7 yeni film vizyona giriyor

Bu hafta 7 yeni film vizyona giriyor

Aksiyon, gerilim, animasyon, korku ve drama türlerinden seçkiler 19 Nisan haftasında vizyona giriyor. “Teksas Katliamı”, “Kötü Ruh” haftanın korku yapımı olarak dikkat çekerken, 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği ‘acı’yı farklı pencereden anlatan “Yabancı” haftanın öne çıkan filmi.

CESUR BALIK 2
Troy, donanmanın araştırma tesisinden kaçarak mercan kayalıklarına döner. Kocaman kalpli küçük balık Pi’nin, Troy’u yenmesinin üzerindense tam bir yıl geçmiştir ve Troy için artık intikam alma zamanı gelmiştir. Mercan kayalıklarındaki su yükseldiğinde Pi’nin oğlu Junior köpekbalığı tuzağını onarır. Troy, tuzağa düşer ve donanmaya geri gönderilir. Mark Dippe’nin yönettiği ve Drake Bell, Jamie Kennedy, Rob Schneider ile Donal Logue’nin seslendirdiği “Cesur Balık 2” animasyon türünde.

TEKSAS KATLİAMI
Uzun zaman önce, Teksas’da küçük bir kasabada, beş gencin başına bir felâket geldi. İçlerinden sadece biri hikâyeyi anlatmak için kaçabilecekti ve onun sağ kalışı bu dehşete son verecek bir olaylar zincirini tetikleyecekti. Az sayıda insanın bildiği, kurtulan bir kişi daha olduğuydu. Bir bebek kurtulmuş, o gün olanlardan ve kökeninden habersiz büyümüştü. John Luessenhop’un yönettiği ve Alexandra Daddario, Dan Yegager, Trey Songz ile Scott Eastwood’un oynadığı “Teksas Katliamı” gerilim sevenler için.

KÖTÜ RUH
Hayatı altüst olmuş genç bir kadın olan Mia, kendisine yardım etmeleri için ağabeyi David ve onun kız arkadaşı Natalie ile çocukluk arkadaşları Olivia ve Eric’ten kendisiyle birlikte aileden kalma bir kulübeye gitmelerini ister. Mia oraya vardıklarında ve içeriye girdiklerinde ise, terk edilmiş kulübeye birilerinin izinsiz girmiş olduğunu anlarlar. Jane Levy, Shiloh Fernandez, Lou Taylor Pucci ile Jessica Lucas’ın oynadığı “Kötü Ruh”u Fede Alvarez yönetti. Genç ve yeni bir oyuncu kadrosu barındıran “Kötü Ruh” ünlü orijinalinin tüm heyecanı ve keyifli dehşetini bir dizi şok eden yeni sürprizlerle birleştiren, izleyenin kanını donduracak bir film.

BAHAR İSYANCIDIR
Film, 90?lı yılların ortalarından, 2000’li yılların başlangıcına, oradan da günümüze uzanan bir zaman diliminde, bir tiyatro topluluğunun, “Oyuncular Kumpanyası”nın öyküsünü beyazperdeye getiriyor. 12 Eylül’ün gölgesinde yetişen, etik ve kültürel değerlerin liberal ekonomilerle değiştiği tarihsel bir süreçte yaşayan gençlerin tiyatro yoluyla direnişi. Selma Köksal’ın yönettiği “Bahar İsyancıdır” adlı yapımda Volga Sorgu, Selma Köksal, Çimen Turunç Baturalp ile Yıldıray Şahinler rol alıyor. Tiyatro yapmanın zorlaştığı günümüzde “Bahar İsyancıdır”, Onat Kutlar’ın aynı adlı eserinden esinlenmeler taşırken, kayıp umudun da peşine düşüyor

GEÇİT YOK
Bir operasyonda işler ters gidince, vicdan azabı çeken Şerif Ray Owens, Los Angeles’ı terk edip küçük bir sınır kasabasına yerleşir. Ancak, günün birinde, batının en azılı, uyuşturucu karteli lideri Gabriel Cortez, FBI’ın hükümlüleri taşıdığı bir konvoydan kaçtığında Şerif Owens’ın yaşadığı huzurlu günler sona erecektir. Olaya karışma vakti gelmiştir. Kim Jee Woon’un yönettiği ve Arnold Schwarzenegger, Forest Whitaker, Rodrigo Santoro ile Johnny Knoxville’in oynadığı “Geçit Yok” aksiyon türünde.

SUÇ ORTAĞI
Will, hapisten yeni çıkmıştır ve Alison ile ilişkisini düzeltmeye hazırdır. Bu arada Will’in 10 milyon dolarlık fidyeyi ulaştırabilmesi için yalnızca bir günü vardır. Hem FBI hem de Vincent’in inanmamasına rağmen para aslında onda değildir. Will için bu durumda tek bir seçenek kalmıştır: Eski suç ortağı, güzel, seksi ve akıllı Riley ile tekrar biraraya gelip, bir soygun daha yapmak ve geç olmadan kızını kurtarmak. Nicolas Cage, Danny Huston, Malin Akerman ile Sami Gayle’in oynadığı “Suç Ortağı”, Simon West’in kamerasından çıktı.

YABANCI
Özgür, 80 darbesiyle Fransa’ya iltica etmiş bir anne babanın kızıdır. Paris’te doğup büyümüştür. Babası Hüseyin’in ölümü üzerine onun ülkesinde gömülmek olan son arzusunu yerine getirmek için İstanbul’a gelir. Fakat Hüseyin’in 12 Eylül sürecinde vatandaşlıktan atılmış olması Özgür’ün önüne büyük bir engel olarak çıkar. Bu engel, Özgür’ü İstanbul ve kendi içinde bir yolculuğa zorlar. Sezin Akbaşoğulları, Caner Cindoruk, Serkan Keskin ile Xavier Clion’un oynadığı “Yabancı”, televizyon dizilerinin senaristi olarak tanınan Filiz Alpgezmen’in ilk uzun metraj denemesi.

5 ilimize 5 yeni üniversite geliyor!

Tasarı, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nda değişiklik yapıyor. Buna göre; Ankara ‘da ”Anka Teknoloji Üniversite si”, İstanbul ‘da ”İstanbul Yeşilyurt Üniversitesi ”, Adana ‘da ”Kanuni Üniversitesi ”, Konya ‘da ”Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi ”, Gaziantep’te ise ”Sanko Üniversitesi ” adıyla vakıf üniversiteleri kurulacak.

Tasarı, ”Altın Koza Üniversitesi”nin adının, ‘İpek Üniversitesi” olarak değiştirilmesini de içeriyor.

Tasarının gerekçesinde, 2011-2012 eğitim öğretim yılında üniversitelerin açık öğretim ve diğer yükseköğretim kurumları hariç önlisans, lisans, ikinci öğretim, lisansüstü ve tıpta ihtisas programlarında eğitim gören 2 milyon 359 bin 655 öğrencinin 205 bin 484’ünün vakıf üniversitelerinde okuduğu kaydedildi.

Vakıf üniversitelerinin Türk yükseköğretim sisteminin ayrılmaz parçası ve önemli bir bölümünü oluşturduğu belirtilerek, kurulacak vakıf üniversitelerinin Türkiye’nin genç nüfusunun talebini karşılanmasına katkı sağlayacağı ifade edildi.

