Paris’teki terör karşıtı yürüşe PKK yandaşlarıda katıldı

Fransa’nın başkenti Paris’te, 17 kişinin ölümüne yol açan terör saldırılarının ardından, bugün toplam 1 milyon kişi ve 50’ye yakın ülkeden devlet-hükümet başkanının katılımıyla ‘’Cumhuriyet Yürüyüşü’’ gerçekleştirildi.

Gösterinin başladığı Cumhuriyet Meydanı’nda  sabah saatlerinde tamamen dolarken, Fransızların dışında yine dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin de akınına uğradı.

GÖSTERİ SIRASINDA PKK FLAMALARI

Gösteri sırasında meydanda bulunan anıt üzerinde Fransa bayrağının yanında çok sayıda ülkenin bayrağı da dalgalandı. Fakat teröre karşı gerçekleştirilen bu yürüyüşte PKK flamaları ve Öcalan posterlerinin olması dikkat çekti.

Terör örgütünden kirli plan

İstanbul’un göbeğinde eli silahlı kişilerin baş göstermesi, Tunceli’de barların bahane edilerek olaylar çıkarılması, Adıyaman, Hatay gibi Alevi-Sünnilerin birlikte yaşadığı illerde olaylar çıkarılıp evlere çarpı işareti konması gibi birçok eyleme imza atan terör örgütü DHKP-C’nin şehirlerde büyük eylemler yaparak huzuru bozmayı planladığı kaydedildi.

Terör örgütü PKK’nın eylemsizlik kararı almasından sonra gizli servisler tarafından terör örgütü DHKP-C’nın sahaya çıkarıldığını belirten eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, “Her örgütün bir gayesi var. Terör örgütü DHKP-C’nin misyonu ise Alevi-Sünni çatışması çıkarmak. Ayrıca bu terör örgütünün çok ciddi bir istihbarat yapısı var.” dedi.

Siyaset bilimci ve terör uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner ise terör örgütü DHKP-C’nin Suriye ve onun destekçisi İran tarafından ön plana çıkarılmaya çalışıldığını ve örgütün PKK’nın yerine geçirilmeye çalışıldığı yönünde şüpheler bulunduğunu vurguladı.

Terör örgütü DHKP-C’nin ana gayesinin mezhepsel çatışma çıkarmak olduğunun altını çizen Laçiner, “Artık kırdan ziyade şehirlerde eylem yapılarak şehir terörü oluşturmak isteniyor. Bu noktada Suriye, İran, Rusya ve Yunanistan’ı iyi okumak gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan emniyet birimlerinden alınan bilgilere göre, terör örgütü DHKP-C son bir yılda Ankara, İstanbul, Hatay, İzmir ve Tunceli gibi illerde 20’ye yakın ses getiren eylem gerçekleştirdi.

Ölen PKK’lı için semah döndüler

Alevilerin kutsal saydığı Munzur ve Pülümür Çayları’nın birleştiği Gola Çetu Ziyareti’nde dün akşam düzenlenen törende BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, DTK Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, BDP Milletvekilleri Nursel Aydoğan ve Sebahat Tunceli, BDP’li Tunceli Belediye Başkanı Edibe şahin, çevre ilçelerden gelen belediye başkanları ile Sakine Cansız’ın annesi Zeynep Cansız ve babası İsmail Cansız ile çok sayıda kadın katıldı.

KIŞANAK, BARIŞ İÇİN MUM YAKTI

Semah öncesi törene katılanlar toplu olarak Sakine Cansız’ın mezarına yürüyerek karanfil bıraktıktan sonra saygı duruşunda bulundu. Grup taha sonra semah yapılan alana geldi. Gola Çetu Ziyareti’ne gelen kalabalık grup, ziyaret üzerinde mum yakarak dua etti. BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, Gola Çetu Ziyareti’nde mum yakarken, “Halkımız için barış gelsin, barış dileklerimiz kabul olsun” dedi. Sakine Cansız’ın annesi Zeynep Cansız da evde pişirdiği ve ‘Niyaz’ denilen yağlı ekmeği törene katılanlara dağıttı. BDP milletvekilleri de ‘Niyaz’dan lokma aldı.

Gültan Kışanak yaptığı konuşmada, “Ben bu ziyaretimizde barış için mum yaktım. Hızır bu barış mücadelemizde halkımıza yardımcı olsun. Halkımızın barış dileklerinin gerçekleşmesi için mum yakarak dua ettim. Dağıtılan lokmadan aldım. Buradan bir kez daha söylüyorum; Allah halkımızın, barış isteyen, çözüm isteyen halkımızın yardımcısı olsun. Hızır barış isteyenlere yardımcı olsun. Umarım barış dileklerimiz kabul olur” dedi.

“DERSİM ALEVİLİĞİ’NE ASİMİLASYON POLİTİKALARI”

DTK Genel Başkan Yardımcısı ve Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk, “Dersin Aleviliği üzerindeki asimilasyon politikalarının devam ediyor. Ancak, Dersim sahipsiz değildir. Sakine’nin arkadaşları olarak, Dersim’e yönelik yapılan bu planları, Sakine yoldaşın mücadelesi ışığında boşa çıkaracağız” dedi.

Paris’te saldırıda öldürülen 3 Kürt kadın siyasetçinin sıradan hedef seçilmediğini ileri süren Aysel Tuğluk, “Katliam, 3 Kürt kadın siyasetçi şahsında, Kürt halkına yönelik gerçekleştirilmiştir. Kurtuluşu kadının özgürlüğünden geçtiğini gören ve bunun için mücadele eden sayın Öcalan’ın yoldaşı Sakine, kadın özgürlük mücadelesinin mihveri olmuştur. Bu nedenle egemenler, Kürt kadınının kurtuluş mücadelesine kurşun sıkmıştır” diye konuştu.

