Bakanlıktan kanser ilaçları ile ilgili açıklama

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, medyada Türk Tıbbi Onkoloji Derneğine atfen “iyileşebilir özelliği olan meme, testis ve lenfoma kanserlilerin, bulunamayan ilaçlar yüzünden öldüğü, ilaç olmadığından hekimlerin çaresiz kaldığı” şeklinde iddiaların yer aldığı ifade edildi.

Bu iddiaların gerçeği yansıtmadığına işaret edilen açıklamada, Türkiye’de ruhsatlı olmayan veya ruhsatlı olup temininde güçlük çekilen ilaçların, Bilimsel Danışma Komisyonunun uygun görüşü ve Bakanlığın onayıyla TEB tarafından ithal edildiği vurgulandı.

-“Deticene TEB’den tedarik edilebiliyor”-

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun internet sitesinde “Yurt Dışı İlaç Listesi”nin yayınlandığı bildirilen açıklamada, bu listedeki ilaçlar için tanımlanan endikasyonlarda Bakanlığın ek onayı olmaksızın başvuruların doğrudan TEB’e yapılabildiği kaydedildi.

Habere konu olan dakarbazin etkin maddeli Deticene isimli ilacın Yurt Dışı İlaç Listesi’nde bulunduğu ve doğrudan Birlikten tedarik edilebildiği belirtilen açıklamada, daha önce TEB tarafından getirtilen Bleomicin etkin maddeli ilacın ise Bakanlığın yoğun çabaları sonucunda Türkiye’de üretimine başlandığı ifade edildi.

Blemisin ilacına da halihazırda tüm eczanelerden ulaşmanın mümkün olduğu kaydedildi.

SGK’dan erken emeklilikle ilgili son açıklama

Sosyal Güvenlik Kurumu’dan yapılan yazılı açıklamada, bugün bazı basın yayın organlarında emeklilik ile ilgili olarak yaşı bekleyenlere erken emeklilik hakkı sağlayacak bir çalışmanın olduğu yönünde haberler yer aldığına dikkat çekildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun toplumun tüm kesimlerinin olduğu gibi emekli vatandaşların sorunlarıyla da yakından ilgilendiğine dikkat çekilerek şöyle denildi:

“Mevcut mevzuat ve uygulamalarımız ya da geçmişte düzenlenmiş mevzuatlar gereği yapılan uygulamalarla ilgili olarak Kurumumuza çeşitli talepler iletilmektedir. Bu talepler doğrultusunda, vatandaşlarımızın memnuniyetlerinin yanı sıra gelecek nesillerimizin de sosyal güvencelerini teminat altına alacak mali sürdürülebilirlik analiz çalışmalarında bulunmaktayız.Geçmiş yıllardaki erken yaşta emeklilik ve diğer borçlanma uygulamalarının, sosyal güvenlik sisteminin gelir gider dengesini bozduğu ve finansman açığını arttırdığı gerçeğinden hareketle mali sürdürülebilirlik yaptığımız çalışmalara esas teşkil etmektedir.Basın yayın organlarında yer alan haberlere konu hususlarla ilgili olarak Kurumumuzca alınmış ve diğer Bakanlıklara iletilmiş herhangi bir karar bulunmamaktadır.”

Savcıdan Özal’ın ölümüyle ilgili şok iddia

Merhum Cumhurbaşkanı Özal’ın ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcı, ifadesini aldığı emekli Tuğgeneral Ersöz’ün tutanağına “Özal’ı Ergenekon öldürdü” diye yazdı.

Soruşturma savcısı Kemal Çetin geçtiğimiz günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazarak Ergenekon davası kapsamında tutuklu olan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmasını istedi. Yaklaşık üç saat süren ifade işlemi, Ersöz’ün tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirildi.

Adli Tıp zehir bulamadı ama…

Vatan Gazetesi’nin haberine göre Adli Tıp Kurumu’nun “mevcut bilgi ve bulgular ile kesim ölüm sebebinin tespit edilememiştir” raporuna rağmen savcılık, şüpheli Ersöz’e sorulması için gönderdiği sorularda Özal’ın öldürüldüğünü belirtti. İfade tutanağında “Soruşturma kapsamında ‘Görevde bulunan Cumhurbaşkanına suikast ve Cumhurbaşkanını öldürmek’ suçlarından şüpheli olarak ifadenize başvurulmak için burada bulunmaktasınız” denildi.
Savcıya göre zehirlendi.

