İzmir’de annelerini öldüren kızların babası konuştu

İzmir’de annelerini öldüren iki genç kıza babaları sahip çıktı. Aydın’ın Köşk ilçesinde çiftçilik yapan Rüstem P., kızlarının annesi ile kendisini aldattığı için boşandıklarını söyledi.

‘ESKİ EŞİM GAYRIMEŞRU HAYAT YAŞIYORDU’

Eski eşi ile boşandıklarında kızlarından birinin dört birinin de altı yaşında olduğunu belirten Rüstem P., ‘İhanet yüzünden ayrıldık. Kızlarım anneye verildi. Birkaç yıl sonra Sosyal Hizmetler Kurumu’ndan bana telefon geldi. Eski eşimin gayrimeşru hayat yaşadığı, çocukları kurumdan aldığı ve istersem bana verebileceklerini söylediler.’ dedi. Bu telefonun ardından Rüstem P. tüm belgeleri toplayıp kızlarını almaya gitmiş. İki kız kardeşi Aydın’da yaşayan halalarının yanına yerleştirmiş ancak anneleri kızları orada da rahat bırakmamış.

‘KIZLARIM TÜKENMİŞLERDİ’

Gülseren Süngü kızlarını alıp Aliağa’daki evine getirmiş. Baba Rüstem P. kızlarını tekrar almak için bir girişimde bulunmuş ama başarılı olmamış. Kızlarıyla uzaktan uzağa da olsa iletişimi kopuk kopuk sürdürdüğünü anlatan Rüstem P. “En son geçen haziranda okullar kapanınca geldiler. Yaşadıkları hayatı anlattılar. Yorulmuşlar ve tükenmişlerdi. Kaçmak istiyorlardı. Büyük kızım üniversiteye gitmek istediğini, kardeşini de alıp benim yanıma geleceklerini ve bundan sonra hep beraber yaşayacağımızı söyledi. Çok mutluyduk. ‘Üniversiteyi kazanın, kendimize yeni bir hayat kurarız’ dedim. Sonra ayrıldık. Ama eve gittiklerinde planlarını annelerine anlatınca kavga çıkmış. Anneleri onları ölümle tehdit etmiş.” dedi.

‘ARTIK KIZLARIMIN YANINDAYIM’

Cinayetin ardından eski eşinin komşularıyla konuştuğunu söyleyen Rüstem P.,”Eve giren çıkan belli değildi diyorlar. Ben de böyle bir şey yapacaklarını beklemiyordum. Demek ki anneleri çok kötü davranmış. Çocukların hayatını mahvetti. Ben onlar için ölürüm. Başta onlara sahip çıkamadım ama şimdi kızlarımın yanındayım. Cezaevinde yaşayamazlar. Yargıya güveniyorum ve onları kurtarmak için her şeyi yapacağım.” diye konuştu.

 ‘GAZİNODA ÇALIŞIN DEMİŞ’

Rüstem P. kızları Şeyda ve Beyza’nın kendisine annelerinin ‘Okumanızı istemiyorum’ dediğini söyleyerek, “Onları da kendi hayatının içine çekmeye çalışıyormuş. Gazinolarda çalışıp hayat kadını olmalarını istiyormuş. Sürekli, ‘Bakın bu işte çok para var. Aklınızı kullanın. Hayatınızı buradan kazanın. Yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda. Siz de bu hayatı yaşayın’ diyormuş. Cinayet gecesi kızlarım anneleriyle yeniden konuşmuşlar ve ‘Bu hayatı istemiyoruz. Sen de bırak. Hem hayatımızı karartıyorsun hem de çevreye rezil oluyoruz’ demişler. İkna olmuş. Ama gece yarısı yataktan kalkıp kızlarıma bıçakla saldırmış. Onlar da şoka girip cinayeti işlemiş. Anne nasıl böyle bir şey yapar. Nasıl kızlarını pazarlamak ister” şeklinde konuştu.

İzmir’de Gezi Parkı davası başlıyor

İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davada, tutuklu sanıklar V.Y, İ.K, E.K. K.İ. O.A. E.İ. O.Ö. ve İ.U hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahla katılarak ihtara rağmen dağılmama”, “Görevi yaptırmamak için direnme”, “Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işlemek” iddiasıyla 17’şer yıl hapis cezası isteniyor.

İddianame

Cumhuriyet Savcısı Zafer Kılıç tarafından hazırlanan ve İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen 40 sayfalık iddianamede, Taksim Gezi Parkı odaklı gelişmeler sonrası İzmir’de protesto eylemlerinin sol grupların öncülüğünde başladığı, polisle çatışma ortamının oluşması üzerine eylem yapmak için fırsat kollayan terör örgütlerinin de grupların içerisine girdiği ve yönlendirmeye çalıştıkları bildirilmişti.

Bazı kişilerin, terör örgütlerinin talimatları doğrultusunda eylemlere aktif bir şekilde katıldıkları belirtilen iddianamede, bu kişilerin baskı, cebir, terör ve şiddet yöntemlerini kullanarak güvenlik güçlerine ve araçlarına, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına saldırıda bulundukları, halkı galeyana getirerek isyana ve başkaldırıya yönlendirmeye çalıştıkları, başta Göztepe ve Karşıyaka olmak üzere diğer spor takımı taraftarları ile masum vatandaşları da kendi örgütsel amaçları doğrultusunda kullanarak yönlendirdikleri ve provoke ettikleri kaydedilmişti.