Sakine Cansız’ın, Seyit Rıza’nın ve Zarife’nin intikamını alan bir evlat olduğunu ve Dersim halkına yönelik asimilasyon politikalarını boşa çıkardığını ileri süren Tuğluk, “Sakine’nin katledilmesi ikinci Dersim katliamıdır. Sakine bu kimlikleri taşıdığı için katledildi. Dersim’in sömürgeleştirilmesine boyun eğmedi. Bizler de sömürgecilere direnmeyi, Sakineler’den öğrendik. Bugün Kürt kadınları, bu özgürlük yürüyüşünü başlatmışsa, bunun nedeni Sakine’nin duruşudur, Sakine direnişinin abidesidir” dedi.

Dersim halkının Aleviliğinden ve Kürtlüğünden koparılmaya çalışıldığını da iddia eden Aysel Tuğluk, “Buna da ‘Anadolu Aleviliği’ diyorlar bazı kesimler ve partiler. Bundan rant elde etmeye çalışıyorlar. Ancak, Dersim sahipsiz değildir. Bizler, Dersim’e yönelik yapılan bu planları, kesinlikle boşa çıkaracağız. Kimsenin ve bazı partilerin burada Aleviler üzerinde rant elde etmesine asla müsaade etmeyeceğiz” diye konuştu.

“CAMİ VE CEMEVİ PROJESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

Aysel Tuğluk, Gülen Cemaati tarafından, Ankara Mamak’ta yan yana yaptırılacak cami ve cem evi projesine karşı olduklarını da belirterek şunları söyledi:

“Bu günlerde cami ve cem evinin bir arada olmasına dair bir proje devreye sokuluyor. Bu çok bilinçli bir politikadır sevgili Dersimliler. Biz her inancın kendi ibadethanesinde, özgürce inancının gereği olan ibadeti yapması gerektiğine inanıyoruz, bunu savunuyoruz da. Ancak cami ile cem evini bir araya getirme projesi, bilinsin ki bir asimilasyon politikasıdır. Aleviler, bu projeyi kabul etmeyecektir, bizler de bunu kabul etmeyeceğiz. Bu proje Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyon politikasının bir parçasıdır.”

Yapılan konuşmaların ardında Batman Mezopotamya Kültür Merkezi Hasankeyf Orkestra ve korosunun Kürtçe deyişleri seslendirdi. Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen 4 ayrı semah ekibi de Sakine Cansız için düzenlenen törende semah döndü.

PKK’dan tehdit gibi açıklama: Geri göndeririz

Bayık, “Bazı güçler bu süreci tıkatmak için çaba sarf ediyor. Bu nedenle hasas bir süreçten geçiyoruz” diyen Bayık, savaşın başlaması durumunda kendilerini savunacaklarını ve çekilen PKK’lı grupları yeniden Türkiye’ye göndereceklerini söyledi.

Kürt sitelerinde yer alan haberlere göre Kuzey Irak’ta başlatılan Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşturulması kampanyasında toplandığı söylenen imzalar, Kandil’de KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanları Cemil Bayık ve Bese Hozat’a bir heyet tarafından teslim edildi.

Kürtlerin bugün Ortadoğu’da dinamik bir güç olduğunu anlatan Bayık, “Ortadoğu dünyanın bel kemiği ise, Ortadoğu’nun bel kemiği de Kürtlerdir. Bu nedenle Öcalan’ın özgürlüğü için toplanan imzalar çok önemlidir” diye konuştu.

“GERİLLA GRUPLARINI GERİ GÖNDERİRİZ”

Cemil Bayık, kimsenin PKK’yı teslim alamayacağını belirterek, “1 Eylül’e kadar Türk hükümetine süre vermiştik. Şimdiye kadar bir şey görmedik. Bunun manası sorun çözülmek istemiyor demektir. Savaş yapmak istiyorlar. Biz de kendimizi savunuruz. Eğer operasyonlar başlarsa biz de buna karşı kendimizi savunuruz. Eğer savaş başlarsa ve imhaya yönelirlerse bizde gerilla gruplarını geri göndeririz” dedi.

“KÜRTLERİN KİMSENİN MALINDA VE TOPRAĞINDA GÖZÜ YOK”

Erbil’de yapılması beklenen ancak 25 Kasım’a ertelenen Kürt Ulusal Kongresi ile ilgili de konuşan Cemil Bayık, bu kongre Ortadoğu’ya istikrar ve huzur getirecektir. Kürtler kimseden bir şey istemiyorlar, haklarını ve kimliklerini istiyor. Kürtlerin kimsenin malında ve toprağında gözleri yoktur, haklarını istiyorlar. Bu nedenle kimse Kürtlerden korkmasın. Kürtlerle dostluklar kursunlar. Kürtler demokratik çözüm istiyor” diye konutu.

PKK çekilme görüntülerini paylaştı

Yeni çekildiği duyurulan grubun Tunceli ve Hakkaribölgesinden geldiği bildirildi. Grubun Kandil´e dönüşünün 2 ay sürdüğü ve 80 kişi olduğu öğrenildi.

ERDOĞAN: YAŞLILAR VE KADINLAR ÇEKİLİYOR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK’nın sadece yüzde 20’sinin çekildiğini açıklamasının ardından Kandil’den yeni fotoğraflar geldi. Paylaşılan fotoğraflarda Erdoğan’ın “yaşlılar, hastalar ve kadınlar” çekiliyor sözlerine yanıt niteliği taşıyor. Fotoğraflarda kadınların yine çoğunlukta oluşu dikkat çekiyor.

PKK cenazesine katılan Belediye Başkanı’na hapis cezası

Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde çatışmada öldürülen PKK’lı Ferdane Kına’nın 10 Ağustos 2012 tarihinde yapılan cenaze törenine katılan Hakkari Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu hakkında, 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

‘Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılması, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmesi’ suçundan açılan davada karar çıktı. Mahkeme heyeti BDP’li Başkan Bedirhanoğlu’na 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

“CENAZE TÖRENİNE KATILMAK SUÇ SAYILIYOR”

Verilen kararın kendisine tebliğ edilmesinin ardından açıklama yapan Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu şunları söyledi:

“Belirtilen tarihte Hakkari Milletvekili Adil Zozani’nin de bulunduğu Yüksekova’daki bir cenaze törenine katıldığım için, 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldım. Maalesef cenaze törenine katılmak bizim için suç sayılıyor. Oysa bir belediye başkanının, bir siyasetçinin kendi seçim bölgesinde böylesi bir törene katılmaması yadıganması gerekirken, bizim katılmamız suç sayılıyor. Biz hiçbir zaman bunu kabul etmeyeceğiz. Cenaze töreninde her hangi bir olumsuzluk yaşanmamasına rağmen, her hangi bir yasak duyurusu yapılmamasına rağmen, sadece törene katılmamızdan dolayı, sadece orada bulunmamızdan dolayı 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldık. Bu Türkiye’deki yasaların ne kadar realitelere uygun yapıda olduğunu gözönüne seriyor. İnanıyoruz ki suç olmayan bir faaliyetten dolayı aldığımız ceza Yargıtay tarafından iptal edilecek.”