Cumhurbaşkanının köşkte rahatsızlandığını, kendisine müdahale edecek doktorun bulunmadığının belirtildiği ifade tutanağında, “Merhum Cumhurbaşkanının belirtilen tarihte Cumhurbaşkanlığı Köşkünde rahatsızlanarak vefat etmesi sürecindeki olaylar ve temel konularda ifadeler arasındaki çelişkiler gözetildiğinde merhum Cumhurbaşkanının organize bir şekilde işlenen cinayeti kurban gitti yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Zirve davasını hatırlattı

Malatya Zirve Yayınevi davasında ifade veren İlker Çınar isimli şahsın ‘Özal’ın öldürüldüğüne’ ilişkin anlatımlarının da yer aldığı tutanakta, ölümün ardından otopsi yapılmadığı için günümüzde Özal’ın kesin ölüm nedeninin tespit edilemediği yönündeki Adli Tıp Raporu’na da atıf yapıldı. Özal’ın öldürüldüğüne ilişkin tanık beyanlarının ve dosyadaki belgelerin varlığına dikkat çeken savcılık, Özal’ın ölümünden henüz örgüt olup olmadığı yönünde kesinleşmiş bir karar bulunmayan ‘Ergenekon’ olduğunu belirtti. İfade tutanağında, “İçerisinde faaliyet gösterdiğiniz yasadışı silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında 17 Nisan 1993’te Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın zehirlenmek suretiyle öldürülmesi suçuna iştirak ettiğiniz sonucunu varılmıştır. Bu suçlama ile ilgili ifade veriniz?” denildi.

 

İşte alkol tüketimiyle ilgili en çarpıcı bilgiler

Ömer SÜT’ün haberi…

Psikolog Prof. Dr. Üstün Dökmen, Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde bir konferans düzenledi. Şehitkamil Belediyesi tarafından Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Küçük Şeyler’ adlı ve ‘Az data bol fikir’ konulu konferansa ilgi çok fazla olunca katılımcıların çoğu sahneye bile oturmak zorunda kaldı. Konferansta Prof. Dr. Üstün Dökmen, toplumda doğru bilinen bazı yanlışları dile getirdi. Dökmen’e göre en çok alkol tüketiminin olduğu şehir Konya değil. Bunun sebebini de Prof. Dr. Dökmen şöyle açıklıyor: 

EN ÇOK İÇKİ KONYA’DA TÜKETİLMİYOR

“İnsanlar Mevlana’yı neden sever? Gel, ne olursan ol yine gel’ dediği için değil mi? Ama Mevlana’nın Mesnevisi’nde böyle bir şey yok. Herkes Türkiye’de en fazla içkinin Konya’da tüketildiğini bilir. Oysa, işin doğrusu, Ankara’da üretilen içkinin Konya’da depolanıp bölgelere sevk edildiğini bilmeyenlerin, kamyon kamyon içkiyi görüp, bunların hepsinin Konya’da tüketildiğini sanarak bunu dillendirmesinden kaynaklanan doğru bilinen bir yanlış bu. “

Prof.Dr. Üstün Dökmen’in bu hatırlatıcı bilgilerinden sonra biz de Türkiye’de en çok ve en az içki tüketilen şehirlerini araştırdık. Buna göre;

ALKOLÜN EN ÇOK TÜKETİLDİĞİ İLLER

Edirne, Muğla, Tekirdağ, Tunceli, Antalya, Aydın ve İzmir…

ALKOLÜN EN AZ TÜKETİLDİĞİ İLLER

Bayburt, Bitlis, Ağrı, Batman, Bitlis, Şırnak, Van, Hakkari, Şanlıurfa ve Muş…

ALKOLÜN YASAKLANDIĞI 9 İL

Isparta, Afyonkarahisar, Kayseri, Şanlıurfa, Konya, Erzurum, Rize, Trabzon, Balıkesir ve Bilecik… (Park, bahçe, piknik yerleri, gar, otogar, meydan, cadde, sokak, tarihi yerler, kültürel mekanlar, inşaatlar, banka ATM’leri, köprü altları ve mezarlıklar gibi yerlerde içki tüketimi yasak)

AVRUPA ÜLKELERİNDE ALKOL TÜKETİMİYLE İLGİLİ NE GİBİ TEDBİRLER VAR? 

