ÜLKÜCÜ ÖĞRENCİLERE SİLAHLI SALDIRI

Alınan bilgilere göre Muğla’da üniversiteye bağlı KYK yurdunda PKK’lı öğrenciler tarafından ülkücü öğrencilere yönelik silahlı saldırı gerçekleşti. Yurtta rehin alındığı belirtilen ülkücü öğrencilerin durumu hakkında net bilgi alınamıyor. 7-8 el ateş edildiği bilgisi geliyor. Emniyetin uzun bir süre olaylara müdahale etmediği, PKK’lı teröristlerin Kürtçe sloganlar attığı bilgisi geliyor.

Muğla Mhp teşkilatı, Emniyet ile görüşme yaparken, dışarı çıkarılan bir grup Ülkücüye ise yine PKK yandaşları tarafından saldırı yapıldı… Diğer bir iddia ise Emniyet’in ülkücü öğrencileri göz altına aldığı yönünde….indir

‘Vur de vuralım’

MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli, 2 günlük bir program için gittiği Antalya’da partililer tarafından, ‘Vur de vuralım öl de ölelim’ sloganlarıyla karşılandı.

Karayoluyla Antalya’ya giden MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi, kent girişinde, MHP Antalya İl Başkanı Osman Çetin başta olmak üzere MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal ve çok sayıda partili karşıladı. Ülkü Ocakları Antalya İl Başkanlığı, ‘Devlet Baba Öz Evlatların Emrinde’ yazılı pankartlarla Bahçeli’yi karşıladılar. Yoğun katılımlı karşılama törenine ilk olarak Bursa mitinginde söylenen, ‘Vur de vuralım öl de ölelim’ sloganı damgasını vurdu. Bu slogan eşliğinde MHP Lideri Bahçeli, arabasından indi, partilileri selamladı. Gelişine bir koçun da kurban edildiği karşılama sırasında partililer havaya dilek fenerleri bıraktı. MHP Lideri Bahçeli daha sonra kendisine eşlik eden konvoyla geceyi geçireceği Manavgat’a hareket etti.

BELEDİYE BAŞKANLARIYLA TOPLANTI YAPACAK

MHP Lideri Bahçeli, 2 günlük Antalya programının ilk gününde Manavgat’ta partili belediye başkanlarına hitap edecek. Ardından programına Antalya’nın Gazipaşa ve Alanya ilçelerinde devam edecek Bahçeli, pazar günü ise aynı toplantının kapanış oturumuna katılacak. Toplantının kapanış konuşmasını yapması beklenen MHP Lideri Bahçeli, Serik ve Aksu ilçelerinde teşkilatları ziyaret edeceği bildirildi.

Ülkücülere kara haber…

Bornova Ülkü Ocakları Başkanı Sercan Koç sabah saatlerinde gerçekleşen elim bir trafik kazası sonucu vefat etmiştir.

 

Cenazesı yarın öğle namazına müteakip Altındağ Yunus Emre Cami’inden kaldırılacaktır.

 

Bornova Ülkü Ocakları Başkanımız Sercan Koç’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.

Başımız sağolsun.

Bahçeli: Kandil’i yakarız’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a başkanlık için ülkeyi peşkeş çekemeyeceği uyarısında bulunan Bahçeli, “Senin milletin yok” ifadelerini kullandı

Yerel seçim çalışmaları kapsamında Karadeniz turuna çıkan MHP lideri Devlet Bahçeli, Ordu’nun Fatsa ilçesindeki aday tanıtım toplantısında hükümete yüklendi.
Milliyet’te yer alan habere göre; PKK’nın kaçırdığı kamu görevlilerinin tesliminde yaşananları eleştiren Bahçeli, “PKK’lılara elini vermeyen evlatlarımızın alnından öpüyor, hepsini tebrik ediyorum. Cenevre Sözleşmesi’yle ancak karşılıklı olarak devletlere tanınan hak ve yetkiler AKP sayesinde PKK’ya müzakereyle ikram edilmiştir. Teröristlerin yanında ayakta dikilen sekiz evladımız olmayıp, Türk milletidir. Yaşanan rezillikleri görmezden gelip de, sevinç çığlıkları atanlara, PKK’nın jest yaptığını şuursuzca dile getirenlere, insani bir tavır olarak yorumlayanlara, diyeceğim tek şey vardır: Alayınıza yazıklar olsun, milletimizin hakkı haram zıkkım olsun” diye konuştu.