Birikim Hayat Koleji bölgenin yeni eğitim kampüsü olacak

Pendik, Sancaktepe, Bağcılar’dan sonra farklı bir konseptle hizmet verecek olan Birikim Hayat Koleji, eğitim anlayışı ve çocuklara sunduğu geniş sosyal, kültürel ve sportif imkânlarıyla farklılaşıyor. Birikim Hayat, projesini Özel Birikim Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci anlatıyor…

• Ömer Faruk Bey, Özel Birikim Eğitim Kurumları bu yıl 18. yılını kutluyor. Pendik, Bağcılar ve Sancaktepe’den sonra Güneşli’de yeni bir okul yapıyorsunuz. Bu 18 yılda eğitim dünyasında Birikim neler yaptı?

Birikim Eğitim Kurumları 1996 yılında ülkeye iyi yetişmiş öğrenciler, bireyler katmak amacıyla yola çıktı. Bugün dershaneleri ve 5 okuluyla eğitim sisteminin en köklü kurumlarından biri haline geldi. Birikim okullarında şu anda 1572 öğrencimiz eğitim görüyor. Bizim amacımız hiçbir zaman sadece akademik başarısıyla ön plana çıkan öğrenciler yetiştirmek olmadı. Biz ahlaklı nesiller yetiştirmek istiyoruz. Bu nedenle eğitimimizde ‘kişilik gelişim’ programı önemli bir yer tutar. Çocuklarımızın akademik, sosyal ve manevi yönden gelişmesine ve ülkesine, yaşadığı topluma değer katmasını hedefliyoruz. Birikim Hayat Koleji’nin de sunduğu sosyal imkânlar, etkinlikler ve okul ortamı bu gelişimi destekleyici niteliktedir.

• Güneşli’de bir avm’yi okula dönüştürdünüz. Bunu nasıl gerçekleştirdiniz? Burayı tercih etmenizin nedenleri nelerdir?

Güneşli İstanbul’un en gelişen bölgesi. Havaalanına yakın, bölgede yeni markalı konut projeleri yükseliyor. Merkezi bir konumda. Yoğun nüfuslu Başakşehir, Halkalı bölgesine çok yakın. Burada potansiyel olduğunu düşünüyorduk. Birikim’in hayalimizdeki ‘okul’ konseptini uygulayabileceğimiz bir yer arayışı içindeydik. Eskiden avm olan bu binayı, konseptimize daha çabuk uygulama şansımız olduğu için tercih ettik. İşlevini yitirmiş bir avm’yi eğitim kampüsüne dönüştürdük. Çok yakında da binamız tamamlanmış olacak.

• Birikim Hayat’ın farklılıkları neler?

Birikim Hayat Koleji, Türkiye’de benzeri olmayan bir okul. Burası uzun yıllara dayanan eğitim deneyimimizin çocukların beklentileriyle, gelecek hedefleriyle harmanladığımız bir okul oldu. Buranın ev sahipleri çocuklar… Her şeyi onları düşünerek yaptık. Amacımız; çocuklar için evden okula gelişi keyifli hale getirmekti. O nedenle ismimize ‘Hayat’ı ekledik. Birikim Hayat, ‘Okul hayattır’ teması üzerine inşa edildi. Yeni okulumuzda çocuklarımızın akademik, sosyal ve manevi anlamda gelişmeleri için modern ortamlar tasarladık. Birikim Hayat’ta her şey ders değil, çocukların nefes alabilecekleri, öğrenmeyi keyifli hale getirecek özel tasarlanmış alanlarımız olacak. Çocuklarımız burada kendilerini evlerinde hissedecekler.

• Birikim Hayat’ta çocuklar için okul daha keyifli, öğrenmek daha eğlenceli hale gelecek diyorsunuz. Bunu nasıl sağlayacaksınız?

Biz çocukların elinden oyun hakkının alınmaması gerektiğini düşünüyoruz. Yeni okulumuzda da buna özen gösterdik. Birikim Hayat’ta çocuklar için açık ve gizlenmiş oyun alanları olacak. Çocuklarımızın kültürel ve sportif aktivitelerini yerine getirebilecekleri modern fitness salonları, jimnastik salonları, sinema ve tiyatro salonları olacak. Okulumuzda özgürce tartışma ortamı sağlamak amacıyla; bir Tartışma Platformu tasarladık. Çocuklarımız , doğallığı hissedebilecekleri özel bir bahçe yaptık, bahçede oturma alanlarına yer ayırdık.

• Birikim Hayat’ta veliler için geliştirdiğiniz projeler olacak mı?

Birikim Hayat’ta veliler de kendileri okula daha yakın hissedecekler. Çocuklarını rahatlıkla okulumuza emanet edebilecekler. İş nedeniyle ya da farklı nedenlerden dolayı çocuklarını dilerlerse okulumuzda bırakabilecekler. Hafta içi velilerimize sinema programını göndereceğiz. 7 gün 24 saat çalışan restoranımızda yemek yiyip, sinema izleyip, dilerlerse spor yapabilecekler. Velilerimiz için ücretsiz geleneksel el sanatlarına yönelik kurslar düzenlemeyi düşünüyoruz. Çıkan eserleri de sergi alanlarımızda sergileme imkanımız da olacak. Velilerimize yönelik yıl içinde farklı etkinliklerimiz de olacak. O yüzden ‘Okul hayattır’ diyoruz.

• Birikim Eğitim Kurumları’nda çocuklarımız geleceğe nasıl hazırlıyorsunuz? Eğitim anlayışınızdan kısaca bahsedebilir misiniz?

Birikim Eğitim Kurumları olarak çocuklarımızı geleceğe akademik, sosyal ve manevi gelişimlerine katkıda bulunarak hazırlıyoruz. Çocuklarımızı sınırlamadan, özgür düşünmelerine imkân tanıyan, tekdüzelikten uzak, sadece sınava odaklanmayan bir eğitim anlayışını benimsiyoruz. Geleceğe umutla bakan, değişime inanan, yaşadığı toplumun değerlerine saygılı, manevi değerlere sahip akademik anlamda da başarılı gençler yetiştirmeyi hedefliyoruz.

• Birikimli çocuklarımızla kısa süre önce şu anda çok popüler olan ‘Seksenler’ dizi setini de ziyaret etmişsiniz. Ziyareti kısaca değerlendirir misiniz?

‘Seksenler’ üzerinde düşünülmüş, detaylarıyla; hayatımızı, Türk toplumunun yaşadıklarını çok iyi anlatan bir dizi. Aslında belgesel diyebiliriz. İzlenmesi keyifli bir dizi. Biz de çocuklarımızın dizinin mutfağını ve emek veren insanları yerinde görmesini istedik. Bu nedenle kısa bir set ziyaretinde bulunduk. Keyifli geçti, öğrencilerimiz bir dizinin nasıl çekildiğini yerinde incelemiş oldular.

• Birikim Eğitim Kurumları’nda zengin sosyal ve kültürel etkinlikler düzenleniyor. Matematik Oyunları’da bunlardan biri. Bu cumartesi Matematik Oyunları etkinliğiniz var. Aktivite hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Özel Birikim Okulları’nın her sene düzenlediği “Evrenin Dili Matematik Oyunları”nın 6’ncısı, bu yıl 6 Nisan Cumartesi Günü saat 10.00’da yapılacak. Öğrencilerin hayatın içinde gelişen matematiği anlamaları, sevmeleri ve matematiğe önem vermeleri hedeflenerek düzenlenen”Evrenin Dili Matematik Oyunları”, İstanbul genelindeki resmi ve özel ilkokul ve ortaokulların 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri arasında düzenlenecek. Biz öğrencilerimizin matematiği hayatın içinde düşünmelerini istiyoruz. Bu nedenle yarışmaların dışında eğlenceli matematik aktivitelerimiz de oluyor.

Fransa yeni skandalla çalkalanıyor

Fransa, yurtdışında hesabı olduğunu itiraf eden eski Bütçe Bakanı Jerome Chauzac’dan sonra yeni bir skandalla sarsıldı. Cumhurbaşkanı François Hollande’ın seçim kampanyası finansman sorumlusu Jean Jacques Augier’in yurtdışında şirketi olduğu ortaya çıktı.

Le Monde gazetesinin haberinde, Jean Jacques Augier’in vergi cenneti olarak bilinen Cayman adasında iki offshore şirketin hissedarı olduğu iddia edildi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Augier, bu iddiayı doğrularken kendi şirketi Eurane’in Çin’deki ortağı Capital Concorde Limited aracılığıyla böyle bir yatırımın gerçekleştiğini söyledi. Jean Jacques Augier, illegal hiçbir durumun olmadığının altını çizerek Cayman adasında ne şahsi yatırımı ne de kişisel banka hesabının bulunmadığını iddia etti.

Jean Jacques Augier’in isminin, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun ulaştığı offshore şirketler ve onların zengin müşterilerinin yer aldığı ”Offshore Leaks’ skandalında da geçtiği belirtiliyor.

Arapça eğitiminde yeni dönem

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, üniversite bünyesindeki beş merkezden birinin Arapça öğretimi için kurulduğunu belirterek, ”Bizim çektiğimiz sıkıntıyı gençler çekmesin. Arapçayı hem en güzel şekilde konuşsun hem de okudukları kitapları en iyi şekilde anlasınlar” dedi.

Merkezi Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ‘The Mother Tongue’ Arapça Dil Eğitim Merkezi, FSMVÜ ve Akdem İstanbul’un çalışmalarıyla hazırlanan ve Arapça eğitiminde yeni bir dönem olarak ifade edilen ”Silsiletü’l Lisan” Arapça dil serisi kitapları tanıtıldı.

FSMVÜ Topkapı Yerleşkesi’nde düzenlenen etkinliğe çeşitli üniversitelerden akademisyenler, öğretim görevlileri, dil eğitim merkezi öğretmenleri ve öğrenciler katıldı.

Tanıtım etkinliğinin açılışında konuşan Prof. Özdemir, Arapça’ya başta Kur’an’ın dili olduğu için önem verdiklerini belirterek, kendisinin de medrese eğitimi aldığını buna rağmen Arapça konuşmakta zorluk çektiğini kaydetti.

Özdemir, Arapçanın Türkiye’de de iyi bir şekilde öğretilmesi gerektiğini söyledi.

”Türkler iyi biliyor ama konuşamıyor”

FSMVÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan ise Türkiye’deki Arapça öğretim metodunun yurt dışında da uygulandığını vurgulayarak, Türkiye’deki öğrencilerin dil bilgisi kurallarını çok iyi bilmelerine rağmen konuşamadıklarına dikkati çekti.

Tunus, Mısır, İngiltere ve Malezya’da yaptığı incelemelerde, bu ülkelerde de Türkiye’deki gibi gramer eğitimi verildiğini ancak başarılı olunduğunu tespit ettiğini belirten Arslan, şunları söyledi:

”Arapçayı, İslami ilimlerin bir vasıtası olarak görüyor ve okutuyoruz. Eğitime, Arap ülkelerinden gelen hocaların yanı sıra yurt dışında akademik çalışma yapan akademisyenleri de dahil ettik. Mekke Ümmü’l Kur’a Üniversitesi’nden talepte bulunduk ve 2 akademisyeni burada görevlendirdiler. Ayrıca İstanbul’da okuyan öğrenciler yaz tatilinde Mekke’ye giderek hem dillerini geliştirme imkanı buldular hem de Arapça konuşma korkusunu atmış oldular. Bu yıl da aynı şekilde 100 kişiyi Mekke’ye göndereceğiz. Bütün bu faaliyetimizle, Türkiye’de Arapça eğitiminin gelişmesine katkıda bulunmak istiyoruz.”

Konuşmaların ardından çalışmaları yürüten eğitimcilerden Dr. Muhammed Abs, Dr. Mahmud Mısri, Mahmud Nureddin Şaban ve Murad Serdar Şadoğlu, kitap ve interaktif içerikten oluşan ”Silsiletü’l Lisan” ile ilgili uygulamalı sunumlarını gerçekleştirdi.

Çin’de yeni kuş gribi virüsü

Çinli yetkililerin açıklamasına göre, 27 ve 87 yaşlarındaki hastalarda, şubat ayında H7N9 virüsü tespit edildi. Hastalar birkaç hafta içinde hayatını kaybetti.

Aynı virüsün etkilediği 35 yaşındaki bir kadının ise ciddi şekilde hasta olduğu belirtiliyor.

Virüsün nasıl yayıldığı bilinmezken, enfekte olan üç kişinin birbiriyle hiçbir ilişkisi olmadığı belirlendi.

Çin Ulusal Sağlık ve Aile Planlaması Komisyonu, üç kişide de öksürük ve yüksek ateşin ardından zatürre görüldüğünü kaydetti.

H7N9 virüsü daha önce insanlarda görülmemişti. Bu yüzden bu virüse karşı geliştirilmiş bir aşı yok.

H5N1 tipi kuş gribi virüsü ise 2003’ten bu yana 360’tan fazla insanın ve on milyonlarca kuşun ölümüne sebep oldu.

Dünya Sağlık Örgütü, normal koşullarda kuş gribinin insanları etkilemeyeceğini, H5N1 vakalarının ise genellikle kümes hayvanlarından bulaştığını vurguluyor.

BBC

Çin’de yeni kuş gribi virüsü

Çinli yetkililerin açıklamasına göre, 27 ve 87 yaşlarındaki hastalarda, şubat ayında H7N9 virüsü tespit edildi. Hastalar birkaç hafta içinde hayatını kaybetti.

Aynı virüsün etkilediği 35 yaşındaki bir kadının ise ciddi şekilde hasta olduğu belirtiliyor.

Virüsün nasıl yayıldığı bilinmezken, enfekte olan üç kişinin birbiriyle hiçbir ilişkisi olmadığı belirlendi.

Çin Ulusal Sağlık ve Aile Planlaması Komisyonu, üç kişide de öksürük ve yüksek ateşin ardından zatürre görüldüğünü kaydetti.

H7N9 virüsü daha önce insanlarda görülmemişti. Bu yüzden bu virüse karşı geliştirilmiş bir aşı yok.

H5N1 tipi kuş gribi virüsü ise 2003’ten bu yana 360’tan fazla insanın ve on milyonlarca kuşun ölümüne sebep oldu.

Dünya Sağlık Örgütü, normal koşullarda kuş gribinin insanları etkilemeyeceğini, H5N1 vakalarının ise genellikle kümes hayvanlarından bulaştığını vurguluyor.

Kanser tedavisinde yeni ümit

Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalından Prof. Dr. Veysel T. Yılmaz’ın yürütücülüğünü yaptığı TÜBİTAK projesi kapsamında sentezlenen bir seri yeni platin ve palladyum bazlı metal komplekslerinden iki palladyum bileşiğinin, Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalından Prof. Dr. Engin Ulukaya ve ekibi tarafından güçlü derecede anti kanser etkili oldukları bulundu. Araştırmalardan başarılı sonuçlar alınmaya başlanması üzerine, Türk Patent Enstitüsü’ne başvurularak söz konusu bileşiklerin patenti alındı.

Uludağ Üniversitesi’nin çeşitli fakültelerinde ve bölümlerinde çalışan öğretim elemanları tarafından kurulmuş olan Uludağ Multisipliner Kanser Araştırma Grubu’nun araştırmasında, palladyum bileşiklerinin, aynı kimyasal gruptan olmasına rağmen halen klinikte kullanılan platin bazlı ilaçlara oranla suda çözünürlüğünün yüksek olduğu, dolayısıyla anti kanser etkisi açısından daha avantajlı durumda bulunduğu tespit edildi. Bu verilerden yola çıkan Kanser Araştırma Grubu, bugüne kadar meme, akciğer ve prostat kanserleri üzerinde anti kanser etkiyi ayrıntılı olarak araştırdı.

TÜBİTAK MAM’da da Dr. Ceyda Açılan ve ekibi tarafından üzerinde çalışmalar halen yürütülüyor. Yurt içindeki araştırmaların yanı sıra söz konusu iki kompleksin Yunanistan’da deney hayvanları üstüne, Hırvatistan’da hematolojik tümörler üstüne ve İngiltere’de prostat kanseri kök hücreleri üstüne etkisi halen araştırılıyor.
Kanser tedavisinin başarısızlığının, kanser kök hücresinin tedaviye direnç göstermesinden kaynaklandığını hatırlatan Multidisipliner Kanser Araştırma Grubu’ndan UÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalından Prof. Dr. Engin Ulukaya, söz konusu komplekslerden birinin kanser kök hücresini öldürdüğünü tespit ettiklerini söyledi. Bu nedenle, İngiltere’deki çalışmalarının özellikle önem arz ettiğini bildiren Prof. Dr. Ulukaya, “İngiltere’de prostat kanseri kök hücreleri üstündeki etkisi klinikte kullanılan etoposit ve cisplatin gibi ilaçlara göre daha etkili bulundu. Bu çalışma sonuçları yayınlanmak üzere PLOS ONE dergisine sunuldu. Palladium bileşiklerinin prostat kanseri kök hücreleri üzerindeki etkisi açısından bu çalışma dünyadaki ilk çalışmadır ve sonuçları ümit vaat etmektedir.” dedi.

Uludağ Multidisipliner Kanser Araştırma Grubu’nun hedefinin ülkemize bir kanser ilacı kazandırmak amacıyla dört yıl önce çalışmalara başladığını kaydeden Prof. Dr. Ulukaya, çalışmaların olumlu sonuçlarını görmenin heyecan verici olduğunu ifade etti. Bugüne kadar, Uludağ Üniversitesi, TÜBİTAK ve AB projelerinden COST Action’ların desteğini aldıklarını belirten Prof. Dr. Ulukaya, daha ileri çalışmalar için özellikle Sağlık Bakanlığı’nın ve yerli ilaç sanayinin desteğini beklediklerini vurguladı.

Türkiye’ye yeni bir meslek geliyor

Özel Kariyer Meslek ve Dil Kursu Kurucu Genel Müdürü Ayşe Özkan, ‘Mesleğiniz ve işiniz güneş olsun’ sloganıyla eğitim hayatına 30 kursiyerin katılımıyla başladıklarını söyledi. Türkiye’de gelecek yüzyılın mesleğini başlattıklarını belirten Özkan, şöyle konuştu: “Teknoloji ilerledikçe enerji ihtiyacı artacaktır. Dolayısıyla biz bu ihtiyaca cevap vermek için yetişmiş iş gücü yetiştiriyoruz. Kursun, Milli Eğitim Bakanlığı’nın meslek olarak aldığı resmi ismi ile ‘Güneş Enerjisi Sistemlerinin Kurulum Bakım Onarım ve Ölçüm Teknikleri’dir. Biz kısaca adına ‘solar montörlük’ diyoruz. Kursiyerlerimize 10 günlük teorik eğitimin ardından görsel ve uygulamalı eğitim veriyoruz. Hiç elektrikten anlamayan bir kişiyi bile bu eğitimi verebiliyoruz.” 

Türkiye’nin bugün dışarıdan enerji ithal ettiğini ifade eden Özkan, şunları söyledi: “Eğer hızlı bir şekilde bu yayılım olursa beş yıl sonra Türkiye’nin dışarıdan enerji ihtiyacı olmayacaktır. Bu panelleri her yere döşediğimizde masmavi camla kaplı her eve yetecektir üretilen enerji. ‘Güneş kapla Türkiye’ isimli bir proje başlatmak istiyoruz. Ülkemizi güneş enerjisi tesisleri ile kaplamak istiyoruz.” 

İŞ-KUR İLE ÇALIŞMALARIMIZ VAR

Sistemi Almanya’dan getirdiklerini ifade eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Almanya’da yılda 900 saat güneşlenme süresi, Antalya’da ise dört katı 3600 saat güneşlenme süresi var. Almanya’da 9 senede kendini amorti eden sistem Antalya’da 2.5 yılda edecek. Ortalama 100 metrekarelik bir eve kurulacak tesisin fiyatı 5 bin lira civarında. 2.5 sene içinde elektrik faturası öder gibi sistemin fiyatı ödeniyor. 25 yıl garantisi var. Kursu bitirenler, öncelikle kendi işlerini yapabilirler. İş-Kur’la çalışmamız var. İşletmeler elemanlarını yetiştirebilir. Yurt dışına staja gitmek ya da orada çalışmak isteyen kursiyerlere yardımcı oluyoruz. Kursu bitirenlere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika veriliyor.”

İLK SERTİFİKALI USTALAR OLACAK

Üç ay sürecek kursta GQ Solar Enerji olarak, güneş enerjisi PV kurulumu, onarım, bakım ve ölçüm teknikleri kursunu, Türkiye’nin ilk sertifikalı solar enerji ustalarını yetiştirmek üzere kurduklarını kaydeden Özkan, kursta PV hakkında genel bilgiler, çevre koruma ve geri dönüşümleri, elektro tekniği temel konuları, fotovoltaik bilgiler, PV sektör ürünleri ve kavramları, kurulum teknikleri, ölçüm teknikleri, bakım ve onarım teknikleri, yasal düzenlemeler, PV güvenlik sistemleri ve sigortalama konuları, iş güvenliği, girişimcilik ve PV konusu teşvikleri konularının öğretileceğini belirtti.

ŞANSLIYIZ

Kursiyerlerden Mustafa Erdoğan, elektik ve elektroniğe ilgisinin olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Sıhhi tesisat sektöründeyim. Amatör olarak güneşten elektrik üretiyorum. Burada eksik kaldığımız alanda yeni bilgi öğreneceğiz. Kurs sonunda güneş enerjisinden elektrik üretme sisteminin kurulumunu ve satışını yapabilen yetkin kişiler olacağız. İlk olduğumuz için de şanslıyız.”

İŞYERİMİ KURMAK İSTİYORUM

Kursun tek kadın katılımcısı Çiğdem Tunçbilek de, yenilenebilir enerjiye karşı ilgisinin olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kursun Antalya’da olması bizim için bir şans. Dünyada her ülke alternatif enerji üretimine yöneliyor. Güneşlenme süresinin fazla olduğu ülkemizde güneşten enerji üretiminde geç kalındığını düşünüyorum. Yeni bir sektör olan bu alanda ilkler arasına girmek çok önemlidir. Bu alanda yükselmek istiyorum. İleride sertifikamı aldığım zaman kendi işyerimi kurmak istiyorum.”

‘3 büyükten’ yeni üniversite!

Türkiye’nin sayılı 3 üniversitesinin işbirliğiyle kurulacak IUAU, ”yarı sanal üniversite” şeklinde eğitim faaliyetinde bulunacak. Üniversitenin rektörü, kampüsü, mekanları veya ayrı bir akademik kadrosu olmayacak. Üç üniversiteye ait mekanlar, öğretim üyeleri, laboratuvarlar, derslikler, klinikler hazırlanacak organizasyonla ortak kullanılacak.

IUAU’nın ”sanal fakülte ve birimlerinde”, 3 üniversitenin öğretim üyeleri, örgün eğitim verecek. Üniversitede örgün eğitimin yanında uzaktan eğitim de aktif olarak kullanılacak. Öğrenciler, örgün eğitimin yapılacağı derslere, alınacak karar doğrultusunda belirlenecek üniversitede girecek.

Üniversitenin öğrencilerinin yüzde 50’si yabancı öğrencilerden, yüzde 50’si Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından oluşacak. Eğitim dili İngilizce olacak üniversitede, yabancı öğrenciler için Türkçe zorunlu ders olarak en az 2 yıl uzaktan eğitim yoluyla okutulacak. Üniversitede, yabancı öğretim üyesi istihdam edebilecek ve bunu özgelirinden finanse edebilecek.

İkinci öğretim şeklinde yapılanacak üniversite, ihtiyaçlarını öğrencilerden alınan harçlarla karşılayacak. IUAU bir devlet üniversitesi olmasına rağmen ayrı bir bütçesi bulunmayacak. Sadece IUAU’yu oluşturan 3 üniversiteye küçük bir bütçe payı eklenebilecek.

IUAU’nin Türkiye’deki diğer üniversitelere rol model olması ve özellikle ilde üçten fazla devlet üniversitesi barındıran illerde kurulacak benzer uluslararası yapılanmalara öncülük etmesi amaçlanıyor.

Hangi bölümler bulunacak?

IUAU’nun, tıp, eczacılık, diş hekimliği, sağlık bilimleri, ziraat, veterinerlik, mühendislik, mimarlık, fen, mütercim tercümanlık, eğitim fakülteleri bünyesinde lisans, sağlık, fen ve eğitim bilimleri ile bilişim, biyomedikal, nanoteknolojiler gibi konularda yüksek lisans ve doktora öğrencisi kabul edebilecek. İhtiyaç ve talep olan her branşta bölüm açılabilinecek.

Rektörü, öğretim üyesi yok

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, proje fikrinin yaklaşık 6 ay önce doğduğunu, Ankara ve Hacettepe Üniversitesi rektörleriyle projenin şartlarını oluşturduklarını, konuyla ilgili kendisinin YÖK’e, ilgi bakan ve milletvekillerine sunum yaptığını söyledi.

Bu tip üniversite örneklerinin dünyada bulunduğunu ancak Türkiye’de ilk olacağını dile getiren Büyükberber, ”Üniversitenin rektörü yok, öğretim üyeleri yok, mekanları yok. Bu mekanlar 3 üniversitenin ortak mekanları olabilir” dedi.

Türkiye’de 30 bin hekim açığı bulunduğunu, bu açığın 2023 yılına kadar kapatılması gerektiğini ifade eden Büyükberber, bu üniversitenin tıp fakültesinin daha öncelikli olarak faaliyete geçirilmesinin planlandığını, bu tür birlikteliklerle, açığın kapatılması doğrultusunda yeni bir adım atılacağını belirtti.

İngilizce ders verebilen öğretim üyelerinin bir fakülte çatısı altında toplanacağına işaret eden Büyükberber, bir koordinatörün yapacağı organizasyonla öğrencilerin, hangi üniversitede, hangi fakülte ve derslikte eğitim alacağını planlayacağını anlattı.

Büyükberber, ”Öğrenciler, sonuçta 3 üniversitenin rektörününde imzasının taşıyan bir diploma alacak. Başka bir değişiklik olmazsa öyle görünüyor veya içimizden bir vekil seçip onun imzasıyla olacak” diye konuştu.

Üniversitenin ikinci öğretim gibi bir mali yapılanma içereceğini dile getiren Büyükberber, ”Bu üniversite çok kaliteli olacak hem yabancı dilde eğitim verecek hem de 3 büyük üniversitenin en önemli öğretim elemanlarını bünyesinde barındıracak. Uzaktan eğitim verilmesinde sakınca olmayan dersler uzaktan eğitimle verilecek” şeklinde konuştu.

Öğretim üyelerine ek gelir olacak

Üniversitelerin kapasitelerinin ve atıl durumda kalan mekanların da kullanılacağına dikkati çeken Büyükberber, YÖK’ün ikinci öğretimde belirlediği fiyatlar dahilinde buradan elde edilen gelirin, ikinci ders ücreti karşılığı olarak öğretim üyelerine verileceğini ifade eden, ”Öğretim üyeleri için ciddi bir gelir kapısı da olacak” dedi.

Büyükberber, öğrencilerin bu şekilde fakültelerdeki farklı ekolleri, yaklaşımları bir potada eritebileceklerini dile getirdi.

Üniversitenin yasal işlemlerin tamamlanmasının ardından kurulacağını dile getiren Büyükberber, eğitim-öğretime eylül ayından itibaren başlamayı hedeflediklerini kaydetti.

İşitme kaybını önleyecek yeni cihaz

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yahya Gültekin ile Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Yarıktaş, SDÜ’de gerçekleştirdikleri ameliyatla ilerleyici işitme kaybı yaşayan ve işitme cihazlarından faydalanamayan 19 ve 21 yaşlarındaki iki hastaya koklear implant yöntemi kullanarak, iç kulaklarına implant yerleştirdi.

Böylece hastaların ameliyatı takip eden 3 ay içinde işitme yetilerini büyük oranda yeniden kazanacakları bildirildi.

Gültekin, gazetecilere yaptığı açıklamada, yöntemin doğumsal ve sonradan işitsel kayıp yaşayan hastalara uygulanabileceğini ancak ameliyatta sağlanacak başarının yaş arttıkça azaldığını kaydetti.

Erken teşhis yapılan hastalarda uygulanan yöntem sayesinde işitme kaybının büyük oranda giderilebileceğini ifade eden Gültekin ”Hastaları 1 yaşından sonra, 3 yaşını geçmeden ameliyat edersek normal bir çocuk gibi okula gider, yaşıtlarıyla aynı dil ve konuşma becerisine sahip olur. Bu şekilde yüzde 95 oranında başarı sağlanıyor” dedi.

Konuşma yeteneği kazanmış, işitme duyusunu daha sonra kaybetmiş hastalarda ise yaş sınırlaması olmadığını kaydeden Gültekin, ”Konuşma yetisini kaybettiği tarihten itibaren 10 yıl içerisinde bu operasyonu rahatlıkla yapıyoruz. 60 yaşında da 20 yaşında da hastamız var. Ancak hastaların bir şekilde konuşma becerilerini kazanmış olması gerekiyor. Konuşmaları düzelmemiş hastalara herhangi bir şey yapamıyoruz. Çünkü beyne herhangi bir sesli uyaran gitmediyse beyin kendini siliyor ve başarı sağlanamıyor” diye konuştu.

Gültekin, bugüne kadar söz konusu yöntemle 750 civarında başarılı operasyon gerçekleştirdiğini anlatarak, ”Günümüz dünyasında işitme kaybı sorun olmaktan büyük oranda çıktı. Sorun gecikmiş vakalarda. Türkiye’de 1 milyon doğumda 3 bin işitme kaybı vakası meydana geliyor. Bunlardan yılda ancak 900 civarındaki bölümü hastanelere başvuruyor” dedi.

Gültekin, operasyonun Türkiye’de belirli sayıdaki üniversite hastanesinde gerçekleştirilebildiğini sözlerine ekledi.

Türkiye’nin en yeni ihracat kalemi: fare

Veteriner hekim Begüm Buğdaycı, Deney Hayvanları Üretim Laboratuarı kurma fikriyle katıldığı girişimcilik yarışmasında 1. oldu.

İş fikrini kısa sürede hayata geçiren genç girişimci, ürettiği deney hayvanlarını ihraç ederek Türkiye’nin ihracat kalemlerine bir yenisini ekledi.

Toplamda 10’dan fazla türde deney hayvanı üretten Buğdaycı, şu anda 2 binin üzerinde kobay fareye sahip.

Farelerin fiyatları ise 22 ila 300 lira arasında değişiyor.
 

Çin Rus ilişkileri yeni döneme girdi

Çin’in devlet televizyonu CCTV’de ziyarete ilişkin yapılan yorumlarda Çin liderlerinin ilk ziyaretlerini Rusya’ya yaptığına dikkat çekildi. Önceden Rus-Çin ilişkilerin eşit olmadığı, ancak son yıllarda yapılan çalışmalarla bu ilişkilerin eşit hale geldiğine işaret edildi. Yorumlarda, Rusya’dan Çin’e gelecek yeni doğalgazın, Çin’in kuzeyindeki hava kirliliğinin azaltılmasına da büyük yardımı olacağı da belirtiliyor. Çin, enerjisinin yüzde 70’ini kömürden elde ediyor ve sanayide kullanılan kömür de ülkedeki ciddi boyutlara ulaşan hava kirliliğinin ana nedeni olarak gösteriliyor.

”Eşitlik ve karşılıklı yarar” prensibinin ilişkileri daha da ileriye götürdüğü, Rusya’nın isteği Çin’in ucuz iş gücü ve yatırımları, Çin’in de istediğinin Rusya’nın enerji kaynakları olduğu vurgulanan yorumlarda, Xi’nin ziyaretinde çok sayıda anlaşmanın imzalandığına da değinildi.

Çin medyasındaki haberlerde, Xi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kremlin Sarayı’ndaki Çin Turizm Yılı etkinliğine katıldığı, iki liderin, açılış törenin ardından yaklaşık 5 bin seyirciyle birlikte Çinli sanatçıların sunduğu muhteşem gösterileri izlediğine değinildi.

Buradaki konuşmasında Xi’nin, ”Bütün alanlardaki olumlu işbirliğinin genişletilmesi, önümüzdeki dönemde ikili ilişkilerin gelişmesinin çekirdeği olacaktır.” sözlerine yer verildi.

ZİYARETTE GENİŞ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ ÖN PLANDA

Tarihi ziyarette iki lider, 2015 yılına kadar ikili ticaretin 100 milyar dolar hedefine öngörülen takvimden önce ulaşılması konusunda hem fikir. Ziyarette Putin ve Xi, hükümetler arası ve işletmeler arası çok sayıda işbirliği belgesinin imza törenlerine katıldı.

Ziyarette ayrıca nükleer enerji, elektrik ve kömür gibi alanlarda daha etkin işbirliği yapacaklarını iki lider, Çin’in ihtiyaç duyduğu ham petrol tedariğinin artırılması, Çin’e likit doğal gaz ihracatı, Çin’in doğusuna ulaşacak doğal gaz boru hattının inşa edilmesi ve ortak petrol rafineri kurulması gibi konularda varılan fikir birliklerinin aktif şekilde yerine getirilmesi gerekliliğini dile getirdi.

Görüşmelerin sonunda Putin ve Xi, karşılıklı kazanca dayalı kapsamlı stratejik işbirliği ortaklığının derinleştirilmesine yönelik ortak deklarasyonu imzaladı.

Yeni Papa’yı Türkiye’ye davet etti

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Vatikan Devlet Başkanlığı’na seçilen Papa Franciscus’un resmi papalık ayinine katıldığını hatırlatarak, ”Roma ziyaretim çok iyi geçti. Papa ile yeni bir işbirliği dönemi başlattık. Bu, yalnız kiliselerine değil, bütün insanlığın yararına olacak, bütün insanlık için çığır açacak” dedi.

Bartholomeos, Kadir Has Üniversitesi’nde, üniversitenin kurucusu Kadir Has’ın ölüm yıl dönümü nedeniyle düzenlenen programın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Seçilmesinden sonra yaptığı bazı jest ve davranışların Papa Franciscus’u kamuoyunda çok sevilen bir şahıs olarak öne çıkardığını ifade eden Bartholomeos, ”Bu durum bu şekilde devam edecektir. Papa Franciscus’un, Hristiyanlara ve bütün insanlığa hizmet vereceğine inanıyoruz. Kendisini patrikhanemize davet ettik. Siz de biliyorsunuz ki, son üç Papa, patrikhanemizi resmen ziyaret etmiştir. Hristiyanların birliği için beraber çalışıyoruz. Kendisi de Türkiye’ye gelmek istediğini söyledi. Cumhurbaşkanımızın davet etmesi lazım ve eminim ki davet edecektir” diye konuştu.

Vatikan’da, 19 Mart’ta düzenlenen resmi papalık ayinine katılan Bartholomeos, ”Roma ziyaretim çok iyi geçti. Papa ile yeni bir işbirliği dönemi başlattık. Bu, yalnız kiliselerine değil, bütün insanlığın yararına olacak, bütün insanlık için çığır açacak” ifadelerini kullandı.

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Papa Franciscus’e 2014 yılının Ocak ayında Kudüs’te buluşma önerisinde bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”Çünkü seleflerimiz tam 50 yıl önce orada bulunup, batı-doğu Hristiyanlığı ilişkilerinde yeni bir dönem açtı. Papa Franciscus’a bu tarihi buluşmanın 50. yıl dönümünü kutlamak için Kudüs’e gitmemizi önerdim. Bunu da memnuniyetle kabul etti. Böylece kutsal yerlere beraber gitmiş olacağız. Beni güzel karşıladı. Roma’da okuduğum için Roma ve Katolik kilisesiyle sıcak ilişkilerim var. Kardinaller, sınıf arkadaşlarım. Yani yeni Papa’yı seçenler arkadaşlarım. Böylece dostluğumuzu insanlığın yararına geliştiriyoruz. Her zaman birlik ve beraberlikten, dostluktan yanayız.” 

Yükselen yeni güçler yoksulluğu azaltıyor

Yoksul güney ülkelerinin gelişmesi yoksulluğu azaltıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın İnsani Gelişme Raporu, Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerinin ilk kez ekonomik büyümenin ve toplumsal değişimin itici gücünü yakaladığını ortaya koydu.

2020’de dünyanın gelişen en büyük üç ekonomisi Brezilya, Çin ve Hindistan’ın toplam üretimlerinin G8 üyeleri Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İngiltere, Kanada, Fransa ve İtalya’nın toplamını geçeceği hesaplanıyor.

ÇİN’DE 500 MİLYON KİŞİ YOKSULLUKTAN KURTULDU

Gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaretindeki payı ikiye katlandı. Rapora göre, güneyde daha yaygın biçimde yaşam koşulları iyileşirken Dünya çapında aşırı yoksulların oranı yarı yarıya azalıp yüzde 22’ye geriledi.
Sadece Çin’de 500 milyon kişi yoksulluktan kurtuldu.

Çin, ikinci en büyük ekonomi olarak Japonya’nın yerini almış durumda. Yoksulluğun azaltılması ile ilgili yürüttüğü programlar ile ülkesinde eşitsizlikleri giderek azaltan Brezilya, gelişmekte olan ülkeler için diğer büyüme lokomotiflerinden biri.

Rapor kuzey-güney farklılığının sadece gelişmiş-gelişmekte olan ülkeler arasında değil, her ülkede de belirgin bir ayrışma olarak gözlendiği vurgulandı.

Türkiye, Tayland, Güney Afrika, Meksika, Endonezya ve diğer gelişmekte olan ülkeler de insani gelişme alanında başarılı ve artık dünyanın ileri gelen aktörleri olarak gösterildi.

Yeni açıköğretim sistemi kolay mezun ediyor

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın, ”Sistem, çalışan öğrencimiz lehine oldu. Yıllarca bir dersimizde başarı oranımız yüzde 20’de iken şu anda yüzde 50’lere çıktı” dedi.

Prof. Dr. Aydın,  AÖF’de 3 yıl süren çalışmalar sonrasında 2012-2013 akademik yılında itibaren eğitim-öğretimde dönemlik kredili sistemine geçilerek yaklaşık 2 milyondan fazla öğrencinin intibaklarının yapıldığını söyledi.

Daha önce vize-final ya da vize-final-bütünleme sonuçlarına göre 100 üzerinden 50 ve üzeri puan alan öğrencilerin dersten geçtiğini, alamayanların da kaldığını hatırlatan Prof. Dr. Aydın, yeni sistemde bunun tamamen değiştiğini anlattı.

Prof. Dr. Aydın, bir dersin ortalaması esas alınıp öğrencilerin ortalamalarının hesaplandığını dile getirerek, şöyle konuştu:

”Bağıl değerlendirme sistemine bağlı olarak ‘koşullu geçme’ ya da ‘şartlı geçme’ dediğimiz sistem meydana geldi. Önceki yıllarda tek dersten, mesela Matematik veya İngilizce gibi derslerden kalan öğrencilerimiz, yıllarca mezun olabilmek için bu derslerden geçmeyi bekliyordu. Şu anda öğrencimizin genel ortalaması 2,00’nin ve ders notu FF’in üzerindeyse öğrencimiz mezun olabiliyor. Dolayısıyla yeni sistemle alakalı birçok öğrencimizden olumlu yanıtlar gelmeye başladı. Sistem, çalışan öğrencimiz lehine oldu. Yıllarca bir dersimizde başarı oranımız yüzde 20’de iken şu anda yüzde 50’lere çıktı. Bu oran, öğrencilerimizin başarısıyla oluştu. Tabii ki, bunun içinde şartlı ve koşullu geçen öğrencilerimiz de var. Dahası bu sistemle örgün eğitimle açıköğretim arasındaki geçişler olanaklı hale geldi. Örgün öğrencilerin, açıköğretimden ders alabilmesinin yolu açılırken, açıköğretim öğrencilerinin de örgün eğitime geçiş olanakları artırıldı. Öğrencilerin istihdamının kolaylaştırılması, ulusal ve uluslararası hareketliliği gündeme geldi.”

Bahar dönemi kayıtlarının 11 Mart’ta başladığını anımsatan Prof. Dr. Aydın, kayıt ve ders seçimlerinin internet aracılığıyla 21 Mart’a kadar gerçekleştirileceğini bildirdi.

Sistemin öğrenci merkezli hale geldiği için kayıt yenileme ve ders seçme işlemlerinde sorumluluğun tamamen öğrencilere ait olduğu uyarısında bulunan Prof. Dr. Aydın, şöyle devam etti:

”İntibakları yapılan tüm öğrencilerimizin alttan alması gereken dersleri varsa ve bu dersler öğrencinin üzerine yüklenmemiş dahi olsa bunları kendileri eklemeleri gerekiyor. Ders kaydı işlemi gerçekleştirildikten, sonra mayıs ayında ara sınavlar yapılacak. Ayrıca, nisan ayının başına kadar bütün öğrencilerimizin kitaplarını dağıtmış olacağız. Bu ay başından itibaren internet üzerinden kitaplara ulaşabiliyorlar. TRT Okul ekranlarından farklı formatlarda üretilen TV eğitim programlarımız öğrencilerimizin ders çalışmasına imkan sağlıyor ve bu programlara internet üzerinden her türlü platformdan ulaşılabiliyor. Öğrencimiz hangi dersi alacağını biliyorsa şu andan itibaren kitabını almamış dahi olsa buralardan derslerine çalışabilir. Öte yandan, bahar döneminden itibaren internet üzerinden eş zamanlı ve eş zamansız danışmanlık hizmeti başlayacak. Hocalarımız belli saatlerde danışmanlık hizmetini verecek ve ders anlatımı yapılacak. Dersleri izleyemeyen arkadaşlarımız, daha sonra sistemden izleyebilecek. Bir de çok hızlı bir şekilde bahar dönemi için elimizdeki kitapların e-öğrenme materyallerini hazırlıyoruz, büyük ihtimale nisan ayının ortalarında en azından ihtiyaç duyulan ünitelerin e-öğrenme materyalleri sisteme yüklenmiş olacak.”

”e-öğrenme seferberliği’ başlatıldı”

Prof. Dr. Aydın, dönemlik kredili sistemin gerekliliğinden başlayarak kısa bir süre önce Açıköğretim Sistemi’nde köklü düzenlemelere gidildiğini ve sistemin yeniden yapılandırıldığını vurguladı.

Bu süreçte yenilenen tüm programların yeterlilikleri ve derslerin öğrenme çıktıları belirlendiğini, tüm ders kitaplarının 5 bine yakın öğretim üyesi tarafından yeniden yazıldığını ifade eden Prof. Dr. Aydın, ”Üniversitemizin ve öğretim üyelerimizin donanım ve yazılım ihtiyaçları yenilenerek sistemin alt yapısı tamamlandı. Bu doğrultuda da her öğretim üyesinin öğretim tasarımcısı olması hem örgün sisteme de verdiği ders hem de açıköğretimde sorumlu olduğu ders internete dayalı olarak tasarımı, yapımı ve sunumu için ‘e-öğrenme seferberliği’ başlatıldı” dedi.

Bu kapsamda Açıköğretim Sistemi’nde yer alan her program ve ders için yenilikçi yöntemleri kullanarak etkileşimli öğretim materyalleri üretileceği bilgisini veren Prof. Dr. Aydın, şunları kaydetti:

”Her dersin etkileşimli kitabı ve e-öğrenme bileşenlerinin üretimi, eş zamanlı danışmanlık sisteminin kurulması, farklı öğrenme biçimlerine ve ihtiyaçlarına uygun kişiye göre özelleştirilebilir etkileşimler ve arayüzler geliştirilmesi, özel eğitim ihtiyacı duyan bireylere yönelik eğitim ortamlarının tasarımı, akıllı öğrenci destek hizmetlerinin uygulanabilirliği, 3 boyutlu sanal gerçeklik ve laboratuvar uygulamaları, mobil öğrenme araçlarının kullanımı ve öğrenme imkanlarına erişimin fırsat eşitliği ilkesi ucuz, hızlı, her yerde ve istenilen zamanda ve güvenilir bir şekilde sağlanmasını hedefliyoruz.”