İddianamede, şu ifadelere yer verilmişti:

“Terör örgütlerinin, legal zırha bürünmüş açık alan faaliyetlerini bir vitrin olarak kullanmak sureti ile mensuplarını şiddet içerikli eylemlerde birer militan olarak alanlara sürerek başkaldırı, isyan türü eylemler düzenlemeleri yönünde talimatlar verdikleri, masum isteklerle alanlara çıkan vatandaşlarımızın aralarına sızarak kendilerini kamufle ettikleri, büyük halk kitlelerinin içerisinde mensup oldukları terör örgütlerinin propagandasını yazılı, sözlü ve şiddet içerikli eylemlerle gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir.

Gezi Parkı protesto eylemlerinin arkasına sığınılarak şiddet yaygınlaştırılarak kaos ortamı oluşturulmaya çalışıldığı, vatandaşlarımızın güvenlik güçleri ile karşı karşıya getirilmeye çalışıldığı, yağma, kundaklama, taşlı sopalı saldırı, linç girişimi eylemlerinin yoğun olarak arz ettiği eylemlerde başta TKP/ML, MKP ve DSİH terör örgütleri olmak üzere birçok terör örgütünün yapılanmalarında faaliyet gösteren şahısların ön saflarda yer aldığı ve şiddeti körükledikleri belirlenmiştir.”

Olaylar kapsamında İzmir’de 1’i ağır olmak üzere, 64 polis memurunun yaralandığı, 247 ayrı mala zarar verme olayı yaşandığı belirtilen iddianamede, eylemler sırasında, sosyal medyada olaylarla ilgili yalan bilgi ve olayların abartılarak verilmesi suretiyle halkın tahrik edilmeye çalışıldığı, bazı grupların yoğun şekilde ajite edilerek Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti aleyhine isyana teşvik edildiği, bazı çevrelerin ve uluslararası basın kuruluşlarının eylemleri abartarak ve çarpıtarak dünyaya servis ettikleri, Türkiye’de halk ayaklanması çıktığına dair oldukça taraflı ve yanlış haberlere yer verdikleri ve dezenformasyonda yol açtıkları bilgilerine yer verilmişti.

Erdoğan’dan İzmir için 91. yıl mesajı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ilk adımı atması ile başlayan bağımsızlık yürüyüşünün, kahraman ordunun cephelerde kazandığı destansı zaferlerin ardından, işgalci kuvvetlere İzmir’de son darbeyi vurmasıyla sonuçlandığını belirtti.

Erdoğan, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. 9 Eylül’ün, dört bir yanı işgal altındayken yokluklar içinde var olma savaşı veren bir milletin, adeta küllerinden yeniden doğuşunu müjdeleyen bir tarih olduğunu kaydeden Erdoğan, mesajında şunlara yer verdi:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ilk adımı atması ile başlayan bağımsızlık yürüyüşümüz, kahraman ordumuzun cephelerde kazandığı destansı zaferlerin ardından, işgalci kuvvetlere İzmir’de son darbeyi vurmasıyla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla bu anlamlı gün; İzmir’in kurtuluş günü olmasının ötesinde İstiklal Savaşımızın zaferle sonuçlanmasının bir simgesi olarak şanlı tarihimizin altın sayfaları arasında yerini almıştır. İzmir; Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarından itibaren genç, eğitimli ve üretken nüfusuyla Türkiye’nin ekonomisine, büyümesine ve gelişmesine öncülük etmiş, çok değerli katkılar sağlamıştır. Tarihi, doğal, kültürel zenginlikleri ve yüksek turizm potansiyeliyle Türkiye’nin gözbebeği şehirlerinden biri olan İzmir, inanıyorum ki, medeniyet yürüyüşümüze öncülük etmeye devam edecektir.”

Erdoğan, Ege’nin incisi güzel İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 91. yıl dönümünü gönülden kutladığını, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklal mücadelesinin bütün kahramanlarını, aziz şehitleri rahmetle ve şükranla andığını bildirdi.

İzmir Metrosu’nda kış dönemi uygulaması

Buna göre yoğunluğun olduğu saatlerde sefer aralıkları 4-5 dakikaya düşürüldü. Hafta içi 07.30-09.30 ile 14.30-19.30 saatleri arasında sefer sıklığı 4 dakika olacak. 07.00-07.30, 12.30-14.30 ve 19.30-20.30 saatleri arasındaki sefer sıklığı ise 5 dakika olarak belirlendi.

Metro, cumartesi günleri 12.00 ile 15.00 arasında 4, 07.00 ile 09.00 ve 15.00 ile 19.00 arasında 5 dakikada bir yolcu taşıyacak. Pazarları 12.00-15.00 ile 17.30-20.00 saatleri arasındaki sefer sıklığı ise 6 dakika olacak.

Torbalı’da izban çalışmaları devam ediyor

Aktarma derdini ortadan kaldıracak olan proje sayesinde ulaşım daha hızlı ve basit bir hal alacak. Torbalı’ya büyük fayda sağlayacak olan proje yapım sürecinde bazı sıkıntılara yol açacak gibi görünse de, süreç tamamlandığında ilçe farklı bir görüntüye sahip olacak.

