Güneş görmeyen evde tüberküloz riski var!

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında ”verem” olarak adlandırılan tüberkülozun solunum yoluyla kolayca bulaşabildiğini söyledi.

Türkiye’de halen önemli toplum sağlığı sorunlarından olan tüberkülozun ölümlere yol açtığını belirten Köksal, ”Tüberküloz basili, kişinin zayıf anını bulduğu zaman hastalık olarak ortaya çıkıyor. Gece terleme, on beş günden daha fazla süren öksürük, balgam çıkarma, kilo kaybı ve iştahsızlık hastalığın en önemli belirtileri arasında yer alıyor. Bu tür belirtileri olanlar, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna müracaat etmeli” dedi.

Tanının akciğer filmi ve balgam tetkikiyle kolayca konulabileceğini ifade eden Köksal, ”Devlet, tanısı da ücretsiz olan tüberküloz tedavisini üstlenmiş durumda. Hastalara ilaçlarlar verem savaş dispanserleri aracılığıyla ücretsiz veriliyor” diye konuştu.

”Erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıyor”

Hastalığın uzun süreli tedavi gerektirdiğini anlatan Köksal, şöyle devam etti:

”Tüberküloz tanısı konan kişi en az 6 ay ilaç kullanmalı. Hastalığın tedavisinde ilaçların muntazam kullanılması önemlidir. Tüberkülozda erken teşhis ve tedavi hem hayat kurtarıcıdır hem de başka insanlara bulaşmaması bakımından çok önemlidir. Hasta kişilerin yeterince önlem almaması, hastalığının kontrol altına alınmasında sonun oluşturmaktadır. Hastalık kısa sürede 15-20 kişiye bulaşabilir.”

Köksal, 20’li yaşlardan itibaren görülme sıklığı artan tüberkülozun erkeklerde daha fazla görüldüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti:

”Beslenme bozuklukları, kötü koşullarda ve güneş görmeyen evlerde yaşam tüberküloz riskini artırıyor. Tek etkene bağlı olan tüberküloz, tedavisi olmasına rağmen dünyada en çok ölüme yol açan hastalıklardan biri. Hastalığa yol açan basilden güneşlenerek korunmak mümkün. Çünkü güneş tüberküloz basilini öldürüyor. Evlerin havalandırılması, güneşlendirilmesi, tüberkülozun hiç sevmediği şeyler. Rutubetli, güneş görmeyen kötü koşullardaki evler hastalık açısından çok büyük risk oluşturduğundan tercih edilmemeli.”

Kırsal kesimden büyük kentlere okumak ya da çalışmak için giden kişilerin, ekonomik nedenlerle ideal olmayan ortamlarda yaşamak durumunda kaldığını belirten Köksal, şunları söyledi:

”Bu tür durumlarda genellikle küçük odalarda 15-20 kişi bir arada yaşıyor. Onlarca insanın bir arada yaşadığı ortamlar tüberküloz basilinin çok kolay bulaştığı ortamlardır. Yine kahvehanelerde de aynı risk bulunuyor. Özellikle kış mevsiminde soğuk nedeniyle havalandırılmayan ortamlar basilin yayılmasına neden oluyor. Bu tür ortamlarda uzun süre kalmamak ve havalandırmaya özen göstermek gerekir.”

Maaş isyanı: Polislere var bize yok mu?

Astsubaylar, polislere yapılması planlanan çalışmalardan kendilerinin de yararlandırılmasını istedi. Önceki gün Meclis’teki görüşmelerde MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, polislerin emeklilik, maaş ve ikinci şark görevi gibi sorunları bulunduğunu belirterek bu konuda çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Vural’ın bu talebine, TBMM’deki görüşmelere katılan Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar da, “Emeklilik konusunda çalışmamız var. Polis emekliliğini daha iyi hale getirmek için çalışıyoruz” dedi.

‘MAAŞ UÇURUMU YAŞANIYOR’

Çalışan polisle emekli polisin maaş farkı arasında uçurum olduğu, çalışırken 2 bin lira aylık alan bir polis memurunun 25 yılını doldurup emekli olduğunda 800 lira emekli maaşı aldığına dikkat çekildi. Bu gelişmeler üzerine astsubaylar harekete geçti. “Polislere var bize yok mu?” diye soran astsubaylar, “Bizim de haklarımızın düzeltilmesi lazım. Bizi de unutmayın” çağrısı yaptı. Haklarının düzeltilmesini isteyen astsubaylar, yıllardır generaller ile aralarındaki maaş farkları ve emeklilik şartlarının iyileştirilmesini istiyor.

‘SESİMİZE KULAK VERİN’

Bunun için sık sık sosyal medyada örgütlenen astsubaylar, polislere yapılacak düzenlemenin kendilerini de kapsaması gerektiği görüşünde. Seslerine kulak verilmesini isteyen astsubaylar yetkililere şöyle çağrıda bulunuyor: “Polisler kadar astsubayların da haklarının düzeltilmesine ihtiyacı var. Bu konudaki çalışmaya mutlaka astsubaylar ve emekli astsubaylar dahil edilmeli. Özellikle maaş sorunumuz çözülmeli.”

6 MADDELİK TALEPLER

* Görev tazminatının kendilerine verilmesi
* Yarbay ve albayların aldığı komutanlık tazminatı
* İntibak yasasının astsubaylar için de çıkartılması
* Astsubayların evlilik ve diğer izinlerde TSK’daki diğer personelle eşit olmak istemesi
* Silahlı Kuvvetler Tazminatı’nın emeklilikte de yansıtılması
* Astsubay emeklileri sicil affı talep ediyor

Her 4 evden birinde antibiyotik var

Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü Başkanlığı’nca, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa N. İlhan’ın koordinatörlüğünde, 8 ilde 4 bin 167 kişi, 80 aile hekimi ve 80 uzman hekimle görüşülerek, ”Toplumda Antibiyotik Kullanımı Sıklığı ve Hekimlerin Antibiyotik Reçetesi Yazma Durumları İle İlişkili Etmenlerin Belirlenmesi Araştırması” yaptırıldı.

Araştırmaya göre, her dört katılımcıdan biri evinde ”ileride gerekli olur” gerekçesiyle antibiyotik bulunduruyor, katılımcıların yüzde 17’si doktorundan antibiyotik yazmasını talep ediyor.

Doktor tavsiyesi olmadan antibiyotik kullananların oranı yüzde 26 iken, bu kişilerin yüzde 14’ü doktora gitmeye vakti olmadığını, yüzde 9’u muayene ve tetkik ücreti vermek istemediğini, yüzde 55’i ise daha önce benzer durumda doktorun verdiği antibiyotiği kullandığını söylüyor.

Katılımcıların yüzde 51’i soğuk algınlığı, yüzde 36’sı boğaz ağrısı, yüzde 18’i öksürük nedeniyle antibiyotik aldığını ifade ediyor

Ankete katılan hekimlerin yüzde 78’i muayene ettiği her hastaya reçete yazmadığını, yüzde 98’i ise her hastaya antibiyotik yazmadığını belirtiyor.

Hekimlerin yüzde 87’si hastanın antibiyotik yazılmasını talep etmesi halinde, yüzde 93’ü de hastanın evde bulundurmak için istemesi durumunda antibiyotik yazmayacağını kaydediyor.

Yeni Papa hızlı çıktı! 43 bin takipçisi var

Yeni Papa Arjantinli kardinal Jorge Mario Bergoglio’nun Facebook hesabında seçimlere girerken dahi paylaşımda bulunduğu görülüyor.

Yeni Papa’nın Facebook sayfasında 43 bin takipçisi bulunurmen bu rakamın hızla artması bekleniyor.

Sakız çiğnemenin faydası var!

Sakız çiğnemenin daha uzun süre odaklanmaya yardımcı olabileceği belirlendi.

İrlanda’daki Cardiff Üniversitesi’nden Kate Morgan ve ekibinin yaptığı, İngiliz Psikoloji Dergisi’nde yayımlanan araştırma, sakız çiğnemenin uzun süre dinleme gerektiren işlerle uğraşanların konsantrasyonunu artırabileceğini gösterdi.

Morgan, daha önce yapılan bir araştırmanın, sakız çiğnemenin bilişsel bazı alanlarda faydalı olabileceğini ortaya koyduğunu, bu araştırmada ise kısa süreli hafıza gerektiren işitsel bir alana yoğunlaştıklarını vurguladı.

Araştırmaya 38 kişi katıldı. Katılımcılar 2 gruba ayrıldı. Bir gruptan sakız çiğnemesini isteyen bilimadamları, her iki gruptakilere, rastgele okunan 1’den 9’a kadar bir takım sayı listelerini 30 dakika dinletti. Katılımcıların 7-2-1 gibi, tek, çift ve tek sayıların dizilimini ne kadar doğru ve çabuk hatırlayabildikleri incelendi.

Sakız çiğneyenlerin sayı dizilimlerini, özellikle deneyin sonunda, daha doğru ve daha çabuk hatırlayabildikleri görüldü.

Morgan, ilginç olarak sakız çiğnemeyenlerin deneyin başındaki başarılarının daha iyi olduğunu ancak sonlara doğru kötüleştiğini vurgulayarak, bu durumun sakız çiğnemenin uzun süre, devamlı dikkat gereken işlerde konsantrasyona yardımcı olabileceğini gösterdiğine dikkati çekti.

Adana’nın şehidinin baba evinde yas var!

Doğan’ın şehit olduğu haberinin alınmasının ardından Sarıçam TOKİ Konutları’ndaki baba evine Türk bayrakları asıldı. Büyükşehir ve Sarıçam Belediyesi’nce evin önüne kurulan taziye çadırında Kur’an-ı Kerim okundu.

Çadırda taziyeleri kabul eden şehidin ağabeyi Murat Doğan, 12 yıllık asker olan kardeşinin yaklaşık 5 ay önce İzmir’den Hakkari’ye tayin olduğunu belirtti.

Yaşadıkları duyguyu anlatmanın zor olduğunu vurgulayan Doğan, ”İnsanın ciğerinden bir şey kopması nasıldır, bu duyguları ancak bu şekilde öğrenebilir insan. Allah’tan en büyük duamız, niyazımız, isteğimiz inşallah bir an önce başka insanların, başka anne ve babaların üzülmemesi. Tek dileğimiz bu olur. Bizim içimiz yanıyor ama inşallah bir başka ailenin içi yanmaz” diye konuştu.

Şehidin eşi Yasemin Doğan’ın Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi’nde hemşire olduğu, çiftin 4 yaşında Ali Eren isminde çocuklarının bulunduğu öğrenildi. Bu arada, annesiyle dedesinin evine gelen şehidin oğlu Ali Eren’in Türk bayrağı asılı evin penceresinde oynadığını görüldü.

Öte yandan, Artvin’in Yusufeli ilçesinde şehidin kardeşinin yanında bulunan ve acı haber üzerine yola çıkan anne Hacer ve baba Ali Doğan’ın gece saatlerinde Adana’da olacakları bildirildi.