Tatlıses 32 gün sonra yeminini bozdu!

İbrahim Tatlıses, 32 gün önce Twitter’a veda etmişti. Kararını takipçileriyle paylaşan Tatlıses sayfasına “Bir daha herhangi bir konu ile ilgili tweet atarsam, yorum dahi yaparsam Allah beni kahretsin.Bundan sonra da tweet miweet sizin olsun!” notunu düşmüştü..

Tatlıses dönüşünü “Dikenler yüzünden çiçeklerimi soldurup, boynu bükük bırakamam. Gerekirse kanatırım elimi olur biter. Kimse kusura bakmasın. DÖNÜYORUM” notuyla duyurdu.

At etinden sonra şimdi de ‘insan eti’ skandalı!

Güney Afrika’nın Stellenbosch Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırmada, kırmızı et ve et ürünlerinde eşek, oğlak, bizon gibi başka hayvan eti izleri bulundu.

Toplanan 139 et örneğinden yüzde 68’inde yabancı hayvan etlerine rastlandı. Fakat, Avrupa merkezli “Food Control” (Gıda Kontrolü) dergisinde yayımlanan araştırma raporunun en can alıcı sonucu bazı örneklerde insan DNA’sının görülmesi oldu. İçeriğiyle ilgili başka bir ayrıntı verilmemesine rağmen sadece insan DNA’sına rastlandığı haberi bile ülkede panik yaratmaya yetti. Güney Afrikalı tüketiciler ve özellikle muhafazakar vatandaşlar kırmızı etle ilgili skandala tepki verdi. Kırmızı ette yasaklı hayvanları kullanma sabıkası en yüksek noktalar ise, fast-food zincirleri ile şarküteriler oldu.

Uzmanlar ‘Endişeye gerek yok’ diyor

Hamburgerlerle hazır et ve et ürünlerinde, ambalajlarda yazan maddelerle örtüşmeyen ürünler kullanıldığı belirlendi. Araştırmada yer alan uzman Louwrens C. Hoffman, “Araştırma, Güney Afrika’da işlenmiş et ürünlerinin etiketlemesinde büyük bir ihmal olduğunu gösteriyor. Ayrıca, gıda paketlemesi kurallarıyla birlikte sağlık, etik, ekonomik ve dini açıdan da ihlal yapıldığı ortaya çıkıyor” diye konuştu. Öte yandan, ülkenin Ziraat Bakanı Yardımcısı Bothle Modisane, “İnsan DNA’sı bulunması, insan eti kullanıldığı anlamına gelmez. İncelediğimiz her ette insan DNA’sına rastlamak mümkündür” diye konuşarak endişelenmenin gereksiz olduğunu ifade etti.

Kabri 400 yıl sonra bulundu

Haber, geçtiğimiz günlerde Ayşe Hafsa Valide Sultan’ı anma programında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından verilmişti.

Şah Sultan’ın kabri Fatih Belediyesi ve İstanbul İl Özel İdaresi tarafından Ayşe Hafsa Sultan’ın türbesinde yapılan restorasyon çalışması sırasında ortaya çıkarıldı.

Yavuz Sultan Selim ve Ayşe Hafsa Sultan’ın kızı olan Şah Sultan’ın kabrinin bulunmasıyla ilgili fotoğraflar basınla paylaşıldı.

İŞTE ŞAH SULTAN’IN KABRİ

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, restorasyon çalışmalarına ek olarak Şah Sultan’ın kabrinin ihya edilmesi için çalışmaların genişlediğini belirterek, “Annesi Ayşe Hafsa Sultan’dan 28 yıl sonra vefat eden Şah Sultan’ın annesinin yakınlarına defnedildiği biliniyordu ancak, kabrinin tam yeri bilinmiyordu. Geçtiğimiz aylarda İl Özel İdaresi ile birlikte Yavuz Selim Camii avlu içerisinde bulunan Ayşe Hafsa Sultan’ın bulunduğu türbede restorasyon çalışmalarına başladık. Restorasyon sırasında Ayşe Hafsa Sultan’ın kabrinin hemen yanında yeni bir kabir bulundu. Bilim adamları yaptığı araştırmada kabrin 1572 yılında vefat eden ve annesi Ayşe Hafsa Sultan’ın yanına defnedilen Yavuz Sultan Selim’in kızı, Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Şah Sultan’a ait olduğu belirlendi. Ecdadımızın büyük kısmı, her metrekaresinde tarih fışkıran Fatih’te defnedilmiş durumda. Bize düşen görev ecdadımıza ve ecdadımızın eserlerine sahip çıkmak’ diye konuştu.

Prof. Yıldırım: Ana dilde eğitim 10 yıl sonra

 Prof.Dr. Yıldırım, “Eğer 10 yıl gibi bir takvim belirlenirse bu 10 yıl için de ana dilde eğitimin hiçbir problemi kalmayacaktır diye inanıyorum” dedi.

Türkiye’de ilk kez öğrencilerine Kürtçe eğitim veren ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okutulan Kürtçe seçmeli dersin materyallerini hazırlayan Mardin Artuklu Üniversitesi, düzenlediği bir panelle anadilde eğitimi masaya yatırdı. Sunumların tamamen Kürtçe yapılıp, Kürtçe dışında hiçbir dilin konuşulmadığı panelde üniversitenin Kürt kademisyenlerinin yanında Hollanda ve Amerika’dan gelen Kürdologlar da birer sunum yaptılar.

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Kadri Yıldırım, Kürtçe’nin günümüzde geldiği önemi anlatarak, anadilde eğitimin en erken 10 yıl sonra verilebileceğini söyledi. Anadilde eğitimin henüz anayasal bir zemini olmadığını belirten Prof.Dr. Yıldırım, şöyle dedi:

“Dolayısı ile Kürtçe daha çok seçmeli ders olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçen yıl açtığı 5’inci sınıflarında yürütülüyor. Önümüzdeki sene de 6’ıncı sınıflarda devreye girecek. Zaten 5’inci sınıfın ders kitabını biz hazırlamıştık. Bunun yanında bizim bütün eğitim birimlerimizde Kürtçe seçmeli ders olarak okutuluyor. Ancak anadilde eğitim kararı alınmadan önce veya birkaç yıl sonra alınacaksa hiç olmazsa alınıncaya kadarki boşluğu süreyi biz ders materyali ders kitabı ve öğretmen eğitimi için o boşluğu dolduracağız. Çünkü şuna kesin olarak inanıyoruz ki, bu yıl bile anadilde eğitim kararı çıkarsa ne ders materyali açısından, ne de yeteri hoca sayısı ve niteliği açısından altyapı henüz müsait değil. Onun için bizim bir önerimiz var bunu biz değişik platformlarda dile getiriyoruz. O da şu, bir takvim belirlensin istiyoruz. 9 yıllık bir takvim olsun. Bunun ilk 3 yılı ilköğretimlerin altyapısı, hem hoca eğitimi, hem materyal hazırlanması açısından, sonraki üç yılı lise bazında ve öbür üç yılı da üniversiteler bazında değerlendirilsin. Ders kitapları olarak değerlendirilsin. Hem sosyal, hem de fen bilimlerin de. Bir de yeteri kadar nitelik ve niceliğe sahip hoca eğitimi açısından bu değerlendirilsin istiyoruz. Eğer 10 yıl gibi bir takvim belirlenirse bu 10 yıl için de ana dilde eğitimin hiçbir problemi kalmayacaktır diye inanıyorum. Bu noktada yeter ki bize imkan tanınsın, fırsat verilsin. Biz buradaki kadroyu hoca sayısı olarak güçlendirelim. Bu güçlendirdiğimiz kadro da yüzlerce hatta binlerce hoca adayı yetiştirsin. Dediğim gibi 10 yıl gibi bir süre için de ana dilde eğitimin altyapısını tamamlanabileceğine bu işin başındaki kişi olarak söz veriyorum.”