Transkript belgelerindeki ”uyarı” yazısı ne anlama geliyor

Prof. Dr. Aydın, güz dönemi notlarının açıklanmasının ardından bazı öğrencilerin transkript belgelerinde ”uyarı” yazısı gördüğünü ve pek çok öğrencinin bunun ne olduğunu sorduğunu hatırlattı.

Ortalaması 2,00 altında olan öğrencilerin ”uyarı” aldığı bilgisini veren Prof. Dr. Aydın, ”Güz dönemi sonunda not ortalaması 2,00’ın altındaysa bu öğrenci ‘uyarı’ alır. Yani öğrenciye diyoruz ki, ‘bir sonraki dönem daha iyi çalış, ortalamanı 2,00’ın üzerine çıkar’. Mesela notlarından ikisinin FF, 3’ünün de CC’nin altında yani CD, DC, DD ise bu öğrenci çalışacak. Bahar dönemi sonunda genel not ortalamasını 2,00’ın üzerine çıkaracak. Bu olunca yıl sonu not çizelgesinde ‘başarılı’ yazacak. Bahar dönemi sonunda genel not ortalaması 2,00’ın altına düşerse bu sefer ‘tekrar’ durumuna düşecek ve bir sonraki yarıyılda CC’nin altındaki dersleri almak zorunda kalacak” diye konuştu.

Sebahat Tuncel: Yeni bir sürece başlıyoruz

Kazlıçeşme Meydanı’ndaki Nevruz kutlamalarına katılan Sebahat Tuncel, “Önümüzdeki dönem zorlu bir dönem. Yeni bir sürece başlıyoruz. Bu süreç, dışarıdan izleyeceğimiz bir süreç değil. Tam içinde olacağımız bir süreç. Bu süreç belki bizi çözüme, barışa götürecek. Biz buna inanıyoruz. Çözüm ve barış dışarıda izleyerek olmaz. İşte Nevruz alanını doldurarak olur. Bugün ki sloganımız, Kürdistan’a statü, Öcalan’a özgürlük ve Türkiye’ye demokrasidir.” ifadelerini kullandı.

Sırrı Süreyya Önder ise “Halkların demokratik kongresi adına burayı dolduran, bütün temsiliyetlere, halkların temsilcilerine selam olsun. Hoş geldiniz. Nevrozunuz kutlu olsun. Barışa vesile olsun. Yeni bir sürece başlıyoruz. Adına barış masası diyorlar. Ama masada kotarılan bir şey değildi bu. Bütün Türkiye halklarının başta Kürt halkı olmak üzere, Ermenilerin, Süryanilerin, Kafkas halklarının Lazların mücadelesiyle yeryüzüne yazıldı. Hepinizin eseridir. Biz bir mücadelenin en acı sonuna geldik. Bundan sonra artık yeni Türkiye’yi bütün halklarla birlikte inşa etmenin zamanıdır. Tam bir demokrasi ile bu mücadelemiz tüm ezilen halkların kurtuluşunun sona ermesine kadar devam edecek.” şeklinde konuştu.

Uçağı rötar yapanlara yeni haklar geldi

Bunlar arasında 12 saatten fazla rötar olması durumunda yolcuların rakip havayolu şirketlerin uçaklarıyla uçurulması da var. Yeni haklar çerçevesinde, tazminat gerektiren olağanüstü koşullar da yeniden tanımlanıyor.
 
Örneğin uçaktaki mekanik arızalar bu gruba girmiyor ama doğal afetler ve trafik kontrol görevlilerinin grevi yolcular için tazminat hakkı doğuruyor.

Komisyon 2014’ten önce yürürlüğe girmesi beklenmeyen bu kuralların havayolu şirketleri ve yolcuların haklarına açıklık getireceğini belirtiyor.

Komisyonun ulaştırmadan sorumlu üyesi Siim Kallas, “Önemli olan yolcuların haklarının kağıt üzerinde kalmaması. İşler ters gidince, haklarımızın ne olduğunu kesin olarak bilebilmeliyiz. Mahsur kalan yolcular için önceliğin bir an önce evlerine varmak olduğunu biliyoruz. Bu yüzden bilgilendirme, yolculara ilgi gösterilmesi ve yeni uçuşun ayarlanmasına odaklanıyoruz” dedi.
 
İzlanda’da 2010’da yanardağdan yükselen kül bulutları nedeniyle Avrupa’da günlerce uçak seferleri yapılamamıştı.
 
Bu dönemde havayollarının sorumlulukları konusunda karmaşa yaşanmıştı.
 
Bazı havayolu şirketleri başlangıçta yolcuların masraflarını karşılama konusunda gönülsüz davranmış, ancak Avrupalı yetkililerin müdahalesiyle geri adım atmıştı.
 
En fazla üç gün konaklama
 
Ryanair yakın bir zaman önce, Faro-Dublin uçuşu için yedi gün bekleyen bir yolcunun Avrupa Adalet Divanı’nda açtığı davayı kaybetmişti.
 Mahkeme, yolcunun otel, yemek ve ulaşım için harcadığı 1130 Euro’yu ödemesi gerektiğine hükmetmişti.
 
Yeni düzenlemelerle havayolu şirketleri de bazı yeni haklara sahip olacak.
 
Buna göre, havayolu şirketleri en fazla üç gün için konaklama bedeli ödeyecek.
 
Hamile veya çocuklu kadınlar ya da yürüme engelliler için üç gün sınırlaması yok.

Tunus’ta yeni hükümet yemin etti

Meclisten güvenoyu alan hükümet, başkent Tunus’taki Kartaca Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Munsif el-Merzuki’nin önünde anayasal yeminini etti.

Cumhurbaşkanı Merzuki yaptığı konuşmada, ”Herkesi, açık hedeflere odaklanmaya çağırıyorum. Bu hedeflerin ilki ülkenin güvenliğini sağlamaktır” dedi.

Merzuki konuşmasında, ülkenin güvenliği sağlamada güvenlik güçleri ve askerin gösterdiği çaba ve özverinin önemini vurguladı.

Başbakan Ali el-Ureyd’in sunduğu kabine listesi, Tunus Kurucu Meclisi’nde 139 kabul, 45 ret, 13 çekimser oyla güvenoyu almıştı.

AA

Yeni Papa hızlı çıktı! 43 bin takipçisi var

Yeni Papa Arjantinli kardinal Jorge Mario Bergoglio’nun Facebook hesabında seçimlere girerken dahi paylaşımda bulunduğu görülüyor.

Yeni Papa’nın Facebook sayfasında 43 bin takipçisi bulunurmen bu rakamın hızla artması bekleniyor.

Halıcıoğlu metrobüs istasyonuna yeni üst geçit

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, metrobüs istasyonlarını yayalar ile engelli bireylerin kullanımı ve erişimi açısından daha konforlu hale getirecek çalışmalar kapsamında, yeni bir üst geçidin daha yapımına başlandı.

Halıcıoğlu ve Sütlüce mahallelerini de birbirine bağlayacak üst geçit, metrobüs istasyonuna güvenli erişim sağlayacak.

Uzunluğu 134 metre, genişliği 6 metre ve merdiven genişliği 3 metre olarak tasarlanan üst geçidin bir ayda tamamlanması planlanıyor.

Halıcıoğlu metrobüs durağına ayrıca yaşlı ve engelli vatandaşların erişimi için 3 asansör yapılacak.