrupa’nın diğer ülkelerinde bununla ilgili olarak ne gibi kısıtlamalar olmuştur? İşte birkaç örnek: 

İRLANDA

Sıkı alkol kontrol tedbirleriyle bilinen bir başka AB üyesi ülke olan İrlanda’da sert alkollü içkilerde TV ve radyolarda reklam yasağı mevcuttur. Alkol reklamları spor programlarından önce gösterilemez. Aynı reklam bir kanalda bir gecede ikiden fazla yer alamaz.

AVUSTURYA

Avusturya’da da benzer uygulama vardır. Sert alkollü içkilerde TV’lerde ve radyolarda reklam yasağı söz konusudur. Alkol kullanımını teşvik edecek tüm reklam türü yasaklanmıştır.

HOLLANDA

Hollanda’da yürürlükte olan STIVA yasasının 31 inci maddesi TV’de, sinemalarda, tiyatrolarda ve kapalı televizyon yayınlarındaki tüm reklamlarda bir sorumlu iki içki içme mesajı kullanımını gerektirmektedir. 

SLOVENYA

Slovenya’da tüm alkollü içki reklamlarına ilişkin yasak mevcuttur. 

YENİ DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR

Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman Türkiye’deki alkol tüketimiyle ilgili olarak çağdaş alkol düzenlemelerini ihtiyaç olduğunu söyledi. Prof. Dr. Karaman konuyla ilgili olarak şunları söyledi: 

“Ülkemizdeki alkol mevzuatı uluslararası hukuka ve çağdaş normlara uygun bir yapıda değildir. Alkol politikalarıyla ilgili Avrupa bölgesi başta olmak üzere dünyadaki çağdaş uygulamaların ülkemizdeki alkol politikaları uygulamalarında dikkate alınması gerekiyor”

KÖTÜLÜKLERİN BAŞI: ALKOL

Ülkemizde yaşanan trafik kazalarının, cinnet ve cinayetlerin, kadına yönelik şiddetin en önemli nedenlerinden birinin alkol olduğunu belirten Prof. Dr. Karaman, ortaöğretimde artan alkol kullanım oranlarının ve alkol endüstrisinin gençlik faaliyetlerinde reklam ve sponsorluk yoluyla öne çıkmasının çocuklarda ve gençlerde alkol kullanım oranlarını arttırdığına dikkat çekti.

 

omer.sut@haber7.com

Haber 7

Şubat’ın en çok kazandıranı belli oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın Şubat ayına ilişkin ”Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, geçen ay en yüksek reel getiri, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 1,19, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 0,76 oranıyla avroda gerçekleşti.

ÜFE ile indirgendiğinde, yatırım araçlarından ABD doları yüzde 0,65, ve mevduat faizi yüzde 0,59 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, İMKB 100 Endeksi yüzde 4,73, külçe altın yüzde 2 oranında yatırımcısına kaybettirdi. 

TÜFE ile indirgendiğinde ise ABD doları yüzde 0,22 ve mevduat faizi yüzde 0,16 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, İMKB 100 Endeksi yüzde 5,13, külçe altın yüzde 2,42 oranında yatırımcısına kaybettiren finansal yatırım araçları oldu.

ÜFE ve TÜFE ile indirgendiğinde İMKB 100 Endeksi 3 aylık, 6 aylık ve yıllık değerlendirmelerde en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

İMKB 100 Endeksi, 3 aylık değerlendirmede, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 9,79, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 6,82 oranında yatırımcısına reel getiri sağladı. Külçe altın ise ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 5,71, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 8,27 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

6 aylık değerlendirmeye göre de İMKB 100 Endeksi, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 17,11, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 13,38 oranında yatırımcısına kazandırdı. Aynı dönemde Amerikan Doları, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,21, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 6,29 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Yıllık olarak değerlendirildiğinde İMKB 100 Endeksi, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 27,74, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 21,55 oranında yatırımcısına en fazla reel getiriyi sağladı.

Öte yandan külçe altın yıllık bazda ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 7,01, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 11,52 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

Dünyanın en güçlü teleskopu

Şili’de And Dağları üstünde kurulan dünyanın en güçlü telsiz teleskopu Alma, tam kapasite ile çalışmaya başlayacak. 

ALMA teleskopu sayesinde gök bilimciler kozmik kökenlerimiz hakkında en derin sorulara cevap verebilecek.

