Polis akademisi öğrencilerine kredi müjdesi

YURTKUR Genel Müdürü Hasan Albayrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kurum olarak 81 ilde ve biri yurt dışında olmak üzere 348 yurtta, 310 bin yatak kapasitesiyle hizmet verdiklerini ifade ederek, 158 yurt projesinin yapımına devam ettiğini belirtti. Buna ek olarak da 30 proje için Yüksek Planlama Kuruluna teklif vereceklerini ifade eden Albayrak, amaçlarının tüm öğrencilerin modern yurtlardan eşit şekilde faydalanması olduğunu söyledi.

Yurtta kalan öğrencilerin aldıkları kredi ve burslarla kimseye muhtaç olmadan eğitimlerini sürdürebildiklerini anlatan Albayrak, bu yıl burs ve öğrenim kredisi verilen öğrenci sayısının 1 milyon 304 bine ulaştığını vurguladı.

 Kara, deniz, hava harp okulları ile bunlara bağlı meslek yüksekokullarında öğrenim gören öğrencilerden talep eden ve durumu mevzuata uygun olanlara öğrenim kredisi vermeye başladıklarını anımsatan Albayrak, “Polis akademisi ve polis meslek yüksekokulları öğrencilerine de kredi vermek için çalışıyoruz. Yaklaşık bir ay içinde çalışmalarımız inşallah sona erecek” dedi.

Kuruma bağlı yurtlarda kalan öğrencilerin önümüzdeki yıl itibarıyla ücretsiz internete kavuşacaklarını hatırlatan Albayrak, her ildeki bir yurtta internet altyapısı kurulumunun bu ayın 22’sine kadar tamamlanacağını kaydetti.

Albayrak, “Hazirandan itibaren de tüm Türkiye’de hatta Kıbrıs’taki Lefke Yurdu’nda da internet kurulumlarını tamamlayacağız. Öğrencilerimiz önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren ücretsiz internet kullanımına başlayacak. Şu an denemeler yapılıyor. Sonra bu 81 il interneti kullanıma açacağız” diye konuştu.

AA

Sağlıkta eş durumundan atama müjdesi

Yönetmelik değişikliğinin gerekliliğini hem KİK toplantılarında gerekse sağlık bakanı ve bakanlık bürokratlarıyla yaptıkları görüşmelerde dile getirdiklerini belirten Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, yönetmeliğin önceki halinin eş durumu atamaları gibi birçok mağduriyete neden olduğunu belirterek, yönetmelikte Bakanlığa ilettikleri maddeler doğrultusunda pek çok değişikliğin yapıldığını ifade etti. Genel Başkan Metin Memiş, yönetmelikte yer almayan maddeler doğrultusunda da çalışmalar yapılacağını söyledi. Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde yapılan değişiklikler şöyle;

– Aile hekimliği ile askerlik yükümlülüğü dışında aylıksız veya ücretsiz izinli olarak geçirilen sürelerde hizmet puanı verilmemektedir. Oysaki aile hekimliği gibi sözleşmeli çalışma gerektiren kamu hastane birliklerinde geçirilen sürelerde ve 4688 sayılı Kanundan kaynaklı aylıksız izin hakkının kullanımında da hizmet puanının aile hekimliği ve askerlikte olduğu gibi hesaplanması gerekmekte idi. Bununla ilgili taleplerimiz doğrultusunda Yönetmeliğin 10. maddesi ile “birliklerde sözleşmeli geçirilen süreler” de istisnalar arasına alınmıştır. Böylece; birliklerde sözleşmeli geçirilen sürelerde hizmet puanı verilecektir.

Bu kapsama 4688 sayılı Kanun uyarınca aylıksız izinde geçirilen sürelerin de dahil edilmesi için girişimlerimiz sürecektir.

– Zorunlu yer değiştirmeye tabi personelin Bakanlık emrinde çalışan eşlerine, eşinin başka bir ile görevlendirilmesi halinde geçici görev hakkı verilmesini talep ettik. Yönetmeliğin 11. maddesinde, zorunlu yer değiştirmeye tabi personel olup kadrosunun bulunduğu ilden başka bir İl’e görevlendirilenlerin eşlerine, talepleri halinde görevlendirme süresi ile sınırlı olmak kaydıyla eşlerinin bulunduğu yere hizmet bölgesi ve hizmet grubuna bakılmaksızın geçici olarak görevlendirilebilmeleri hususunda düzenleme yapıldı.
Ayrıca aynı maddeye Kamu Hastane Birlikleri bünyesinde sözleşme imzalayan personelin eşlerinin de, talepleri halinde sözleşme süresi ile sınırlı olmak kaydıyla eşlerinin bulunduğu yere hizmet bölgesi ve hizmet grubuna bakılmaksızın geçici olarak görevlendirilebilmeleri ile ilgili hüküm de eklendi.

– Yer değiştirme suretiyle atamalardaki 5 tercihin yetersiz olduğunu en az 10 tercih hakkının verilmesi gerektiğini belirttik. Yönetmeliğin 16. maddesindeki en çok 5 tercih sınırlaması madde metninden çıkarıldı. 10’dan az tercih hakkı verilmemesinin de takipçisi olacağız.

– Aile hekimi olarak sözleşme imzalayan personelin, sözleşmeli olarak görev yaptığı il dışında başka bir ilde ilan edilmiş aile hekimliği pozisyonlarına yerleşmeleri durumunda, kadrosunun da bu ile gönderilmesi gerekmekte idi. Başka bir ilin aile hekimliği kadrosuna yerleşen aile hekimlerinin asıl kadrosunun bulunduğu yerle ilgili sıkıntı yaşamamaları yönündeki talebimiz üzerine; Yönetmeliğin 16. maddesinde aile hekimi olarak yerleştiği ve yeni sözleşme imzaladığı ilde münhal kadronun mevcut olduğu birime atama dönemine ve kur’aya tabi olmaksızın, PDC’de boş yer bulunmaması halinde standart dikkate alınarak naklen atanmalarına ilişkin düzenleme yapıldı.

– Yönetmelikte, Bakanlık ve bağlı kuruluşlar arasında personel naklinin nasıl olacağına dair hükümlere yer verilmesini, personelin mazeret nedeniyle tayin talebi değerlendirilirken taleplerin standardın dolu olması nedeniyle reddedilmemesini, Bakanlık ve bağlı kuruluşları arasında tayin talebinin değerlendirilmesini talep ettik. Yönetmeliğin 17. maddesinde talepleri mazeret tayini kapsamında uygun görülenlerin münhal kadro bulunmaması durumunda, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarının teşkilatları arasında 657 sayılı Kanunun “Memurların Bir Kurumdan Diğerine Nakilleri” başlıklı 74 üncü maddesi çerçevesinde naklen atamalarının yapılabileceği düzenlendi.

– Mazeret durumuna istinaden atananlar, atandıkları ilde fiilen 6 yıl çalışmaları halinde mazeretleri sona erse dahi atandıkları ilde kalabilmektedirler. Buradaki 6 yılın uzun bir süre olduğunu, bu sürenin kısaltılması gerektiğini belirttik. Yönetmeliğin 18. maddesinde 6 yıllık bu süre, 5 yıla düşürüldü.

– Eş durumu tayinlerinde; aynı hizmet bölgesinde görev yapan Bakanlık personelinin kıdemine bakılmaması gerektiğini belirttik. Yönetmeliğin 20. maddesinde aynı hizmet bölgesinde bulunan eşlerden talepte bulunan eşin tayinin yapılacağı düzenlendi.

– Eş durumu tayinlerinde kıdem tespitinde yaşanan sıkıntıların çözümü adına, sağlık lisansiyerleriyle ilgili düzenleme yapılmasını talep ettik. Yönetmeliğin 20. maddesindeki kıdem sıralamasına sağlık lisansiyeri kavramı da eklendi.