“KÜRTÇE YASAKLI OLDUĞU İÇİN KÜRDOLOG OLDUM”

Hollanda’dan gelen Kürdolog Prof.Dr. Michiell Leezenberg ve Amerika Marilant Üniversites’inden Prof.Dr. Zuzan Berwari ile Artuklu Üniversitesi’nden Yrd.Doç.Dr. Hayrullah Acar ve Yrd.Doç.Dr. Abdurrahman Adak’ın birer sunum yaptığı panele geçildi. Panelde konuşan Hollandalı Kürdolog Leezenberg, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Kürtçe medeniyet dili değildir açıklamasına atıfta bulunarak, “Kürtçe bir medeniyet dili olmasaydı bugünlere gelmezdi. Beni Kürtçe’yi öğrenmeme ve üzerinde çalışma yapmama sevk eden bu dilin 4 ülke de yasaklı olması ve anadilinde bir çalışma yapılmasına müsaade edilmemesiydi. Anlayacağınız Kürtçe yasaklı olduğu için Kürdolog oldum. Kürtçe’yi konuştukça öğrendikçe Hollandaca’ya da yakın olduğunu fark ettim. Her iki dilde Hint-Avrupa dil gruba ait. 8 dil biliyorum ama en kolay öğrendiğim yabancı dil Kürtçe oldu” dedi.

Ayakkabıyı öğleden sonra alın

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, ayakkabı alırken tüketicilere bilinçli alışveriş için şu önerilerde bulunuyor:

”Ayakkabı seçerken kriteriniz model ve renkten önce rahatlık olmalıdır. Ayağınızın anatomik yapısına uymayan, büyük ya da sıkan ayakkabıyı almayınız.

Ayakkabı içinde ayaklarınızı rahatça hareket ettirebilmelisiniz. En uzun parmağınız ile ayakkabının ucu arasında 0,5-1,0 santimetre boşluk olmalıdır. Ayakkabı rahatsız edici derecede sıkı ise kesinlikle zamanla gevşer diye düşünüp satın almayınız.

Ayakkabının her ikisini de mutlaka giyip yürüyerek deneyiniz, iyi oturduğundan ve rahat olduğundan emin olunuz. Ayakkabının numarasını kontrol ediniz. Ayakkabı öğleden sonra alınması doğru karar vermenizi kolaylaştıracaktır. Gün içindeki hareket kabiliyetlerinizin ayağınızın anatomik yapısını değiştirebileceğini unutmayınız.

Ayakkabının içini elle kontrol ederek astar gibi kısımlarda ayağı rahatsız edici kırışıklıklar bulunmadığından emin olunuz.”

Ayakkabıyı öğleden sonra alın

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, ayakkabı alırken tüketicilere bilinçli alışveriş için şu önerilerde bulunuyor:

”Ayakkabı seçerken kriteriniz model ve renkten önce rahatlık olmalıdır. Ayağınızın anatomik yapısına uymayan, büyük ya da sıkan ayakkabıyı almayınız.

Ayakkabı içinde ayaklarınızı rahatça hareket ettirebilmelisiniz. En uzun parmağınız ile ayakkabının ucu arasında 0,5-1,0 santimetre boşluk olmalıdır. Ayakkabı rahatsız edici derecede sıkı ise kesinlikle zamanla gevşer diye düşünüp satın almayınız.

Ayakkabının her ikisini de mutlaka giyip yürüyerek deneyiniz, iyi oturduğundan ve rahat olduğundan emin olunuz. Ayakkabının numarasını kontrol ediniz. Ayakkabı öğleden sonra alınması doğru karar vermenizi kolaylaştıracaktır. Gün içindeki hareket kabiliyetlerinizin ayağınızın anatomik yapısını değiştirebileceğini unutmayınız.

Ayakkabının içini elle kontrol ederek astar gibi kısımlarda ayağı rahatsız edici kırışıklıklar bulunmadığından emin olunuz.”