Muratbey Mahallesindeki çalışmalar da giderek hız kazanmaya başladı. Neredeyse bitme aşamasına gelen Tepeköy İZBAN istasyonuna giden hat geçtiğimiz ay içerisinde çekilmişti. Hat normal tren hattından istasyona geçiş için kullanılacak. Kısa bir süre içerisinde ise hattın geçtiği hem zemin geçidin de kapanması bekleniliyor. Ancak tren istasyonunun yapım aşamasından dolayı istasyona giden hat normal trenlerin geçişinde de kullanılıyor. Zaman içerisinde istasyon tamamlanması ile birlikte trenler kendi hattına geçecek.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversite Kayıtları Başladı

Çiğli Ana Yerleşke Rektörlük Binasında ve Aydınlıkevler Sağlık Yerleşkesinde, Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’nın işbirliğiyle oluşturulan otomasyon sayesinde kayıtlar aksaklık yaşanmadan devam ediyor. Ön Kayıt Sistemi sayesinde de İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ailesine yeni katılan öğrencilerin zamandan kazanmaları da sağlanmış oldu. Üçüncü kuruluş yıldönümünü kutlayan İKÇÜ’nün öğrenci sayısının bu yıl; yeni kaydolan öğrencileri, uluslararası öğrencileri, yüksek lisans ve doktora programları kontenjanları ile birlikte 2000’i geçmesi bekleniyor.

Öte yandan İzmir’in en yeni devlet üniversitesinde okumaya hak kazanan gençlere Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığının oluşturduğu iletişim masasında, Halkla İlişkiler, Kültür Şubesi ile Rehberlik Danışmanlık ve Kariyer Birimi Şubeleri öğrencilerden gelen talep ve sorulara cevap veriyor. Yeni öğrencilere İKÇÜ’ye ait tanıtım materyallerinden oluşan hediyelerin yanında; yüzde 75’e yakın oranı İzmir dışından gelen öğrencilerin İzmir’e ve üniversite hayatına uyumuna katkı sunacak ‘Öğrenci El Rehberi’ takdim ediliyor.
Öte yandan 3 yıllık genç bir üniversite olan İKÇÜ’de yeni açılan bazı fakülteler de ilk öğrencilerine kavuşarak; 2013-2014 Eğitim Öğretim yılına yeni bir sinerji ile başlamaya hazırlanıyor.
Tıp, Sağlık Bilimleri, Su Ürünleri, Turizm, Diş Hekimliği ile Mühendislik ve Mimarlık Fakülteleri olarak geçtiğimiz yıldan itibaren öğrenci almaya başlayan İKÇÜ, bu yıl bazı fakülte ve bölümler bazında ilk öğrencilerine hoş geldin diyor.
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi; İşletme, İktisat, Maliye, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkileri bölümlerinde ülkemizin ihtiyacı olan sektörlere genç beyinleri istihdam etmek için çalışmalarına başladı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi de İzmir’de ilk kez açılan mühendislik bölümleri olan Mekatronik, Harita ve Biyomedikal Mühendisliklerini bünyesine katarak geleceğin başarılı mühendislerini sektöre hazırlamak için kolları sıvadı.
Turizm Fakültesi de Turizm Rehberliği bölümüne ilk öğrencilerini kabul ederken, Yaşlı Bakımı, İlk ve Acil Yardım, Ağız ve Diş Sağlığı bölümleri de Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu bünyesinde ilk öğrencileri ile akademik hayatına başlıyor.
Rektör Prof. Dr. Galip Akhan, İKÇÜ’nün uluslararası standartlarda, öğrenci odaklı eğitim felsefesiyle, henüz 3.yılı olmasına rağmen gençlerin büyük beğenisini kazandığını ifade etti. Yeni açılan bölümleri ülkenin ihtiyacı olan alanlara göre belirlediklerini ifade eden Rektör Prof. Dr. Akhan, genç İKÇÜ’lülere üniversite hayatlarında başarılar dileyerek İKÇÜ’nün genç bir aile olduğunu, bu aileye her yıl geleceğin başarılı genç beyinlerini katmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Üniversite hayatının ders çalışmaktan ibaret olmadığının da altını çizen Prof. Dr. Akhan, öğrenci toplulukları ve aktivite alanlarını kullanarak, öğrencilerin kendilerini sosyal ve kültürel anlamda da geliştirmesinin gerekliliğine vurgu yaptı. Rektör Prof. Dr. Akhan, olması gereken branşlarda yüzde yüz İngilizce eğitim vermesi, teorinin yanında pratik eğitim alanlarında da öğrenciyi teşvik etmesi, öğrencilerinin kariyer planlamasını düşünerek; mezun edene kadar değil mezun olduktan sonraki meslek yaşantılarını da takip eden yapısı ile farklı bir üniversite olduklarının altını çizdi.
İşte bu yıl İKÇÜ’lü olmaya hak kazanan Öğrencilerin Fakülte ve Bölümleri…
Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi: Biyomedikal, Mekatronik, Harita, Elektrik-Elektronik, İnşaat, Makine, Malzeme Bilimi Mühendislikleri…
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi: İşletme, İktisat, Maliye, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler
Turizm Fakültesi: Turizm İşletmeciliği(İngilizce) , Turizm Rehberliği
Tıp Fakültesi
Diş Hekimliği Fakültesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi: Hemşirelik Bölümü
Su Ürünleri Fakültesi: Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu: Ağız ve Diş Sağlığı, İlk ve Acil Yardım, Yaşlı Bakımı

Narlıdere ORA Lahmacun’da Kavga

ORA restoranına birlikte gelen iki tanışık aile aynı masada yemeklerini yerlerken aniden sesler yükselmeye başladı. Tüm müşteriler ailelerin tartışmasını izlemeye koyuldu.