İki PKK’lının cesedi dağdan indirildi

Küpeli Dağı’nda 2007 yılında çıkan çatışmalarda ölen İdil nüfüsuna kayıtı Ülkem İdil kod adlı Vesile Nas ile Bingöl Karlıova nüfusuna kayıtlı Deniz Bingöl kod adlı Fuat Koç adlı 2 PKK’lının cesetleri, Sulak Köyü yakınlarında gömülü olduğu yerden çıkarılarak, İdil Devlet Hastanesi’ne getirildi.

PKK’lıların ait cenazelerin getirilmesi nedeniyle esnafın kepenk açmadığı ilçe girişinde, BDP’liler tarafından karşılanan cesetlerin bulunduğu tabutlara, örgüt flamaları ve Öcalan posterlerinin örtündüğü görüldü.
Araçlarla konvoy halinde ilçe girişine getirilen cesetlerin bulunduğu tabutlar, burada bekleyen yaklaşık 1000 kişi tarafından omuzlarda taşındı.

Taşıma sırasında, ‘Şehit namirin’ (Şehitler ölmez), ‘Biji serok Apo’ (Yaşasın başkan Apo) sloganları atan BDP’liler, tabutlarla birlikte ilçe girişinden İdil Devlet Hastanesi’ne kadar yürüdü. Sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı hastane morguna cesetleri teslim eden kalabalık grup dağılırkın; az sayıdaki bir grup, Adile Naşit Caddesi’nde lastik yakarak yolu trafiğe kapatmak istedi, ancak güvenlik güçleri buna izin vermedi.

Cumhuriyet Savcılığı’nın yapacağı incelemeden sonra cesetler, Malatya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

 

Çözüm süreci ölümlerin önüne geçti

Yaklaşık 30 yılda toplam 21 bin 800 PKK’lının öldürüldüğü, 6 bin 500 sivil vatandaşın yaşamını yitirdiği, 5 bin 500 güvenlik görevlisinin şehit edildiği ülkede son 3 ayda hiçbir sıcak çatışma yaşanmadığı için hiçbir asker-polis şehit olmadı. 2012’nin ilk 6 ayında 117 şehit verilirken bu yıl son olarak, terör örgütü mensuplarının Mardin’de 17 Ocak’ta gerçekleştirdiği saldırıda polis memuru Cengiz Engizek şehit düştü. Müzakere süreciyle birlikte terör örgütü de kayıp vermedi. Anadolu’nun doğu ve güneydoğusunda çatışma yaşanmadığı için Malatya Adli Tıp Kurumu’na 3 aydır terörist cenazesi getirilmedi. Kuruma son terör örgütü militanı cesedi 23 Ocak’ta getirilmişti.

İnsan Hakları Derneği Malatya Şube Başkanı Servet Akbudak, çatışmalarda ölü ele geçirilen PKK militanlarının cenazelerinin mevcut uygulama çerçevesinde otopsi için Malatya’ya getirildiğini anımsattı. Çözüm sürecinin başlamasıyla ölümlerin durduğunu vurgulayan Akbudak, “Son üç ayda fiili çatışmazsızlık nedeniyle ölüm olayı yaşanmamış, dolayısıyla derneğimize herhangi bir başvuru yapılmamıştır.” dedi. 30 yıllık çatışmalı sürecin birçok acıya tanıklık ettiğini vurgulayan Akbudak, “Çatışmada yaşamını kaybeden birçok güvenlik görevlisinin yanı sıra bölgede yaşanan çatışmalarda yaşamını kaybeden PKK militanlarının cenazeleri de otopsi ve DNA işlemleri için Malatya Adli Tıp morguna getirilmiştir. Dolayısıyla Malatya ilimiz çatışmalı sürecin iki yönlü ağır ve acı sonuçlarına tanıklık etmiştir. Haziran 2012 tarihinden Ocak 2013 tarihleri arasında İHD Malatya şubemize 130’u aşkın başvuru yapılmıştır. Başvuruların tamamına yakını çatışmalarda yaşamını kaybeden PKK militanlarının aileleri tarafından yapılmıştır. Derneğimiz, yapılan bu başvuruları ilgili kurumlara ileterek bu ailelere yardımcı olmuş, cenazelerin büyük çoğunluğu ailelere teslim edilmiştir. Şu anda sayı ve kimlikleri tam bilinmemekle beraber 20’yi aşkın İran ve Suriye uyruklu PKK’lı cenaze Malatya Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunmaktadır. DNA işlemleri tamamlanan cenazeler ailelerine verilmektedir. Son üç ayda müzakere sürecinin başlamasıyla birlikte fiili çatışmazsızlık nedeniyle ölüm olayı yaşanmamış, dolayısıyla derneğimize herhangi bir başvuru yapılmamıştır.” diye konuştu.

Kalıcı bir huzur ortamının sağlanması açısından gerekli önlemlerin alınmasını öneren Akbudak, “Ötekileştiren, şiddet, nefret içeren söylemler başlatılan barış sürecini olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla başta çözüm aktörleri olmak üzere herkes barışın ve sevginin dilini esas almalı, hassasiyetlere karşılıklı olarak dikkat edilmelidir.” ifadelerini kullandı.

1500 PKK’lı mağarada, asker tetikte bekliyor!

Levent İÇGEN’in haberi

Hükümetin yürüttüğü çözüm sürecinde PKK’lıların çekilme hazırlıkları tartışılırken, sayıları 1500’ü bulan Türkiye’deki PKK’lıların süreçte izlediği stratejinin detaylarına ulaşıldı.