Alaşağı edin

Çözüm süreci nedeniyle Ak Parti hükümetini eleştiren Bahçeli “Gelişmeler göstermektedir ki, AKP Kürdistan’a çanak tutmaktadır. Türkiye kimlerin eline kalmıştır. Biliniz ki devran dönecek, bu şarkı bitecek, bu karanlık devir tuzla buz olacaktır. Başbakan birlikte yürüdükleriyle hesap verecektir. İmralı canisiyle başkanlık ittifakına soyunmasının cevabını en başta Fatsalı kardeşlerimden alacaktır. Bu hesap kıyamete kalmayacak. Sadece ve sadece devlet başkanı olacağım diye her tarafıyla hırs bürümüş bir hırsa yüklenmiş kişiyi, yeter artık diyebilecek bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde alaşağı ediniz” ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde partisinin Ordu il teşkilatıyla salon toplantısında bir araya gelen Bahçeli, şunları kaydetti:

Başkanlık Sistemi tuzak

“Başkanlık sistemi bir tuzaktır. Devlet başkanı olacağım diye memleketi peşkeş çekemezsin. Sayın Başbakan, bağımsız Kürdistan diye söylemediğin bir niyetin mi var? Amerika’ya bir gizli, başkalarına söylemediğin sözün mü var. Gel bunu milletine de söyle. Ama senin milletin yok. Başbakan ile İmralı canisi şıracı ile bozacı olmuşlar, birbirlerine şahitlik etmeye başlamışlardır. Şayet süreçte amaçlanan İmralı canisinin affı, PKK’nın siyasete taşınmasıysa, biz var oldukça bunun gerçekleşmesi rüyada bile olmayacaktır. Süreçten kastedilen vatanımızın bir bölümünü ayırmak, özerklik inşa etmek, çok kimlikli, çok dilli ortaklıklar devleti kurmak ise bunun karşısına bozkurt gibi dikiliriz. Türkiye’nin var olması, Türk milletinin ayakta kalması için her şeyi göze alacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Milletimiz bize yetki verirse Çanakkale ruhunu rehber yapar, Milli Mücadele meşalesini yakar, Türk milletinin zafer yoluna düşer, İmralı’yı yıkar, Kandil’i yakarız.”

Bahçeli’den çok sert tepki

MHP Lideri Devlet Bahçeli Öcalan tarafından hazırlanan mektupların Kandil ve Avrupa’ya götürülmesiyle süren gelişmelere çok sert tepki gösterdi ve Başbakan Erdoğan’ı “vatana ihanet” ile suçladı. Yaşanan gelişmeler karşısında Cumhuriyet Savcılarının suskun kalmasının anlaşılır şey olmadığını belirten Bahçeli, “Türk ordusunun peşine düşen ve adeta PKK’yı memnun etmek ve süreç isimli çöküşü güçlendirmek için gün aşırı tutuklamalar yapan savcılar ve hâkimler Türkiye’nin imhaya doğru gittiğini görmezden gelmektedirler” dedi. Bahçeli, Başbakan ve hükümeti için mutlak sonun yakın olduğunu belirtirken “Türk milleti hainlerin cirit atacağı, barış ve çözüm diyerek bölücülüğü ve terörü meşrulaştıracakları bedevi kabilelerden müteşekkil çöl topluluğu hiç değildir” dedi. Bahçeli, mektup taşıyan milletvekilleri için “çürümüş” ifadesini kullandı.

-“BAŞBAKAN HER ÇİRKEFLİĞİ GÖZE ALDI”-
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli “İmralı canisiyle yapılan pazarlıklar ve yaşanan mektup rezaleti” konulu yazılı açıklama yapı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Türkiye’nin mahvına sebep olacak, Türk milletinin parçalanmasına yol açacak karar ve adımlarının iyice pervasızlaştığını ve tamamen kontrolden çıktığını belirten Bahçeli, “İmralı canisinin desteğiyle, milli varlığımıza, milli kimliğimize ve milli tercihlerimize idam fermanı hazırlamakla meşgul olan Başbakan, ülkemizi bölünme kuyusunun içine atmak için her çirkefliği ve her çirkinliği göze almıştır” dedi.

Bahçeli, hayret ve esef verici bir şekilde, etnik temelli bölücü terör ve İmralı’da yatan elebaşısının, AKP tarafından çözümün ve barışın adresi olarak taltif edildiğini ve böylesi bir mevkie hızla terfi ettirildiğini iddia etti.

-“HÜKÜMET SİYASİ GELECEĞİNİ VE TÜRKİYE’NİN AKIBETİNİ BEBEK KATİLİNE BIRAKTI”-

Hükümetin tüm umut ve beklentisini İmralı canisine bağladığının, siyasi geleceğini ve Türkiye’nin akıbetini bu bebek katilinin kanlı ellerine bıraktığının görüldüğünü iddia eden Bahçeli şöyle dedi.

“Başbakan Erdoğan; en sonunda tüm hatlarıyla bölücü teröre teslim olmuş, boyun eğmiş ve bu şekilde gurursuzluğun dibine batmıştır. Türkiye’nin yakın tarihinde, hiç bu kadar küçülen, milli değerlerine yabancılaşan ve milli kimliğini hor gören bir başbakan ve hükümete rastlanmamıştır. Türk milleti; art niyetli, menfaat düşkünü, kimliğini batı başkentlerinde kaybetmiş, haysiyeti iki paralık olmuş, saygınlığı ve şerefi çoktan İmralı ve Kandil bataklığına gömülmüş bir zihniyet tarafından bölücülük çemberine alınmış, çözüm kapanına hapsedilmiştir. AKP hükümeti sözde barış ve çözüm kandırmacısı altında var olan tüm milli ve moral değerlerimizi linç etmeye, eritmeye, gözden ve çaptan düşürmeye ahlaksızca yönelmiştir. İmralı canisinin suflörlüğü altında, Başbakan milliyetçiliği ırkçılık olarak görüp ayaklar altına almakta, Türklüğü ise etnik bir seviyeye indirmeye cüret etmektedir.”

PKK ve İmralı canisinin kullandığı üslubu aynısıyla sahiplenen Başbakan’ın, milleti çarpıtmak, içini boşaltmak ve değersizleştirmek için varını, yoğunu ortaya koyduğunu iddia eden Bahçeli, “Teröristbaşıyla münasebetlerin sıklığı, müzakerelerin uzun bir süreden beri devam etmesi Başbakan’ı uyuşturmuş, şuurunun kapanmasına neden olmuştur. Bugün ülkemizin tek gündemi İmralı’da yatan teröristin ne zırvaladığı, neyi tavsiye ettiği ve neleri istediği noktasında toplanmış ve belirginlik kazanmıştır” dedi. Bahçeli şöyle devam etti:
-“ÇÜRÜMÜŞ MİLLETVEKİLLERİNİN MEKTUP TAŞIMASI SÖZÜN BİTTİĞİ YER”-

“Kaldı ki İmralı canisi tarafından yazılan mektuplar her şeyin önüne geçmiş, kuryeler telaş ve heyecanla mesajları muhataplarına taşımaya başlamıştır. Başbakan Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’de, teröristlerin milletvekilleri vasıtasıyla haberleşmeye, görüş alışverişlerinde bulunmaya hiçbir endişe belirtisi göstermeden devam etmişlerdir. İmralı’dan yazılan mektupların Başbakan tarafından paraf edilerek, çürümüş BDP’li milletvekilleri tarafından Irak’ın kuzeyinden Kandil Dağı’na götürülmesi sözün bitişine ve ihanetin artık her yeri kapladığına kanıt sayılmalıdır. İmralı canisi ile örgütü arasındaki diyaloglar, AKP-BDP müttefikliğiyle heyecanla yayılmaya ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Başbakan ve hükümetinin bu hallere düşmesi iflah olmaz ve tedavi edilemez bölücülük özelliğinden ve Türk milleti hasımlığın kaynaklanmaktadır. Bunlar oluyorken, Cumhuriyet savcılarının suskun kalması anlaşılır ve kabul edilir gibi değildir. Türk ordusunun peşine düşen ve adeta PKK’yı memnun etmek ve süreç isimli çöküşü güçlendirmek için gün aşırı tutuklamalar yapan savcılar ve hâkimler Türkiye’nin imhaya doğru gittiğini görmezden gelmektedirler.”

-“BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN POLİTİKALARI AÇIKÇA VATANA İHANET”-

Siyaseti çıkar ve ikbal fırsatı olarak gören ilkesiz AKP zihniyetinin, ahlaktan uzak ve milli değerlerden yoksun yönetim anlayışını hâkim kılmak, Türkiye’yi bölmek için İmralı canisi ve çetesiyle elele verip terör elçiliği yapmakta tam olarak karar kıldığını öne süren Bahçeli, “Artık kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılmıştır ki, vatanımız için başka coğrafyalarda düşman ve işbirlikçi aramaya gerek yoktur. AKP hükümeti yaptıklarıyla, karanlık icraatlarıyla düşmana ihtiyaç bırakmamıştır” dedi. Bahçeli şu konulara değindi:

“-Başbakan Erdoğan’ın Türk milletini bitirmek, Türkiye’yi çökertmek için uyguladığı politikalar, hangi seviyeden ele alınırsa alınsın açık bir şekilde “Vatana İhanet’ suçu oluşturmaktadır.

-İmralı canisinin elinde oyuncağa dönüşen, köle gibi peşinden sürüklenen ve kanlı emellerinden çözüm uman Başbakan ve partisi yaptıklarının, açtıkları derin yaranın bedelini mutlaka ödeyecektir.

-Türkiye sahipsiz, çaresiz ve kadersiz değildir.

-Türk milleti hainlerin cirit atacağı, barış ve çözüm diyerek bölücülüğü ve terörü meşrulaştıracakları bedevi kabilelerden müteşekkil çöl topluluğu hiç değildir.

-Dün katliamları sevk ve idare eden caninin, bugün sözde barış ve çözüm sürecini yönetir hale gelmesi, Başbakan Erdoğan’ın da İmralı’ya iki de bir tekmil veren, durum raporu sunan ve süreçle ilgili arz notu yazan bir bedbahtlığa ve zillete düşmesi Türk milletinin başına gelebilecek en vahim musibetlerden birisidir.

-Başbakan ve hükümeti için mutlak son yakındır.

Bahçeli: O dili koparırız

Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisine yönelik ”samimi olun” açıklamasını eleştirerek, şöyle konuştu:

”Bize samimiyet dilini öğrenmemizi tavsiye eden ve aldığı ahlak dersinin farklı olduğunu ifade Başbakanın bilmesi lazımdır ki PKK’ya samimiyet göstermek, İmralı canisine yönelik samimi pozlar takınmak, Türkiye’nin milli gerçeklerini, Türk milletinin bin yıllık kardeşliğini samimiyet sözleriyle yok etmek, peşmergeye ve BOP’a hayranlık içinde samimiyetle bağlanmak bir marifet olarak görülüyorsa, bizim kitabımızda böylesi bir samimiyetin bırakınız bulunmasını, esamesi bile okunmayacaktır. Samimiyet dilinden kasıt bölücü ve yıkıcı niyetlere sahip olmak ise biz bu dili ya sustururuz, ya koparırız ya da elimizin tersiyle iteriz.