Yeşilay’ın “Alkol kontrolünde dünya uygulamaları” adlı raporuna göre, AB üyesi ülkeler arasında İskandinav ülkeleri alkol kontrolde ön sıralarda yer almakta, özellikle Finlandiya alkol kontroldeki daha sıkı tedbirleriyle dikkatleri çekmektedir. Mesela Finlandiya’da bira, şarap ve sert içkilerde açık satışlarda 18 yaş sınırı söz konusudur. Yine Finlandiya’da perakende satışta devlet tekeli, devlet tekeli tarafından yapılan sıkı yaş kontrolleri, gençleri hedefleyen ürünlerde bazı düzenleyici yasakları görmek mümkündür. Sert içki reklamları üzerinde tam bir düzenleyici yasak mevcuttur. Bira ve şarap reklamlarında ise kısmi yasak söz konusudur.

Peki Avrupa’nın diğer ülkelerinde bununla ilgili olarak ne gibi kısıtlamalar olmuştur? İşte birkaç örnek: 

İRLANDA

Sıkı alkol kontrol tedbirleriyle bilinen bir başka AB üyesi ülke olan İrlanda’da sert alkollü içkilerde TV ve radyolarda reklam yasağı mevcuttur. Alkol reklamları spor programlarından önce gösterilemez. Aynı reklam bir kanalda bir gecede ikiden fazla yer alamaz.

AVUSTURYA

Avusturya’da da benzer uygulama vardır. Sert alkollü içkilerde TV’lerde ve radyolarda reklam yasağı söz konusudur. Alkol kullanımını teşvik edecek tüm reklam türü yasaklanmıştır.

HOLLANDA

Hollanda’da yürürlükte olan STIVA yasasının 31 inci maddesi TV’de, sinemalarda, tiyatrolarda ve kapalı televizyon yayınlarındaki tüm reklamlarda bir sorumlu iki içki içme mesajı kullanımını gerektirmektedir. 

SLOVENYA

Slovenya’da tüm alkollü içki reklamlarına ilişkin yasak mevcuttur. 

YENİ DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR

Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman Türkiye’deki alkol tüketimiyle ilgili olarak çağdaş alkol düzenlemelerini ihtiyaç olduğunu söyledi. Prof. Dr. Karaman konuyla ilgili olarak şunları söyledi: 

“Ülkemizdeki alkol mevzuatı uluslararası hukuka ve çağdaş normlara uygun bir yapıda değildir. Alkol politikalarıyla ilgili Avrupa bölgesi başta olmak üzere dünyadaki çağdaş uygulamaların ülkemizdeki alkol politikaları uygulamalarında dikkate alınması gerekiyor”

KÖTÜLÜKLERİN BAŞI: ALKOL

Ülkemizde yaşanan trafik kazalarının, cinnet ve cinayetlerin, kadına yönelik şiddetin en önemli nedenlerinden birinin alkol olduğunu belirten Prof. Dr. Karaman, ortaöğretimde artan alkol kullanım oranlarının ve alkol endüstrisinin gençlik faaliyetlerinde reklam ve sponsorluk yoluyla öne çıkmasının çocuklarda ve gençlerde alkol kullanım oranlarını arttırdığına dikkat çekti.

 

omer.sut@haber7.com

Haber 7

Karıncalarla ilgili müthiş keşif

New Orleans Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, arka bacaklarını, karın kısımlarındaki dikene sürterek çeşitli sesler çıkaran karıncaların, bu yöntemle dertlerini anlatabildikleri belirlendi.

Doğa Bilimleri Genel Sekreteri Müge Kanay, yaptığı açıklamada, makro fotoğraflama yöntemleri sayesinde, 21. yüzyılda karıncalar gibi çok küçük canlıları yakından inceleyebilmenin mümkün olduğunu söyledi.