– Eşi özel sektörde görev yapanların 4 yıllık toplam sigortalılık süresinin uzun olduğunu belirttik ve kısaltılmasını talep ettik. Yönetmeliğin 21. maddesinin 3. fıkrasında bu süre toplamda 3 yıla düşürüldü.
Kesintisiz 2 yıllık sigortalılık süresinin de kısaltılması için girişimlerimiz devam edecek.
– Eşinden boşanan personelin yalnızca D ve C hizmet grubu illerine tayin isteyebilmesi yetersiz dedik. D ve C hizmet grubu illere atanabilmelerinin yanı sıra psikolojik açıdan da değerlendirildiğinde kendilerini daha çok güvende hissedecekleri yere yani ailelerinin yanına tayin talebinde bulunabilmeleri daha hakkaniyete uygun olacaktır dedik. Yönetmeliğin 21. maddesi ile eşinden boşanan personele, C ve D hizmet grubu illerin yanı sıra halen görev yaptığı hizmet bölgesi ve grubundaki illerden birine de tayin talebinde bulunabilme imkanı getirildi.

– Birliklerde sözleşme imzalayan personelin Bakanlık emrinde eşlerinin atama ve yer değiştirme dönemlerine bağlı kalınmaksızın eş durumu tayin hakkından yararlanabilmesini, başka kurum ve kuruluşlarda sağlık personeli olarak görev yapan eşlerinin ise kurumlar arası atama dönem ve kura şartı aranmadan Bakanlık veya bağlı kuruluşlarına naklen atamalarının yapılabilmesini talep ettik. Talebimiz üzerine;
Yönetmeliğin 17. maddesindeki düzenlemeye göre; kamu hastane birliklerinde genel sekreter, başkan, hastane yöneticisi ve başhekim olarak çalışanların başka kurum ve kuruluşlarda sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfında çalışan eşlerinin, standardın uygun olması kaydıyla kurumlar arası atama dönem ve kura şartı aranmadan Bakanlık veya bağlı kuruluşlarına naklen atamaları yapılabilecektir.
Yönetmeliğin 21. maddesindeki düzenlemeye göre de; Eşi birliklerde genel sekreter, başkan, stratejik personel kapsamında olup hastane yöneticisi ve başhekim olduğunu belgelendirenlerin atama ve yer değiştirme dönemlerine bağlı kalınmaksızın atanmaları yapılabilecektir.
Başhekim yardımcısı ve müdürlerin eşlerinin de yukarıdaki maddelerin kapsamına alınması için girişimlerimiz devam edecektir.

Ayrıca 4688 sayılı Kanun kapsamında sendika genel merkezi yönetim kuruluna seçilen ve aylıksız izne ayrılanların eşlerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi için düzenleme yapılmasını talep etmekteyiz.

– Eşi 657 sayılı Kanunun 4/C maddesine tabi olarak çalışanların da eş durumu tayin hakkından yararlanması gerektiğini belirttik ve Yönetmeliğin 21. maddesindeki eşi 657 sayılı Kanunun 4/C maddesine tabi olarak çalışanların eş durumu tayininin yapılamayacağına dair kısıtlama, madde metninden çıkarılmıştır.

– Görev yaptığı il dışında bir ortaöğretim kurumunu merkezi sınavla kazanan çocuğu bulunan personelin yalnızca 4, 5 ve 6 ncı hizmet bölgesinin D ve C hizmet grubu iline atanabileceğine dair hükmün kapsamının genişletilmesini, diğer hizmet bölgesi ve hizmet grubu illere de atanabilmelerine imkan tanınmasını her platformda dile getirdik. Yönetmeliğin 21. maddesinde; söz konusu personelin atanılabileceği iller 5 ve 6’ncı hizmet bölgesi ile diğer hizmet bölgelerinin D ve C hizmet grubu illeri olarak genişletilmiştir.

– İstihdam edilme gerekçeleri ortadan kalkan personelin il içinde ataması mümkün olmazsa D ve C grubu illere atamasının yapılabileceğine dair hükmün adaletsizliğini belirttik ve Yönetmelikten bu hükmün çıkarılmasını istedik. Talebimiz doğrultusunda, Yönetmeliğin 23. maddesinden bu hüküm çıkarıldı. Buna göre; istihdam edilme gerekçesi ortadan kalkan personelin il içinde yer değişikliği yapılabilecek, il dışına atanamayacaktır.

