Türkiye Eurovision’a katılıyor mu?

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, puanlama sisteminde değişiklik yapılmaması halinde Türkiye’nin Eurovision’a bu yıl da katılmayacağını söyledi.

Denizli’ye bu yıl 4. kez yapılacak olan Uluslararası Türkçe Sözlü Müzik Festivali’nin galası için gelen TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Türkiye’nin gelecek yıl da puanlama sisteminde değişiklik yapılmaması halinde Eurovisyon’a katılmayacağını açıkladı. Şahin, “Yönetim Kurulu, bu konuda yetkiyi bana verdi. Henüz süremiz var ama Eurovisyon’a bu yıl da katılmama gibi bir düşüncemiz var. Puanlama sisteminde yeni bir düzenleme yapılmazsa Eurovisyon’a katılmayacağız” diye konuştu.

BU FESTİVAL ARTIK DENİZLİ’NİN OLMUŞTUR

TRT, Denizli Belediyesi ve Denizli Valiliği tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Türkçü Sözlü Müzik Festivali’nin gala gecesinin tanıtımı için Çamlık Ofis’te düzenlenen basın toplantısına Denizli Valisi Abdülkadir Demir, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Ak Partili Denizli Belediye Başkanı Osman Zolan, Denizli Ak Parti Milletvekilleri Nihat Zeybekci, Nurcan Dalbudak ve Bilal Uçar katıldı. Zolan, Demir ve Zeybekci, festivalin Denizli’nin tanıtımına önemli katkı yaptığını ve artık geleneksel olarak Denizli’de yapılmasını arzu ettiklerini söyledi. Ak Parti Milletvekili Nihat Zeybekci ise festivalin yarışmaya dönüştürülmesini istediklerini belirterek, “Bu festival artık Denizli’nin olmuştur” dedi.

“FESTİVALİ MÜZİK YARIŞMASINA DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORDUZ”

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ise, 21 ülkeden 21 sanatçının Türkçe’nin tanıtılması ve yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla Türkçe şarkı söyleyeceklerini, festivalin TRT’nin üç kanalı dışında altı ülkeden de canlı olarak yayınlanacağını belirtti. Hieropolis’teki amfitiyatronunun görkemli atmosferinin festivalin Denizli’de yapılması için önemli faktörlerden olduğunu belirten Şahin, “Tarihi atmosferde bu yıl farklı ışık gösterileriyle rüya gibi bir organizasyonu izlemeye Denizli halkını davet ediyorum. Türkçevizyon artık Denizli’nin olmuştur. Ülkelerinde popüler 21 sanatçı şarkılarına Türkçe seslendirecek” dedi.

Türkçeyi yaygınlaştırma amaçları olduğunu, festivali müzik yarışmasına dönüştürmeyi istediklerini belirten Şahin, “Ancak, bu konuda bazı riskler var. Farklı ülkelerin sanatçılarını Türkçe şarkı söylediklerinde puanlamada sıkıntılar yaşanabilir. Kendi dillerinde şarkı söylediklerinde puanlama nasıl yapılacak. Belki ileride iki aşamalı olarak yapabiliriz. Bu konuda çalışmalar ve değerlendirmeler yapıyoruz” dedi.

“BÜYÜK İHTİMALLE EUROVİSYONA KATILMAYACAĞIZ”

Şahin, basın mensuplarının Türkçevizyon’un yarışmaya dönüştürülmesinin Eurovisyon’a rakip olma düşüncesi taşıyıp taşımadığı yolundaki sorusuna ise Türkiye’nin bu yıl da büyük olasılıkla Eurovisyon’a katılmayacağı yanıtını verdi.

Şahin, Türkiye’nin Eurovisyon’da sms oylarının fazla olmasına rağmen jüri oylarıyla alt sıralara düştüğünü belirterek, “SMS oylarının ağırlıkta olduğu sistemde Türkiye, SMS oylarıyla yüksek puanlar alıyor ve üst sıralarda yer alıyordu. Ancak Eurovisyon düzenleme komitesi SMS ve jüri oylarının ağırlığını yüzde 50’ye getirerek aynı ağırlığı verince puanımızı aşağı çekti. Bunun değiştirilmesi yolundaki itirazlarımız sonuç vermeyince geçen yıl Eurovisyon’a katılmama kararı aldık” diye konuştu.

TÜRKİYE BU YIL DA KATILMAYACAK

Şahin, aynın sistemin sürmesi halinde gelecek yıl da Türkiye’nin Eurovisyon’a katılmayacağını belirterek, “Henüz süre bitmedi. Ancak gelecek yıl da Eurovisyon’a katılmama gibi bir düşüncemiz var. Eger puanlamada yeni bir düzenleme yapılmazsa gelecek yıl da Eurovisyon’a katılmayacağız. Yönetim Kurulu bu konuda yetkiyi bana verdi” diye konuştu. Şahin, Eurovisyon’da 5 kurucu ülkenin elemelere katılmadan finallerde yarışmasının da adaletli olmadığını, bazen bu ülkelerin sonuncu bile olduğunu belirtti.