Karıncaların, tüm böcekler gibi haberleşirken feromon kullandıklarına işaret eden Kanay, feromonların, özel kimyasal formüller olduğunu ve iz bırakma, işaretleme, alarm verme gibi işlerde kullanıldığını anlattı.

Kanay, her türün, kendine ait bir feromonu ve her feromonun da kendine ait kimyasal formülü olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

”Feromon sisteminin çalışabilmesi için hem bu maddeyi salgılayan canlının her duruma uygun olan fermon formülünü bilmesi hem de salgılanan maddeyle verilmek istenen mesajı diğer canlının anlayabilmesi gerekir. Fakat karıncalarda diğer böceklerden farklı olarak iletişim biraz daha farklıdır. Karıncalar, feromon sistemi dışında iletişim kurmak için bir başka sistemden daha yani akustikten faydalanırlar. Başka bir deyişle, konuşurlar.”

Oxford Üniversitesi’nde geçmiş yıllarda yapılan bir araştırmada da bir dişi karıncanın konuşmalarının kaydedilip incelendiği bilgisini veren Kanay, çalışmada kraliçe karıncanın, görevlerini konuşarak koloniye tarif ettiğinin belirlendiğini anlattı.

Acil durumlarda ”imdat” diye bağırabiliyor

Bilim dünyasını vaktiyle şaşırtan bu bilginin, çok sayıda bilim adamının ilgisini çekip onları araştırmaya yönelttiğini vurgulayan Kanay, şöyle devam etti:

”ABD’de Louisiana eyaletindeki New Orleans Üniversitesi’nden bir ekip, ”konuşan karıncaları” incelemeye başlayınca daha da şaşırtıcı bir gerçekle karşılaştı. Arka bacaklarını, karın kısımlarındaki çok özel bir dikene sürterek çeşitli sesler çıkaran karıncalar, bu yöntemle dertlerini anlatabiliyorlar. Araştırmaya göre bunu yapan sadece yetişkin karıncalar değil larvanın içinde büyümeyi bekleyen karıncalar da aynı yöntemi kullanarak konuşabiliyor. Henüz yetişkinliğe erişmemiş yavru karıncalar, çıkardıkları seslerle bakıcılarından yardım isteyebiliyor ve acil durumlarda ‘imdat’ diye bağırabiliyor.”

Yavru karıncaların, henüz feromon salgılayamadıklarından ses çıkarıp konuşabilmelerinin hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Kanay, ”İnsanlar, konuşmayı sonradan öğrenebilirler. Fakat karıncaların böyle bir lüksü yoktur. Sistemin çalışabilmesi ve karıncaların soyunun devam edebilmesi için pupaların, larvada büyümeye başladıkları andan itibaren nasıl konuşacakları bilgisine sahip olması gerekir” dedi.Genlerindeki yazılı konuşma bilgisinin karıncalar büyümeye başlar başlamaz otomatik devreye girmesinin şart olduğunu dile getiren Kanay, aksi takdirde yardım isteyemeyen karıncaların hayatlarının daha pupa aşamasındayken son bulacağını kaydetti.

Akıllı telefonlarla ilgili şoke eden gerçek

Akıllı telefonlara “akıllı” ya da “cep bilgisayarı” ibarelerini çok kolay bir şekilde yapıştırdığımız günümüzde, ne yazık ki bu cihazları normalde kullandığımız bilgisayarları koruduğumuzun yarısı kadar bile korumuyoruz. Hatta birçoklarımız akıllı telefonların zararlı yazılımlardan korunması gerektiğini bile düşünmüyor.

Fakat Trend Micro isimli güvenlik firması, daha önce yaptığı bir araştırma ile Android işletim sistemi içerisinde en az bir milyon zararlı yazılım olduğunu iddia etmişti. Sadece kabaca yapılmış olan bu hesap, firmanın yaptığı son araştırma ile gerçek rakamlara kavuştu. İçerisinde tüm Play Store veri tabanın da bulunduğu toplamda iki milyon uygulamayı “Mobile App Reputation Service” ile tarayan Trend Micro, her 10 uygulamadan bir tanesinin malware, yani zararlı yazılım olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırma altında mercek altına alınan iki milyon uygulamanın 293,091 tanesi bulaşıcı virüs kategorisi olarak nitelendirilirken, 150,203 tanesi yüksek tehlike içeren virüs şeklinde gözlemlendi. 293,091 adet zararlı yazılımın, 68,740 tanesinin kaynağı ise direkt olarak Google Play Store olarak gözükmesi dikkat çekti zira an itibariyle Play Store’da 700,000 civarı uygulama bulunuyor ki bu da her 10 uygulamadan birisinin zararlı yazılım taşıyor olması anlamına geliyor.