Ortadır ki Başbakanın ahlakı da itiraf ettiği gibi farklıdır. Allah korusun, bizim ahlakımız bu siyasi anlayışla benzerlikler taşımış olsaydı, kendimizden utanır, 44 yıllık geçmişimizle çelişirdik. Gelişmelere bakıldığında herkesin üzerinde durması gereken ilk soru, hangi duygu ve düşüncelerin bir Başbakanı Türk milliyetçiliğini suçlama kampanyasının ve Türk milletini bölme bayraktarlığını yapmaya sevk etmiş olduğudur.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin milli birliği ve milli kimliği hususunda ”sakat düşünceleri ve etnik bölücülüğe cesaret kazandıran tutumu” olduğunu ileri süren Bahçeli, ”Gelişerek değiştiği edebiyatıyla geçmişini inkar ederek, değişmeyen niyet ve düşüncelerini saklamaya çalışan Başbakanın siyaset geçmişi ve geleneği, bugününün aynasıdır” dedi.

Erdoğan’ın, 1991 yılında Refah Partisi İl Başkanı iken Kürt sorunu  hakkında parti yönetimine sunduğu raporun içeriğine işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

”Başbakan Erdoğan, 18 Aralık 1991 tarihinde hazırladığı raporda, tıpkı bugün Türk milliyetçiliğini karalamaya çalıştığı gibi Milliyetçi Hareket’in siyasi felsefesini Türk ırkçılığı olarak itham etmiştir. Türkiye’nin resmi ideolojisinin de ırkçı olduğunu iddia eden Başbakan, devletin meşru güçlerinin PKK terörüyle mücadelesini, ‘Devletin geleneksel zora ve silaha başvurma’ yöntemi olarak tanımlamış ve bu yöntemin iflas ettiğini söylemiştir.”

Başbakan Erdoğan’a yönelik eleştirilerini sürdüren Bahçeli, ”Bizzat kendisi söz konusu raporunda fren tutmayarak, PKK terörü kadar devlet terörünün de kınanması gerektiğini dile getirmiştir. Bu zihniyet için devlet ile bölücü terör örgütü PKK terazinin iki eşit kefesinde olup, esasen aralarında hiçbir fark yoktur” dedi.

‘2015’TE AKP KALMAYACAK’
Mahalli idareler seçiminde AK Parti’nin gerileyeceğini ve önemli oy kaybına düşeceğini savunan Bahçeli, şunları da kaydetti:

”Cumhurbaşkanlığı veya kendisinin arzuladığı şekliyle demokratik padişahlık olan başkanlık sistemini ve devlet başkanı olma hayalini suya düşürecektir ve 2015 yılında AKP denen bir siyasi partiden eser kalmayacaktır. Buna milletimizi inandırmak, bu yoğun propaganda karşısında milletimizin iradesini geliştirmek ve bağımlılıktan kurtarmak hepimizin üzerine düşen görev.

Türkiye’nin gündemini basın müessesesi belirlemeli, kişilerin veya kurumların ortaya koymuş olduğu görüşlerin hangilerinin gündem oluşabileceği kararını basın vermeli ve Türk milletini doğru bilgilerle aydınlatmalıdır. Tercihi de millet iradesine bırakmalı ve o iradeyi de saygı duymalıdır.

Sabahtan akşama kadar, ‘sabahleyin uyandı bir bardak suyunu içti, 30 dakikalık yürüyüşünü yaptı’ Dünden kalma programları parça parça ayırarak 24 saati Recep Tayyip Erdoğan’la doldurmanın hiçbir basın patronuna bir fayda getirmeyeceğini de buradan ifade etmek istiyorum.” Bahçeli, konuşmasını, ”Millet iradesi, bugünkü siyasi iktidardan bu milleti kurtardığı gün esas tarihi sorgulama yüzleşme ve hesap sorma o gün başlayacaktır. Bunun muhatabı Recep Tayyip Erdoğan, yandaşları ve kendisine faydalanmak için destek veren aldatmacılar olacaktır. Cenab-ı Allah bunu bize nasip ederse Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi terk etmediği takdirde hesabını mutlaka verecektir” ifadesiyle tamamladı.

Ak Parti’nin ‘yemin’ine CHP ve MHP karşı çıktı

Alınan bilgiye göre, 2 Nolu Yazım Komisyonu’nun bugün yapılan toplantısında, ”milletvekilliğinin düşmesi ve iptali” maddelerinde mutabık kalındı.

Komisyon, ”milletvekili yemini” maddesini ise içeriğine girmeden ele aldı. AK Parti’nin, ”Başkan, başkan yardımcıları, bakanların” yeminine ilişkin ibaresi komisyonda tartışma yarattı.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, maddenin bu şekilde görüşülmesi halinde başkanlık sisteminin de müzakereye açılacağını ifade ederek, AK Parti’nin bu önerisini geri almasını istedi. MHP de CHP’nin bu itirazına katıldı. AK Parti ise bu ibarelerin parantez içerisine alınarak maddenin görüşülebileceğini önerdi.

CHP ve MHP’nin buna sıcak bakmaması üzerine AK Parti konuyu bu akşam yetkili organlarla yapacakları toplantıya götürme kararı aldı.

Kılıçdaroğlu’ndan MHP’ye Sert Tepki

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İmralı’da yapılan görüşmeleri değerlendirdi, çözüm için partisinin önerilerini anlattı.

Kılıçdaroğlu, Zonguldak’ta metan gazı patlamasında hayatını kaybeden 8 maden işçisini hatırlatarak başladı.Türkiye’nin işçi mezarlığına çevrildiğini ifade eden CHP lideri terörden fazla iş kazalarına can verildiğini ileri sürdü.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının satır başları:

ZONGULDAK’TA 8 İŞÇİNİN ÖLÜMÜ

Başbakan demişti: “Eğer bu işi yapıyorsan bu işin risklerini de alman lazım.” Biz bunu kabul etmiyoruz. Sonra bakan gitti ve dedi ki “Çok güzel öldüler”.

Ölen 8 işçinin sorumlusu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’dır. Ve sorumlu hükümettir. Şu anda Zonguldak’ta CHP milletvekilleri var onlara gidiniz. Avukat dahil bütün hukuki noktalarda yanınızda olacağız.

İMRALI GÖRÜŞMELERİ

Adı ne derlerse desinler bunun adı Kürt sorunu. 30 yıldır bu sorun çözülmüyor. Elbetteki sorunları iktidar partisi çözecek. Peki, anamuhalefet partisinin bir görevi yok mu? Biz sorunlardan beslenen bir siyasi parti değiliz.

MHP’YE SERT TEPKİ

Şehitler gelsin, belki bize de bir şey düşer diye düşünmek insanlık dışıdır akıl dışıdır. Başka Türkiyemiz yok hangi inançtan hangi kimlikten olursa olsun bu ülkede barışı ve huzuru egemen kılacağız. Fırat’ın suları ile Sakarya’nın suları arasında fark yok. Diyarbakır’daki Reşo’nun alınteriyle Edirneli Hurşit’in alın teri arasında fark yok. Ben ülkemize sahip çıkmak zorundayım. Birisini ötekileştirdiniz mi siz CHP kimliğini bir tarafa atmış olursunuz. Tasada ve kıvançta beraber olmalıyız. Yurttaş olmanın temel argümanı budur.

Balıkesir’deki şehit anası elimi bırakmıyor. “Bu sorunu niye çözmüyorsunuz?” diyor. El birliğiyle siyasal birikimimizle çözeceğiz. CHP’ye sorunlara teslim olmak değil sorunları çözmek yaraşır. Yol haritasını en sağlıklı kim belirledi? CHP. Bu sorunun çözüm yeri Tbmm’dir.

“ŞEHİT HABERİNDEN SORUMLU O’DUR”

4 siyasal parti bir araya gelsin dedik. Gelmiyorsa her şehit haberinden sonra sorumlu olan o’dur diyeceğiz. Daha ertesi gün BDP’ye de MHP’ye de söylemediğini bırakmadı. Bu anlayış Türkiye’yi çıkmaz sokaklara götürür. Bazıları da diyor ki AKP ve CHP bir araya gelsin sorunu çözsünler. Toplumsal mutabakat makamla ölçülen bir şey değil. Peki yüzde 25’in görüşü ne olacak. Onlar bu ülkede yaşamıyor mu? Toplumsal uzlaşma farklı bir kavram.

Yazarlar var, aydınlar var, STK’lar var. Anayasa yaparken görüş almadık mı? Bunun için ortak aklı ön plana alalım dedik. sorun çözmek akıl işidir, kişisel çıkarlardan arınma işidir yurttaşı düşünme işidir.

Deniyor ki toplumsal uzlaşma yapalım da ee zor. Kolay olsaydı zaten çoktan çözülürdü. Eğer tek başına rakam hesabı yapılsaydı niye bize gidin CHP’yle çözün diyorsunuz AKP’nin tek başına gücü var zaten. Sorun oy çokluğu milletvekili çokluğu değil. Sorun yaşanan sorunlara sağlıklı çözememe sorunudur. Olayların arkasından sürüklenen bir iktidar var. Herhangi bir hesabı da yok. Bir stratejisi yok.

Delilik aynı şeyleri yaparak farklı şeyler beklemektir diyordu ünlü bilim adamı Albert Einstein.. Siyasetçilerin çok sevdiği bir söz var analar ağlamasın. Siyasetçinin görevi anaları ağlatmamaktır. Eğer bunu başarabiliyorsan görevini yapıyorsun demektir.

BAŞBAKAN’A KREDİ İÇİN 4 KOŞUL

Hiç kimse CHP’ye şunu söyleyemez; “Bu temel sorun konusunda CHP’nin yol haritası yok” Hayır var. Biz saydam bir politika izlemek istiyoruz biz halkına yalan söylemeyen bir siyasi gelenekten geliyoruz. Bakınız ne yaptılar, 30 yılda hiç bir şey yapmadılar. Ülkemizin birliği bütünlüğü bayrağı için çalışan bir siyasi partiyiz. Varsak bu ülke için varız. Bizim asla ve asla kişisel menfaatlerimiz olmaz. Seçim öncesinde müzakere deyip seçim sonrası silahla gezmeyiz. Biz önce elimizde iple gezip sonra masaya oturmayız. Tayyip Erdoğan’ın ciddiyetini aşan bir sorundur. Kibir aklın düşmanıdır. Hoşgörülü olmalısın. Mevlana’yı hiç mi okumadın. Toprak gibi olun der.

Parti Meclisi’ne bir konuşma yaptım. Yaptığım konuşma medyada benim tahminimden daha fazla yer aldı. Biz her zaman her ortamda toplumsal barışa destek veriyoruz. Çünkü biz insanımızı sevip yaşamasını istiyoruz.

Sayın Başbakan’ın bu sorunun çözümü için ‘size kredi açacağız ama 4 önemli koşulumuz var:

1- Samimi olacaksınız,
2- Gizli bir ajandanız olmayacak,
3- Millete hesap veremeyeceğin angajmanlara girmeyeceksin,
4- Muhalefete bu konuda bilgi vereceksiniz’

Kabul edersen destek veririz dedim. O destek şahsına verilmiş bir destek değildir, şehit analarına şehit babalarına verilmiş bir destektir.

ERDOĞAN’A GEÇMİŞTE KREDİ VERDİK

Sayın Erdoğan’a geçmişte de bir kredi vermiştik, demokrasi için vermiştik. seçimler yapıldı, 2002 kendisi milletvekili seçilemedi. Ama biz demokrasiyi ülkeye getiren bir siyasi parti olarak, milletvekili seçilememesi içimize sindiremedik. Anayasayı değiştirdik gel ‘milletvekili ol’ dedik. Başbakan oldu. Sonra ne oldu? 10’ncu yıl sonunda kibirden, tek adamlıktan yola çıktı, egosu o kadar çıktı ki yeri geldi 2012’de demokrasiden şikayet eder noktaya geldi.

Demokrasi adına sana açtığımız kredi koşulsuz krediydi. Şimdi güvenmiyoruz sana. Ya adam gibi davranıp sorunu çözersin ya da gelen her şehit cenazesinin sorumlusu sen olursun.