DHA

Toronto Film Festivali Assange ile başladı

Kanada’da, bu yıl 38’incisi düzenlenen Toronto Uluslararası Film Festivali başladı.

Festivalin Sanat Yönetmeni Cameron Bailey, yaptığı açıklamada, hayatın içinden olayları konu alan filmlerle dolu bir etkinlik yaşanacağını belirterek, buna Mandela, Arap Baharı ve Assange’ın konu edildiği filmleri örnek gösterdi.

Geçmişte Oscar ödülü kazanan birçok filmin ilk gösteriminin yapıldığı festival olması sebebiyle “Oscar habercisi” diye de nitelendirilen festivale bırçok film yıldızı ve yönetmen katılıyor.

Jennifer Aniston, George Clooney, Nicolas Cage, Brad Pitt, Meryl Streep, Atom Egoyan, Hugh Jackman ve Robert Redford, Nicole Kidman, Keanu Reeves, Julia Roberts, Johnny Depp, Penelope Cruz ve Ryan Gosling’in de aralarında bulunduğu birçok ünlü yıldız ve yönetmen Toronto’ya geldi.

Öte yandan, okuyucu ve izleyicilerine farklı görüntüler sunma yarışına giren yerel ve ulusal basın kuruluşları, Toronto sakinlerinden sokakta gezerken ya da alışveriş sırasında gördükleri ünlülerin fotoğraflarını çekip yollamalarını içeren duyurular yapıyor.

Açılışında Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’ın hayatını konu alan The Fifth Estate filminin gösteriminin yapıldığı festival, 15 Eylül’de sona erecek.

Atatürk Havalimanı’nda Güney Kore rüzgarı

Kore pop müziğinin en popüler 6 grubu Super Junıor, Beast, Mblaq, Ftısland, Miss A ve Aılee’e Türkiye’ye geldi. Atatürk Havalimanı’nda yüzlerce hayranları tarafından karşılanan grup üyeleri ezilme tehlikesi geçirdi.

Kore Hava Yolları’nın tarifeli seferiyle saat 19.30’da Seul’den İstanbul’a gelen Kore pop müzik gruplarını uçağın inişinden saatler önce gelen hayranları Atatürk Havalimanı’na akın etti. Havalimanının da toplanan hayran gurubu sanatçıların gelişini çığlık ve tezahüratlarla karşıladılar. Güney Koreli sanatçılardan imza alabilmek ve fotoğraf çektirmek birbiriyle yarışan kalabalıktakiler alınan güvenlik önlemlerine rağmen Atatürk Havalimanı’nda ilginç görüntülere yol açtı.

Sanatçıları gören bazı genç kızların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü. Sanatçıları görünce çok heyecanlandığını ifade eden Hasret Şentürk, “5 tane idol grup geldi. Bir tane de solo sanatçı geldi onları görmek için geldik. Konser vermek için geldiler buraya. Ben Beast ve Mblaq hayranıyım. Onları görünce çok heyecanlandım. Çünkü onları sürekli internetten izliyordum. Burada görünce heyecanlandım. Facebook ve Twitter hayran sayfalarımız var orada toplandık ve geldik. Geldiğimiz için çok mutluyuz” şeklinde konuştu.
Güney Kore’nin pop sanatçılarının yer aldığı ‘Musıc Bank’ Konserinin, Türkiye’de ilk kez bu yıl, 7 Eylül 2013 tarihinde Ülker Sports Arena’da gerçekleşecek.

2 bin 400 yıllık tarihi mekanda konser

Karya Kültür ve Sanat Derneği (KARSANAT) tarafından düzenlenen festival kapsamında sahneye çıkan Avusturyalı müzik grubu, Anna Magdalena Auzinger-Soprano ve Amélie Saadia Mezzosoprano, Phillip Comploi “Venedik’te bir Barok Gezintisi” adlı bir müzik dinletisi sundu.

KARSANAT Derneği Başkanı ve Genel Sanat Yönetmeni Gülderen Erdoğmuş, gazetecilere yaptığı açıklamada, antik dönemin 7 harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi’nde ikinci konser düzenlediklerini söyledi.Festivalin açılışını Avusturya’nın ödüllü solistlerinin yaptığını dile getiren Erdoğmuş,”Biz KARSANAT olarak Bodrum’un tarihi yerlerini çok önemsiyoruz. Bu bağlamda festivalimizi geçen yıl burada yaptık bu Mozolede bir ilk oldu. Seyirciden çok güzel tepkiler aldık. Sanatçılar ve seyirciler çok güzel anılarla buradan ayrılıyor. Bu festival aynı zamanda Mozolenin tanıtımını sağlıyor”dedi.

Üç gün sürecek festivalde yarın Karya Barok Topluluğu solistleri Karya Barok Yaylı Çalgılar Dörtlüsü eşliğinde, batılı bestecilerin doğunun gizemiyle etkilenerek besteledikleri operalardan aşk ve savaş konulu ünlü aryalar, düetler seslendirecekler.