Askeri kaynaklardan edinilen bilgilere göre, çözüm sürecinin hız kazandığı bu dönemde PKK’lılar insansız hava araçlarına tek bir görüntü dahi vermedi. PKK’lıların hareketlilikleri önceki yıllarda bahar dönemiyle birlikte hızlanıyor ve çok sayıda PKK’lı insansız hava araçları tarafından tespit ediliyordu. Kaynaklar, “PKK’lıların kamufle oldukları mağaralarından çıkmadıklarını ve bölgeden de PKK hareketliliğine yönelik son dönemde tek bir ihbarın dahi gelmediğini” aktardı. TSK, PKK’lılara karşı yürüttüğü operasyonlara insansız hava araçlarından alınan görüntüler ve bölgeden yapılan ihbarlarla hız veriyordu.

“Tetikteyim”

Diğer taraftan TSK kritik bir adım atarak, sayıları 1500’ü bulan PKK’lıların yoğun olarak kümelendikleri Güneydoğu’daki, aralarında Küpeli, Cudi ve Herekol Dağları’nın da bulunduğu kritik bölgelerle ilgili geçici güvenlik bölgesi uygulamasına devam kararı alındı. 16 Nisan-16 Temmuz tarihleri arasında yeniden giriş yasağı getirilen bu bölgelerde, her türlü sivil girişi yasaklandı. Terör faaliyetlerinin yoğun olduğu bu bölgeler, muhtemel operasyonlarda sivil kayıp verilmemesi ve operasyonların sekteye uğramaması ve PKK’ya giden lojistiğin engellenmesi için geçici güvenlik bölgesi ilan ediliyor.

Girişe yasak bölgeler

Çekilme sürecinde TSK’nın bu uygulamaya devam edip etmeyeceği merak konusu olmuştu. TSK, 3 aylık sürelerde periyodik olarak ilan edilen girişe yasak bölge uygulamasına son vermeyerek, çözüm sürecine ilişkin PKK’nın bir sabote girişiminde bulunma ihtimaline karşı “tetikteyim” mesajını verdi. Ancak, TSK bu kez giriş yasağı uygulamasında Diyarbakır’daki Kurşunlu ve Görese Dağları’nı, kapsam dışında bıraktı. Görese Dağları, yıllardır PKK’nın ana üslenme merkezi olarak biliniyor. Burada özellikle kış üslenmesinde bulunan PKK’lılara yönelik TSK ciddi operasyonlar yürütmüştü. Görese Dağları’nda konuşlanan PKK’lılara en son 2011 yılının sonunda çok kapsamlı bir operasyon düzenlenmişti ve çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmişti.

VATAN

Terör örgütü PKK 2 gün içinde açıklayacak

2 bölge yöneticisi ve 3 merkez komite üyesinin muhalefetine rağmen iki gün içinde çekilme kararı açıklanacak. Yenişafak’ın haberine göre, BDP Eşbaşkanı Selahaddin Demirtaş ve İstanbul Milletvekili Sırrı Sürreya Önder, Öcalan’ın el yazısı ile yazdığı, ‘Silahsız geri çekilin’ çağrısının yer aldığı mektubu Kandil yönetimine teslim etti. Demirtaş ve Önder’in 26 saat kaldıkları Kandil’de, Öcalan ile yaptıkları görüşmenin ayrıntılarını aktardığı öğrenildi. Örgüt üyelerine silah bıraktırılması için başlatılan sürece toplumun farklı kesimlerinden ciddi desteklerin geldiğini aktaran BDP’li vekiller, Kandil’e ‘Süreci baltalamaya yönelik açıklamaları dikkate almayın’ mesajı verdi. Öcalan’ın ‘silahsız çekil’ çağrısını değerlendireceklerini aktaran Kandil yönetimi ise, bu toplantıların ardından alınacak kararı en geç salı günü BDP heyetine mektupla bildireceklerini kaydetti.

PKK içindeki genel eğilimin Öcalan’ın kararına uyma yönünde olduğu, ancak 2 bölge yöneticisi ve 3 merkez komite üyesinin geri çekilmenin taşıdığı riskleri hatırlatarak, gerekli güvencelerin tekrar gözden geçirilmesini istediği öğrenildi. Ancak PKK’nın -yönetimdeki tüm tartışmalara rağmen- Öcalan’ın çekilme stratejisine bağlı kalacaklarına dair açıklama yapması bekleniyor. Bu arada Kandil dönüşü kendisini ziyaret eden Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani de BDP Eşbaşkanı Demirtaş’a Türkiye’deki değişimi yakından takip ettiklerini ve süreci desteklediklerini aktardı.

ÜLKÜCÜ ÖĞRENCİLERE SİLAHLI SALDIRI

Alınan bilgilere göre Muğla’da üniversiteye bağlı KYK yurdunda PKK’lı öğrenciler tarafından ülkücü öğrencilere yönelik silahlı saldırı gerçekleşti. Yurtta rehin alındığı belirtilen ülkücü öğrencilerin durumu hakkında net bilgi alınamıyor. 7-8 el ateş edildiği bilgisi geliyor. Emniyetin uzun bir süre olaylara müdahale etmediği, PKK’lı teröristlerin Kürtçe sloganlar attığı bilgisi geliyor.

Muğla Mhp teşkilatı, Emniyet ile görüşme yaparken, dışarı çıkarılan bir grup Ülkücüye ise yine PKK yandaşları tarafından saldırı yapıldı… Diğer bir iddia ise Emniyet’in ülkücü öğrencileri göz altına aldığı yönünde….indir

PKK sözde ateşkes ilan etti

PKK’nın Kandil’deki liderlerinden Murat Karayılan, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın mektubuna yanıtı Almanya’nın Bonn şehrinde düzenlenen Nevruz kutlamalarına gönderdiği video mesaj ile verdi. PKK’nın Kandil’deki liderlerinden Murat Karayılan, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın mektubuna yanıtı Almanya’nın Bonn şehrinde düzenlenen Nevruz kutlamalarında verdi.

‘Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü’ yazılı pankartların asıldığı alanda, katılımcılar ellerinde Öcalan resimleri ile sloganlar attı.

Nuce TV’nin yayınladığı kutlama görüntülerinde video mesajı yayınlanan Karayılan Kürtçe yaptığı konuşmasında, “23 Mart’tan itibaren ‘ataşkes’ ilan ediyoruz. Parlamento ve hükümet komisyon oluşturup yasal zemini hazırlarsa geri de çekiliriz” 

Öcalan’ın mesajı!

İMRALI’da ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan’ın bugün Diyarbakır’da yaklaşık 1 milyon kişinin katıldığı nevruz kutlamasında açıklanması beklenen 5 sayfalık mesajını BDP Iğdır Milletvekili Pervin Bultan Kürtçe; İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise Türkçe okudu. Öcalan, silahlı PKK’lıların sınırların dışına çekilmesi aşamasına gelindiğini belirterek, “Yeni mücadelenin zemini: fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir” dedi. Zamanın çatışmanın, birbirini kullanmanın zamanı olmadığını söyleyen Öcalan, “İttifakın, birlikteliğin, helalleşmenin zamanıdır” ifadesine yer verdi.

Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mesajı BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan’ın Kürtçe, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Türkçe okudu. Öcalan’ın mesajı şöyle:

“Selam olsun bu uyanış, canlanış ve diriliş günü olan nevruzu en geniş katılım ve ittifakla kutlayan Ortadoğu ve Orta Asya halklarına. Selam olsun yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan nevruzu büyük bir coşkuyla ve demokratik bir hoşgörüyle kutlayan kardeş halklara. Selam olsun demokratik hakları özgürlük ve eşitliği rehber edinen bu büyük yolun yolcularına. Zağros ve Toros dağ eteklerinden, Fırat ve Dicle nehir vadilerine; kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına analıklık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun. Binlerce yıllık bu büyük medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle, mezheplerle kardeşçe ve dostça birlikte yaşayan, birlikte inşa eden Kürtler için Dicle ile Fırat, Sakarya ve Meriç’in kardeşidir. Ağrı ve Cudi Dağı, Kaçkar ve Erciyes’in dostudur. Halay ve Delilo, Horon ve Zeybek’le hısım-akrabadır. Bu büyük medeniyet bu kardeş topluluklar, siyasi baskılarla harici müdahalelerle grupsal çıkarlarla birbirlerine düşürülmeye çalışılmış hakkı, hukuku, eşitliği ve özgürlüğü esas almayan düzenler inşa edilmeye çalışılmıştır. Son 200 yıllık fetih savaşları batılı emperyalist müdahaleler baskıcı ve inkarcı anlayışlar, Arabi, Türki, Farisi, Kürdi toplulukları ulus devletçiklere, sanal sınırlara suni problemlere gark etmeye çalışmıştır.”

Abdullah Öcalan, mesajında sömürü rejimleri, baskıcı ve inkarcı anlayışlar artık miadını doldurduğunu, Ortadoğu ve Orta Asya halklarının artık uyandığını, kendine ve aslına döndüğünü anlatırken, şunları söyledi:

“Birbirlerine karşı kışkırtıcı ve köreltici savaşlara ve çatışmalara ‘Dur’ diyor. Nevruz ateşiyle yüreği tutuşan, meydanları hınca hınç dolduran yüz binler, milyonlar artık ‘barış’ diyor, ‘kardeşlik’ diyor, çözüm istiyor. İçinde doğduğumuz çaresizliğe, bilgisizliğe, köleliğe karşı bireysel isyanımla başlayan bu mücadele her türlü dayatmaya karşı bir bilinci, bir anlayışı, bir ruhu oluşturmayı amaçlıyordu. Bugün görüyorum ki, bu haykırış bir noktaya ulaşmıştır. Bizim kavgamız hiçbir ırka, dine, mezhebe veya gruba karşı olmamıştır, olamaz. Bizim kavgamız ezilmişliğe, bilgisizliğe, haksızlığa, geri bırakılmışlığa her türlü baskı ve ezilmeye karşı olmuştur. Bugün artık yeni bir Türkiye’ye, yeni bir Ortadoğu’ya ve yeni bir geleceğe uyanıyoruz.Çağrımı bağrına basan gençler, mesajımı yüreğine katan yüce kadınlar, söylemlerimi baş-göz üstüne diyerek kabul eden dostlar, sesime kulak kesilen insanlar, Bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor. Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor.”

Öcalan, onlarca yıllarını bu halk için feda ettiklerini, büyük bedeller ödediklerini ifade ederken şöyle dedi:

“Bu fedakarlıkların, bu mücadelelerin hiçbiri boşa gitmedi. Kürtler özbenliğini, aslını ve kimliğini yeniden kazandı. Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun” noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türk’üne, Kürt’üne, Lazına, Çerkezine bakmadan insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor. Ben, bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil, siyaset öne çıkıyor. Artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir. Yüreğini bana açan, bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum. Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır. Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır. Kürdistan ve Anadolu tarihine yaraşır şekilde tüm halkların ve kültürlerin eşit, özgür ve demokratik ülkesinin oluşması için herkese büyük sorumluluk düşüyor. Bu Nevruz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermeniler’i, Türkmenler’i, Asurlar’ı, Araplar’ı ve diğer halk topluluklarını da yakılan ateşten kaynaklı özgürlük ve eşitlik ışıklarını, kendi öz eşitlik ve özgürlük ışıkları olarak görmeye ve yaşamaya çağırıyorum.”

Öcalan, mesajının devamında ‘Saygı değer Türkiye halk'” dedikten sonra şöyle konuştu:

“Bugün kadim Anadolu’yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle 1000 yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır. Gerçek anlamında, bu kardeşlik hukukunda fetih, inkar, red, zorla asimilasyon ve imha yoktur, olmamalıdır. Kapitalist moderniteye dayalı son yüzyılın baskı, imha ve asimilasyon politikaları; halkı bağlamayan dar bir seçkinci iktidar elitinin, tüm tarihi ve de kardeşlik hukukunu inkar eden çabalarını ifade etmektedir. Günümüzde artık tarihe ve kardeşlik hukukuna ters düştüğü iyice açığa çıkan bu zulüm cenderesinden ortaklaşa çıkış yapmak için hepimizin Ortadoğu’nun temel iki stratejik gücü olarak kendi öz kültür ve uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernitemizi inşa etmeye çağırıyorum.”

Abdullah Öcalan, “Zaman; ihtilafın, çatışmanın, birbirlerini horlamanın değil, ittifakın, birlikteliğin, kucaklaşma ve helalleşmenin zamanıdır. Çanakkale’de omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler; Kurtuluş Savaşı’nı birlikte yapmışlar, 1920 meclisini birlikte açmışlardır. Ortak geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek; ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir. TBMM’nin kuruluşundaki ruh, bugün de yeni dönemi aydınlatmaktadır.Tüm ezilen halkları, sınıf ve kültür temsilcilerini; en eski sömürge ve ezilen sınıf olan kadınları, ezilen mezhepleri, tarikatları ve diğer kültürel varlık sahiplerini, işçi sınıfının temsilcilerini ve sistemden dıştalanan herkesi çıkışın yeni seçeneği olan Demokratik Modernite Sistemi’nde yer tutmaya, zihniyet ve formunu kazanmaya çağırıyorum” dedi.

Ortadoğu ve Orta Asya kendi öz tarihine uygun, bir çağdaş modernite ve demokratik düzen aradığını söyleyen Öcalan, şu ifadeleri kullandı:

“Herkesin özgürce ve kardeşçe bir arada yaşayacağı yeni bir model arayışı, ekmek ve su kadar nesnel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu modele yine Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının, ondaki kültür ve zamanın öncülük etmesi, onu inşa etmesi kaçınılmazdır. Tıpkı yakın tarihte Misak-ı Milli çerçevesinde Türkler’in ve Kürtler’in öncülüğünde gerçekleşen Milli Kurtuluş Savaşı’nın daha güncel, karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz. Son doksan yılın tüm hata, eksiklik ve yanlışlıklarına rağmen bir kez daha yanımıza, mağdur edilmiş, büyük felaketlere uğramış halkları, sınıfları ve kültürleri de alarak bir model inşa etmeye çalışıyoruz. Tüm bu kesimleri; eşitlikçi, özgür ve demokratik ifade tarzının örgütlenmesini gerçekleştirmeye çağırıyorum. Misak-ı Milli’ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak Arap Cumhuriyeti’nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir ‘Milli Dayanışma ve Barış Konferansı’ temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum. Bu toprakların tarihselliğinde önemli bir yer tutan “biz” kavramının genişliği ve kapsayıcılığı dar, seçkinci iktidar elitleri eliyle “tek”e indirgenmiştir. “Biz” kavramına eski ruhunu ve pratiğini vermenin zamanıdır. Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz. Zamanın ruhunu okuyamayanlar, tarihin çöp sepetine giderler. Suyun akışına direnenler, uçuruma sürüklenirler.Bölge halkları yeni şafakların doğuşuna şahitlik etmektedir. Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık kökleri üzerinden yeniden doğmak, omuz omuza ağaya kalkmak istiyor.”

Öcalan, mesajının son bölümünde bu yılki nevruzun herkes için bir müjde olduğunu ifade ederken, “Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in mesajlarındaki hakikatler, bugün yeni müjdelerle hayata geçiyor, insanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalışıyor. Batının çağdaş uygarlık değerlerini toptan inkar etmiyoruz. Ondaki aydınlanmacı, eşit, özgür ve demokratik değerleri alıyor kendi varlık değerlerimizle, evrensel yaşam forumlarımızla sentezleyerek yaşamlaştırıyoruz. Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir, büyük bir demokratik hamle başlatmaktır. Selam olsun bu sürece güç verenlere, demokratik-barış çözümünü destekleyenlere! Selam olsun halkların kardeşliği, eşitliği ve demokratik özgürlüğü için sorumluluk üstlenenlere! Yaşasın Nevruz yaşasın halkların kardeşliği.”

ESNAF NEVRUZA GİTMEK İÇİN KEPENK KAPATTI

Diyarbakır’da geçmiş yıllarda PKK’nın belirlediği tarih ve eylemler öncesinde kepenkler yapılan çağrılar üzerine kapatılırken, esnaf ilk kez nevruz kutlamasına katılmak ve Abdullah Öcalan’ın çağrısını dinlemek için kenti adata boşaltarak kepenklerini kapattı.

Özellikle merkez Bağlar, Sur ve Kayapınar ilçelerinde esnafın büyük kısmı kepenklerini kapatıp nevruz kutlamalarına gitti. Esnafın bir bölümü ailesini yanlarına alarak Nevruz Alanı’nda kutlamalara katılırken hem de piknik yaptı. Diyarbakır tarihinde ilk kez sayısı yaklaşık 1 milyonu bulan katılım ile nevruz kutlamasına katılırken, ilk kez kepenklerinide gönüllü kapatıp alana koştu.

BAKAN ŞİMŞEK: TARİH YENİDEN YAZILIYOR

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Diyarbakır’dan Kürt sorununun nihai çözümü için Abdullah Öcalan’ın mesajının okunduğu Nevruz kutlaması ile ilgili duygularını sosyal paylaşım sitesi Twitter’den paylaştı. Mehmet Şimşek, mesajında önce Kürtçe nevruz kutlamasını yaparak, “Barış isteyen tüm kardeşlerimizin nevruz bayramı kutlu olsun. Silahlar susuyor, fikirler konuşuyor. İnşallan bu nevruz, yeni bir başlangıca, kardeşliğimizin pekişmesine vesile olacak. Tarihi yeniden yazıyoruz, buna tanıklık etmek ne güzel”dedi.

AHMET TÜRK: ÖCALAN’IN YOLU BİZİM YOLUMUZ.
BDP Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş, Nevruz’da yaptıkları konuşmalarda Öcalan’ın çağrısına destek verdi.