Tüm bu verilerin haricindeyse uygulamaların yüzde 22’si, kullanıcıların verilerini dilediğince etrafa yolluyor. İletişim bilgileri, telefon numaraları ve hatta mikrofon bilgilerine kadar uzayan liste, belki de zararlı yazılımların ne kadar tehlikeli olabileceğinin en net göstergesi.

Yüksekoğrenimle ilgili iddialara YÖK’ten cevap

YÖK, hazırladığı “Yükseköğretim Kanunu Taslağı Önerisi’ne ilişkin kamuoyunu yanlış bilgilenmeye neden olabilecek bazı haber ve yorumların yer alması üzerine yazılı basın açıklamasında bulundu.

‘Yükseköğretim Kanunu Taslağı Önerisi’nin başbakanlığa arz edildiğinin belirtildiği YÖK açıklamasında, “Bu nedenle bazı basın yayın organlarında Sayın Bakanımıza veya Milli Eğitim Bakanlığı’na atfen yer alan Milli Eğitim Bakanlığı’nda yapılan çalışmalarda ‘bazı fakültelerin veya programların sürelerinin 2, 3, 4, 5 ve 6 yıl olarak değiştirildiği’, ‘meslek yüksekokullarının üniversitelerle bağının koparılarak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanacağı’, ‘Bakanlıkta bir komisyon kurularak taslak üzerinde çalışıldığı’ vb. yönünde yer alan haberlerin gerçekle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.” denildi.

 

Karzai’den Taliban’la ilgili şok açıklama

Karzai, yurt dışında her gün Taliban ve ABD temsilcilerinin görüştüğünü söyledi.

Son günlerde artan Taliban saldırılarına da değinen Karzai, Taliban’ın, koalisyon güçlerinin 2014 yılından sonra Afganistan’ı terk etmemesi için bu saldırıları düzenlediğini savundu.

Karzai, ”Taliban, dün Kabil ve Host’ta düzenlediği intihar saldırılarını, ABD’ye hizmet amaçlı yapmıştır” dedi.

Taliban’ın yüzlerce günahsız kişiyi öldürdüğünü belirten Karzai, şunları kaydetti:

”Taliban bir yandan sözde koalisyon güçlerini hedef alarak Afganistan’da saldırılar düzenliyor. Diğer yandan ise ABD ile görüşmeler yapıyor. ABD bize Taliban’ın düşman olmadığını, onlarla savaşmayacaklarını söylüyor. Taliban da saldırılar düzenleyerek ABD’ye ne kadar güçlü olduğunu göstermek istemiyor. Aksine onlara hizmet ediyor. Bizim isteğimiz dışında, 2014 yılından sonra bir tek yabancı asker ülkemizde kalamayacak.”

”Afganistan’ın durumu, 2014 yılından sonra daha iyi olacak”

Afganistan’ın durumunun, 2014 yılından sonra koalisyon güçlerin ülkeyi terk etmesinin ardından daha da iyi olacağına işaret eden Karzai, ”Afganistan yer altı kaynakları açısından zengin bir ülke. Bu nedenle başta ABD olmak üzere birçok ülkenin gözü bu kaynaklarda. Biz onlara asla izin vermeyeceğiz. Ülkemizin geleceği çok parlak” diye konuştu.