Küfürleşmeler başlayınca ORA Lahmacun çalışanları aileleri sakinleştirmeye çalıştı. Sonrasında aile çocukları fiziksel olarak birbirlerini tartaklamaya başlayınca kavga alevlendi. Bu noktadan sonra araya girmeye çalışan aile fertleride yumruklaşmaya başladı. Kavganın büyümesine engel olamayan Narlıdere ORA Lahmacun çalışanları çareyi polisi aramakta buldu.

Kavganın neden dolayı çıktığını bilmeyen diğer müşteriler restoranı boşaltmaya başladılar…

İzmir’de kuşlara 1700 yeni yuva

İzmir Büyükşehir Belediyesi, ekolojik dengeye katkı sağlamak için doğal yaşam alanları giderek azalan kuşlar için yeni yuvalar yapmayı sürdürüyor. Kuşlar için 2010- 2011 yıllarında 757 ahşap yuva yapan Büyükşehir Belediyesi, 2013’te projesini büyüttü. Bu kez kuşların türlerine göre değişen üç ayrı modelde bin 700 kuş yuvası kentin çeşitli bölgelerindeki ağaçlara yerleştirilecek.

Kuşların doğal yaşam alanlarının azalmasını dikkate alan İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı ekipleri, 2011 yılından itibaren kentin dört bir yanına astıkları kuş yuvaları ile ekolojik dengeye katkıda bulunmaya başladı. İzmir Kuş Cenneti’ni Koruma ve Geliştirme Birliği (İZKUŞ) uzmanları ile birlikte çalışan Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kuşların özelliklerine uygun olarak hazırladıkları yuvaları, yine türlerin yoğun olduğu yerleri göz önünde bulundurarak yerleştirdi. 2010- 2011 yıllarında 757 kuş yuvası İzmir‘in farklı yerlerine yerleştirilerek göç mevsimindeki kuşlara sığınma yeri sağlandı.

BU YIL BİN 700 YUVA DAHA

Büyükşehir Belediyesi 2013 yılı içinde bin 700 ahşap kuş yuvasını daha yerleştirmek için harekete geçti. Üç ayrı tipte kuş yuvası satın alınacak. Daha sonra yuvalar İZKUŞ uzmalarıyla birlikte tespit edilen alanlara yerleştirilecek. Kuşların türüne ve özelliklerine göre Rus çamı ve su kontraplağı kullanılarak yapılan, katkı maddesi bulunmayan ve asma ekipmanları paslanmaz olan kuş yuvaları, ilk 757 yuva gibi yerleştirildikleri yerlere göre numaralandırıldırılacak. Bu sayede doğal denge açısından kuşların takipleri de yapılacak.

HER TÜR İÇİN FARKLI YUVA

Bugüne kadar yapılan çalışmalarda serçe, baştankara çeşitleri, kerkenez, sığırcık, gökkuzgun, yeşil papağan, sıvacı kuşu türleri için özel yapılan yuvalar için kuş türlerinin kendi içinde yoğun olduğu yerler seçildi. Yeşil papağanın yoğun olarak görüldüğü Bornova bölgesine papağanlar için özel hazırlanan yuvalar asılırken, Fuar bölgesinde ise serçe ve baştankara türlerine uygun çap ve büyüklüğe sahip yuvalar tercih edildi. Uluslararası Doğal Koruma Birliği tarafından ‘Nesli tükenen hassas kuşlar’ listesinde yer alan ‘çiftçi dostu küçük kerkenezler’ için hazırlanan özel yuvalar ise yoğun olarak görüldükleri Tuzçullu ve Süzbeyli’ye (Gediz Deltası) yerleştirildi.

Fıtık ameliyatında hayatını kaybetti

Özel hastanede fıtık ameliyatı olduktan sonra yatırıldığı servisteki odasında fenalaşan 29 yaşındaki Atike Vural, yoğun bakımda yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

Konak İlçesi’nde oturan iki çocuk annesi Atike Vural’da, bir süre önce bel fıtığı rahatsızlığı ortaya çıktı. Doktor kontrollerinin ardından ameliyat olmasına karar verilen Atike Vural, dün özel bir hastanede ameliyata alındı. Yaklaşık iki saat süren ameliyatın ardından Vural, servisteki odasına alındı. Ameliyattan yaklaşık 23 saat sonra servisteki odasında fenalaşan Vural, bugün saat 03.00 sıralarında yoğun bakım ünitesine kaldırıldı. Doktorların çabalarına rağmen Atike Vural, hayatını kaybetti.

İzmir’de cinayet ve intihar

Olay, Tire ilçesi Turan Mahallesi Çukurköprü sokakta Çarşamba günü meydana geldi. Dün akşam evden kötü kokular gelmesi üzerine mahalle sakinlerinin polisi araması üzerine olay ortaya çıktı. İlk eşinden bir çocuk sahibi Z.Ç., bir süre önce işçi O.H (27) ile tanışıp arkadaş oldu. Evlilik hayali ile devam eden ilişkilerinde çift, çevre sakinlerinin belirttiğine göre son zamanlarda kıskançlık nedeniyle sık sık tartışmaya başladı.

İddaya göre, geçen Çarşamba günü Z.Ç.’nin evine gelen O.H. aralarında tekrar çıkan tartışma sonucu av tüfeği ile Z.Ç.’yi başından vurarak öldürdü. Daha sonra O.H., aynı tüfekle kendini başından vurarak intihar etti. Silah sesinin çevre sakinleri tarafından duyulmaması nedeniyle, ancak dün akşam evden gelen kötü kokular üzerine mahalle sakinleri polisi aradı. Çilingir ile açılan kapıdan içeri giren ekipler iki cesetle karşılaştı.

Savcının olay yerinde yaptığı incelemenin ardından cenazeler otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu’na getirildi.

Arınç, nikah için İzmir’de

Arınç nikahta, “Ben Başbakanımızın 3 çocuk tavsiyelerine katılmıyorum. Çok istemelerine rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler var. Ben sadece hayırlısı olsun diyorum” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Torbalı’nın tanınmış simalarından siyasetçi Ali Günaydın’ın oğlu ve İzmir Milletvekili Aydın Şengül’ün danışmanı olan Selman Günaydın ve Elif Tülücü’nün Torbalı Metropolis Otel’de düzenlenen düğün törenine katıldı. Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur’un kıydığı nikah sonrasında çift, evlenme cüzdanını AK Parti İzmir Milletvekili İlknur Denizli’nin elinden aldı. Düğün merasimine İzmir milletvekilleri ve teşkilat üyeleri de katıldı.
Genç çiftin nikah şahitliğini yapan Arınç, çifte mutluluklar dileyerek, aile olmanın önemine değindi. Uzun uğraşlar sonrasında bile hiç çocuk yapamayan ailelerin bulunduğuna dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Arınç, “Ben Başbakanımızın 3 çocuk tavsiyelerine katılmıyorum. Çok istemelerine rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler var. Ben sadece hayırlısı olsun diyorum” diye konuştu.
Düğün merasiminin ardından Torbalı’dan ayrılan Arınç, bir dizi programa katılmak üzere Manisa’ya hareket etti.

Gülşen’in Çandarlı konseri

Çandarlı Belediyesi’nin düzenlediği festivalin ilk gününde ünlü pop sanatçısı Gülşen konuk sahne aldı. Gülşen, birbirinden güzel şarkılarını hayranları için seslendirdi. Çandarlı Orhan Hassoy Stadı’ndaki konsere 10 bini aşkın beldeli katıldı.Dikili Cumhuriyet Başsavcısı Kerem Kerim Arslan, Gülşen’e festivale katıldığı için teşekkür ederek plaketini takdim etti. Plaketini başsavcının elinden alan Gülşen, “Bu güzel insanları bizlerle buluşturan herkese teşekkür ediyorum. Tekrar hoş geldiniz. İyi eğlenceler diliyorum” dedi.Gülşen, konser süresince sergilediği performansı ile hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Yaklaşık iki saat sahnede kalan Gülşen gecenin sonunda, “Yatcaz kalkcaz ordayım” şarkısı ile konserine son verdi.

İzmir’de Define Avı !

İZMİR’de, Kadifekale eteklerinde olduğu belirlenen Roma döneminden kalma 16 bin kişilik amfitiyotroyu ortaya çıkarmak için Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırma çalışmaları ve yıkımlar sürerken, arkeologlardan önce davranan define avcıları kaçak kazılara başladı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kadifekale eteklerindeki, Roma dönemine ait antik tiyatronun gün ışığına çıkarılması için kazı yapılabilmesini sağlamak amacıyla bölgedeki gecekonduları kamulaştırıp, büyük bölümünü yıktı. Yargı süreci devam eden bazı evlerin yıkımı için karar beklenirken, arkeologlardan önce davranan define avcıları bölgede kaçak kazılara başladı. Hazine arayan define avcılarının çıkardığı hafriyat, dikkat çekmemesi için henüz tam olarak yıkılmayan evlerin içlerine döküldü.

Bölgede yaşayanlar, tarihi eser kaçakçılarının yaptığı bu tahribattan endişe duyuklarını dile getirdi. Mahalle sakinlerinden Orhan Bıçakkaya, bu durumdan son derece rahatsız olduklarını belirterek, “74 yaşındayım, bu semtte doğup büyüdüm. Yıkılan evlerin altında altın olduğu hiçbirimizin aklına gelmedi. Hazine arayanlar yaklaşık 2 aydır geceleri gelip, evlerin altından geçen tünellerin içine girerek, buradaki harfiyat ve taşları çıkartarak kazıyorlar. Durumu önce Büyükşehir Belediyesi’ne daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bildirdim, önlem alınmasını istedim. Antik tiyatro alanının içinde yer alan, anahtarı da bende bulunan, bir yakınımın evinin içinde de kazı yaptılar. Kamulaştırılan evlerin yıkılmasından sonra ortaya çıkan Roma duvarının altındaki tünelde ise lahit aradılar, ancak amaçlarına ulaşamadılar. Arkeologlar gelip inceleme yaptı. Kazılan yerin antik tyatronun girişi olduğunu söylediler” dedi.