Daha önceki hiçbir teleskopun sahip olmadığı hassaslığa ve gözlem yeteneğine sahip Alma teleskopu sayesinde güneş sisteminin yakınlarından detaylı görüntüler alınabilecek.

Evrenin sınırlarındaki uzak gök adaları tespit edilecek…

Özel olarak soğuk galaksiler ve donmuş gaz yapılı bulutların incelenmesi için tasarlanan teleskop evrenin oluşumundan sonra ilk yıldızların parladığı anı inceleyip en küçük dalgayı dahi ayırt edebilecek.

Şili’nin kuzeyindeki yüksek bir platoda deniz seviyesinden 5000 metre yükseğe kurulan, ALMA teleskopları, 66 dev antane sahip.

Tesisin temel parçası olan 100 ton ağırlığındaki dev anten, bilim insanlarına 13 milyar ışık yılı ötesini görme olanağı sağlıyor.

Yaklaşık 1 milyar Avroya mal olan ALMA projesi, Şili Cumhuriyeti ile Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıyla yapılıyor.

Astronomlar, Alma sayesinde erken bir keşfe imza atmış, güneş benzeri bir yıldızın atmosferine yönelik ayrıntılı incelemelerde şekerin ilkel bir biçimi olan element olan glikoaldehayt moleküllerinin izine rastlanmıştı.
 

Karun hazinesinin en önemli parçası Türkiye’de

Almanya’daki temaslarını tamamlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, THY’nin tarifeli uçağıyla yurda döndü.

Çelik’i, Atatürk Havalimanı’nda, İstanbul Vali Yardımcısı Günay Özdemir ile İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili karşıladı.

Bakan Çelik, Karun Hazineleri’nin en önemli parçalarından biri olan ve Alman makamları tarafından Türk yetkililere teslim edilen Kanatlı Denizatı Broşu’nu da beraberinde getirdi.

Havalimanında gazetecilere açıklama yapan Bakan Çelik, broşun çok önemli bir kültürel miras olduğunu belirterek;

”Anavatanı Anadolu. Biraz Anadolu’dan uzak kaldı, gurbetteydi, şimdi beraberimizde getirdik. Denizatı Broşu’na ‘memleketine hoş geldin, Anadolu’ya hoş geldin’ diyoruz. Birazdan arkadaşlarıma teslim edeceğim ve müzede sergilenmeye başlanacak. Hepiniz de göreceksiniz” diye konuştu.

Gazetecilerin broşu görmek istemeleri üzerine Bakan Çelik, mühürlü çantadan şu anda çıkarmalarının mümkün olmadığını söyledi.

KANATLI DENİZATI BROŞU

Karun Hazineleri’nin en önemli parçası olan ve 2005 yılında Uşak Arkeoloji Müzesi’nden çalınan Kanatlı Denizatı Broşu, Almanya’da bulunmuş ve iadesi istenmişti.

Alman makamları geçen günlerde, som altından ve üstü mücevherlerle kaplı broşu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Osman Murat Süslü’ye teslim etmişti.

En çok erkekler saç ektiriyor

Türkiye’nin estetik operasyonlar konusunda çok geliştiğini belirten FBM Estetik Kliniği sahibi Doç. Dr. Hayati Akbaş, “Türkiye’de saç ekimi ve estetik cerrahi konusunda özellikle çevre ülkeleri, Avrupa ülkeleri, Orta Doğu ülkelerine göre kıyaslandığında merkez ülkedir. Ancak saç ekimi konusunda deneyim, tecrübe, teknolojinin gelişmişliği ve yapılan işlemlerin hastanelerin girişimleri açısından örnek bir ülkeyiz. Ayrıca Türkiye’de estetik operasyonlar Avrupa’ya göre ekonomik olarak kıyaslandığında da çok uygundur” dedi. 

Erkeklerde en önemli estetik problemin saç dökülmesi ve kellik sorunu olduğunu ifade eden Akbaş, “Erkeklerde en sık yaptığımız estetik operasyon saç ekimidir. Erkeklerin yaklaşık olarak normal orta yaş erkeklerin yüzde 50’sinde kellik ve saç dökülmesi sorunu var. Saç ekimi ihtiyacını bunların çok büyük bir kısmı hissederler. Saç ekimi, kişinin saçı dökülen insanın arka kısmından veya dökülmeyen kısımlardaki saçları tek tek alarak kel olan bölgelere transfer edilmesi işlemidir. Dolayısıyla ekilen saçlar kişinin kendi saçları olduğu için doku bunu çok iyi kabul eder ve ekilen saçlar ömür boyu dökülmez.