– Yönetmelik hazırlıklarında 663 sayılı KHK gereğince kamu hastane birlikleri kurulduğu tarihte yalnızca başhekimler için öngörülen bir defaya mahsus talep ettikleri yere atanabilme hakkının başhekim yardımcıları için de geçerli olmasını talep ettik. Talebimiz doğrultusunda Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde başhekimlerin yanı sıra başhekim yardımcılarına da bir defaya mahsus talep ettikleri yere tayin imkanı tanındı.

20 bin öğrenciye burs müjdesi

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye tarafından finanse edilen Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü (YURTKUR) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Daire Başkanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen “Burslar Yoluyla Dezavantajlı Yüksek Öğrenim Öğrencilerinin İşgücü Piyasasına Girişinin Kolaylaştırılması Operasyonu” projesi protokolü imzalandı.

Törende konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, AB katılım öncesi fonlarının, insan kaynaklarının geliştirilmesiyle ilgili kısmının Bakanlıkları bünyesinde yürütüldüğünü ifade ederek, son 7 yılda 557 milyon avroluk fon kullanıldığını, bunun yılda ortalama 80 milyon avro yaptığını, 431 projenin desteklendiğini ve 90 bin kişinin de bu projelerden yararlandığını belirtti.

Bakan Çelik, üniversite öğrencilerine verilen burslarla onların, daha iyi yetişmesini, yüksek nitelikli mesleklere sahip olmalarını hedeflediklerini vurguladı.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, bu tür programların gelişmesi, yaygınlaşması ve yararlanan kişilerin artmasını dilediklerini dile getirdi. Projelerin projeksiyonlarının ve gençler için ayrılan kaynakların günden güne gelişmesini temenni eden Bakan Kılıç, Türkiye’nin gerek proje yapımında gerekse projelere ayrılan kaynakların amacına uygun kullanımda büyük deneyimler kazandığını belirtti.

Açılış konuşmaların ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ve AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelci Jean Maurice Ripert, “Burslar Yoluyla Dezavantajlı Yükseköğrenim Öğrencilerinin İşgücü Piyasasına Girişinin Kolaylaştırılması Operasyonu” protokolünü imzaladı.

Proje kapsamında gençlere 20 milyon 700 bin euro burs imkanı sağlanacak. 20 bin öğrenciye, 8 ay boyunca aylık 260 TL burs imkanı sağlayacak projede imzalar atıldı.
 

Dizel araç sahiplerine ucuz yakıt müjdesi!

Benzinli araçlarda, daha ucuz olduğu için LPG kullanılıyor. Ancak dizel araç sahipleri bu imkandan yoksun.

Müjdeli haber, Antalya’dan geldi. Geliştirilen yeni bir sistemle dizel araçlarda LPG gibi ucuz ve çevreci olan Doğalgaz kullanılabilecek.

NASIL MI? İŞTE AYRINTILAR..
Akaryakıt fiyatları, araç sahiplerinin en büyük sorunu.

Benzinli araç sahiplerinin tercihi LPG… Dizel araç sahiplerinin ise böyle bir imkanı yok.

Çözüm, ilk denemeleri Antalya’da yapılan “Çift Yakıt Sistemi” ile geldi. Sistem, dizel ile doğalgazın aynı oranda yanması prensibine dayanıyor.

Firma Satış Direktörü Fehmi Küçükler, “Motor bloğunda hiçbir değişiklik yapılmaksızın yüzde 50 dizel, yüzde 50 CNG ilave edilmektedir. Ve bu sayede yüzde 25 bir net yakıt tasarrufu sağlamaktayız.” dedi.

Sistem, aynı zamanda çevreci.

Fehmi Küçükler, “LPG’li araç yüzde 40 tasarruf ederken, CNG’li bir araç yüzde 70 tasarruflara ulaşıyor. Doğalgaz sayesinde daha temiz bir fosil yakıt olduğu için çevreye de çok önemli bir etkisi var. Ekzoz emisyon değerlerini, karbondioksit değerlerini aşağı çekiyor.” dedi.