ÖNLEM ALINSIN
Semt tarihi araştırmacısı ve yazar Orhan Beşikçi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın antik tiyatro alanında gerekli güvenlik önlemi alması gerektiğini belirterek, “Bu alan mutlaka güvenlik görevlileri tarafıdan 24 saat korunmalı. Bölge arkeolojik yönden çok zengin. Antik tiyatro alanı ve eski ören yerleri dışında, türbeleri de altın ve tarihi eser bulmak amacıyla kazdılar, tahrip ettiler. En son ise bölgedeki İplikçi Dede mezarına zarar verildi” diye konuştu.

DHA

Diyarbakır Valisi’nden İzmir açıklaması

Vali Toprak, konuyla ilgili olarak AA muhabirine, 3 yılı aşkın süredir Diyarbakır’da görev yaptığını, son kararnameyle İzmir Valiliği görevine atamasının yapıldığını anımsattı.

Atamayı, “Bize güvenenlerin takdiri ve teveccühüdür” diye değerlendiren Toprak, şunları söyledi:

“Kamu görevlisi olduğumuz için ne zaman ve nereye atanacağımız belli olmuyor. Ülkemizin çok güzel bir kentinden, yine çok güzel başka bir iline atandım. Buradaki süreye bağlı kalmaksızın bize verilen görevi diğer arkadaşlarımızla birlikte yerine getirmeye çalıştık. Devletin ve hükümetin vatandaş odaklı hizmet anlayışı içerisinde görevimizi yerine getirdik. Vatandaşın canını, kendi canımızdan daha aziz bildik ve vatandaşın incinmemesi için çaba sarf ettik. Vatandaşın kaliteli hizmet alması için gece gündüz demeden çalıştık. 3 yıl süresince bu kadim kentin tüm güzelliklerini doya doya yaşadık.”

Toprak, çalıştıkları yerlerde kamu görevlileri ile vatandaşlar arasında duygusal bağlar oluştuğuna da değinerek “Bu nedenle Diyarbakır’daki vatandaşlarımızı çok özleyeceğim. Vatandaş odaklı hizmet anlayışımızı İzmir’de de devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.

İzmir’de ‘Çocuk Ülkesi’ açıldı

Balçova Termal Tesisleri Kardelen Salonu’nda düzenlenen yemeğe İzmir Valisi Mustafa Cahit Kıraç, eşi Berrin Kıraç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir İl Emniyet Müdürü Ali Bilkay, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakcı ve TRT Genel Müdür Yardımcısı Zeynel Koç katıldı. Misafir çocuklara akşam yemeğinde pilav üstü döner ikram edildi. Yabancı konuk çocuklar, Vali Kıraç ve Başkan Kocaoğlu ile bol bol anı fotoğrafı çektirdi.

 

İzmir’den Ceylanpınar’a yardım eli

Şanlıurfa’nın Ceylanpınar İlçesi Yeşiltepe Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan oğlu Mehmet Yücesoy’u ziyarete giden İzmir’deki Karabağlar Agah Efendi İlkokulu Müdürü Ahmet Yaşar Yücesoy, kitap, kırtasiye malzemesi, giysi ihtiyaçları olduğunu gördü. Yücesoy, İzmir’e döner dönmez okulun sosyal projelerden sorumlu öğretmeni Levent Canpolat ile bu durumu paylaşıp ‘Batıdan Doğuya’ adı altında bir kampanya düzenledi. Veliler de bu kampanyaya kayıtsız kalmadı, evlerinden getirdikleri kitap, giysi ve kırtasiye malzemeleri ile kampanyaya destek oldu. Bazı çocuklar da oynamadıkları oyuncaklarının bazılarını kampanyaya bağışladı.

İlk etapta topladıkları yardım malzemelerini, en kısa zamanda oğlunun görev yaptığı okula göndereceklerini belirten Okul Müdürü Ahmet Yaşar Yücesoy, velilerin bu kampanyaya son derece duyarlı yaklaştıklarını söyledi. Yücesoy, “Bu kampanya Doğu-Batı kardeşliğinin en güzel örneklerinden biri. Artık iki okul arasında kardeşlik köprüsü kurduk. Yardımlarımız devam edecek. Bu kampanyaların örnek olmasını istiyoruz. Bu paylaşımdan, dayanışmadan çocuklar da çok mutlu oldu” dedi. Yücesoy, oğlunun yanı sıra eşinin de öğretmen olduğunu belirtti. İZMİR’in Karabağlar İlçesi’ndeki Agah Efendi İlkokulu’nda düzenlenen kampanya ile okul müdürü Ahmet Yaşar Yücesoy’un oğlunun görev yaptığı Şanlıurfa’daki bir okul için kitap, kırtasiye malzemesi ve giyim eşyası toplandı.

