Meme kanseri risk grubunda mısınız?

Erken evre meme kanserini teşhis etmenin tek yolu kendi kendine muayene ve 40 yaşından sonra düzenli mamografi ve doktor kontrolüdür. Ayrıca Oncovue Meme Kanseri Risk Testi ile kansere yakalanma riskiniz tespit edilebilir ve önlem almanız sağlanabilir.

ART Tıp Merkezi Genel Cerrahi ve Meme Sağlığı Uzmanı Sevil Öz, Meme Kanseri Risk Testi hakkında bilgi verdi.

Ayrıca kişi meme kanseri riski taşıyıp taşımadığının da bilincinde olmalı ve kontrollerini buna uygun olarak yapmalıdır. Birçok kadın meme kanserinin yüksek oranda kalıtsal nedenlere bağlı olduğunu düşünüyor. ‘Ailemde varsa risk grubundayım, yoksa değilim.’ düşüncesi oldukça yaygın.

Oysa, meme kanseri olan kadınların

Tiroid kanseri 7 kat arttı

Doç. Dr. Ali Uğur Emre, tiroid kanserinin, kanser türlerinin yüzde 2’sini oluşturduğunu, kadınlarda erkeklere oranla 3- 4 kat daha fazla görüldüğünü söyledi. Tiroid kanserinin erken dönemde belirti vermediğini, ancak muayene ve ultrasonografi sırasında tespit edilebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Emre, şöyle konuştu:

“Son 10 yılda tiroid kanserinde 7 kat artış var. Ancak bu artış tiroid kanserinin daha fazla ortaya çıkmasından ziyade, tıptaki gelişmeler ile ultrasonografinin daha etkin kullanılmaya başlanması ve tiroid bezindeki nodüllerin ultrasonografi eşliğinde iğne biyopsileri ile değerlendirilebilme imkanının sağlanması sayesinde kanserin erken teşhisi sonucu olmuştur.”

Tiroid kanserinin genetik faktörler dahil bazı etkenler ile ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Emre, şişmanlık, radyasyona maruz kalma ve iyot eksikliğinin en önemli etkenler olduğunu belirtti. Neden ne olursa olsun hastalığın başarılı bir şekilde tedavisi için erken teşhisin önemine vurgu yapan Doç. Emre, tiroid cerrahisinde en çok çekince yaratan durumun ise ses kısıklığı konusu olduğunu söyledi.

SES TELLERİ RİSK ALTINDA OLABİLİR

Emre, “Tiroid ameliyatları, ses tellerine giden sinirlerin olduğu bölgede yapılan bir ameliyattır. Daha önce guatr ameliyatı geçirmiş insanlarda tekrarlayan cerrahilerde ses kısıklığı riski 10 kat artmaktadır. Ancak günümüzde tiroid cerrahisinin sık yapıldığı, sinir monitörizasyonu tekniği ile sinirin korunması konusunda donanımı tam olan endokrin cerrahi merkezlerinde ve bu konuda uzmanlaşmış cerrahların elinde bu risk yüzde 1’in altındadır. Yine de bu sinirler ameliyat alanı içerisindedir ve belli bir risk altındadır” dedi.

Prostat kanseri cinsel yaşamı etkiler mi?

Prostat kanseri tedavisinde kullanılan ameliyat, radyoterapi ve hormon tedavisi gibi yöntemler ereksiyon bozukluğuna neden olabiliyor.

Sinir tahribatına uğrayan bazı hastalarda bu sorunun kalıcı olduğunu, bazılarında cinselliğe karşı psikolojik bariyer oluşturulması nedeniyle sorun çıktığını, bazı durumlarda ise sorunun geçici olduğu ifade ediliyor.
Prostat kanseri hastalarının üçte ikisi ereksiyon sorunu yaşıyor.

Kanser Vakfı’ndan Profesör Jane Maher, bunun hastaları bekleyen büyük bir sorun olduğunu ifade ederek hastaların tedaviden önce bu konuda aydınlatılması gerektiğini vurguladı.

Vakfa bağlı çalışan psikolog Dr Daria Bonanno “Prostat kanseri olan birçok erkek ereksiyon bozukluğunu erkekliğin kaybedilmesi olarak görüyor ve yardım almaktan çekiniyor. Bu durum onların eşlerinden uzaklaşmasına ve durumun daha da kötüleşmesine neden olabiliyor” dedi.

Prostat kanseri uzmanı Profesör Malcolm Mason ise tıklayın yeni tedavi teknikleri ile yan etkileri asgariye indirecek yöntemler geliştirmek için araştırmaların devam ettiğini belirtti.

Meme kanseri erken teşhis ile önlenebilir

Zeki Dursun’un haberi

Son yıllarda toplumda en çok görülen hastalıklar arasında kanser yer alıyor. Beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve sigara gibi pek çok etken de kansere davetiye çıkarıyor. Kadınlar arasında en çok görülen kanser türünün ise meme kanseri olduğunu belirten Özel Medline Konya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet İnceköy, kadınları meme kanseri ile ilgili bilgilendirdi.

Meme kanserinin en çok Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinde görüldüğünü söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet İnceköy, “Meme kanseri, memenin süt bezlerinde ve üretilen sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücreler arasında, çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşumdur” dedi.

Birçok hastalıkta olduğu gibi meme kanserinin de erken teşhis ile önlenebileceğini kaydeden İnceköy, “Bunun için kadınların belirtilere dikkat etmesi ve kontrollerini ihmal etmemeleri gerekir. Memede veya koltukaltında ele gelen kitle (sertlik, şişlik), meme başında akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli), meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu, meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma), meme cildinde yara veya kızarıklık, meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü), memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.) bu belirtiler önemli. Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörleri ve yaşına göre değişiklik gösterir. 20’li yaşlardaki kişiler için elle muayene ve üç yıl bir doktor kontrolü yeterli olurken 40’lı yaşlarda periyodik muayeneye ek olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir. Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamogrofiyi çektirmeleri gereklidir. 50’lili yaşlardan sonra ise ve her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir. Her hangi bir şüpheli durumun olması halinde ise tanı için dört farklı yöntem uygulanır. Bunlar klinik muayene, mamografi, ultrasonografi ve meme MR’ının çekilmesidir” dedi. 

