Torbalı

Bugünkü Torbalı, Küçükmenderes havzasında verimli topraklar üzerinde kurulmuş olup; Ephessos (Selçuk), Smyrna (İzmir), Kolophon (Değirmendere), Nation (Ahmetbeyli) ve Nif (Kemalpaşa) antik kentleri arasında kalan bölgede, M.Ö. 3000 yıllarında ilk yerleşim gerçekleşmiştir.

Metropolis kentiyle birlikte M.Ö. 2500 yılında Hititler zamanında yörenin geliştiği; M.Ö. 7. Yüzyıl’da, Lydia zamanında en parlak çağını yaşadığı anlaşılmıştır. Sırasıyla Neolitik, Kalkolotik, Tunç Çağları ile Frigya, Lydia, Pers, Roma ve Bizans dönemlerini, 1071-1317 tarihlerinde Selçuklular ve Aydınoğulları, daha sonraları Osmanlı dönemini yaşamıştır. Torbalı’nın Türk egemenliğinde bir yönetim birimi statüsü kazanması; 1390 yılında Yıldırım Bayezit’in şehzadesi Ertuğrul Bey’in vali olarak Aydın’a atanmasıyla başlamış, o dönemde Torbalı, İzmir Sancağına bağlı bir birim olarak kayıtlara geçmiştir. Osmanlı döneminde, Osmanlı Sultanı Çelebi Mehmet’in 1414 yılında İzmir’i alması ile birlikte 1425 yılından sonra İzmir ve civarı tümüyle Osmanlı yönetimi altına girmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nı müteakiben 15 Mayıs 1919 – 7 Eylül 1922 yılları arasında 40 aya yakın bir süre işgal altında kalmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ve Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte, 20 Nisan 1924 tarihli 491 Sayılı Teşkilat-i Esasiye Kanunu uyarınca sancaklar kaldırılmış, yerine vilayetler ihdas edilmiş, bunun sonucu Aydın Vilayeti parçalanmış, İzmir Sancağı da İzmir Vilayeti olarak kurulmuştur. Torbalı da İzmir’e bağlı bir nahiye olmuştur. 26 Haziran 1926 tarih ve 387 Sayılı Teşkilatı Mülkiye Kanunu ile Torbalı ilçe haline getirilmiş, 1927 yılında ise belediyelik olmuştur.

<torbali-1

Metropolis
Torbalı’nın Yeniköy ve Özbey köyleri arasında, ovaya hakim bir tepede kuruludur. Efes, Smyrna, Kolophon ve Notion antik kentleri arasında kalan bu bölgede ilk kentsel yerleşimin M.Ö. 3. Yüzyıl’da Seleukos Krallığı zamanında çevredeki höyüklerin ve Makedonyalı muhariplerin katılmasıyla kurulmuştur. Ana Tanrıça’ya izafeten “Ana Tanrıça Kenti” anlamındaki Metropolis adı verilmiştir.

Hellenistik dönemde altın çağını yaşamış, Roma döneminde İmparator Augustus onuruna sunaklar dikilmiş, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. 7-8 yıldır sürdürülen kazılarla kentin kuruluş tarihçesine ilişkin önemli bulgular elde edilmiş, Bizans ve helenistik yapı kalıntılarının altında Geometrik ve Arkaik Çağ’a ait malzeme ile birlikte, M.Ö. 3000’e, yani Erken Bronz Çağı’na kadar inen, tarih öncesine ait seramik kap parçaları, taş baltalar ve obsidyen parçaları bulunmuştur.

Kale surları, halen ayaktadır. Akropolde Ares Tapınağı, yamaçlarda stoa ve tiyatro gibi anıtsal kamu yapıları vardır. Tiyatrosunun sahne binası, orkestra döşemesi ve oturma sıralarının bazı bölümleri ile soylu koltukları ve sunaklar, yapılan kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Stoa da kazılarla ortaya çıkarılmış ve M.Ö. 3. Yüzyıl’ın ilk yarısında ve hayırseverlerin yardımlarıyla inşa edildiği anlaşılmıştır. Akropol’deki surlar yaklaşık 16.000 metrekarelik alanı çevirmekte ve Helenistik mimarinin en başarılı örneği olarak kabul edilmektedir. Tarım, hayvancılık ve mermerciliğin yanısıra, ortaya çıkarılan cam atölyesi ile burada üretilen cam eşya parçaları, sanayiinin de geliştiğini gösteriyor.

Metropolis’in çevresi de Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait antik yapılarla doludur. Buraları; Araplıtepe, Tepeköy, Sinektepe ve Aslanlar höyükleridir. Kazılarda da bu dönemlere ait çok sayıda seramik, küpe, sikke, bronz eser, cam, toprak ve seramik eşya bulunmuştur. Kente adını veren Ana Tanrıça’ya ait kült mağarası üzerine yapılan araştırmalar ve Metropolis’teki kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Mağarada elde edilen buluntular ve fal listeleri, Ana Tanrıça mağarasının bilicilikte kullanıldığını ortaya koymaktadır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın