Bahçeli: O dili koparırız

Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisine yönelik ”samimi olun” açıklamasını eleştirerek, şöyle konuştu:

”Bize samimiyet dilini öğrenmemizi tavsiye eden ve aldığı ahlak dersinin farklı olduğunu ifade Başbakanın bilmesi lazımdır ki PKK’ya samimiyet göstermek, İmralı canisine yönelik samimi pozlar takınmak, Türkiye’nin milli gerçeklerini, Türk milletinin bin yıllık kardeşliğini samimiyet sözleriyle yok etmek, peşmergeye ve BOP’a hayranlık içinde samimiyetle bağlanmak bir marifet olarak görülüyorsa, bizim kitabımızda böylesi bir samimiyetin bırakınız bulunmasını, esamesi bile okunmayacaktır. Samimiyet dilinden kasıt bölücü ve yıkıcı niyetlere sahip olmak ise biz bu dili ya sustururuz, ya koparırız ya da elimizin tersiyle iteriz.

Ortadır ki Başbakanın ahlakı da itiraf ettiği gibi farklıdır. Allah korusun, bizim ahlakımız bu siyasi anlayışla benzerlikler taşımış olsaydı, kendimizden utanır, 44 yıllık geçmişimizle çelişirdik. Gelişmelere bakıldığında herkesin üzerinde durması gereken ilk soru, hangi duygu ve düşüncelerin bir Başbakanı Türk milliyetçiliğini suçlama kampanyasının ve Türk milletini bölme bayraktarlığını yapmaya sevk etmiş olduğudur.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin milli birliği ve milli kimliği hususunda ”sakat düşünceleri ve etnik bölücülüğe cesaret kazandıran tutumu” olduğunu ileri süren Bahçeli, ”Gelişerek değiştiği edebiyatıyla geçmişini inkar ederek, değişmeyen niyet ve düşüncelerini saklamaya çalışan Başbakanın siyaset geçmişi ve geleneği, bugününün aynasıdır” dedi.

Erdoğan’ın, 1991 yılında Refah Partisi İl Başkanı iken Kürt sorunu  hakkında parti yönetimine sunduğu raporun içeriğine işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

”Başbakan Erdoğan, 18 Aralık 1991 tarihinde hazırladığı raporda, tıpkı bugün Türk milliyetçiliğini karalamaya çalıştığı gibi Milliyetçi Hareket’in siyasi felsefesini Türk ırkçılığı olarak itham etmiştir. Türkiye’nin resmi ideolojisinin de ırkçı olduğunu iddia eden Başbakan, devletin meşru güçlerinin PKK terörüyle mücadelesini, ‘Devletin geleneksel zora ve silaha başvurma’ yöntemi olarak tanımlamış ve bu yöntemin iflas ettiğini söylemiştir.”

Başbakan Erdoğan’a yönelik eleştirilerini sürdüren Bahçeli, ”Bizzat kendisi söz konusu raporunda fren tutmayarak, PKK terörü kadar devlet terörünün de kınanması gerektiğini dile getirmiştir. Bu zihniyet için devlet ile bölücü terör örgütü PKK terazinin iki eşit kefesinde olup, esasen aralarında hiçbir fark yoktur” dedi.

‘2015’TE AKP KALMAYACAK’
Mahalli idareler seçiminde AK Parti’nin gerileyeceğini ve önemli oy kaybına düşeceğini savunan Bahçeli, şunları da kaydetti:

”Cumhurbaşkanlığı veya kendisinin arzuladığı şekliyle demokratik padişahlık olan başkanlık sistemini ve devlet başkanı olma hayalini suya düşürecektir ve 2015 yılında AKP denen bir siyasi partiden eser kalmayacaktır. Buna milletimizi inandırmak, bu yoğun propaganda karşısında milletimizin iradesini geliştirmek ve bağımlılıktan kurtarmak hepimizin üzerine düşen görev.

Türkiye’nin gündemini basın müessesesi belirlemeli, kişilerin veya kurumların ortaya koymuş olduğu görüşlerin hangilerinin gündem oluşabileceği kararını basın vermeli ve Türk milletini doğru bilgilerle aydınlatmalıdır. Tercihi de millet iradesine bırakmalı ve o iradeyi de saygı duymalıdır.

Sabahtan akşama kadar, ‘sabahleyin uyandı bir bardak suyunu içti, 30 dakikalık yürüyüşünü yaptı’ Dünden kalma programları parça parça ayırarak 24 saati Recep Tayyip Erdoğan’la doldurmanın hiçbir basın patronuna bir fayda getirmeyeceğini de buradan ifade etmek istiyorum.” Bahçeli, konuşmasını, ”Millet iradesi, bugünkü siyasi iktidardan bu milleti kurtardığı gün esas tarihi sorgulama yüzleşme ve hesap sorma o gün başlayacaktır. Bunun muhatabı Recep Tayyip Erdoğan, yandaşları ve kendisine faydalanmak için destek veren aldatmacılar olacaktır. Cenab-ı Allah bunu bize nasip ederse Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi terk etmediği takdirde hesabını mutlaka verecektir” ifadesiyle tamamladı.

Kılıçdaroğlu’ndan MHP’ye Sert Tepki

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İmralı’da yapılan görüşmeleri değerlendirdi, çözüm için partisinin önerilerini anlattı.

Kılıçdaroğlu, Zonguldak’ta metan gazı patlamasında hayatını kaybeden 8 maden işçisini hatırlatarak başladı.Türkiye’nin işçi mezarlığına çevrildiğini ifade eden CHP lideri terörden fazla iş kazalarına can verildiğini ileri sürdü.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının satır başları:

ZONGULDAK’TA 8 İŞÇİNİN ÖLÜMÜ

Başbakan demişti: “Eğer bu işi yapıyorsan bu işin risklerini de alman lazım.” Biz bunu kabul etmiyoruz. Sonra bakan gitti ve dedi ki “Çok güzel öldüler”.

Ölen 8 işçinin sorumlusu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’dır. Ve sorumlu hükümettir. Şu anda Zonguldak’ta CHP milletvekilleri var onlara gidiniz. Avukat dahil bütün hukuki noktalarda yanınızda olacağız.

İMRALI GÖRÜŞMELERİ

Adı ne derlerse desinler bunun adı Kürt sorunu. 30 yıldır bu sorun çözülmüyor. Elbetteki sorunları iktidar partisi çözecek. Peki, anamuhalefet partisinin bir görevi yok mu? Biz sorunlardan beslenen bir siyasi parti değiliz.

MHP’YE SERT TEPKİ

Şehitler gelsin, belki bize de bir şey düşer diye düşünmek insanlık dışıdır akıl dışıdır. Başka Türkiyemiz yok hangi inançtan hangi kimlikten olursa olsun bu ülkede barışı ve huzuru egemen kılacağız. Fırat’ın suları ile Sakarya’nın suları arasında fark yok. Diyarbakır’daki Reşo’nun alınteriyle Edirneli Hurşit’in alın teri arasında fark yok. Ben ülkemize sahip çıkmak zorundayım. Birisini ötekileştirdiniz mi siz CHP kimliğini bir tarafa atmış olursunuz. Tasada ve kıvançta beraber olmalıyız. Yurttaş olmanın temel argümanı budur.

Balıkesir’deki şehit anası elimi bırakmıyor. “Bu sorunu niye çözmüyorsunuz?” diyor. El birliğiyle siyasal birikimimizle çözeceğiz. CHP’ye sorunlara teslim olmak değil sorunları çözmek yaraşır. Yol haritasını en sağlıklı kim belirledi? CHP. Bu sorunun çözüm yeri Tbmm’dir.

“ŞEHİT HABERİNDEN SORUMLU O’DUR”

4 siyasal parti bir araya gelsin dedik. Gelmiyorsa her şehit haberinden sonra sorumlu olan o’dur diyeceğiz. Daha ertesi gün BDP’ye de MHP’ye de söylemediğini bırakmadı. Bu anlayış Türkiye’yi çıkmaz sokaklara götürür. Bazıları da diyor ki AKP ve CHP bir araya gelsin sorunu çözsünler. Toplumsal mutabakat makamla ölçülen bir şey değil. Peki yüzde 25’in görüşü ne olacak. Onlar bu ülkede yaşamıyor mu? Toplumsal uzlaşma farklı bir kavram.