Bahçeli: Kandil’i yakarız’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a başkanlık için ülkeyi peşkeş çekemeyeceği uyarısında bulunan Bahçeli, “Senin milletin yok” ifadelerini kullandı

Yerel seçim çalışmaları kapsamında Karadeniz turuna çıkan MHP lideri Devlet Bahçeli, Ordu’nun Fatsa ilçesindeki aday tanıtım toplantısında hükümete yüklendi.
Milliyet’te yer alan habere göre; PKK’nın kaçırdığı kamu görevlilerinin tesliminde yaşananları eleştiren Bahçeli, “PKK’lılara elini vermeyen evlatlarımızın alnından öpüyor, hepsini tebrik ediyorum. Cenevre Sözleşmesi’yle ancak karşılıklı olarak devletlere tanınan hak ve yetkiler AKP sayesinde PKK’ya müzakereyle ikram edilmiştir. Teröristlerin yanında ayakta dikilen sekiz evladımız olmayıp, Türk milletidir. Yaşanan rezillikleri görmezden gelip de, sevinç çığlıkları atanlara, PKK’nın jest yaptığını şuursuzca dile getirenlere, insani bir tavır olarak yorumlayanlara, diyeceğim tek şey vardır: Alayınıza yazıklar olsun, milletimizin hakkı haram zıkkım olsun” diye konuştu.

Alaşağı edin

Çözüm süreci nedeniyle Ak Parti hükümetini eleştiren Bahçeli “Gelişmeler göstermektedir ki, AKP Kürdistan’a çanak tutmaktadır. Türkiye kimlerin eline kalmıştır. Biliniz ki devran dönecek, bu şarkı bitecek, bu karanlık devir tuzla buz olacaktır. Başbakan birlikte yürüdükleriyle hesap verecektir. İmralı canisiyle başkanlık ittifakına soyunmasının cevabını en başta Fatsalı kardeşlerimden alacaktır. Bu hesap kıyamete kalmayacak. Sadece ve sadece devlet başkanı olacağım diye her tarafıyla hırs bürümüş bir hırsa yüklenmiş kişiyi, yeter artık diyebilecek bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde alaşağı ediniz” ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde partisinin Ordu il teşkilatıyla salon toplantısında bir araya gelen Bahçeli, şunları kaydetti:

Başkanlık Sistemi tuzak

“Başkanlık sistemi bir tuzaktır. Devlet başkanı olacağım diye memleketi peşkeş çekemezsin. Sayın Başbakan, bağımsız Kürdistan diye söylemediğin bir niyetin mi var? Amerika’ya bir gizli, başkalarına söylemediğin sözün mü var. Gel bunu milletine de söyle. Ama senin milletin yok. Başbakan ile İmralı canisi şıracı ile bozacı olmuşlar, birbirlerine şahitlik etmeye başlamışlardır. Şayet süreçte amaçlanan İmralı canisinin affı, PKK’nın siyasete taşınmasıysa, biz var oldukça bunun gerçekleşmesi rüyada bile olmayacaktır. Süreçten kastedilen vatanımızın bir bölümünü ayırmak, özerklik inşa etmek, çok kimlikli, çok dilli ortaklıklar devleti kurmak ise bunun karşısına bozkurt gibi dikiliriz. Türkiye’nin var olması, Türk milletinin ayakta kalması için her şeyi göze alacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Milletimiz bize yetki verirse Çanakkale ruhunu rehber yapar, Milli Mücadele meşalesini yakar, Türk milletinin zafer yoluna düşer, İmralı’yı yıkar, Kandil’i yakarız.”

Hakan Şükür’e Destek Kandil’den!

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, Hakan Şükür’ün “Ben Arnavut’um” sözlerine gösterilen tepkileri eleştirerek, “Halbuki en büyük milli oyuncuydu. Herkes bir zamanlar arkasında şey oluyordu. Şovenizmin derecesini görelim bunu kim yarattı, bu şovenizmle hangi sorun çözülür” dedi.

Kalkan bir Kürt televizyonunda yayınlanan açıklamalarında, eğer Kürtler adına savaş sürüyorsa PKK’nın yürüttüğünü savunarak, “PKK’nin, KCK’nin yönetimi var. Yönetim örgütlüyor, yürütüyor. Savaşa bunlar karar verdi, savaştan bunlar sorumlu. Savaşı durdurmak isteyenler varsa buraya müracaat edecekler, burayla şey olacaklar. Hükümet eğer istiyorsa dedik burayı görmeli. İmralı’ya gidildi, gidilebilir dedik” şeklinde konuştu. Kardeşinin Öcalan’ın, “Ben sorumlu değilim, ben yürütmüyorum, bunu yürütenler oradadırlar. Eğer istiyorsanız bende olumlu görüş belirteyim ama siz da görüş belirtin, siz çaba harcayın” sözlerini aktardığını hatırlatan Kalkan, “Bu bakımdan yani bir defa adresler doğru seçilmeli” dedi.

“ARNAVUT’UM” TEPKİLERİNE ELEŞTİRİ

Duran Kalkan ayrıca, “Hakan Şükür demiş ki, ‘Ben Arnavut’um’, kıyamet kopmuş, halbuki en büyük milli oyuncuydu. Herkes bir zamanlar arkasında şey oluyordu. Şovenizmin derecesini görelim bunu kim yarattı, bu şovenizmle hangi sorun çözülür?” diye sordu.

“ERDOĞAN’IN KASTETTİĞİ KÜRT MİLLİYETÇİLERİ ŞİMDİ KENDİSİNE KOLTUK DEĞNEĞİ”

“PKK dar milliyetçi” diyenlerin yanıldıklarını kaydeden Kalkan, “Tayyip Erdoğan Kürt milliyetçiliği eziyorum derken PKK’nin guruna dokunuyor, hiç alakası yok. PKK başından beri Tayyip Erdoğan sandığı milliyetçilikten Kürtçülükten kendini ayırarak başladı. O Kürtçüler şimdi Tayyip Erdoğan’ın koltuk değneği halindeler. Tayyip Erdoğan’ın kanallarından dolaşıyorlar AKP propagandasını yapıyorlar. PKK’ye karşıdırlar. Kürtçülüğe karşıyım derken, Kürtçülük yapanlarla sarmaş dolaş kol kola yürüyor. Gerillaya merhaba demiş birkaç milletvekilinin neredeyse aforoz edecek duruma geldi. Kimlerle kol kola geziyor, kimle flört ediyor? Kimse görmüyor, anlamıyor öyle değildir” dedi.