Meme kanserine neden olan yaş, cinsiyet, ailesel yatkınlık, beslenme gibi birçok risk faktörü olduğunu hatırlatan Op. Dr. Mehmet İnceköy, “Bunlardan bazıları değiştirilmez olsa da bir kısmını ortadan kaldırarak meme kanserinden korunmak mümkün olabilir. Sağlıklı beslenme; kalp damar hastalıkları birçok sağlık probleminde olduğu gibi meme kanserinde de önemli bir yer alır. Bu nedenle tüketilen doymuş yağ ve şeker miktarının azaltılması, bol sebze ve meyve yenmesi önerilir. Aynı zamanda kırmızı et yerine balık ve tavuk tüketimine ağırlık verilmesi gerekir. Kilo kontrolü de oldukça önemlidir. Bu nedenle fiziksel aktivitelere de ağırlık vermek gerekir. Düzenli olarak spor yapılamıyorsa dahi her gün yarım saat tempolu olarak yürümek alışkanlık haline getirilmelidir. Tüm bunların yanında sigara kullanımı da meme kanserinin en önemli nedenleri arasında yer alır. Bu nedenle sigara en kısa sürede bırakılmalı hatta sigara içilen ortamlardan da uzak durulmalıdır” ifadelerini kullandı. 

Kolon kanseri olmadan poliplerden kurtulun

Genellikle vücutta sinsice çoğalan, hiçbir belirti vermeyen ve kolon kanserine dönüşme riski taşıyan polipler ve korunma yolları hakkında Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yıldıran Songür önemli bilgiler verdi.

Polip, kalın bağırsak üzerinde oluşan et beni şeklindeki yapılardır. Bir takım hücrelerin orada çoğalarak bağırsağın içine doğru çıkıntılar oluşturmasıdır. Herkeste oluşabilir ve genellikle iyi huylu olarak başlamaktadır.

Her 4 kişiden birinde polip var

Polipler genellikle geç dönemde yani kansere dönüştüğünde belirti vermeye başlar. Poliplerin sadece küçük bir kısmı kansere dönüşmektedir. Ancak kanserlerin büyük bir çoğunluğu poliplerden geliştiği için oldukça dikkat edilmesi gereken bir konudur. Genel nüfusa baktığımızda bu oran -15 civarındadır. 50 yaş civarında nüfusun yaklaşık %’inde değişik tiplerde polipler görülmektedir. 70 yaşı değerlendirdiğimizde ise görülme sıklığı P’ye yakındır; yani poliplerin görülme sıklığı yaşla birlikte artmaktadır.

Poliplerin özellikleri;

• Kendi kendine geçmemektedir.
• Genetik özellik taşımaktadır. Birinci derece akrabalarında kolon kanseri ve daha önceki tetkiklerinde polip saptanan hastalar risk grubunu oluştururlar ve yakın takip gerekir.
• Polipler genelde 1cm civarındadır. 2 cm den büyükleri tehlikeli olabilir ve çıkarılması gerekmektedir.
• Şiddetli ağrı, bağırsak tıkanıklığı, kilo kaybı gibi belirtiler genellikle geç dönem belirtileridir. Hemoroid ve anüste fissür (çatlak) gibi problemler benzer belirtilere sahip olması nedeniyle bazı hastalarda rektum kanserinin tanı ve tedavisinde gecikmelere neden olabilir. Bu belirtiler hem hastaları hem de nadiren hekimleri yanıltabilir. Genel olarak 40 yaş ve üzerinde makat bölgesinden olan kanamalarda rektum ve kalın barsak kanseri olasılığı iyi araştırılmalıdır.

• Polip oluşumunu engellemek henüz pek mümkün değildir. Hareketsiz yaşam tarzını benimsemiş olanlar, aşırı stresli kişiler, sigara ve alkol kullananlar, obezite hastaları ve ağırlıklı olarak kırmızı et ile beslenenler risk altındadır. Ancak posalı gıdalarla beslenmek, sigara kullanmamak yani bağırsak hareketlerini düzene sokan her şey poliplerin oluşumunu engellemede önemli bir etkendir.

Teşhiste en kesin ve en kısa yol: Kolonoskopi

Poliplerin erken evrede, kansere dönüşmeden teşhisinde kolonoskopinin büyük önemi vardır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda kolonoskopi yapılarak poliplerin erken devrede çıkarılması ile kolon kanserinin büyük ölçüde engellenebildiği gösterilmiştir. Bu nedenle 45 yaşından sonra her erkek ve 50 yaşından sonra her kadın, dışkıda gizli kan taraması ve kolonoskopi yaptırmalıdır. Kolonoskopi sırasında hasta konforuna büyük önem verilmektedir. Bu nedenle hasta “bilinçli sedasyon” dediğimiz damardan hafif bir ağrı kesici ile yarı baygın hale getirilmektedir. Öncesinde bağırsağın çeşitli yöntemlerle tamamen boşaltılması gerekmektedir. Daha sonra fiberoptik bir kamera ile bağırsağa girilmekte ve görülen tüm polipler çıkarılmaktadır. Ancak burada kolonoskopiyi uygulayan hekimin tecrübesi, kullanılan cihazın dezenfeksiyonunun ve görüntü kalitesinin yüksek derecede olması, büyük önem taşımaktadır.