Sistem, uzun yol yapan kamyon, kamyonet ve ticari araçlar için ideal.

Sistemin altyapısı hazır. Tek sorun, doğalgaz dolum istasyonu ağı.

Firma Satış Direktörü Fehmi Küçükler, “Bugüne kadar bu sistemin yaygınlaşmamasının nedeni gerekli istasyon ağlarının oluşmamasıydı. Bu da gün geçtikçe devam etmekte. Bursa’da açıldı, Sakarya, Bolu, Kayseri’de de var ve bu süreç hızla ilerlemekte.” dedi.

Yakın zamanda LPG logolu araçların yanında CNG logolu araçları da görmek mümkün olacak.

Kalp hastalarına ‘yerli kalp pompası’ müjdesi

Yeditepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nilüfer Eğrican’ın başvurusuyla başlayan proje daha sonra Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Lazoğlu’nun yürütücülüğünde tamamlandı.

”Minyatür Bir Yapay Kalp Pompa Sisteminin Tasarımı, Analizi Ve Prototip Üretimi” projesinde Prof. Dr. İsmail Lazoğlu ve Florance Nightingale Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Suha Küçükaksu’nun işbirliğinde Türkiye’nin ilk minyatür yapay kalp pompası sisteminin prototipi geliştirildi.

Sağlık alanında bir ilke imza atılan proje ile yapay kalp pompası vücut içine yerleştirilecek şekilde tasarlandı. Minyatür kalp pompası 5 santimetre çapındaki özgün tasarımıyla patentlendi.

TÜBİTAK ARDEB’in 321 bin lira destek verdiği projenin kalp hastaları için müjde niteliğinde olduğunu belirten Lazoğlu, şöyle konuştu:

”Kalbin pompaladığı kan miktarı dakikada 2 litrenin altına düştüğünde kalp yetmezliği sorunu oluşuyor. Kalp yetmezliği yeni kalp takılmasıyla aşılabiliyor ancak yeni bir kalbinin takılması her zaman mümkün olmuyor. Türkiye’de yaklaşık 10 bin civarında kalp yetmezliği olan hasta var.

Geliştirdiğimiz minyatür yapay kan pompası kalp yetmezliği olan hastalara uygulanabilecek ve dakikada 8 litreye kadar kan pompalayacak.

Kalbin sol karıncığına takılacak cihaz ile kalp yetmezliğinin önüne geçmeyi hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde hayvan deneylerini yapmayı ve ardından en kısa sürede insan vücuduna yerleştirilir hale getirmeyi planlıyoruz.”

Maliyet yüzde 80 azalacak

Prof. Dr. Lazoğlu, minyatür yapay kalp pompasının ABD’de ve Avrupa’nın bazı ülkelerinde kalp yetmezliği yaşayan hastalar için uygulandığını belirterek, Türkiye’de de bu cihazla tedavi olan yaklaşık 60 hastanın bulunduğunu bildirdi.

Türkiye’ye tamamı yurt dışından gelen minyatür yapay kan pompasının hasta vücutlarına yerleştirilmesinin yaklaşık 80 bin avroya mal olduğunu ifade eden Lazoğlu, ürettikleri yerli cihaz ile bu maliyeti yüzde 80 azaltmayı hedeflediklerini söyledi.

Lazoğlu, TÜBİTAK desteğiyle tamamen yerli tasarım ve üretimle Türkiye’nin ve bölgenin ihtiyaç duyduğu yüksek performanslı ve düşük maliyetli kalp pompalarını hastalara sunmayı hedeflediklerini söyledi.

Cerrahlar tarafından Türkiye’de her yıl 10 bin dolayında hastanın bu pompalara ihtiyaç duyduğunun iletildiğini aktaran Lazoğlu, pompaların sadece Türkiye için değil, Azerbaycan’dan Singapur’a kadar ülkelerin ihtiyacını karşılamasının hedeflendiğini kaydetti.

Kalp pompalarının düşük maliyetli ancak yüksek kaliteli olmasını hedeflediklerini dile getiren Lazoğlu, böylece hastaların hayatta kalmalarının sağlanacağını sözlerine ekledi.