Yazarlar var, aydınlar var, STK’lar var. Anayasa yaparken görüş almadık mı? Bunun için ortak aklı ön plana alalım dedik. sorun çözmek akıl işidir, kişisel çıkarlardan arınma işidir yurttaşı düşünme işidir.

Deniyor ki toplumsal uzlaşma yapalım da ee zor. Kolay olsaydı zaten çoktan çözülürdü. Eğer tek başına rakam hesabı yapılsaydı niye bize gidin CHP’yle çözün diyorsunuz AKP’nin tek başına gücü var zaten. Sorun oy çokluğu milletvekili çokluğu değil. Sorun yaşanan sorunlara sağlıklı çözememe sorunudur. Olayların arkasından sürüklenen bir iktidar var. Herhangi bir hesabı da yok. Bir stratejisi yok.

Delilik aynı şeyleri yaparak farklı şeyler beklemektir diyordu ünlü bilim adamı Albert Einstein.. Siyasetçilerin çok sevdiği bir söz var analar ağlamasın. Siyasetçinin görevi anaları ağlatmamaktır. Eğer bunu başarabiliyorsan görevini yapıyorsun demektir.

BAŞBAKAN’A KREDİ İÇİN 4 KOŞUL

Hiç kimse CHP’ye şunu söyleyemez; “Bu temel sorun konusunda CHP’nin yol haritası yok” Hayır var. Biz saydam bir politika izlemek istiyoruz biz halkına yalan söylemeyen bir siyasi gelenekten geliyoruz. Bakınız ne yaptılar, 30 yılda hiç bir şey yapmadılar. Ülkemizin birliği bütünlüğü bayrağı için çalışan bir siyasi partiyiz. Varsak bu ülke için varız. Bizim asla ve asla kişisel menfaatlerimiz olmaz. Seçim öncesinde müzakere deyip seçim sonrası silahla gezmeyiz. Biz önce elimizde iple gezip sonra masaya oturmayız. Tayyip Erdoğan’ın ciddiyetini aşan bir sorundur. Kibir aklın düşmanıdır. Hoşgörülü olmalısın. Mevlana’yı hiç mi okumadın. Toprak gibi olun der.

Parti Meclisi’ne bir konuşma yaptım. Yaptığım konuşma medyada benim tahminimden daha fazla yer aldı. Biz her zaman her ortamda toplumsal barışa destek veriyoruz. Çünkü biz insanımızı sevip yaşamasını istiyoruz.

Sayın Başbakan’ın bu sorunun çözümü için ‘size kredi açacağız ama 4 önemli koşulumuz var:

1- Samimi olacaksınız,
2- Gizli bir ajandanız olmayacak,
3- Millete hesap veremeyeceğin angajmanlara girmeyeceksin,
4- Muhalefete bu konuda bilgi vereceksiniz’

Kabul edersen destek veririz dedim. O destek şahsına verilmiş bir destek değildir, şehit analarına şehit babalarına verilmiş bir destektir.

ERDOĞAN’A GEÇMİŞTE KREDİ VERDİK

Sayın Erdoğan’a geçmişte de bir kredi vermiştik, demokrasi için vermiştik. seçimler yapıldı, 2002 kendisi milletvekili seçilemedi. Ama biz demokrasiyi ülkeye getiren bir siyasi parti olarak, milletvekili seçilememesi içimize sindiremedik. Anayasayı değiştirdik gel ‘milletvekili ol’ dedik. Başbakan oldu. Sonra ne oldu? 10’ncu yıl sonunda kibirden, tek adamlıktan yola çıktı, egosu o kadar çıktı ki yeri geldi 2012’de demokrasiden şikayet eder noktaya geldi.

Demokrasi adına sana açtığımız kredi koşulsuz krediydi. Şimdi güvenmiyoruz sana. Ya adam gibi davranıp sorunu çözersin ya da gelen her şehit cenazesinin sorumlusu sen olursun.