Festivalin kapanış konserinde ise, solist Özge Eyüpoğlu Karya Türk Müziği Topluluğu eşliğinde, Karsanat Sanat danışmanı Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Nevzat Atlığ’ın belirlediği repertuvar ile ünlü bestekarların eserlerinden seçkin eserler sunacaklar.

 

Özel tiyatrolara yeni sezon yardımları

Özel tiyatroların 2013-2014 sanat sezonu projelerine yapılacak yardımlara ilişkin başvurular 15 Ağustos’ta sona erecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, tiyatronun yaygınlaşıp sevilmesini sağlamak, Türk oyun yazarlarını teşvik etmek ve Türk tiyatrosunun gelişmesini desteklemek amacıyla yapılan yardımlar bu yıl da sürüyor.

Profesyonel, çocuk oyunu, amatör ve geleneksel olmak üzere 4 ayrı kategoride kabul edilecek başvularla ilgili gerekli bilgi ve belgeler Bakanlığın www.kulturturizm.gov.tr ve www.guzelsanatlar.gov.tr adreslerinde yer alıyor.

Almanya’da Osmanlı eserleri gün yüzüne çıkıyor

Almanya’daki kütüphanelerde varlığından kimsenin haberinin olmadığı Osmanlı’ya ve İslam coğrafyasında daha önceki dönemlere ait binlerce el yazması eser bulunuyor.

Göttingen Bilim Akademisi bu ‘saklı hazine’yi ortaya çıkarıp tasnif etmek için bir proje başlattı. 1958 yılında başlayan ‘Almanya’daki Şark El Yazması Eserlerin Tasnifi’ başlığını taşıyan uzun vadeli proje kapsamında gerçekleşen çalışma ile kütüphanelerde adeta gömülü vaziyette bulunan Türkçe, Arapça ve Farsça yaklaşık 7 bin eser gün yüzüne çıkarılacak.

Prof. Dr. Tilman Seidensticker, “Hedefimiz, bu zamana kadar kataloglaştırılmamış şarki eserleri tespit etmek ve dijital ortamda araştırmacıların hizmetine sunmak.” dedi.

Alman kütüphanelerindeki İslam coğrafyasına ait eserlerin sayısının daha yüksek olduğu biliniyor. Örneğin Gotha Araştırma Kütüphanesi’nde 9. yüzyıldan bir Kur’an-ı Kerim, Berlin Devlet Kütüphanesi’nde 42 bin el yazması eser, Bavyera Devlet Kütüphanesi’nde ise 17 bin eser bulunuyor.

Eserlerin bazıları Jasper Ulrich Seetzen gibi araştırmacıların Suriye veya Mısır’a yaptıkları araştırma gezilerinde satın aldıkları eserlerden oluşuyor, bazıları ise ‘Türk Savaşları’ olarak nitelendirilen Osmanlı ve Avrupa arasında geçen savaşlarda ele geçirilmiş.

Araştırma heyetinin başına getirilen Seidensticker, şimdiye kadar ilgili devletlerin yetkilileri tarafından eserlere ulaşmak için herhangi bir girişimde bulunulmadığını, ancak birkaç bilim adamının böyle bir talebinin olduğunu söyledi.

Araştırmada İran ve Türkiye’den de uzmanlar bulunmakla birlikte çoğunluğu Almanlar oluşturuyor.

Kataloglamanın 2022 yılına kadar süreceğini tahmin eden Seidenstikcer, 2015 yılına kadar devletin maddi desteğiyle çalışacaklarını, daha sonra desteklenip desteklenmeyeceklerini bu yıl içinde öğreneceklerini açıkladı. Bununla birlikte Seidensticker, çalışmanın 2016 ila 2022 yılları arasında tamamlanabilmesi için proje süresinin uzatılması yönünde uğraş verdiğini dile getirdi.

Milli Kütüphane’ye ziyaretçi akını yaşanıyor

Bünyesinde bulundurduğu milyonlarca kitap ve süreli yayınla Türkiye’nin yazılı hafızasını muhafaza eden Milli Kütüphane Başkanlığında yılın ilk 6 ayında 343 bin 136 kişi kütüphanedeki kaynaklardan yararlandı.

Sıradan bir kütüphanenin ötesinde, milli bir arşiv, müze ve araştırma merkezi niteliği taşıyan Milli Kütüphane, gerçekleştirdiği hizmetlerle Türk kültür, bilim, edebiyat ve sanat hayatına katkı sunuyor.

Milli Kütüphane Başkanlığından edinilen bilgilere göre, nadide eserlerden süreli yayınlara, el yazması eserlerden taş plaklara, haritalardan notalara, ses kayıtlarından resim ve posterlere kadar önemli yazılı ve görsel kaynakların yer aldığı kurumda yılın ilk 6 ayında kullanıcı sayısı 343 bin 136 kişi oldu.

Yine aynı dönemde üye sayısını 222 bin 721’e çıkaran kütüphanede kullanıcılar, 75 bin 90 eserden yararlandı.

17 Avrupa gazetesiyle “Avrupa Gazeteleri Projesinde” güçlerini birleştiren Milli Kütüphanenin web sitesini 2013’ün ilk yarısında 355 bin 693 kişi ziyaret ederken, süreli yayınlara bin 173 kişi üye oldu. Yine aynı dönemde sisteme giren kullanıcı sayısı da 27 bin 639’a ulaştı.

YURT DIŞINDAN DA ESER SATIN ALINIYOR 

Koleksiyona derleme, satın alma, bağış ve değişim yoluyla 6 ayın sonunda 27 bin 260 eser eklendi.

Buna göre basma eser sayısı 1 milyon 316 bin 133, el yazma kitap sayısı 27 bin 479, süreli yayınlar 1 milyon 479 bin 631 ve kitap dışı materyallerle toplam koleksiyon 3 milyon 95 bin 729’a ulaştı.

1934 yılında kabul edilen Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu hükümleri uyarınca, Türkiye’de yayınlanan her eserin bir nüshasının Milli Kütüphaneye gönderilmesi gerekiyor ancak yasa tüm materyal türlerini içermediği ve yeterince yaptırım gücü olmadığı için bu yasanın güncelleştirilmesi amacıyla başlatılan çalışmalar sürdürülüyor.

Milli Kütüphane Başkanlığı, yurt dışında yayınlanan Türkiye ve Türklerle ilgili yayınlar öncelikli olmak üzere çeşitli başvuru kaynakları ve güzel sanatlarla ilgili eserleri satın alarak koleksiyona dahil ediyor.

Çeşitli kişi ve kuruluşlar tarafından yapılan kitap ve benzeri materyal bağışlarını da kabul eden kütüphane ayrıca, Türkiye ile çeşitli ülkeler arasında hazırlanan kültürel değişim programlarıyla kütüphanelerarası iş birlikleri çerçevesinde yurt dışındaki kütüphane, Türkoloji enstitüsü ve çeşitli kuruluşlarla “karşılıklılık ilkesi” uyarınca yayın değişimi de yapıyor.

70. Venedik Film Festivali başladı

İtalya’da, bu yıl 70’incisi düzenlenen Venedik Film Festivali, “The Gravity” (Yerçekimi) filminin gösterimiyle başladı.

Venedik’e bağlı Lido Yarımadası’nın ev sahipliği yaptığı festivale katılan ünlü konuklar kırmızı halıda yürüdü. Etkinliğin açılışında, başrollerini George Clooney ve Sandra Bullock’un paylaştığı, Meksikalı yönetmen Alfonso Cauron’un uzay gerilim filmi “The Gravity” gösterildi.

Alberto Barbera‘nın hazırladığı festivalde bu yıl, 54 uzun metrajlı film sinemaseverle buluşacak. 54 filmden 52’sinin dünya prömiyeri ilk kez Venedik’te gerçekleştirilecek.

İngiliz Stephen Frears, Japon Hayao Miyazaki ve Amerikalı Terry Gilliam gibi ünlü isimlerin yapıtlarının da aralarında bulunduğu filmler, Bernardo Bertolucci yönetimindeki jürinin beğenisine sunulacak.

Festivale Türkiye’den katılan yönetmen Deniz Akçay Katıksız’ın, başrollerinde Ahu Türkpençe, Lale Başar ve Savaş Alp Başar’ın oynadığı “Köksüz” filmi, genç yönetmenlerin yapıtları için verilen “Geleceğin Aslanı” ödülü için yarışacak.

Festival, 7 Eylül akşamı yapılacak kapanış ve ”Altın Aslan” ödülünün takdim edilmesiyle son bulacak.

Eskişehir’de “Türk Kahvesi Geçici Müzesi” açıldı.

Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında yaklaşık bin eserin yer aldığı “Türk Kahvesi Geçici Müzesi” açıldı.

Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreteri Hüseyin Kocabıyık, Odunpazarı’ndaki Bey Konağı’nda oluşturulan müzenin açılışında yaptığı konuşmada, sergilenen eserlerden çok etkilendiğini söyledi.

Müzenin, gündelik hayatın vazgeçilmezi, şarkılara, romanlara, atasözlerine konu olan Türk kahvesinin, 16. yüzyıldan bugüne tarihini yansıttığını belirten Kocabıyık, şunları kaydetti:

“Oluşturduğumuz bu geçici müzede, Anadolu coğrafyasında ilk kahveyi içen kahveyi nasıl yapmış, nasıl kaynatmış, hangi araçları kullanmış, onlardan başlayarak bütün malzemeyi görebilmeniz mümkün. Bütün o Kahve tarihi, malzemelerin suretine sinmiş bir şekilde. Size adeta hem seyirlik bir tablo oluşturuyor hem de sanki Kahve malzemeleri konuşuyor, size tarihi anlatıyor. Böyle şahane bir sergiyle karşı karşıyayız.”

Kocabıyık, üç hafta açık kalacak olan müzeyi, Eskişehir’in yanı sıra İstanbul, Ankara ve diğer civar illerde yaşayan vatandaşların da gezmesini istedi.

Yaklaşık bin eserin sergilendiği Türk Kahvesi Geçici Müzesi’nin açılışına, İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Yapıcı, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali Osman Gül, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Halil Çankaya, diğer ilgililer ve vatandaşlar katıldı.

‘Türkiye Müzik Ödülleri’ sahiplerini buldu

Törene çok sayıda sanatçı katıldı.

14 dalda ödülün verildiği gecede ‘en iyi şarkı’ ödülü Demet Akalın’ın seslendirdiği ‘Türkan’a verildi.

‘Es’ albümüyle ‘en iyi albüm’ ödülüne layık görülen Mustafa Ceceli, aynı zamanda ‘en iyi erkek sanatçı’ ödülünü de aldı.

Gecede ödül alan kişi ve yapımlar şöyle:

En iyi çıkış yapan şarkıcı: Mehmet Erdem

En iyi özgün film müziği: Evim Sensin (Yıldıray Gürgen)

En iyi özgün dizi müziği: Muhteşem Yüzyıl (Aytekin Ataş)

En iyi klip: Nihat Odabaşı (Ziynet Sali-Her Şey Güzel Olacak)

En iyi proje: Orhan Gencebay’la Bir Ömür (Orhan Gencebay)

En iyi grup: Seksendört

En iyi remix şarkı: Geri Dönüş Olsa (Erdem Kınay)

En iyi düet: Soğuk Odalar (Emre Aydın

Şüpheli ölüm aydınlanıyor

 

Şili’de ölümüyle ilgili iddiaları araştırmak amacıyla cenazesi mezarından çıkarılan Nobel ödüllü şair ve yazar Pablo Neruda’nın kemik kalıntılarının ABD’de test edileceği bildirildi.

Dünyaca ünlü şairin yeğeni Rodolfo Reyes, Şilili ve yabancı adli tıp uzmanlarıyla yaptığı görüşmede, Neruda’ya ait bazı kemik kalıntılarının Kuzey Carolina Üniversitesi tıp fakültesindeki bir laboratuvara gönderileceğini belirtti. Reyes, laboratuvarda bazı toksin testlerinin yapılacağını ifade etti.

Hakim Mario Carroza ise şairin kalıntıları üzerinde Şili’de yapılacak ilk test sonuçlarıyla ilgili ön raporun 22 Nisan’da alınacağını ifade etti.

Şilili adli tıp uzmanları, Neruda’nın ölümüyle ilgili 40 yıllık sır perdesini aralamak ve General Augusto Pinochet rejimi döneminde zehirlenerek öldürüldüğü iddialarını araştırmak için şairin cenazesini 8 Nisan’da mezarından çıkarmıştı.

ÖLÜM SEBEBİ PROSTAT KANSERİ VE TRAVMA GÖSTERİLDİ

Neruda’nın ölüm nedeni resmi kayıtlarda, çok sayıda arkadaşının ölümüne ve işkenceye uğramasına neden olan 1973’teki askeri darbeye tanıklık etmesinin yol açtığı travma ve prostat kanseri olarak gösteriliyordu.

Ancak Neruda’nın şoförü ve koruması Manuel Araya ile diğer birçok Şilili, Neruda’nın Pinochet’nin casusları tarafından öldürüldüğünü iddia ediyor.

1971’de Nobel edebiyat ödülünü kazanan Neruda, 11 Eylül 1973’te darbeci askerlere teslim olmayarak intihar eden sol görüşlü eski Şili Devlet Başkanı Santiago Allende’nin yakın dostuydu. Neruda, sürgüne gitmeden bir gün önce ambülânsla Santa Maria hastanesine kaldırılmış, burada kanser ve diğer rahatsızlıkları nedeniyle tedavi görmüş, 23 Eylül 1973’te hayatını kaybetmişti.

Ünlü sanatçı yoğun bakımda

Diyabet, kalp ve damar hastalıkları sebebiyle Şişli’deki Memorial Hastanesi’nde bulunan Menteş’in tedavisinin, yoğun bakım ünitesinde sürdürüldüğü öğrenildi.

İzmir’de 1960 yılında doğan Yalçın Menteş, “Tatlı Kaçıklar”, “Cennet Mahallesi” ve “Akasya Durağı” gibi televizyon dizileriyle izleyicilerin beğenisini kazanmıştı.

7 yeni film vizyona giriyor

Bu hafta 7 yeni film vizyona giriyor

Aksiyon, gerilim, animasyon, korku ve drama türlerinden seçkiler 19 Nisan haftasında vizyona giriyor. “Teksas Katliamı”, “Kötü Ruh” haftanın korku yapımı olarak dikkat çekerken, 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği ‘acı’yı farklı pencereden anlatan “Yabancı” haftanın öne çıkan filmi.

CESUR BALIK 2
Troy, donanmanın araştırma tesisinden kaçarak mercan kayalıklarına döner. Kocaman kalpli küçük balık Pi’nin, Troy’u yenmesinin üzerindense tam bir yıl geçmiştir ve Troy için artık intikam alma zamanı gelmiştir. Mercan kayalıklarındaki su yükseldiğinde Pi’nin oğlu Junior köpekbalığı tuzağını onarır. Troy, tuzağa düşer ve donanmaya geri gönderilir. Mark Dippe’nin yönettiği ve Drake Bell, Jamie Kennedy, Rob Schneider ile Donal Logue’nin seslendirdiği “Cesur Balık 2” animasyon türünde.

TEKSAS KATLİAMI
Uzun zaman önce, Teksas’da küçük bir kasabada, beş gencin başına bir felâket geldi. İçlerinden sadece biri hikâyeyi anlatmak için kaçabilecekti ve onun sağ kalışı bu dehşete son verecek bir olaylar zincirini tetikleyecekti. Az sayıda insanın bildiği, kurtulan bir kişi daha olduğuydu. Bir bebek kurtulmuş, o gün olanlardan ve kökeninden habersiz büyümüştü. John Luessenhop’un yönettiği ve Alexandra Daddario, Dan Yegager, Trey Songz ile Scott Eastwood’un oynadığı “Teksas Katliamı” gerilim sevenler için.

KÖTÜ RUH
Hayatı altüst olmuş genç bir kadın olan Mia, kendisine yardım etmeleri için ağabeyi David ve onun kız arkadaşı Natalie ile çocukluk arkadaşları Olivia ve Eric’ten kendisiyle birlikte aileden kalma bir kulübeye gitmelerini ister. Mia oraya vardıklarında ve içeriye girdiklerinde ise, terk edilmiş kulübeye birilerinin izinsiz girmiş olduğunu anlarlar. Jane Levy, Shiloh Fernandez, Lou Taylor Pucci ile Jessica Lucas’ın oynadığı “Kötü Ruh”u Fede Alvarez yönetti. Genç ve yeni bir oyuncu kadrosu barındıran “Kötü Ruh” ünlü orijinalinin tüm heyecanı ve keyifli dehşetini bir dizi şok eden yeni sürprizlerle birleştiren, izleyenin kanını donduracak bir film.

BAHAR İSYANCIDIR
Film, 90?lı yılların ortalarından, 2000’li yılların başlangıcına, oradan da günümüze uzanan bir zaman diliminde, bir tiyatro topluluğunun, “Oyuncular Kumpanyası”nın öyküsünü beyazperdeye getiriyor. 12 Eylül’ün gölgesinde yetişen, etik ve kültürel değerlerin liberal ekonomilerle değiştiği tarihsel bir süreçte yaşayan gençlerin tiyatro yoluyla direnişi. Selma Köksal’ın yönettiği “Bahar İsyancıdır” adlı yapımda Volga Sorgu, Selma Köksal, Çimen Turunç Baturalp ile Yıldıray Şahinler rol alıyor. Tiyatro yapmanın zorlaştığı günümüzde “Bahar İsyancıdır”, Onat Kutlar’ın aynı adlı eserinden esinlenmeler taşırken, kayıp umudun da peşine düşüyor

GEÇİT YOK
Bir operasyonda işler ters gidince, vicdan azabı çeken Şerif Ray Owens, Los Angeles’ı terk edip küçük bir sınır kasabasına yerleşir. Ancak, günün birinde, batının en azılı, uyuşturucu karteli lideri Gabriel Cortez, FBI’ın hükümlüleri taşıdığı bir konvoydan kaçtığında Şerif Owens’ın yaşadığı huzurlu günler sona erecektir. Olaya karışma vakti gelmiştir. Kim Jee Woon’un yönettiği ve Arnold Schwarzenegger, Forest Whitaker, Rodrigo Santoro ile Johnny Knoxville’in oynadığı “Geçit Yok” aksiyon türünde.

SUÇ ORTAĞI
Will, hapisten yeni çıkmıştır ve Alison ile ilişkisini düzeltmeye hazırdır. Bu arada Will’in 10 milyon dolarlık fidyeyi ulaştırabilmesi için yalnızca bir günü vardır. Hem FBI hem de Vincent’in inanmamasına rağmen para aslında onda değildir. Will için bu durumda tek bir seçenek kalmıştır: Eski suç ortağı, güzel, seksi ve akıllı Riley ile tekrar biraraya gelip, bir soygun daha yapmak ve geç olmadan kızını kurtarmak. Nicolas Cage, Danny Huston, Malin Akerman ile Sami Gayle’in oynadığı “Suç Ortağı”, Simon West’in kamerasından çıktı.

YABANCI
Özgür, 80 darbesiyle Fransa’ya iltica etmiş bir anne babanın kızıdır. Paris’te doğup büyümüştür. Babası Hüseyin’in ölümü üzerine onun ülkesinde gömülmek olan son arzusunu yerine getirmek için İstanbul’a gelir. Fakat Hüseyin’in 12 Eylül sürecinde vatandaşlıktan atılmış olması Özgür’ün önüne büyük bir engel olarak çıkar. Bu engel, Özgür’ü İstanbul ve kendi içinde bir yolculuğa zorlar. Sezin Akbaşoğulları, Caner Cindoruk, Serkan Keskin ile Xavier Clion’un oynadığı “Yabancı”, televizyon dizilerinin senaristi olarak tanınan Filiz Alpgezmen’in ilk uzun metraj denemesi.

Eurovision birincisinden şehit yakınları için konser

Eurovision 2009 Şarkı Yarışması’nda “Fairytale” adlı şarkıyla birinciliği elde eden Norveçli sanatçı Alexander Rybak, Alanya’da şehit aileleri yararına düzenlenen konsere katıldı.

Polis teşkilatının 168. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında Türkiye’ye gelen Rybak, Alanya’da sahne aldı.

Konserden elde edilen gelir, şehit aileleri yararına kullanılacak.

Alanya İlçe Emniyet Müdürü Erkan Dur, Polis teşkilatının 168. yıldönümünde farklı bir etkinlik gerçekleştirmek istediklerini söyledi.

Geçen yıl yapılan etkinliklere Hollandalı bir sanatçı getirdiklerini anlatan Dur, kültürlerin kaynaşmasını amaçladıklarını ifade etti.

Dünyanın değişik yerlerinden birçok kişinin Alanya’da yaşadığını belirten Dur, “Onlar bizim hemşehrimiz’ projesiyle bu insanlarla entegre olmayı ve kültür alışverişinde bulunmayı amaçladık. Kendilerini memleketlerinde hissetmelerini sağlamak istedik. Bu çerçevede hem 10 Nisan etkinlikleri hem de proje kapsamında konser düzenledik” dedi.

İstanbul Film Festivali başladı

Türkiye’nin en büyük sinema etkinliği olan İstanbul Film Festivali başladı.

Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ndeki görkemli açılış töreniyle başlayan festivalin onur ödülleri, usta oyuncular Lale Belkıs, Ahmet Mekin, senarist Ayşe Şasa ve görüntü yönetmeni Aytekin Çakmakçı’ya verildi.

Çok sayıda sanatçı ve sinemaseveri buluşturan açılış töreni, yabancı sinemacıları da ağırladı.

Törende, gösterimi yapılacak filmlerin kısa tanıtımları da yer aldı.

32’nci kez sinemaseverlerle buluşan İstanbul Film Festivali, 14 Nisan’a kadar devam edecek.

7 salonda, 200’ü aşkın film gösterilecek.

Usta yönetmen Costa-Gavras, festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü; Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Başkanı Peter Weir ise Sinema Onur Ödülünü alacak.

Her iki yönetmen festival kapsamında birer de sinema dersi verecek.

Bu yıl sinema derslerinin bir başka usta ismi de Carlos Reygadas olacak.

Jüri başkanlığını bu yıl Tayfun Pirselimoğlu’nun yaptığı Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülü için on yerli yapım yarışacak.

Festivalde, 9 dalda ödül verilecek.

Sürekli çalışıyor ama enerji istemiyor

 

Heykeltıraş Bob Potts’un yaptığı heykeller kendi enerjisiyle hareket ediyor.

70 yaşındaki sanatçının yaptığı kinetik heykellerin sürekli hareket etmesi için ilk enerjiyi vermek yeterli.

Daha sonrasında kendi kinetik enerjisiyle aynı hareketleri sürekli tekrarlayarak ortama faklı bir hava veriyor.

Kanada Oscarlık “Argo”ya sarıldı!

Oscar ödüllü “Argo” filminde İran Devrimi sırasında Tahran’daki Kanada Büyükelçiliği’ne sığınan Amerikalıların ülkeden nasıl çıkarıldığı anlatılıyor.

Kanada yönetimi, şimdi bu filmi, Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkileri pekiştirme vesilesi yapıyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kanadalı diplomatik misyon görevlileri, filmi, Amerikalalıra izletiyor.

1979 İran Devrimi’nde Amerikan Büyükelçiliği basılır. Kaçmayı başaran 6 Amerikalı Kanada büyükelçiliğine sığınır.

Kanadalı diplomatlar, Amerikalıların öldürülmeden İran dışına çıkarılmaları için çalışır. Oscar ödüllü “Argo” filmine konu olan bu operasyonu Kanada, bugünlerde, Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerini pekiştirmek için kullanıyor.

Kanada konsolosları Amerika Birleşik Devletleri’ni şehir şehir geziyor, ileri gelenlere filmi izlettiriyor, Amerikalılara 34 yıl önce nasıl yardım ettiklerini hatırlatıyor.

Kanada Detroit Başkonsolosu Roy Norton, “Amerika Birleşik Devletleri bizim, biz de Amerika Birleşik Devletleri’nin en yakın dostuyuz. Argo filminde anlatılanlar bunu açıkça gösteriyor” diye konuştu.

TAMAMEN DUYGUSAL!

Kanada, mali krizin yaşandığı şu günlerde, Amerika Birleşik Devletleri ile milyarlarca dolarlık ticaretini geçmişi hatırlatarak artırma çabasında….

Emek sineması kapanmıyor

 

Bakan Çelik, sinemanın birkaç kat yukarı taşındığını belirtti.

Beşiktaş’ta Türkiye’nin Londra Kitap Fuarı’na katılımı ile ilgili basın toplantısı düzenleyen Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Emek Sineması’na ilişkin soruları cevapladı.

Emek Sineması’nın yıkılmadığını ifade eden Çelik, “Konuyla ilgili yargı süreci ortaya çıkmış, mahkeme kararı ile sonuç tescillenmiştir.

Çelik, “Bulunduğu yerden birkaç kat yukarıya taşınıyor. Dolayısıyla tartışma zemininin Kültür Bakanlığı ile çok fazla da bir ilgisi yok. Süreç sonuçlanmış, proje çerçevesinde de gördüğüm kadarıyla yıkılıp yok edilmesi söz konusu değil.

Aynı şekilde korunarak, dünyada pek çok örneği olan bir sistem uygulanarak birkaç kat yukarıya aynı şekilde taşınacaktır. Bu mekânlarla ilgili hassasiyet gösteren herkese teşekkür ediyorum. Mekânların hafızasına sahip çıkmakla ilgili hassasiyet her zaman kıymetlidir.

Fakat hayatın değişen koşulları içinde de farklı düzenlemeler ortaya çıkabiliyor. Netice olarak böyle bir düzenleme ortaya çıkmıştır. Bunu çok fazla sürdürmenin şeyi yok. Yıkılıyor gibi bir şey demek yanlıştır.” Dedi.

Londra’nın bu yılki konuğu Türkiye

Yayıncılık ve telif hakları alanındaki en önemli fuarlardan Londra Kitap Fuarı’nı her yıl 25 bin profesyonel ziyaret ediyor. Türkiye bu yıl Fuara konuk ülke olarak katılacak.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Türkiye’nin tüm zenginliğini fuarda yansıtacaklarını söyledi.

Çelik, “Türkiye dünyada hiç bir ülkenin sahip olmadığı bir çok boyutluluğa ve çoğulculuğa kendiliğinden sahiptir. Başkalarının çabalayarak ulaştığı bu çok boyutluluğa ve çoğulculuğa Türkiye kendi mayası itibarıyla sahiptir” dedi.

15 Nisan’da başlayacak fuara Türkiye’den yazar, çevirmen, sanatçı ve akademisyenlerden oluşan 150 kişilik ekip katılacak.

Fuara katılacak yazarlar ise heyecanla Londra’daki okurlarıyla buluşmayı bekliyor.

Bu yazarlardan Ayşe Kulin, “Türkiye’ye dair güzel şeyler söylemek istiyorum. Türkiye’nin sanatına geçmişine dair” derken İskender Pala, “Özellikle de entelektüel alanda Türk edebiyatının İngiltere’de duyulması demek bütün dünyada duyulması, İngiltere’de pazarlanması demek bütün dünyada pazarlanması demek, İngiltere’de anlaşılması demek bütün dünyada anlaşılması demektir” diye konuştu.

Yazar İnci Aral ise “En azından belli kontaklar kurmak, diğer yazarlarla tanışmak, dünya yazarlarıyla tanışmak bizim de okuduğumuz, sevdiğimiz yazarlarla tanışmak çok güzel olacak diye düşünüyorum” dedi.

İstanbul laleleri ile buluştu

Parklar, bahçeler, sokaklar… İstanbul’un her köşesinde rengarenk laleler açtı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce 8’incisi düzenlenen Lale Festivali özel bir sergi ile başladı.

“Dolmabahçe Sarayı’nda Lale Zamanı Vakt-i Ceragan” Sergisi’nde, laleler tüm güzelliği ile gözler önüne serildi.

Tezhiplerinde bir ilki gerçekleştiren sanatçı Münevver Üçer, 3 boyutlu heykelleri ilk kez sanatseverlerle buluşturdu.

Sanatçı Reyhan İsen’in, kurutulmuş yapraklar üzerine yaptığı tezhip eserleri de sanatseverlerden büyük ilgi gördü.

Nakkaş Kaya Üçer ise, Lale Devri’nin süsleme unsuru olan bezemelerle sergiye renk kattı.

70’e yakın eser “Gelenek Geleceğimizdir” sloganı ile sergileniyor.

Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi’nde açılan sergi, 12 Nisan’a kadar görülebilir.