Şanlıurfa’nın Ceylanpınar İlçesi Yeşiltepe Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan oğlu Mehmet Yücesoy’u ziyarete giden İzmir’deki Karabağlar Agah Efendi İlkokulu Müdürü Ahmet Yaşar Yücesoy, kitap, kırtasiye malzemesi, giysi ihtiyaçları olduğunu gördü. Yücesoy, İzmir’e döner dönmez okulun sosyal projelerden sorumlu öğretmeni Levent Canpolat ile bu durumu paylaşıp ‘Batıdan Doğuya’ adı altında bir kampanya düzenledi. Veliler de bu kampanyaya kayıtsız kalmadı, evlerinden getirdikleri kitap, giysi ve kırtasiye malzemeleri ile kampanyaya destek oldu. Bazı çocuklar da oynamadıkları oyuncaklarının bazılarını kampanyaya bağışladı.

İlk etapta topladıkları yardım malzemelerini, en kısa zamanda oğlunun görev yaptığı okula göndereceklerini belirten Okul Müdürü Ahmet Yaşar Yücesoy, velilerin bu kampanyaya son derece duyarlı yaklaştıklarını söyledi. Yücesoy, “Bu kampanya Doğu-Batı kardeşliğinin en güzel örneklerinden biri. Artık iki okul arasında kardeşlik köprüsü kurduk. Yardımlarımız devam edecek. Bu kampanyaların örnek olmasını istiyoruz. Bu paylaşımdan, dayanışmadan çocuklar da çok mutlu oldu” dedi. Yücesoy, oğlunun yanı sıra eşinin de öğretmen olduğunu belirtti.

Kansere karşı yeni etken madde bulundu

Çevrelerindeki kanser hastalarından etkilenen 10. sınıf öğrencileri Umut Onbaşılar ve Feyza Özel, kanser tedavisine katkıda bulunmak amacıyla biyoloji öğretmenlerinin danışmanlığında projeye girişti.

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı’ndan aldıkları su yosunundan izole edilmiş etken madde üzerinde çalışan öğrenciler, maddenin DNA ile etkileşimini inceledi.

Proje danışmanı Biyoloji öğretmeni Nilüfer Üzel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin kontrolsüz bölünmeyi etkileyecek etken madde tespit ettiğini bildirdi.

Kanserin kontrolsüz hücre bölünmesi olduğunu ifade eden Üzel, kanser tedavisindeki kemoterapi gibi yöntemlerin hücre bölünmesini durdurmaya yönelik olduğunu, projede kullanılan su yosunundan izole edilmiş etken maddenin de bölünmeyi hücrenin çekirdeğinde kontrol altına aldığını kaydetti.

Kapsamında Etken maddenin hasarlı hücrelerin yayılmasını engellediğini belirten Üzel, “İnfluenza-A DNA’sını hedef alan DNA Biyosensörü Geliştirilmesi ve Geliştirilen Biyosensörle İlaç-DNA Etkileşimlerinin İncelenmesi” adlı proje ile ilgili şu bilgiyi verdi:

“Etken madde, eşleme mekanizmasına etki ettiğinden hasarlı yeni hücre oluşmuyor. Bu sonuç, kontrolsüz hücre bölünmesi sırasında ‘hasarlı DNA ipliğinin çoğalmasını engelleyecek’ bir çözüm önerisi. Çalışmada ortaya konulan bir kanser ilacı değil, anti kanser ilacı yapımında kullanılabilecek bir madde. İlaç haline getirilmesi ve sonuçları üzerinde çalışılabilir. Mevcut etken maddelere göre insan vücuduna daha az zarar vereceği şeklinde bir öngörümüz var.”

Feyza Özel de, yaklaşık 6 aylık çalışmalarında etken maddenin DNA ile etkileşimini optik biyosensörle laboratuvarda incelediklerini aktardı. Etkileşimde, etken maddenin kontrolsüz hücre bölünmesini engellediğini kaydeden Özel, “Çalışmamızla etken maddenin anti kanser ilacı olarak kullanılabilecek bir hammadde olduğunu bulduk” dedi.

Projeleriyle 21. İnepo Çevre Olimpiyatı’nın “çevre biyolojisi” kategorisinde Türkiye birincisi olan İzmirli öğrenciler, ABD’de 12-17 Mayıs tarihleri arasında yapılacak Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’na (INTEL ISEF) katılma hakkı kazandı.

Hastanede şiddete x-ray ile önlem

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Refik Nas, “Hastayı değil ama hasta yakınlarını x-ray cihazından geçiriyoruz, silahla acile giren kişi bir çılgınlık yapabilir” dedi.

Prof. Dr. Nas, Sağlık Muhabirleri Derneği (SMD) İzmir Temsilciliği üyeleri ile bir araya geldi. Nas, toplantıda yaptığı konuşmada, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarında hekim ile hasta yakını arasındaki iletişim eksikliğinin önemli rolü bulunduğunu belirtti.

Hekimlerin, mesleğin zorlu yapısı dolayısıyla empati sıkıntısı yaşayabildiğini ifade eden Nas, “Kimi durumlarda insanların bizleri anladıklarını düşünüyor, empati yapmıyoruz. DEÜ’de hekimlere telkinlerde bulunuyoruz. Hasta ve hasta yakınlarını daha pozitif değerlendirmelerine yönelik telkinde bulunuyoruz. Şiddetten ders almaya çalışıyoruz” dedi.

DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 28 Martta gerçekleşen hekime yönelik şiddet olayının personel üzerinde büyük etki bıraktığını bildiren Nas, şöyle konuştu:

“DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Bölümü’nde görevli asistan hekimler, yaşamını yitiren hastanın oğlu tarafından darbedildi. Saldırı, kadın asistan hekimin aralarında bulunduğu bir gruba yapıldı. Acil serviste detayları artırdık. İnsanlar orada güvensiz olamaz. Acil servise x-ray cihazı konuldu. Hastayı değil ama hasta yakınlarını x-ray cihazından geçiriyoruz. Silahla acile giren kişi bir çılgınlık yapabilir. Halkın son dönemde gösterdiği şiddetin olumsuz yönleri var ama biz de ders alıyoruz. İnanç bazında değerlendirdiğimizde, ölümün Allah’tan geldiğini bilen insanlar, doktoru suçluyor, bunda da bir tezat var. Hem hekimlerin hem de vatandaşların kendilerine çeki düzen vermesi gerekir.”

“Kalp nakli ruhsatı için başvuracağız”

Nas, DEÜ Tıp Fakültesi’nin kalp nakil ruhsatının, yeterli nakil sayısına ulaşılamaması nedeniyle Sağlık Bakanlığı’nca durdurulmasının ardından konuya ilişkin girişimlerde bulunduklarını anlattı.

Kalp ruhsatının yenilenmesi için başvuruda bulunacaklarını belirten Nas, şunları kaydetti:

“Yaklaşık bir yıl önce yüz nakline imkan tanıyan kompozit doku nakli ruhsatı başvurusunda bulunduk, bekliyoruz. Nisan ayının ikinci haftası kalp transplantasyonu ile ilgili başvuruda bulunuyoruz. Bizim için önemli, Türkiye’de ilk yapan merkez olmamıza karşın böyle bir olumsuz bir durumla karşılaştık. Sağlık Bakanlığı’nın anlayışla karşılayacağını düşünüyorum. Komisyonda görüşülecek ve olumlu sonuçlanacağına inanıyorum.”

Nas, DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde Geriatri Merkezi, 40 yataklı Palyatif Bakım Merkezi ile Hematoloji Hastanesi açılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

“Acil serviste x-ray uygun değil”

Öte yandan, Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Genel Başkanı Dr. Ülkümen Rodoplu altyapı oluşturulmaksızın alınan önlemlerin, saldırma dürtüsü bulunan kişiyi tahrik edebileceğini savundu.

Sağlık çalışanlarının, hastane binası dışında saldırıya uğrayabileceğine dikkati çeken Rodoplu, “Sembolik tedbirlerin caydırıcı olacağını düşünmüyorum. Silah bulunması halinde özel güvenlik görevlisinin bu silahı almaya yetkisi var mı? Alsa bile bu silahı nerede saklayacak? X-Ray cihazı uygulaması altyapısı düşünülmeden hayata geçirilmiş” dedi.

Tabeladaki T.C geri geldi

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı’nın talimatı üzerine dün tabelası değiştirilen ve ‘T.C.’ ibaresi bulunmayan Bayındır Devlet Hastanesi’ndeki tabela, vatandaşların yoğun tepkisi üzerine yeniden değişti. Hastanenin girişindeki yeni tabela kaldırılarak yerine, üzerinde ‘T.C.’ ibaresi bulunan eski tabela takıldı.

İlçede berberlik yapan Olcay Dermenci, “T.C. ibaresinin kalkmasından dolayı rahatsız olduk. Tekrar eski tabelasının takılmasından dolayı çok memnunuz” dedi. (DHA)

İzmir sokaklarında bir prens

Belçika Veliaht Prensi Philippe ve eşi Prenses Mathilde, çocukları Elisabeth, Gabriel, Emmanuel ve Eléonore ile birlikte Türkiye’ye geldi. Çiftin ve çocuklarının geçen  hafta İstanbul’da üç gün kaldıkları ve şehrin tarihi yerlerini gezdikleri belirtildi.

İzmir’e gelen prens ve prenses, tatillerinin İzmir turunda Selçuk’ta bulunan Efes Antik Kentini rehber eşliğinde gezerek bilgi aldı. Hafta sonu sıcaklığının 24 dereceye ulaştığı İzmir’de Selçuk turunda çiftin ve çocuklarının spor kıyafetleri tercih ettiği görüldü. Tatillerinde basın mensupları ve protokol eşliği istemedikleri öğrenilen çift, Selçuk’ta bir gece konakladıktan sonra ülkelerine döndü.

 

Belediye başkanlığına aday mı ?

AK Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacağı öne sürülen Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, seçim çalışmaları için İzmir’in Çankaya semtinde ofis kiraladığı yönündeki iddiaları yalanladı. Günay, “İzmir’den aday olmamla ilgili lojistik çalışmam yok. Adaylığa temel oluşturacak hiçbir çalışmanın içinde değilim” dedi.

Kabine revizyonu sonrası Kültür ve Turizm Bakanlığı koltuğunu Ömer Çelik’e bırakan Ak Parti İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına hazırlandığı, bunun için Çankaya’da 800 metrekare genişliğinde büro kiralayıp, teknik donanımını da sağladığı yönünde yerel basında çıkan iddiaları yanıtladı. Günay, “İzmir’den aday olmamla ilgili lojistik çalışmam yok. Adaylığa temel oluşturacak hiçbir çalışmanın içinde değilim. Siyasi çalışmalarımı Meclis’teki ofisimde sürdürüyorum. Görüşmelerimi akrabalarımın, dostlarının ofislerinde yapıyorum” dedi.