Kiraz


Her ne hikmetse Keles adı, kirazının bol olmamasına rağmen, yöre halkı tarafından da hiçbir anlam ifade etmeyen ve hâlen de benimsenememiş olan Kiraz ismini almış ve böylece de Keles adı, diğer tarihî değeri ve hatırası olan yer adları gibi tarihe karışmıştır. Ancak, bu tarihe karışma, resmî makamlar ve belgeler nezdindedir.

Bölgenin, en erken M.Ö. 3000’lerde iskân edildiği anlaşılmaktadır. Gerek Ödemiş yakınlarında, gerekse Kaymakçı yöresindeki höyük ya da mezarlarda ele geçirilen bulgular, İlk Tunç Çağı denen bu dönemde Küçük Menderes vadisi insanlarının; bir yandan kuzeydeki Çanakkale yöresi; öte yandan Ege Adaları ve son olarak da Denizli yöresi kültürleriyle ortak özellikleri paylaşan, yerel bir kültüre sahip olduğunu göstermektedir. Yeni tarihî bulgulara ve belgelere göre; Hititler’in (Etiler), M.Ö. 3000 yıllarından Kafkasya üzerinden Anadolu’ya geçen, Hint-Avrupa kökenli oldukları ve Türk soyundan geldikleri kabul edilmektedir. Keles/Kiraz ve civarındaki Türk hâkimiyeti, M.Ö. 2000 yıllarında başlamıştır. Yani, günümüzden 4000 yıl önce, Keles/Kiraz bölgesinde Türkler de yaşamaktaydı.

kiraz-1

Keles/Kiraz yöresi Antik Çağ’da sırasıyla; Hitit egemenliğinde 600 yıl, İon egemenliğinde 700 yıl, Frigya egemenliğinde 500 yıl, Lidya egemenliğinde 160 yıl, Pers egemenliğinde 212 yıl, Makedon Krallığı egemenliğinde 77 yıl, Suriye Krallığı egemenliğinde 100 yıl, Bergama Krallığı egemenliğinde 55 yıl, Roma İmparatorluğu egemenliğinde 215 yıl, Bizans İmparatorluğu egemenliğinde 913 yıl, Ceneviz egemenliğinde 5 yıl, Selçuklu hâkimiyetinde 237 yıl, Sasa Bey hâkimiyetinde 2 yıl, Aydınoğlu Beyliği hâkimiyetinde 116 yıl, Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetinde 497 yıl kalmıştır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı olan ilçenin başlıca eserleri arasında; Hisar Kalesi, Yağlar Kalesi, Kaleköy Surları, İsa Bey Camii, Suludere Camii ve Hamamı bulunmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın