Paris’teki terör karşıtı yürüşe PKK yandaşlarıda katıldı

Fransa’nın başkenti Paris’te, 17 kişinin ölümüne yol açan terör saldırılarının ardından, bugün toplam 1 milyon kişi ve 50’ye yakın ülkeden devlet-hükümet başkanının katılımıyla ‘’Cumhuriyet Yürüyüşü’’ gerçekleştirildi.

Gösterinin başladığı Cumhuriyet Meydanı’nda  sabah saatlerinde tamamen dolarken, Fransızların dışında yine dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin de akınına uğradı.

GÖSTERİ SIRASINDA PKK FLAMALARI

Gösteri sırasında meydanda bulunan anıt üzerinde Fransa bayrağının yanında çok sayıda ülkenin bayrağı da dalgalandı. Fakat teröre karşı gerçekleştirilen bu yürüyüşte PKK flamaları ve Öcalan posterlerinin olması dikkat çekti.

Çanakkale yeni bir devrin başladığı yer

7. Büyükelçiler Konferansı’nın “Çanakkale” oturumuna katılan Bakan Çavuşoğlu, 9 Ocak tarihinin Çanakkale Savaşları’ndan sonra son İngiliz askerlerinin Gelibolu topraklarını terk ettiği gün olduğunu hatırlatarak, Çanakkale’nin ’bir devrin sona erdiği, yeni bir devrin başladığı yer’ olduğunu belirtti. Çavuşoğlu, Çanakkale Savaşları’nın Türk tarihi bakımından önemine işaret ederek, “93 Harbi ve Balkan Savaşları’nın getirdiği yenilgi nedeniyle büyük bir moral bozukluğu yaşayan Türk milletine özgüven ve mücadele gücü kazandırmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın başarılı olmasını sağlayan en önemli hususlardan birisi budur. Çanakkale bize milli mücadele kahramanı, milli mücadelemizi, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan kahraman Gazi Mustafa Kemal’i kazandırmıştır” dedi.
 

Abdullah Gül’den o karakola ziyaret

Abdullah Gül, Nuruosmaniye Camii’nde cuma namazını kıldıktan sonra Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve beraberindekilerle birlikte bir lokantaya giderek yemek yedi. Daha sonra Sultanahmet’e geçen Gül, canlı bomba saldırısının düzenlendiği Turizm Şube Müdürlüğü’nü ziyaret etti. İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok’tan bilgi alan Gül, ziyaretin ardından gazetecilere açıklama yaptı. Olaydan sonra şehit polisin ailesini arayıp başsağlığı dileyen Abdullah Gül, “Çok üzüldük. Tekrar emniyet camiamıza başsağlığı diliyorum. Çok daha fazla zayiat olabilirdi ama tecrübeleriyle fark etmişler. Allah rahmet etsin. Bundan sonra müteyakkız olmak gerekiyor. Polis teşkilatı zaten öyle. Çevremizde olan her şey ister istemez tehditleri artırıyor. İnşallah bundan sonra bu tip acılar yaşanmaz. Tekrar geçmiş olsun” şeklinde konuştu.
 

1 kalp iki çocuk ?

Beyin ölümü gerçekleşen 12 yaşındaki çocuğun kalbi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 10 yaşındaki Havva Şahin‘e takılacakken, uyumsuzluk nedeniyle 15 gün önce acil kalp nakli listesine yazılan 8 yaşındaki Burak’a nakledildi. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Karaman’da elma toplamak için çıktığı ağaçtan düşen ve hastanedeki 15 günlük yaşam mücadelesini önceki gün kaybeden 12 yaşındaki Muhammet Düzgüner’in bağışlanan kalbi sevinç ve hüznü bir arada yaşattı.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Servisi’nde acil kalp nakli bekleyen 10 yaşındaki Havva Şahin’e nakledilmek üzere hazırlanan kalp, uyumsuzluk nedeniyle acil organ nakli listesine 15 gün önce kaydolan 8 yaşındaki Burak Karatop‘a takıldı. Doğuştan kalp yetmezliği çeken Burak Karatop’un annesi Gülay Karatop, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 8 yıldır çeşitli hastanelerde çocuğuna şifa aradıklarını en son kalp naklinin gerekmesi üzerine Muğla’dan İzmir’e geldiklerini ve oğlunun yaklaşık 1 aydır Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gördüğünü anlattı.

Muhammet’in kalbi Burak’ta yaşıyor

Kurban Bayramı öncesinde çocuğunun acil kalp nakli bekleyenlerin yer aldığı listeye kaydolduğunu ifade eden Karatop, şöyle konuştu: “Dün akşam birden bir olay gerçekleşti. Karşı odamızda 10 yaşındaki Havva Şahin’in kalp nakli olacağı bildirildi. Hep birlikte sevindik. 3 çocuk nakil bekliyordu. İsmail Hakkı diye bir çocuk daha vardı ve o bayağı bir süredir nakil bekliyordu, ona da olmayınca üzüldü. Bize sıra geleceği aklımızdan geçmiyordu. En az 7-8 ay bekleriz diyorduk. Onlara kalp uymayınca bize çıktı. Bir anda şaşırdım. Hüznü ve sevinci yaşadım. Organını bağışlayan aileye de üzüldüm. Kendim için sevindim, canıma can kattılar. Allah bin kere razı olsun. Çok değişik bir duygu. Onlara da baş sağlığı diliyorum. İzin verirlerse onlarla tanışmak istiyoruz. Onların evlatları artık bizim evladımız. Burak’ın kalbi sonuçta Muhammet’e ait. Onların evlatlarının kalbi Burak’ta yaşıyor.”

Baba Salih Karatop ise 8 yıldır çocuklarının tedavisine çözüm aradıklarını ancak bunu gerçekleştiremediklerini, en son kalp naklinin gerekmesi üzerine Ege Üniversitesi’ne geldiklerini dile getirdi. Karaman’dan gelen haberle mutluluk yaşadıklarını söyleyen Karatop, “Başımıza gelene kadar organ naklinin, bağışının ne kadar önemli olduğunu bilmiyorduk. Bu konuda ailelerin duyarlı olmasını istiyorum. Buruk bir sevinç yaşıyoruz. Diğer tarafta cenaze kalkıyor. Allah kimseyi evladıyla imtihan etmesin. Organ nakli herkesin başına gelebilir. Herkesi organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet ediyorum” diye konuştu.

Kalp nakil operasyonunu gerçekleştiren ekipte yer alan EÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tahir Yağdı da donörün kilosuna, kan grubuna, boyuna göre listedeki alıcılar arasında araştırma yaptıklarını ve 8 yaşındaki Burak’ın uygun bulunduğunu kaydetti. Burak’ın doğuştan kalp kaslarındaki yetersizlik olduğunu dile getiren Yağdı, “Artık sıkıntılı bir döneme girmişti. O nedenle kendisi ve ailesi için büyük bir şans oldu. Biz de bunu değerlendirdik” dedi.

Kaynak: AA

Erzincan’da 18 ton kaçak çay yakalandı

Erzincan Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince geçen yıl yapılan uygulamalarda ele geçirilen 18 ton kaçak çayın, analizlerin tamamlanmasının ardından imhasına karar verildi.

Kaçak çaylar, Erzincan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Erzurum Gümrük Müdürlüğü görevlilerinin gözetiminde Erzincan Belediyesi çöp depolama alanında yakıldı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ekrem Karadağ, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “2012 yılında yurda kaçak yollarla getirilen 18 ton çay, emniyet kuvvetlerimiz tarafından ele geçirilmişti. İl Müdürlüğümüz tarafından hem Trabzon hem de Erzincan’daki kontrol laboratuvarlarında numuneler analiz edilmiştir. Analizlerde çayların içinde mikrobiyolojik olarak küf ve mantar tespit edilmiştir. Dolayısıyla tüketime uygun değildir” diye konuştu.

Kaynak: AA

Cep telefonuyla ‘hafızlık eğitimi’

Kahramanmaraş Müftülüğünde müezzin olarak çalışan görme engelli Rıdvan Cinkara, Tokat Mehmet Akif Ersoy Görme Engelliler Okulunda görev yapan Sosyal Bilgiler Öğretmeni İbrahim Koç’a cep telefonu aracılığıyla hafızlık eğitimi veriyor. Cinkara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, görme engellilerin eğitim gördüğü okulda kabartma Kur’an eğitimi vermek için 2010 yılında gittiği Tokat’ta doğuştan görme engelli İbrahim Koç ile tanıştığını söyledi.

Koç’un daha önce kısmen Kur’an okumayı öğrendiğini belirten Cinkara, “Bizim verdiğimiz eğitim sonucu kendisini geliştirdi. Yeni bir kurs vermek için 2011 yılında tekrar Tokat’a gittim. Kendisini daha iyi yetiştirmesi için yardımcı eğitici olarak yanıma gelmesini teklif ettim. Görüşmelerimiz devam etti, daha sonra Antalya İl Müftülüğünün açmış olduğu yaz kursuna davet edildim. Orada İbrahim Koç ile çalıştık. O zamana kadar hep telefonla görüşüyorduk, yüz yüze olunca daha rahat bir ortam meydana geldi. Kur’an eğitimi, kaideleri ve okuma esasları üzerine sohbetler yapıyorduk, daha sonra hafızlık üzerine sohbetler gelişti” diye konuştu. -“İlk defa cep telefonundan hafızlık dersi veriyorum” Koç’la sürekli telefonda konuştuklarını anlatan Cinkara, şöyle konuştu: “İbrahim bana, ‘abi hafızlık yapmak istiyorum bana yardımcı olur musun?’ dedi.

Ben de ‘seni takip ederim ama birbirimize olan mesafemiz çok uzak en iyisi sen derslerine çalış ben seni telefondan takip edeyim, telefonla sıkıntı olduğu yerde internetten devam ederiz’ dedim. Zaten daha önce aynı program üzerinden online ders vermiştim. Antalya’dan döndükten sonra önce telefonla, sıkıntı olduğunda internet üzerinden çalışmaya başladık. Yaklaşık bir ay oldu. Hafızlığın kuralları gereği başladığımız birinci turu tamamladık, şu anda ikinci turdayız. Allah izin verirse yaklaşık 2 yılda tamamlayıp arkadaşımızın, hafızlık belgesi alması için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sınavına katılmasını sağlayacağız. İbrahim kardeşimizden başka bu haberi görüp de hafızlık yapmak isteyen herkese telefonum, internetim ve kapım her zaman açık. Yeter ki hafızlık yapmak istesinler, biz onlara vaktimizi ayırırız. İlk defa cep telefonundan hafızlık dersi veriyorum.”

Mehmet Akif Ersoy Görme Engelliler Okulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni İbrahim Koç ise 3 yıl önce hafız olmaya karar verdiğini belirtti. Tokat’ta açılan Kuran Kursuna gittiğini ve 21 yaşında Kuran-ı Kerim öğrendiğini aktaran Koç, daha sonra hafızlık merakının başladığını ve yaklaşık 1 ay önce hafızlık çalışmalarına telefon aracılığıyla başladıklarını dile getirdi. Görevinden dolayı hafızlık okuluna ve kursa gidemediği için telefonla çalışmayı düşündüğünü ifade eden Koç, hafızlık eğitiminin bilgisayar ve telefondan zor olmadığını söyledi. Haftada 5 sayfa okuduğunu aktaran Koç, “Her gün bir sayfa ders veriyorum hocamıza. 2 gün dinleniyoruz. Kuran-ı yeni öğrenmek isteyenler, mutlaka uzmanından ders almalı” dedi.