Normal saçlar hangi özelliklere sahipse ektiğimiz saçlarda aynı özelliklere sahiptir. Saç ekiminde bugün en sıklıkla kullandığımız teknik FUE tekniğidir. Bu teknik dünyada en çok sıklıkla kullanılan tekniktir. FUE teknikte ameliyat yoktur. Tek tek özel mikro motorlarla alınan saç kökleri başın ön kısmında veya eksik olan bölgelere kök halinde transfer edilmesidir. Saç ekiminin sonuçları çok iyidir.

Yüzde 95 ve 98’lere kadar varan bir memnuniyet oranı vardır. Saç ekiminden sonra memnuniyetsizlik olma oranı yok denecek kadar azdır. Yeter ki uygun koşullarda, uygun teknikle ve uygun insanlara bu ekim yapılsın. O zaman memnun olma oranı da yüzde 100’lere ulaşır. Saç ekimi ağrılı bir işlem değildir. Artık günümüzde uygulanan anestezi yardımı, anestezi desteğinin sayesinde lokal anestezi altında sedasyonlu ve hiçbir ağrı hissetmeden sıfır ağrı ile saç ekimi yapmak mümkündür” diye konuştu. 

Ekilen saçların ilk 2 ay içersinde yeni bir dönüşüm geçireceğinin altını çizen Akbaş, “2 aydan sonra bir daha dökülmemek üzere kalıcı bir şekilde saçlar çıkar. 6 ay içersinde ekilen saçların yüzde 80’i, bir yıl içerisinde de tamamı çıkmış olur. Ekim yapıldıktan sonra genellikle bir haftalık süre, çalışanların normal işe başlamaları için yeterli bir süredir.

Eğer bir insan kendi işinde çalışıyorsa, ekimden sonraki gün işinde çalışabilir. Ancak saç ekimi yapılan başımızı birkaç gün enfeksiyonlardan korumak için kapalı tuttuğumuzdan dolayı genellikle 5 ile 7 gün istirahat edilmesi ve ondan sonra da normal hayata adapte olması söz konusudur” şeklinde konuştu.   Cinsel organ estetiği de yaptıklarını belirten Akbaş, “Cinsel organ estetiği son yıllarda önceki yıllara oranla özellikle kadınlar arasında çok yaygınlaştı. Bu operasyonlar bizim açımızdan ve hastalar açısından zor bir operasyon değil. Hastalar günübirlik gelip, işlemlerini yaptırıp evlerine dönebiliyorlar” ifadelerini kullandı.

 

Türkiye su ürünlerinde en hızlı büyüyen 3. ülke

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, sağlanan destekler sayesinde Türkiye’nin su ürünlerinde en hızlı büyüyen 3’ncü ülke konumuna geldiğini söyledi.

İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde yapılacak balıkçı barınağının temeli Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı törenle atıldı.

Yıldırım, balıkçılığa 10 yılda yaklaşık 3 milyar lira destek sağlandığını söyledi.

Binali Yıldırım, “Bu desteklerden sonra olanı söyleyeyim size 10 yılda denizcilik ihracatı 3 kat arttı. Türkiye bugün Avrupa’nın çipura ve levrek ihtiyacının yüzde 25’ini karşılıyor. Dünyada su ürünleri üretiminde en hızlı büyüyen üçüncü ülke Türkiye’dir” dedi.

Binali Yıldırım, daha sonra Narlıdere Dinlenme ve Bakımevi’nde gören göz cihazı dağıtım törenine katıldı.

Yıldırım, telefon ve faks olarak da kullanılabilen, sesli kitap okuma özelliği olan cihazların görme engellilerin yol rehberi olacağını söyledi.

Binali Yıldırım, “Engellilerin yaşamının önündeki engelleri kaldırmak bir inaye değil bir vazifedir. Son 10 yılda bakınız sosyal desteklere ayırdığımız sosyal bütçeyi 1 milyar 200 milyondan 13 milyara çıkardık” diye konuştu.

Törende 400 görme engelliye, “gören göz” cihazı dağıtıldı.