Toplumun eskiden böyle olmadığını da ileri süren Duran Kalkan, “Kırk yıl önce Ertuğrul Kürkçü Karadeniz’e gittiğinde Dev-Genç Başkanı olarak kitleler gürül gürül sokaklara çıkıyorlardı. Karadeniz böyle değildi, şoven değildi, milliyetçi değildi, devrimciydi. Mahir Çayanların yurduydu. Fındık mitingleri, devrimci mitingleri unutuldu mu? Değil. Kırk yıl içerisinde durum değişti. Bu kadar devrimciliğe açık toplumu şimdi en şoven en faşist, Kürt düşmanı haline getirdiler” diye konuştu.

Cudi’de piknik

Cudi Dağı’na giden bir grup 20 yıldan sonra ilk kez boşaltılan Irak sınırındaki köylerine giderek piknik yaptı. Cudi Dağı eteklerindeki köylerinin yanında mangalda kebap pişiren, halay çeken gençler kurdukları masada okey oynadı. Daha önce güvenlik gerekçesiyle kimsenin gitmeye cesaret edemediği Cudi Dağı eteklerinde piknik yapanlara PKK’ya karşı nöbette bulunan köy korucuları da müdahale etmeyerek onları uzaktan seyretti. Kalaşnikof tüfeklerini çatan köy korucuları da gençlerle birlikte kebap pişirdi.

Cudi Dağı’nda bulunan ve 1990’lı yıllarda güvenlik gerekçesiyle boşaltılan Serave, Hisar, ile Çağlayan Köyü’ne yıllar sonra gelenler, güzel havanında etkisiyle gönüllerince bir gün geçirdi. Serave Köyü’nde doğduktan sonra güvenlik gerekçesiyle 2 yaşındayken ilesiyle birlikte köyü terk etmek zorunda kalan ve 22 yaşındaki Mehmet Aktekin, şöyle dedi:

“Güvenlik gerekçesiyle 20 yıl aradan sonra ilk kez köyüme gelebildim. Gelirken hiç bir müdahaleyle de karşılaşmadık. Barış havasının olumlu yönleri bunlar. Annemin söylediklerinden yola çıkarak doğduğum evi buldum. Ancak, ev yıkık. Yine de buraya gelmekten mutluyum. Cudi Dağı’nın doğası ve havası bambaşkadır. Barış sürecinin başarıyla sonuçlanmasını istiyoruz. Bölgeye barış gelirse biz de köylerimize döneceğiz.”

Cudi Dağı eteklerinde piknik yapıp, okey oynamaktan büyük keyif aldıklarını belirten Rodi Dağdibi de artık çatışma istemediklerini, bölgeye barış gelmesi halinde herkesin mutlu ve huzurlu olacağını ifade ederek, “Cudi Dağı’na operasyon, çatışmalar yüzünden kimse gelemiyordu. Güzel havayı görünce biz geldik. Güvenlik noktalarından kimse de müdahalede bulunmadı. Boşaltılmış köyleri yıllar sonra tekrar görmekten mutlu olduk. Barış gelirse herkes gelip evini onarır” diye konuştu.

Başbakan: AB’den Netice Bekliyoruz

Erdoğan’dan Avrupa’ya: Teröristler teslim edilmediği sürece atılmış adımların bizim için hiçbir anlamı yoktur…

Güncelleme:14 Şubat 2013 19:13

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Gürcistan Başbakanı Bidzina Ivanishvili ile bir görüşme yaptı.

Görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan’a ilk olarak Fransa ve İspanya’da PKK  terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlar soruldu.

Erdoğan konuyla ilgili şunları kaydetti:

“Öncelikle Almanya ve Fransa’nın attığı adımların başlagıcından öte neticesi ilgilendiriyor. Netice alınmadıktan sonra atılan bu adımların bir önemi yok.

Aramızda bilindiği gibi terör örgütüne karşı mücadele ile ilgili anlaşmalar vardır. Bunlarla ilgili binlerce dava olduğunu söylemelerine rağmen, bir netice bulunmuyor.

Özellikle bize teröristler teslim edilmediği sürece bu atılan adımların hiçbir anlamı yok, biz neticeyi görmek istiyoruz. Bu neticenin özlemi içerisindeyiz.

Müzakerelerle ilgili konuya gelince AB’de Fransa 5 faslı bloke etmişti. Bunların içerisinden 22. faslılla ilgili olumlu bir yaklaşım söz konusu.

Tabii bu süreci İrlanda’nın dönem başkanlığında olumlu etkileyebilir. Bunu da bu süreç içersinde göreceğiz.”

PKK, karakola 110 teröristle saldırmış!

Hakkari’nin Çukurca İlçesi’nde sınıra sıfır noktasındaki Karataş Karakolu’na yaklaşık 110 kişilik PKK’lı terörist grubun saldırdığı ortaya çıktı.

İnsansız hava araçlarının yoğun kar yağışı nedeniyle bölgede keşif yapamamasını fırsat bilen PKK’lı teröristler, Karataş Karakolu’na yaklaşık 10 km uzakta bulunan Zap bölgesinden Türkiye’ye sızdı.

Dün akşam saat 21.00 sıralarında uzun namlulu silahlarla karakola saldırı başlatan teröristler, çatışmanın ilk dakikalarında Uzman Çavuş Mehmet Doğan’ı şehit etti.

Karakola takviye birliklerin gönderilmesi üzerine saatlerce süren çatışmalarda 14 PKK’lı terörist öldürüldü. İki asker ise yaralandı. Çıkan çatışmada yaralanan teröristler kaçmaya çalıştı.

Kar yağışı ve sisin etkili olduğu bölgede konuşlu bulunan güvenlik güçleri PKK’lı olduğu değerlendirilen grubun bulunduğu bölgeye yoğun top atışı yaptı. Akşam saatlerinde başlayan top atışları ve silah sesleri bir süre devam etti. Bölgede arama-tarama operasyonu sürdürülüyor.