Kaynak: AA

Fikret Orman’ın babası vefat etti

Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman’ın babası, siyah beyazlı kulübün eski yöneticisi Abdulkadir Orman yaşadığı rahatsızlık nedeniyle dün Acıbadem Hastanesinde hayatını kaybetti.

Üç gündür babasının başından bekleyen eşi Nuran, oğlu Fikret Orman kardeşleri Ümit ve Kısmet Orman ile yeğenleri Suat Orman, Hakan Özkese ile aile bireyleri babaları Aldulkadir Orman’ın ölümü nedeniyle büyük üzüntü yaşadı.

Abdulkadir Orman’ın cenazesi yarın öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacak.

1 terörist daha teslim oldu

Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, terör örgütünden kaçan bir terörist Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Derecik kırsalındaki Gediktepe Üs Bölgesi’nde güvenlik güçlerine teslim oldu.

Şemdinli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde işlemleri tamamlanan terörist adliyeye sevk edildi.

İlk sivil şehitin ailesine maaş bağlandı

5 yıl önceki patlamada eşini kaybeden Bengü Güler, verdiği mücadelenin ardından kendisi ve kızı için şehitlik maaşı almaya hak kazandı.

Tarih 27 Temmuz 2008. İstanbul Güngören’de, ardarda patlayan iki bomba sonucu beşi çocuk 18 kişi hayatını kaybetti, 154 kişi de yaralandı. Patlamada hayatını kaybeden isimlerden biri de antrenör Hayrettin Güler’di.

Olayın üzerinden 5 yıl geçti. 35 yaşındaki Bengü Güler, eşini kaybettikten sonra kızı Çağla’yla beraber hayata tutundu.

HAYRETTİN GÜLER İLK SİVİL ŞEHİT

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca Temmuz 2013’te yapılan yasal düzenlemelerle, sivil terör mağdurlarına da maaş ve istihdam hakkı verildi. Güler ailesinin başvurusunun ardından Güngören patlamasında ölen Hayrettin Güler sivil şehit sayıldı.

Başvurunun ardından anne-kıza Türkiye’nin ilk sivil şehitlik maaşı bağlandı. Eşini kaybeden Bengü Güler “Çok sevindik, çünkü çok fazla mücadele verdik. Bazen pes ettiğimizde oldu bir şekilde inanıyorduk, yani bu sonuçta bu bizim hakkımızdı bu terör olayıydı. Bizim için sabahlara kadar mücadele eden insanlar oldu. Mücadelemizi verdik ve kazandık” açıklamasında bulundu.

“AYNI DURUMDA 26 BİN AİLE DAHA VAR”

Sivil şehitlik maaşı anne ve kızına ayrı ayrı verilecek. Bengü Güler aylık 364 lira, kızı Çağla ise 182 lira maaş alacak.

Kendileriyle aynı durumda 26 bin aile olduğunu belirten Güler, onların da aynı hakkı kazanması için mücadele edeceğini söyledi.

Terör örgütünden kirli plan

İstanbul’un göbeğinde eli silahlı kişilerin baş göstermesi, Tunceli’de barların bahane edilerek olaylar çıkarılması, Adıyaman, Hatay gibi Alevi-Sünnilerin birlikte yaşadığı illerde olaylar çıkarılıp evlere çarpı işareti konması gibi birçok eyleme imza atan terör örgütü DHKP-C’nin şehirlerde büyük eylemler yaparak huzuru bozmayı planladığı kaydedildi.

Terör örgütü PKK’nın eylemsizlik kararı almasından sonra gizli servisler tarafından terör örgütü DHKP-C’nın sahaya çıkarıldığını belirten eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, “Her örgütün bir gayesi var. Terör örgütü DHKP-C’nin misyonu ise Alevi-Sünni çatışması çıkarmak. Ayrıca bu terör örgütünün çok ciddi bir istihbarat yapısı var.” dedi.

Siyaset bilimci ve terör uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner ise terör örgütü DHKP-C’nin Suriye ve onun destekçisi İran tarafından ön plana çıkarılmaya çalışıldığını ve örgütün PKK’nın yerine geçirilmeye çalışıldığı yönünde şüpheler bulunduğunu vurguladı.

Terör örgütü DHKP-C’nin ana gayesinin mezhepsel çatışma çıkarmak olduğunun altını çizen Laçiner, “Artık kırdan ziyade şehirlerde eylem yapılarak şehir terörü oluşturmak isteniyor. Bu noktada Suriye, İran, Rusya ve Yunanistan’ı iyi okumak gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan emniyet birimlerinden alınan bilgilere göre, terör örgütü DHKP-C son bir yılda Ankara, İstanbul, Hatay, İzmir ve Tunceli gibi illerde 20’ye yakın ses getiren eylem gerçekleştirdi.

Rengine vatandaş karar verecek

TCDD’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Ankara-İstanbul YHT çalışmaları son aşamaya geldi. TCDD, yıl sonuna kadar işletmeye açılacak olan hatta çalışacak tren setlerinin vatandaş tarafından belirlenmesi için anket düzenledi.

Vatandaşlar, TCDD’nin “www.tcdd.gov.tr” sitesinde yer alan ankette sunulan 8 adet YHT renk modelinden birini tercih edebilecekler. En çok oyu alan renk modeli, Ankara-İstanbul YHT hattında işletmeye alınacak setlerde kullanılacak.

Ankete katılmak isteyenler tercihlerini 14 Eylül – 21 Eylül 2013 tarihlerinde TCDD web sitesinden yapacak.

Müezzinoğlu’ndan Dünya Sağlık Örgütü’ne çağrı

İlk olarak dîvan kurulunun oluşturulmasının ardından icra kurulu başkanlığı, kurul yönetim kurulu üyeleri ve komite başkanları seçildi.

Bakan Müezzinoğlu, icra kurulu başkanı oldu. Açılış konuşmasını yapan Müezzinoğlu, WHO temsilcilerini Suriye’de yaşanan insanlık dramına daha fazla duyarlı olmaya çağırdı. Suriye’deki iç savaşta kimyasal silah kullanıldığı için hayatını kaybedenler olduğunu vurgulayarak, ”Türkiye, dün olduğu gibi bugün de dünyada yaşanan insani dramlar karşısında hiçbir zaman sessiz kalmadı.

Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli misafirlerimiz için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Vatandaşlarımız hangi sağlık hizmetini alıyorsa onlara da aynı hizmeti veriyoruz. Sağlık alanı dışında, gelişen ve insan sağlığını tehdit eden koşullar karşısında aynı duyarlılığı göstermeliyiz. WHO’ya bu noktada önemli görevler düşüyor. WHO, olağanüstü durumlarda normal koşullardan daha fazla hassasiyet göstermelidir. Suriye’de son zamanlarda kimyasal silahlarla hayatını kaybeden bin 700 masum insanın ölümü karşısında, WHO’nun duyarlılığı artarak devam etmelidir. Bu duyarlılığın bir göstergesi olarak, Gaziantep kentimizde açılacak olan ofis için şimdiden teşekkür ediyorum. Unutmayalım, en temel hak, yaşam hakkıdır. Buna inanmak ve gereğini yapmak hepimizin sorumluluğundadır.” dedi.

Ceylanpınar’a roket mermisi düştü

İlçede paniğe yol açan olayda yaralanan olmazken, sınır hattında önlemler artırıldı.

Ceylanpınar’ın karşısında bulunan Suriye’nin Rasulayn ilçesinde 2 ay önce El Nusra cephesi ile PKK’nın bu ülkedeki kolu olan PYD güçleri arasında çatışmalar başladı.

Zaman zaman şiddetlenen çatışmalar sırasında sınırı aşan mermiler ilçede 4 kişinin ölümüne, çok sayıda kişinin de yaralanmasına neden oldu.

Son günlerde sessizliğin hakim olduğu Rasulayn’da, dün gece yeniden başlayan çatışmalar sırasında ateşlenen bir roketatar mermisi sınırı aştı ve Ceylanpınar’ın dışındaki bir brikethanenin çevre duvarına isabet etti.

Patlayarak duvarın yıkılmasına yol açan mermi işyerinde bulunanları tedirgin etti. Ceylanpınar’da tedirginliğe yol açan olayın ardından güvenlik güçleri sınır hattında önlemlerini artırdı.

Korkutan iddia: Kıbrıs yok olacak

Kıbrıs Rum Kesimi’nde yayınlanan gazetelerden Fileleftheros “Buzullar Erirse, Kıbrıs Yarım Kalacak… Adanın Bütün Kıyı Kentleri Yok Oluyor” başlığıyla yansıttığı haberinde, çevre uzmanlarının dünyadaki kara parçalarının alacağı şekille ilgili tahminlerini gösteren haritanın Kıbrıs’ı gösteren kısmına da yer verdi.

Gazete “Buzulların erimesi Kıbrıs’ı da etkileyecek ve Ada’nın bütün sahil eridi tamamen değişecek” ifadesini kullandığı haberinde şunları da yazdı:

“Haritada ülkemize dikkatli bakıldığında, bütün kıyıların, kıyı kentlerinin ‘yok olduğu’ görülüyor. ‘Kuzey’de Karpaz, Mesarya’nın neredeyse tamamı, Mağusa bölgesi, Larnaka kazasının düzlük kesimleri, Kormacit (Koruçam) ve çevre köyler ile Akama yarımadası çevre bölgeleriyle birlikte sular altında kalıyor.

Yayınlanan haritalar dünyayı, bugün olduğu şekliyle ancak tek bir farkla yansıtıyor: bütün buzlar erimiş ve deniz 66,9 metre yükselmiş olarak. Bu şekilde bütün kıtalarda yeni kıyı şeritleri ve iç denizler oluşuyor.”

İBB’den velilere servis ücreti uyarısı

İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin UKOME’nin servis ücretlerine yaptığı yüzde 4 zammı yüzde 10 olarak uygulayacağız kararının hukuki temelinin bulunmadığı açıklandı.

Kanuna göre, ulaşım ve toplu taşıma servis hizmetlerini plânlamak ve ücret tariflerini, belirlemede yetkinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde olduğu hatırlatıldı.

Ulaşım Koordinasyon Merkezi tarafından alınan kararların, belediyeler, bütün kamu kurum kuruluşları ve ilgililer için bağlayıcı olduğu vurgulandı.

Açıklamada, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun dayanak göstermesi de değerlendirildi.

İki kanunun hükümlerinin çelişkiye yol açtığı vurgulandı ancak bu durumda hukuken belediyenin yetkisinin geçerlilik taşıdığı bildirildi.

Ayrıca ekmek fiyatlarının belirlenmesine yönelik örneklere de değinen belediye, bu konuda 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nda bir hüküm bulunmadığını belirtti.

Açıklama “Bu nedenle, servis taşımacılarının zarar görmemesi ve velilerin mağdur olmaması için, UKOME tarafından belirlenen okul servis ücret tarifesine uyulması gerektiği hususu, servis taşımacıları ve velilere duyurulur” vurgusuyla bitirildi.

UKOME’nin tarifesine göre İstanbul’da en kısa mesafe 140, en uzun mesafe 25 kilometre 345 lira olmuştu.

Tunceli’nin adı değişiyor

Demokratikleşme paketine AK Parti MKYK’da son şekli verildi. Pakette 28 Şubat dönemindeki haksız yargılamaların sebep olduğu mağduriyetlere ilişkin düzenlemeye de yer verildi.

AK Par­ti, de­mok­ra­tik­leş­me pa­ke­ti­ne son rö­tu­şu yap­tı. Baş­ba­kan Re­cep Tay­yip Er­do­ğan baş­kan­lı­ğın­da ya­pı­lan Mer­kez Ka­rar ve Yö­ne­tim Ku­ru­lu (MKYK) top­lan­tı­sın­da pa­ket­le il­gi­li gö­rüş­ler alın­dı. Bugün’ün haberine göre; De­mok­ra­tik­leş­me pa­ke­tin­de, Tun­ce­li­’nin adı­nı Der­sim ola­rak de­ğiş­ti­ren dü­zen­le­me­nin de bu­lun­du­ğu be­lir­til­di. Pa­ke­ti­n de­va­mı­nın ge­le­ce­ği, çö­züm sü­re­ci­nin son­ra­ki aşa­ma­la­rın­da ih­ti­yaç teş­kil ede­cek baş­lık­lar için ye­ni pa­ket­ler ha­zır­la­na­ca­ğı vur­gu­lan­dı.

28 ŞU­BAT DÜ­ZEN­LE­ME­Sİ

Baş­ba­kan Er­do­ğan baş­kan­lı­ğın­da dün ya­pı­lan MKYK top­lan­tı­sın­da de­mok­ra­tik­leş­me pa­ke­ti gö­rü­şül­dü. Alı­nan bil­gi­le­re gö­re, pa­ke­te 28 Şu­ba­t’­ta hak­sız ye­re yar­gı­la­nan­la­rın mağ­du­ri­ye­ti­ni gi­de­re­cek de­ği­şik­li­ğin de ek­len­di­ği ifa­de edil­di. O dö­nem yar­gı­la­nan­lar­dan İB­DA-C li­de­ri Sa­lih Mir­za­be­yoğ­lu­’nun da pa­ket­ten ya­rar­la­na­ca­ğı kay­de­dil­di.

CE­ZA­EV­LE­Rİ­NE HE­YET GİT­Tİ

Baş­ba­kan Er­do­ğan, geç­ti­ği­miz ay Ül­ke TV can­lı ya­yı­nın­da, “28 Şu­bat sü­re­cin­de hak­la­rı gasp edi­len­le­re hak ia­de­si için ça­lış­ma­lar ya­pı­lı­yor. Ge­rek Sa­lih Mir­za­be­yoğ­lu ge­rek­se Ma­lat­ya ko­nu­la­rıy­la il­gi­li Ada­let Ba­kan­lı­ğı ge­rek­li ça­lış­ma­la­rı ya­pı­yor. Ce­za­ev­le­ri­ne he­yet­ler de gön­de­ril­di, du­rum­la­rı ye­rin­de tes­pit edil­di. Ha­ki­ka­ten ia­de-i iti­bar nok­ta­sın­da ve­ya eğer hak­la­rın gas­pı var­sa bun­la­rın ia­de­si nok­ta­sın­da ye­ni­den bir ia­de-i mu­ha­ke­me baş­la­tı­la­bi­lir­se bu­nun önü­nün açıl­ma­sı için de ge­rek­li ça­lış­ma­yı ya­pa­cak­la­r” de­miş­ti.

Açıklama tarihi Menderes’in ölüm yıldönümü

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, demokratikleşme paketinin Başbakan Erdoğan tarafından merhum Adnan Menderes’in ölüm yıldönümü olan 17 Eylül’de açıklanacağını söyledi.

Kamuda başörtüsü serbest

Edinilen bilgilere göre, Başbakan Erdoğan’ın anadilde eğitim, cemevlerine statü tanınması ve daraltılmış bölge seçim sistemi konularında tereddütlerini bildirmesi nedeniyle demokratikleşme paketinin uzadığı belirtildi. Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanacak maddelerden bazıları şunlar:

*Kamu hizmetlerinden Kürtçe yararlanılabilecek.

*Kamuda başörtüsü serbest olacak.

*Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki şerhler kaldırılacak.

*Toplantı ve Gösteri Yürüyüş Kanunu’nda değişiklik yapılacak.

* Ruhban Okulu yeniden açılacak.

Taraf Gazetesi’nin haberine göre Demokratikleşme paketi şu şekilde;

SEÇİM BARAJI

Bu konu, hükümet ile BDP arasında gerginliğe yol açan düzenlemelerin başında geliyor. Hükümetten, seçim barajının pakette yer alamayacağına ilişkin birçok açıklama geldi. Ancak son dakikada, bu konuda bir orta yol bulundu. Konuyla ilgili hazırlanan, dar bölgeyi esas alan yüzde 5 veya 7 barajıyla seçim sistemi masaya yeniden konuldu. Oran konusunda bu hafta karar verilecek.

ANADİLDE EĞİTİM

Anadilde eğitim konusunda da son dakika formülü geliştirildi. Buna göre Türkçe’yi resmi dili olarak kabul edenler Kürtçe ders alabilecek. Kürtçe okullarda halen seçmeli ders olarak okutulabiliyor. Ancak bu konuda hukuki altyapıda eksiklikler bulunuyor. Yeni dönemde, özel okullarda Kürtçe’nin öğretilmesinin serbest bırakılması, devlet okullarında da seçmeli ders olarak okutulmasındaki sıkıntıların giderilmesi öngörülüyor.

BELEDİYELERİN YETKİSİ

Pakette yerel yönetimlerin yetkileri arttırılıyor. Bu çerçevede, il ve ilçelerin altındaki yerleşim birimlerinde isim verme hakkı yerel yönetimlere bırakılıyor. Birçok köy kendi ismini belirleyebilecek. Projeler ve bütçe konusunda da belediyelere yeni yetkiler veriliyor.

NEFRET SUÇLARI

Irk, din, dil ve mezhebe bağlı işlenen suçlar nefret suçları kapsamına giriyor. Ve bu tür suçlarda verilen cezalar artırılıyor.

CEMEVLERİNE ELEKTRİK VE SU

Cemevleri ile ilgili hukuki birçok düzenleme pakette yer aldı. Buna göre cemevlerine de su ve elektrik giderleri devlet tarafından karşılanacak. Ayrıca cemevleri de devletten yardım alacak.

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI

“Kamusal alandaki başörtüsü yasağı kaldırılıyor. Kamu kurumlarındaki kılık ve kıyafet düzenlemelerinin tamamı yeniden hazırlanacak.”

TUNCELİ’YE İADE

Kürtçe ve yerel dillerdeki bazı isimler iade edilecek. Bu kapsamda daha önce adı Dersim olan Tunceli ‘ye bu ismin geri verilmesi önerilecek.

AİHM’İN YÜKÜ

Demokratikleşme paketinin bir önemli özelliğinin de Türkiye’nin Avrupa’da çok fazla eleştiri almasına ve AİHM’de çok sayıda davada mahkum olmasına neden olan uygulamaların sona ermesi olarak nitelendiriliyor. Paketin bu haliyle meclisten geçmesi durumunda Avrupa ve AİHM’de elinin güçleneceği ifade ediliyor.

RUHBAN OKULU

Ruhban Okulu’nun açılması konusunda önemli kanaat oluştuğu öğrenilirken, Erdoğan’ın yaptığı mütekabiliyet yorumunun üzerinde duruldu. Öte yandan pakette gayrimüslimlerin haklarına yönelik bazı sürpriz adımların da olacağı öğrenildi.

TOPLANTI HAFTAYA ERTELENDİ

Bu arada AKP MKYK toplantısı dün yapıldı. Demokratikleşme paketi MKYK’dan sonra ikinci toplantıda ele alınacaktı. Ancak MKYK’nın uzaması üzerine toplantı haftaya ertelendi.

Japon turist davasında skandal

Nevşehir’de iki Japon turiste yönelik saldırı soruşturmasında yeterli delil toplanmadan Mustafa Volkan Dilaver isimli bir genç suçlu ilan edildi, tutuklandı. Gerçek fail ortaya çıkıp suçunu itiraf ettiktensonra Dilaver serbest bırakıldı. Ancak hem işinden oldu hem de ‘insan öldürmek’le suçlanıp deşifre edildiği için psikolojisi bozuldu.

VOLKAN DİLAVER’İN HAYATI KARARIYORDU

Göreme ilçesinde 9 Eylül günü iki Japon turist saldırıya uğradı. 22 yaşındaki Mai Kuriharac bıçaklanarak öldürüldü. Arkadaşı Hoshie Teramatsu ağır yaralandı. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Ertesi gün yani 10 Eylül’de polis 26 yaşındaki Mustafa Volkan Dilaver’in kapısını çaldı. Dilaver, bundan sonrasını Radikal’e şöyle anlattı:

‘TURİST BENİ TEŞHİS ETMEDİ AMA POLİSLER SAVCILIĞA GÖTÜRDÜ’

“Emniyete gelmen lazım dediler. Kırmızı ‘Şahin’ marka bir arabakameralarda tespit edilmiş. Plakası belirlenmemiş. Sanırım bir de ihbarvarmış. Emniyette Japon turistlere saldırmakla suçlandığımı anladım. Şoke oldum… Çapraz sorguya alındım. ‘Şu saatte neredeydin’, ‘Biz seni orada görüntüledik, orada ne yapıyordun’ gibi sorular soruluyordu. Ben de sürekli olay günü ağabeyim ve arkadaşımla beraber olduğumu söyledim.Bulunduğum yerdeki kamera kayıtlarının incelenmesi durumunda bunun çok kolay ispatlanabileceğini söyledim. Ancak beni dinlemediler. Sonrateşhis için hastaneye götürüldüm. Sırtım dönük şekilde odaya alındım.Sonra yüzüm yaralı turiste gösterildi. ‘Size saldıran bu kişi mi’ gibi bir soru soruldu. Turistin ‘Bu değil’ manasında yanak işareti yaptığını gördüm. Odadan çıktık. Polisler ‘Turist seni teşhis etti’ dediler. Sonra savcıya götürüldüm. Ondan da ağabeyim ve arkadaşımla birlikte olduğuma ilişkin kamera kayıtlarına bakılmasını istedim. Ancak araştırma yapmadılar. ‘Avukat istiyor musun’ gibi hiçbir şey de sormadılar.”

DİĞER MAHKUMLAR BENİ ÖLDÜRMEK İSTİYORDU

Savcılık, Dilaver’i tutuklama istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk etti. Dilaver, ‘Canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yok etmek amacıyla öldürmek, nitelikli cinsel saldırı, cebir veya şiddet kullanarak kişileri hürriyetinden yoksun kılmak’tan tutuklanarak Nevşehir Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Cezaevindeki üç gün şöyle geçti: “Tek kişilik hücredeydim. Diğer mahkûmların hakaret ve tehditlerini duyuyordum. ‘Bizim koğuşa getirin’ diye bağırıyorlardı. Bir anda suçun benim üzerimde kalabilme ihtimalini düşündüm. Çok korktum, sürekli dua ettim.”

‘HERKESTEN ŞİKAYETÇİ OLACAĞIM’

Dilaver içerideyken, asıl fail olan Fatih U. yakalandı, suçunu itiraf etti ve tutuklandı. Hal böyle olunca Dilaver, önceki akşam serbest bırakıldı. Ancak hiçbir şey eskisi gibi değildi: “Görüntülerim yayımlandı. Suçlu ilan edildim. Elektrikçi olarak çalıştığım şirket, ‘Böyle ahlaksız bir kişiyle nasıl çalışırız’ diyerek beni işten çıkardı. Dostlarım arkadaşlarımın gözünde suçlu gibi gösterilmeye çalışıldım. Psikolojim bozuldu, 3 gündür yemek yemedim ve neredeyse uyuyamadım. Yargısız infaza uğradım. Gözaltında vücudumda alerji çıktı, saçımın bir kısmı döküldü. Beni bu hale getiren herkesten şikâyetçiyim. Yasal haklarımı kullanacağım.”

BAŞSAVCI GÜLER: HATA YAPTIK

Nevşehir Başsavcısı Osman Nuri Güler de hata yaptıklarını itiraf etti. Yaralı turist Teramatsu’nun teşhisi, Dilaver’in otomobilinin fail Fatih U.’nun aracına benzemesi ve otomobilinden bıçak çıkmasının tutuklanmasında etkili olduğunu söyleyen Güler “Sonuçta yanlış yaptık ama yanlıştan da döndük” dedi. Teramatsu’nun şüpheli F.U.’yu teşhis ettiğini belirten Güler, “Saldıranın tek kişi olduğunu beyan etti. Tecavüzün nasıl yapıldığı iddianamede açıklanacak. F.U’nun yaralı olana tecavüz ettiği belirlendi” dedi.

ÜÇÜNCÜ PARDON

Dilaver, Türkiye’de yargı ve emniyetin ‘pardon’ dediği ilk kişi değil. Arşivler bu tür örneklerle dolu. Örneğin ayakkabı boyacısı Fuat Nalkıran 12 yıl önce Üzeyir Garih’i öldürmekle suçlanıp gözaltına alınmış, ‘suçlu’ ilan edilmişti. Küçük çocuk iki gün sonra serbest bırakıldı. Dava açtı ve devleti 25 bin lira tazminata mahkûm ettirdi. Bir başka ‘pardon’ örneği de Ümraniye’den. 2002’de ‘Ümraniye sapığı’ diyeyakalanan B.A.’nın masum olduğu anlaşılmıştı.

Polise Amerika’dan yeni silah geliyor

Emniyet Genel Müdürlüğü, polisin bazı durumlarda elektroşok silahı kullanması için çalışma başlattı. ABD üretimi 100 elektroşok silah alındı. Silahlar önce Ankara ve İstanbul’da denenecek. Ankara’da bir grup polis, geçen ay, elektroşok cihazlarının kullanımı konusunda uygulamalı eğitim aldı. Elektroşok silahları, İstanbul polisine de verilecek eğitimin ardından deneme amacıyla kulanılmaya başlanacak. Cihaz başarılı bulunursa emniyet envanterine dahil edilecek.

TOPLUMSAL OLAYLARDA KULLANILMAYACAK

Elektroşok tabancası sadece asayiş polislerine verilecek. Cihaz hiçbir şekilde toplumsal olaylarda kullanılmayacak. Asayiş polisi, elektroşok silahıyla ‘dur’ ihtarına uymayıp kaçan kişiler ile elinde silah veya bıçak bulunan zanlıları hedef alacak.

2 DAKİKALIK BAYGINLIK

Elektroşok silahı şüpheliye 5 ile 15 saniye arasında elektrik akımı verip kişinin 2-3 dakika baygınlık yaşamasına neden oluyor. 10 metre menzili olan cihazın gelişmiş bir güvenlik devresi bulunuyor. Atışın ardından vücuda toplam maruz kalma süresi 15 saniyeyi aşması durusunda otomatik olarak silah kendini kapatıyor. Hedefin belirlenmesi için lazer işaretleme özelliği de bulunan silahın namlusuna monte edilmiş led ışık da bulunuyor. Değiştirilebilir ve şarj edilebilir pil kullanılan silahta, küçük bir kamera da olacak. Kamera, silahın kime ve nasıl kullanıldığını tespit edecek. Olası bir soruşturmada görüntüler kullanılacak.

BDP eyleminde polise küstah anons!

BDP Diyarbakır il binasında toplanan aralarında sivil toplum örgütü üylerinin de bulunduğu yaklaşık 2 bin kişi,ana dilde eğitim için merkez Bağlar İlçesi Kaymakamlığı’na yürümek istedi. Polis BDP’lilerin önünü keserek, grubun arkasında bulunan yüzü maskeli ve Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi pankartı taşıyanlar çocuklar nedeniyle yürüyüşe izin vermeyeceğini söyledi.

BDP İl Başkanı Zübeyde Zümrüt ile bir emniyet yetkilisi arasında yapılan görüşmelerde emniyet yetkilisi, ‘Ülkeyi böldük, asayiş birimleri oluşturduk’ diyen grubun yürümesine nasıl izin veririz? Buna izin veremeyiz, yüzlerini açıp pankartlarını indirsinler” dedi.

Bunun üzerine Zümrüt, “Bu bir bez parçası, bu noktada bizi bölmez. Ne bizi ne sizi böler. Bu devlet İmralı’da kendisi ile görüşüyor. Bu alanda posterine tahammül edemeyen bir zihniyet var. İşte poster çıktı, işte ne bayrağı çıktı bunları bırakalım” dedi.

Görüşmeler sonuç vermeyince polis, anons yaparak yüzü maskeli 12 kişiden oluşan göstericilerin yüzlerini açıp, pankartlarını indirmeyene kadar yürüyüşe izin vermeyeceğini duyurdu.

POLİSE ‘SON UYARI’

BDP’liler il binasının önünde bir süre oturma eylemi yaparken, yüzleri maskeli olan ve yaşları 12 ile 15 arasında değişen çocuklar, ellerindeki megafon ile polise seslendi. Çocuklar megafon ile, “Yolumuzu açın, sizi bir kere daha uyarıyoruz, ikinci sefer müdahale yapacağız. Gerekirse dünyayı başınıza yıkarız” diye anons yaptı.

Bir süre devam eden oturma eyleminin ardından, yüzü maskeli çocukların maskelerini çıkarmaları ve pankartlarını kaldırmaları ile yürüyüş başladı. Polis geniş güvenlik önlemi alırken, yürüyüş, kaymakamlığın bulunduğu yerdeki parka kadar devam etti.

16 EYLÜL’DE OKULA GÖNDERMEYECEKLER

BDP İl Başkanı Zübeyde Zümrüt de, “Ana dilde eğitimin olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edemezsiniz. Kürtlerin haklarının resmi olarak tanınmadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez. Ana dilde eğitim için, okulların açıldığı 16 Eylül’de bir yürüyüş yaparak ve çocuklarımızı okula göndermeyerek boykot yapacağız. Eğer Kürt dili eğitim dili olmayacaksa biz de onların eğitimini tanımıyoruz diyeceğiz” diye konuştu.

Konuşmalardan sonra ana dilde eğitim için toplanan yaklaşık 50 bin imza teslim edilmek üzere bir heyet tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne götürüldü.

Polise havai fişekli saldırı, 1 polis yaralı

Cenaze sonrası yürüyüşe geçen grupla polis arasında yaşanan gerginlikte, polis, gruba TOMA ve biber gazı ile müdahale etti. CHP milletvekilleri Hasan Akgöl, Hüseyin Aygün, Refik Eryılmaz ve Mevlüt Dudu da TOMA’nın sıktığı sudan etkilendi.

CHP’li vekiller ile polis arasında yaşanan görüşmeler, grubun ortasına atılan havai fişek ile son buldu. Havai fişeklerden dolayı bir polis ayağından yaralanırken, ardından hastaneye kaldırıldı.

Yaralı polisin durumunun iyi olduğu öğrenildi. Polise ses bombası, taş ve bilye atan grupla polis arasındaki gerginlik sürüyor. Armutlu Mahallesi’ne barikat kuran grup etrafı ateşe verdi.

Hastaneyi böyle birbirine kattı / İZLE

İstanbul’da özel bir hastanede yaşanan hasta dehşeti güvenlik kamerasına yansıdı.Edinilen bilgiye göre, Esenler’de ellerinde cam kesikleri bulunan bir kişi, arkadaşları ile özel bir hastaneye gelerek tedavi olmak istedi.

İddiaya göre, yaralı kişiye acil serviste nöbetçi olan doktor Sultan Y. ilk müdahalede bulundu. Doktor Sultan Y., yaralıya elinde tendon kesiği bulunduğunu belirterek, plastik cerrah bulunan bir hastaneye gitmesini söyledi.

Yaralı şahıs ambulans isteyince doktor acil bir durumunun olmadığını söyledi. Alkollü olduğu iddia edilen şahıs, bunun üzerine elindeki sargıyı çıkarıp doktora saldırdı.

Doktorun boynunda asılı bulunan steteskopu alan zanlı çevreye rastgele salladı. Yaralı, daha sonra masada bulunan bilgisayarları tekmeleyerek etrafına tehditler savurdu.

Olay sırasında hastanede bulunan bayan çalışanlar şok geçirdi. Doktora, güvenlik görevlisine ve hastane çalışanlarına saldıran kişiyi arkadaşları engellemekte güçlük çekti.

Bilgisayarları tekmeleyen şahıs, eline geçirdiği masayı da danışmaya doğru fırlattı. Hastane çalışanlarının ihbarı üzerine olay yerine gelen polis de saldırganı durduramadı.

”SÜREKLİ GELİYORLAR”

Hastane sahibi Ayşe Müzeyyen Yurtoğlu, ”Gece çalışan arkadaşlar şok olmuşlar. Beni aradıklarında hepsi ağlıyorlardı. Taşkınlık yapan genç 3 arkadaşı ile beraber geliyor. Yarasının tedavisinin yapılmasını istiyor. Doktor arkadaş ılımlı bir şekilde tedavisini yaparak, tendon kesisi ihtimaline karşı plastik cerrah bulunan devlet hastanesine gitmesini öneriyor. Bundan sonra saldırmaya başlamış. Polis bile çaresiz. Polisin yanından geçiyor, polis arkasına bile bakmıyor. Birbirlerini kesiyorlar. Ya da darp ettikleri kişiyi getirip bunları dikeceksiniz ve bizden para talep etmeyeceksiniz, kimi getirirsek bakmak zorundasınız diye tehdit ediyorlar” dedi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.