Boşanma ve evliliklerle ilgili ilginç istitistik

 Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Ömer Bozoğlu, Türkiye’de her yıl ortalama 80 bin çiftin boşandıktan sonra ikinci bir evlilik yaptığını belirterek, ”Bunların yüzde 15’i de boşandığı eşiyle tekrar evleniyor. Bu boşanmaların yüzde 40’ı ise evliliklerin ilk 5 yılında gerçekleşiyor. Bunların da yüzde 50’si de ilk bir yıl içerisinde oluyor. Neden tek değil, ama ilk yıl boşanmalarda daha çok iletişim eksikliğinin sebep olduğunu biliyoruz” dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca ”Evlilik Öncesi Eğitim Programı” çerçevesinde Türkiye’de ilk olarak Bursa İl Jandarma Komutanlığı’ndaki bin 200 asker için düzenlenen ”Evlilik Öncesi Eğitim Programı”nın sertifika töreni yapıldı.

Bozoğlu, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, ağırlıklı olarak illerde olan sosyal hizmet merkezi sayısını ilçelerde de arttırdıklarını belirtti. Ömer Bozoğlu, şunları kaydetti:

”Araştırmalarda aile içi sorunlara baktığımızda ‘Eşler arasında sorunla karşılaştığınızda kimden destek alırsınız?’ sorusuna eşlerin yüzde 62,8’i ‘Hiç kimseden destek almam’ cevabını veriyor. Bunun sonucunda da çözümsüz durumlar ortaya çıkıyor. Ağırlıklı olarak illerde olan sosyal hizmet merkezlerinin ilçelerde sayısını çoğalttık. Araştırma verilerine baktığımızda ülkemizde her yıl ortalama 500 bin ila 600 bin arasında evlilikler var. Bu çiftlerin arasında ise 100 ila 120 bin arası boşanmalar oluyor. Sonuç olarak Türkiye’de 80 bin çift boşandıktan sonra ikinci bir evlilik yapıyor. Bunların yüzde 15’i de boşandığı eşiyle tekrar evleniyor. Bu boşanmaların yüzde 40’ı ise evliliklerin ilk 5 yılında gerçekleşiyor. Bunların da yüzde 50’si de ilk bir yıl içerisinde oluyor. Neden tek değil, ama ilk yıl boşanmalarda daha çok iletişim eksikliğinin sebep olduğunu biliyoruz. Aile kurumunun teşekkülünde elbette bir eğitime ihtiyaç vardı. Ocak ayı sonu itibarı ile 81 ilde evlenmek üzere belediyelere başvuran çiftlere bu eğitimleri verecek altyapıya sahip olacağız. Eğitimlerin salonlarda kalmayıp, kuracağınız yuvanın sıcaklığına sıcaklık katacağına inanıyorum.”

-”Aile içi şiddet toplumun yarasıdır”-

İl Jandarma Alay Komutanı Albay Vedat Çolak da görev alanlarında yaşayan 400 bin vatandaşa güvenlik ve asayiş hizmeti verdiklerini belirtti. Çolak, şöyle konuştu:

”Toplumun yarası olan aile içi şiddet olaylarının jandarma sorumluluk sahasında 2010 yılında 242, 2011 yılında 197, 2012 yılında 194 olmak üzere toplam 623 aile içi şiddet olayı meydana gelmiştir. Bu olaylarla ilgili olarak toplam 217 tedbir kararı verildi. Halen 75 tedbir kararını takip ediyoruz. Aile içi şiddet olaylarının temel nedeninin eğitimsiz bireyler olduğu gerçeğinden hareketle Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü koordinesinde komutanlığımız bünyesinde vatani görevini yürüten Mehmetçiklerimize askerlik sonrası oluşturacakları aile kurumlarının daha sağlıklı bilgilerle kurulması ve bu sayede toplumun yapı taşı olan aile kurumunun sağlam temellere dayalı olmasına katkıda bulunmak maksadıyla eğitim faaliyetini gerçekleştirdik. Bu çalışma ülkemizde bir ilkin gerçekleştirilmesi nedeniyle ayrı bir önemi vardır.”

Tören, eğitime katılan askerlerden 5’ine temsili olarak sertifikalarının verilmesinin ardından sona erdi.

”Evlilikte İletişim ve Yaşam Becerileri”, ”Evlilik ve Sağlık”, ”Evlilik ve Hukuk” konularını kapsayan ”Evlilik Öncesi Eğitim Programı”n sertifika törenine, Bursa Vali Yardımcısı Mustafa Güney ile Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Sunay Özkul da katıldı.