Kanser tedavisinde bu detaya dikkat!

Türk Kanser Araştırmaları ve Savaş Kurumu Derneği Konya Şube Başkanı Dr. Eyüp Çetin, 1-7 Nisan Dünya Kanser Haftasıyla ilgili yaptığı açıklamada, kansere yakalanmış hastaların yaşam kalitesinin korunmasının ve gerekli tedavi imkanlarının sağlanmasının en az, kanseri önleme çalışmaları kadar önemli olduğuna vurgu yaptı.

Kapsamlı kanser tedavisinin mültidisipliner sağlık çalışanları grubu ile tedavi ve rehabilite edilmesi gerektiğini belirten Dr. Çetin, “Kanser tedavisinde görev alan sağlık çalışanlarının tümü, bireye mümkün olan en yüksek düzeyde işlev bağımsızlığına dönüş ve en iyi yaşam kalitesini temin etme yolunda kararlı bir tutum takınmalı ve alt yapı eksikliklerini gidermelidirler.” dedi.

Kanser tedavisinde görev alan kişilerin çok geniş mesleki yelpazede olduğunu belirten Dr. Çetin, “Bu grupta onkologlar, psikologlar, rehabilitasyon hemşiresi, diyetisyenler/beslenme uzmanları, fizik tedaviciler, mesleki terapistler, sanat terapistleri, sosyal hizmet uzmanları, mesleki danışmanlar bulunuyor. Ayrıca çeşitli inançlara sahip din adamları da kanser tedavisinde yer almalıdır. Tüm bu uzmanlar çoğu zaman bir onkolog tarafından koordine edilmelidir. Hep birlikte çalışarak tedavi ve rehabilitasyon boyunca vaka konferansları aracılığı ile düzenli bilgi akışını kendi aralarında sağlamalıdırlar.” diye konuştu.

Memleketimizde bu çapta bir ekibin bir arada olduğu merkezlerin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çeken Dr. Çetin, ” 2008 yılında 12 milyon olan Dünya geneli kanser vakalarının, 2030 yılında 27 milyon olacağı varsayıldığına göre hem ülkemizde hem de Dünya’da planlamalar bu doğrultuda yapılmalıdır. Günümüzde teşhisi konulan birçok kanser hastasının sağlıklı ortamlarda kemoterapi alma şansı standartların altındadır. Hükümetimiz Dünya kanser bildirgesine imza koyduğu için kanser sebeplerinin P’sini teşkil eden sigara ve obezite ile ilgili yasal düzenlemeleri ileri düzeyde sağlamıştır. Kanseri önlemeye yönelik çalışmalarımız devam ederken tedavi ve rehabilitasyona yönelik alt yapı çalışmalarını da hızla tamamlamamız kaçınamayacağımız bir gerçektir.” sözlerini kullandı.

Konya Türk Kanser Araştırmaları ve Savaş Kurumu Derneği olarak Konya’da öncülüğünü yaptıkları ‘Umut Evi’ modelinin çorbadaki tuz misali kaldığını belirten Dr. Çetin, ” Umarız bu tür çalışmalar tüm ülkemizde hızla yaygınlaşır. Kanser hastalarına konforlu bir hayat tarzı ve tedavi imkanı sunmuş olmak sebeplerin tespiti ile kanseri önleme çalışmaları kadar önemlidir.”diyerek kanserin önlenmesi ve kanserle savaş konusunda daha duyarlı bir toplum oluşabilmesi dileğiyle konuşmasını tamamladı.

Kanser tedavisinde yeni ümit

Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalından Prof. Dr. Veysel T. Yılmaz’ın yürütücülüğünü yaptığı TÜBİTAK projesi kapsamında sentezlenen bir seri yeni platin ve palladyum bazlı metal komplekslerinden iki palladyum bileşiğinin, Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalından Prof. Dr. Engin Ulukaya ve ekibi tarafından güçlü derecede anti kanser etkili oldukları bulundu. Araştırmalardan başarılı sonuçlar alınmaya başlanması üzerine, Türk Patent Enstitüsü’ne başvurularak söz konusu bileşiklerin patenti alındı.

Uludağ Üniversitesi’nin çeşitli fakültelerinde ve bölümlerinde çalışan öğretim elemanları tarafından kurulmuş olan Uludağ Multisipliner Kanser Araştırma Grubu’nun araştırmasında, palladyum bileşiklerinin, aynı kimyasal gruptan olmasına rağmen halen klinikte kullanılan platin bazlı ilaçlara oranla suda çözünürlüğünün yüksek olduğu, dolayısıyla anti kanser etkisi açısından daha avantajlı durumda bulunduğu tespit edildi. Bu verilerden yola çıkan Kanser Araştırma Grubu, bugüne kadar meme, akciğer ve prostat kanserleri üzerinde anti kanser etkiyi ayrıntılı olarak araştırdı.

TÜBİTAK MAM’da da Dr. Ceyda Açılan ve ekibi tarafından üzerinde çalışmalar halen yürütülüyor. Yurt içindeki araştırmaların yanı sıra söz konusu iki kompleksin Yunanistan’da deney hayvanları üstüne, Hırvatistan’da hematolojik tümörler üstüne ve İngiltere’de prostat kanseri kök hücreleri üstüne etkisi halen araştırılıyor.
Kanser tedavisinin başarısızlığının, kanser kök hücresinin tedaviye direnç göstermesinden kaynaklandığını hatırlatan Multidisipliner Kanser Araştırma Grubu’ndan UÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalından Prof. Dr. Engin Ulukaya, söz konusu komplekslerden birinin kanser kök hücresini öldürdüğünü tespit ettiklerini söyledi. Bu nedenle, İngiltere’deki çalışmalarının özellikle önem arz ettiğini bildiren Prof. Dr. Ulukaya, “İngiltere’de prostat kanseri kök hücreleri üstündeki etkisi klinikte kullanılan etoposit ve cisplatin gibi ilaçlara göre daha etkili bulundu. Bu çalışma sonuçları yayınlanmak üzere PLOS ONE dergisine sunuldu. Palladium bileşiklerinin prostat kanseri kök hücreleri üzerindeki etkisi açısından bu çalışma dünyadaki ilk çalışmadır ve sonuçları ümit vaat etmektedir.” dedi.

Uludağ Multidisipliner Kanser Araştırma Grubu’nun hedefinin ülkemize bir kanser ilacı kazandırmak amacıyla dört yıl önce çalışmalara başladığını kaydeden Prof. Dr. Ulukaya, çalışmaların olumlu sonuçlarını görmenin heyecan verici olduğunu ifade etti. Bugüne kadar, Uludağ Üniversitesi, TÜBİTAK ve AB projelerinden COST Action’ların desteğini aldıklarını belirten Prof. Dr. Ulukaya, daha ileri çalışmalar için özellikle Sağlık Bakanlığı’nın ve yerli ilaç sanayinin desteğini beklediklerini vurguladı.